· 12 dk okuma

Mutlaka İzlenmesi Gereken 20 Anime!

Mutlaka İzlenmesi Gereken 20 Anime!

Gerçek dünyada bir şeyleri yaşamaktansa onları beyazperdede deneyimlemek her zaman daha kolaydır. Gerçeklikte bir şeyleri yaşamaktan korkanların ama aynı zamanda bu yaşanacak olguların yaratacağı hisleri deneyimleme arzusu taşıyanların her daim bir görünmez noktasıdır beyazperde ve perdeye yansıtılan büyüler. Bu büyüler içerisinde hele ki karanlığında getirmiş olduğu evlatlarını saklama kudreti, izleyici koltuğunda oturan kaçak öznenin bir nimetidir. Bu özne karanlığın içerisinde hapsolduğu derecede özgür de bırakılmıştır. Üzerinde herhangi bir gözün olmadığını ve olamayacağını bilen bu özne içerisinde kopan fırtınaların izdüşümü duygusal göstergelerini karanlığın içerisinde kendine herhangi bir kısıt koymadan gösterebilir. Tüm bu duyguların açığa çıkmasıyla ve kendi gerçekliğinin unutulmasıyla izleyici bir anda perdenin içerisinden geçerek kudret ile yaratılmış olan yeni evrenin içerisinde bambaşka biri olarak uyanır. Anlaşılması zor Matrix’in her defasında tekrarlandığı sinema salonu, herhangi bir renkte hap teklif etmeden izleyiciyi bir anda kendi gerçekçiliği içerisinden kaçırıp onu başka bir evrende uyandırır. Bu yüzdendir belki de izleyici filmin bitimiyle kendini çok yorgun hisseder, kalbi çarpar, gözleri ağrır. Çünkü Matrix’te sözü edildiği gibi Neo’nun bacakları uyandığı anda ağrımaya başlar çünkü onları gerçek anlamda daha önce hiç kullanmamıştır. İzleyici de kendi gerçekçiliğide kullanmadığı duyguları ve olguları beyazperdenin içerisinde kullanınca bu deneyim onda başka bir etki de yaratır.

İzleyici beyazperde içerisinde yaşadığı bu deneyim ile daha sonra döndüğü kendi gerçekçiliğini bir noktada paralel olmaya zorlar ve bu paralellik içerisinde çoğu zaman hayat monoton gelir, aşk hiçbir zaman en saf hal ile insanın karşısına çıkmaz ya da bazen kendi sakin hayatı insanın gözüne güzel görünür. Tüm bu paralellikler ve sonuçları sinema içerisindeki kurgunun izleyicideki tesiridir. Ancak sinemada bir kısım vardır ki bütün bilinmezlikleri ve muhteşemlikleri içinde barındırır: animeler! Anime dünyası içerisinde hiçbir sınırın var olmaması ve yaratıcıların hayal gücünü yeniden yaratıyor olmaları izleyiciyi anime izlerken başak bir evrene götürmekten ötesini gerçekleştirir. Farklı bir dünyaya götürmez izleyiciyi anime ancak bu gerçekçiliğe ve bu dünyaya çok farklı bakamayı gösterir ve böylelikle belki de balık vermez izleyicisine sadece balık tutmayı gösterir. Belki de bu yüzden anime sevenler ve sevmeyenler diye ayrılır dünya insanları. Eğer siz de benim gibi animeyi sevmek için bir bahane aramadan sadece seviyorsanız ve aynı zamanda animenin getirdiği bu dünyayı alt üst edelim tanımlı hayal gücüne bağımlıysanız Miyazaki listesine paralellikte ilerleyen mutlaka izlemeniz gereken bu 20 anime filmine bir göz atmalısınız!

Mutlaka İzlenmesi Gereken 20 Anime!

Hadashi no Gen – Barefoot Gen (1983)

bare-foot-gen-filmloverss

Savaş karşıtı bir duruşu ile belgesel niteliğine sahip olan bu anime film Barefoot Gen Mori Masaki tarafından yönetilmiş ve Keiji Nakazawa imzalı manganın uyarlaması olarak beyazperdeye taşınmıştır. Film bir çocuğun gözünden Japon halkının durumunu resmeder ancak bu tablo içerisinde büyük bir kırılmayı da gösterir. Anime Japonya’ya atılmış olan atom bombasından hemen öncesini ve hemen sonrasını da anlattığı için savaşın insanlar üzerindeki etkisini çarpıcı bir dille izleyiciye gösterir. Özellikle bir çocuğun gözünden anlatılan bu kıyım bütün gerçekçiliği, korkutuculuğu ve belirsizliği ile beyazperdeye taşınmıştır, bir yok oluşun ağıtı olmuştur.

Tenkû no shiro Rapyuta – Castle in the Sky (1986)

castle-in-the-sky-filmloverss

Hayao Miyazaki’nin 1986 yılında yazıp yönettiği filmde Sheeta genç bir kızdır ve elinde büyük değerli bir şey taşımaktadır ancak bunun değerini bilmemektedir. Sheeta’nın elinde mavi bir taş bulunmaktadır. Bir gün Sheeta devletin güçleri tarafından kaçırılır ve bu kaçırılmasının sebebi elinde bulundurduğu mavi taştır. Uçan bir gemide hapsedilen ve bilinmeyen bir yere götürülen Sheeta yolculuk içerisinde büyük bir sekteye uğrar. Sheeta bu kaçırılmanın ve saldırının içerisinde gemiden düşer ancak elindeki mavi taş sayesinde havada süzülerek hayatı kurtulur. Bundan sonra genç kızı tahmin edemeyeceği ve sınırlarını düşünemeyeceği bir macera bekler.

Hotaru no haka – Grave of the Fireflies (1988)

grave-of-the-fireflies-filmloverss

Isao Takahata’nın yazıp yönettiği 1988 yapımı anime izleyiciyi çocuksu bir dünyaya ama bir o kadar da yetişkinlerin dünyasına ve bu dünyanın acıları içerisine alan bir film. Akiyuki Nosaka’nın yazdığı İkinci Dünya Savaşı’nda ölmüş olan kız kardeşine bir özür mektubu niteliği taşıyan otobiyografik romandan uyarlamadır Grave of the Fireflies. Sinema tarihine en içe dokunan anime olarak geçen film, savaş karşıtı çoğu kurgusal veya gerçek olaya dayanan filmi geçerek en içten ve güçlü filmler arasında yerini alır. Ateş böceklerinin dansı ve parıltısı içerisindeki insanın hüznünü harmanlayan film animenin yarattığı dünyada tarifsiz bir yolculuğu içerisinde taşır.

Tonari no Totoro – My Neighbor Totoro (1988)

my-neighbor-totoro-filmloverss

Hayao Miyazaki tarafından yazılmış ve yönetilmiş olan film anime dünyasındaki en bilinen karakterlerden birinin doğuşudur. Orman ruhlarından biri olan Totoro’nun izleyici karşısına çıktığı film My Neighbor Totoro sayesinde anime dünyası unutulmayacak karakterlerden birine sahip olmuştur. Filmin ana karakterleri arasında iki kız kardeş yer alır; Mei ve Satsuki. Bu iki kız kardeş hastanede olan annelerine daha yakın olmak için yeni bir yere taşınmışlardır. Bu yeni yerde bir gün Mei Totoro ile tanışır ve bu tanışma sayesinde orman ruhlarının içerisine dalar iki kız kardeş. Hastalık gibi bir gerçekçiliğin yanında orman ruhlarının büyüsü filmi kültleştirmiştir.

Omohide poro poro – Only Yesterday (1991)

only-yesterday-filmloverss

Isao Takahata tarafından yönetilmiş olan film Only Yesterday bir yolculuk ve büyüme filmi özelliğini bir yetişkin gözü ve deneyimi ile birleştirerek anime dünyasındaki en önemli yapıtlardan biri haline gelmiştir. Only Yesterday’in ana karakteri 27 yaşındaki Taeko’dur. Taeko Tokyo’da yaşayan ve artık şehrin kaotik havasından ve insanın ruhunu sömüren yaşantısından bıkmıştır. Doğa ile bütünleşmesi gerektiğini düşünerek bir yolculuğa çıkar ancak bu yolculuk onun için sadece fiziksel olmaktan ayrışır ve ruhsal bir yolculuğu da beraberinde getirir. Taeko yolunda ilerledikçe hayatını gözünün önünden geçirmeye başlar ve yolculuk onun için yeni bir yol haline gelir.

Kôkaku Kidôtai – Ghost in the Shell (1995)

ghost-in-the-shell-filmloverss

Mamoru Oshii tarafından hayat verilen bu anime filmi Ghost in the Shell bir bakıma Blade Runner’ı andıran korkutucu bir distopya filmidir. Ancak animenin getirmiş olduğu sınırsız bir dünya yaratma ve gücüyle beraber film Blade Runner’ın da ulaşamadığı bir noktaya ulaşamayı başarmıştır. Filmde artık insanların organik yapıları başkalaşmaya başlamıştır. İnsanlar artık tamamen organik bir canlı olmaktan çıkmış ve teknoloji ve makine ile birleşmeye başlamışlardır. Kuklacı ismi verilen bir hacker insanların zihinlerine girerek anıyı ve hafızayı çalmaya başlar. Devlet bu tehlikeyi önlemek, hafızaya sahip çıkmak ve hacker’ı yok etmek için bir örgüt kurar.

Mimi wo sumaseba – Whisper of the Heart (1995)

whisper-of-the-heart-filmloverss

Yoshifumi Kondo’nun ilk ve son filmi tanımını taşıyan film Whisper of the Heart senaryosu Hayao Miyazaki tarafından yaratılmış bir gizemin aydınlaması ve bu gizem ile beraber gelen muazzam bir bağın kalplere yerleşmesini konu alan bir filmdir. Filmin ana karakteri olan Shizuku okumayı çok seven genç bir kızdır. Yaz planı olarak kendini kütüphaneye kapatmaya karar veren genç kız, eline aldığı her kitapta aynı ismi görmeye başlar. Zaman ilerledikçe bu isme karşı merakı artan genç kız bir kedinin yardımıyla bu keman yapan çocuğu bulur. Her ikisinin de hayalleri biribirinden farklı olsa da birbirlerinde gördükleri ışık kalplerini ve hayallerini birbirlerine bağlar.

Mononoke-hime – Princess Mononoke (1997)

princess-mononoke-filmloverss

Hayao Miyazaki tarafından yazılmış ve yönetilmiş olan anime filmi bir insan ve doğa savaşının destansı göstergesidir. İnsan kendi egemenliğinde doğaya hükmetme gücünü kendinde gördüğü için doğanın kaynaklarını da kendi malı olarak gördüğü için hızla ve acımasızca tüketmektedir. Bunun karşılığı olarak da doğanın güçleri insan ile bir mücadele içerisine girmiştir. Aşitaka köyüne saldıran şeytan ruh ile savaşmış ve bu savaş sonrası lanetin kaynağını öğrenmek için bir yolculuğa çıkmıştır. Bu yolculukta demirden korkunç silahlar yapan ve doğa ile savaşan bir köyde kendini bulur ve bu köy ile doğa arasındaki savaşta kalarak kendine bir yol çizmeye çabalar.

Pafekuto buru – Perfect Blue (1997)

perfect-blue-filmloverss

Satoshi Kon imzalı anime Perfect Blue Yoshikazu Takeuchi imzalı mangadan uyarlanan yönetmenin ilk filmi olma özelliğini de gösteren gerilim yüklü bir animedir. Animenin ana karakteri olan Mima Kirigoe ünlü bir şarkıcıdır ancak kariyerinden mutlu değildir. Şarkıcılığı bırakarak oyuncu olmaya karar verir. Ancak bu kariyer planında yaptığı değişiklik bazı hayranlarını hayal kırıklığına uğratır. Oynadığı ilk filmdeki rolü ve dergilere verdiği pozlara toplumsal normlara bağlı kalan bazı hayranları büyük tepki verir. Bu hayranlardan biri de Mima Kirigoe’nin peşine düşünce, tacizlerle beraber kadının hayatı bir kabusa döner ve gerilim dolu bir anime izleyici ile buluşur.

Jin-Rô – Jin-Roh: The Wolf Brigade (1999)

jin-roh-the-wolf-brigade-filmloverss

Hiroyuki Okiura tarafından yönetilmiş olan film Mamoru Oshii’nin Kerberos ismini taşıyan mangadan yola çıkarak beyazperdeye aktarılmıştır. Film bir çeşit kırmızı başlıklı kız hikayesidir ve bu masalın bambaşka bir evrene uyarlanarak ortaya çıkarılmış bir halidir. Film alternatif bir evrende geçer ve Japonya’nın düzeni içerisinde kendini bulur. Japonya’da Kerberos isimli özel bir polis ekibi vardır ve bu ekip özellikle Sect ismini taşıyan bir terörist grup ile savaş içerisindedir. Kerberos ağır silahlar ve ağır yöntemler ile düzeni sağlamaya çabalarken Sect içinde kırmızı başlıklı bomba kuryeleri çatışmanın merkezindedir. Bir gün bu çatışma kurt ve kırmızı başlıklı kızın yakınlaşmasına olanak sağlar.

Vampire Hunter D: Bloodlust (2000)

vampire-hunter-d-bloodlust-filmloverss

Yoshiaki Kawajiri tarafından yazılmış ve yönetilmiş olan film bir vampir avcısının gözünden karanlık evrenin macerasını anlatır. Vampirlerin ve iblislerin dünya üzerinde insanlara karşı bir savaş verdiği zamanda D isimli bir vampir avcısı kendine bir yer bulmaya çabalar. D’nin babası vampir annesi insandır ancak D her iki topluma da kabul edilmemiştir. Bu yersiz ve yurtsuz durumunda bir gün bir adam kızının bir vampirin elinden kurtarılması için D’yi işe alır. Ancak kızın abisinin de işe aldığı kurtarıcılar vardır. Bu karmaşa içerisinde artık D hem kıza ulaşmaya hem kız vampir olmadan kıza zamanında ulaşmaya hem de diğer işe alınanlara karşı bir savaş vermeye başlar.

Metoroporisu – Metropolis (2001)

metropolis-filmloverss-1

Fritz Lang’in 1927 yılı yapımlı Metropolis filminden esinlenerek yaratılmış olan anime filmi Rintaro mahlaslı Shigeyuki Hayashi’nin yönettiği unutulmaz filmlerdendir. Film bilimkurgu ile beraber animenin gücünü birleştirmiş ve ortaya hiçbir sınırı olmayan bir varlık düzeneğinde izleyiciye unutulmaz bir deneyim kaynağı yaratmıştır. Gelecekte Metropolis kentinde geçen hikayede Duke Red tarafından yaratılmış bir kulenin ve onun güç arzusunun ekseninde geçen hikayede birçok karakterin duygularının, durumlarının ve isteklerinin harmanlanması izleyici karşısına çıkar. Film aynı zamanda Osamu Tezuka tarafından yazılmış manganın da beyazperdeye uyarlanmış bir halidir.

Sen to Chihiro no kamikakushi – Spirited Away (2001)

Spirit Away

Hayao Miyazaki’nin Akademi Ödülü kazanmış olan animesi Spirited Away aynı zamanda ilk Akademi Ödülü kazanmış anime olma özelliğini de taşımaktadır ve anime severler için her zaman yeri başkadır. Spirited Away’in ana karakteri on yaşındaki Chihiro’dur. Chihiro ailesiyle beraber yeni bir kasabaya taşınmıştır ve bu kasabada kimsesiz bir bina vardır. Ailesinin zoruyla bu binaya giren Chihiro daha sonra anlar ki burası akşamları değişen ve ruhların dinlenme, arınma yeri olan bir binadır. Bu binadan kaçmaya çabalayan ve domuza dönüşmüş ailesini kurtarmaya çabalayan Chihiro Haku isimli bir ruhun yardımıyla kaçma planı içinde büyük bir maceranın içine girer.

Tokyo Goddofazazu – Tokyo Godfathers (2003)

tokyo-godfathers-filmloverss-1

Satoshi Kon imzalı anime film Tokyo Godfathers anime dünyası içerisinde duygusallığın ve maceranın birbirine girerek farklı bir atmosfer yarattığı sayılı örneklerden biridir. Filmin üç ana karakteri vardır. Bu üç ana karakter sokaklarda yaşayan evsiz üç kaderin bir araya getirdiği kişilerdir: evden kaçmış olan lise öğrencisi Miyuki, trans birey Hana ve alkolik Gin. Bu üç evsiz hayatlarını bir şekilde devam ettirmeye çabalarken Noel günü çöplerin içerisinden bir şeyler bulma umuduyla bir arayışa girerler. Ancak buldukları bir bebek olur. Hana bebeğin en azından bir gece onlarla kalması için arkadaşlarını ikna eder. Ertesi gün bebeğin ailesini arama büyük bir maceraya dönüşür.

Hauru no ugoku shiro – Howl’s Moving Castle (2004)

howl-s-moving-castle-filmloverss

Howl’s Moving Castle büyülü bir masalın ve zamansız bir maceranın görsel şölenidir. Hayao Miyazaki’nin 2004 yapımı filminde hareket eden bir şato ve bu şatoyu hareket ettiren bir alev vardır. Bu alevin sönmemesi gerekir çünkü hem şatonun hem de şatonun sahibi Howl’ın hayatı buna bağlıdır. Aynı zamanda Sophie genç bir kızken kötü bir cadının büyüsü yüzünden yaşlı bir kadına dönüşür. Bu büyüyü bozması için birini ararken bir korkuluk ile karşılaşır. Bu korkuluk ile yolculuğa devam eden Sophie yürüyen şato ile karşılaşır. Şatoda Sophie temizlikçi olarak işe başlar ve yavaş yavaş hem şatoyu tanımaya başlar hem de şatonun cini ile sahibi Howl arasındaki sır ile yüzleşir.

Byôsoku 5 senchimêtoru – 5 Centimeters Per Second (2007)

5-centimetres-per-second-filmloverss

Makoto Shinkai tarafından yönetilmiş film bir hayat hikayesinin belirli zamanlara değinen gerçekçi bir şekilde tesadüflerin ve duyguların anlatıldığı yapımdır. Film üç kısımdan oluşmaktadır bunlar; The Chosen Cherry Blossoms, Cosmonaut ve 5 Centimeters per Second’dır. Bu üç kısım üç farklı kişinin bakış açısıyla anlatılır. İlk kısmın gözü Takaki’dir. Takaki hep taşınmış ama en yakın arkadaşı Akari’yi unutmamıştır. İkinci kısım Takaki’ye aşık olan Sumita’nın gözüdür üçüncü kısım da Akari tarafındandır. Bu üç kısım ile üç kişinin duyguları anlatılmaya çalışılırken aynı zamanda büyümenin ve değişmenin içerisindeki değişmeyen duygular izleyiciye aktarılır.

Karafuru – Colourful (2010)

colorful-filmloverss

Eto Mori tarafından yazılmış aynı isimli romandan beyazperdeye taşınan filmin yönetmen koltuğunda Keiichi Hara bulunuyor. Colourful tüm düzen içerisinde birçok konuyu kendi içerisinde harmanlayan bir gökkuşağı renklerinin birlikteliği olarak izleyici karşısına çıkıyor. Filmde bilinmez ama büyük bir suç işlemiş olan bir ruh tekrar dünyaya dönme şansı yaşıyor. Çünkü ruhunun iyi tarafı olduğunu gösterebilirse yeniden doğma şansı verileceği söyleniyor. Bu günahkar ruh, ruhunun iyi kısmını kanıtlamak ve işlediği suçu telafi etmek adına dünyaya intihar etmiş bir orta okul öğrencisinin bedenine gönderiliyor. Böylelikle ergenlik, iyilik, aile, arkadaşlık, ilişki hepsi bir filmde yer alıyor.

Ookami kodomo no Ame to Yuki – Wolf Children (2012)

wolf-children-filmloverss

Mamoru Hosoda imzalı film özellikle karakterlerin oluşturduğu alt yapı ve hikayesinin sürükleyiciliği ile animeler içerisinde öne çıkan yapımlar arasında yerini alıyor. Filmin ana karakteri olan Hana on dokuz yaşındayken masallar içerisinde hissettiren bir aşk yaşamaya başlıyor. Bu aşk masalın büyüsüyle ilerllerken hayatın fantastik gerçeği ile de karşılaşıyor. Hana sevgilisinin bir kurt olduğunu öğreniyor. Bu kurdun neslini devam ettirmesi gerekiyor ve Hana ile iki çocukları oluyor. Hem kurt hem insan olan içi içine sığmayan Yuki ile sessiz ve kendi içine kapanık Ame fantastik bir dünya içerisinde gerçeklik ile karşılaşıp anneleri ile hayatı öğreniyorlar.

Kaguyahime no monogatari – The Tale of the Princess Kaguya (2013)

the-tale-of-the-princess-kaguya-filmloverss

Isao Takahata’nın hikayesini yazdığı ve yönetmenliğini yaptığı film The Tale of the Princess Kaguya özellikle çizimleriyle izleyiciye büyülü bir deneyim yaşatıyor. Görüntülerin yumuşaklığı ve tamamlanmamış bezeli haliyle izleyicinin hayal gücü hiç olmadığı kadar kendini gösteriyor filmde. Filmde bir ormancı bir gün ormanın içerisinde yürürken bir ağacın içinden doğan bir küçük kızı evine getirir. Bu kız gün geçtikçe hızla büyür ve güzelleşir. Evlenmek zorunda olan bu kız hiç kimseyi beğenmez ve onlara zorlu görevler verir. Ancak en zorlu görev kendisini beklemektedir. Ait olduğu ay halkının kızın peşine düşmesi prensesi sevdikleri ve ait oldukları arasında kalmaya zorlar. 

Short Peace (2013)

possessions-filmloverss

Robot Carnival ve Memories ile anime dünyası içerisinde kendinden oldukça söz ettiren yönetmen Katsuhiro Otomo Short Peace ile tekrar kısa hikayelerin birleşmesiyle oluşan deneysel bir anime ile izleyici karşısında yerini alıyor. Aynı zamanda Short Peace isimli filmin içerisinde Otomo’nun yanında yönetmen koltuğunda Hajime Katoki, Shuhei Morita ve Hiroaki Anno eşlik ediyor. Short Peace dört adet kısa filmden oluşan ancak bir bütünlük ahengi ile kendini ortaya çıkaran bir anime olma özelliği taşıyor. Özellikle kısa filmler arasında yer alan Shuhei Morita imzalı Possessions, Japon mitleriyle beraber izleyiciyi büyülü bir diyara çağırıyor. Filmdeki diğer kısalar ise şunlar: A Farewell to Arms, Combustable ve Gambo.

Bonus: Hotarubi no mori e – To the Forest of Firefly Lights (2011)

to-the-forest-of-firefly-lights-filmloverss

Takahiro Ômori tarafından yönetilmiş olan To the Forest of Firefly Lights orta metrajlı bir anime filmi. 45 dakikalık yolculuğu ile izleyicide derin yaralar bırakabilen ancak aynı zamanda bu yaraları da sarabilen bu film bir kız ile bir ruh arasındaki bağı anlatıyor. Hotaru bir gün ormanda kaybolduğunda insan gibi görünen bir ruh tarafından kurtarılır. Bu ruh bir büyü altındadır ve eğer bir insan ona değerse bu ruh yok olacaktır. Hotaru ile arasında büyük bir bağın oluşmaya başlamasıyla hem ruh hem de Hotaru bu aralarındaki bağı somutlaştırmaya başlarlar ve ortaya unutulmayacak bir aşk çıkar. 


Osman Karakülah

Osman Karakülah

290 yazı · Osman çocuğun ölüm ile imtihanı 92 yılının mayıs ayında Antalya'da başladı. Sonuçta doğduğu anda ölümle son bulacak bir geri sayım saatinin düğmesine basılmıştı. Fakat altı yaşında bir gün ablası sevgilisi ile yalnız kalmak için onu tek başına sinema salonunda bırakınca bu çocuğun hayatı değişti. O an ölümden nasıl kaçacağını öğrendi ve sinemaya olan aşkı başladı. O şu an akademik kariyeriyle cebelleşirken ve hala ölümden korkarken ölümsüzlüğü, aşkı ve huzuru sinemada buluyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →