· 6 dk okuma

Mutlaka İzlenmesi Gereken 10 Pedro Almodóvar Filmi!

Mutlaka İzlenmesi Gereken 10 Pedro Almodóvar Filmi!

28 Ekim’de izleyiciyle buluşacak olan; İspanyol sinemasının önemli isimlerinden biri olan Pedro Almodóvar’ın son filmi Julieta; 15. Filmekimi’nin ardından vizyonla buluşacak. Biz de kendine has tarzıyla birbirinden başarılı yapımlara imza atan Almodóvar’ın mutlaka izlenmesi gereken filmlerini sıraladık.

İspanyol sinemasının en çok tanınan yönetmenleri arasında yer alan Pedro Almodóvar, filmlerinde sıklıkla kullandığı melodram ögesini, müziklerle, tasarladığı dekorlarla ve seçtiği güçlü renklerle öyle güzel harmanlar ki, bir tabloya bakar gibi bakakalırız o sahnelere. Aşkın, nefretin, tutkunun bazen kara mizahını bazen ise bir melodramıyla karşılaştığımız Almodóvar sineması kullandığı imgelerle ve renklerle sahneleri bir tablo gibi izleyiciye sunar. Yönetmenin sadece İspanyol sinemasına değil, uluslararası alanda da hafızalara kazınan 10 filmini sıraladık.

Mutlaka İzlenmesi Gereken 10 Pedro Almodóvar Filmi

La ley del deseo – 1987

la-ley-del-deseo-filmloverss

Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ödülüne layık görülen; Pedro Almodóvar imzalı La ley del deseo, saplantılı bir aşk ve tutku hikayesi gibi görünse de Almodóvar bakışıyla farklı bir norm kazanıyor. Erkek arkadaşı Juan tarafından terk edilen Pablo; teselliyi uyuşturucuda aramaya başlar. Zor zamanlar geçiren Pablo’nun kendisine mektuplar yazmış olan bir hayranıyla, Antonio ile görüşmesiyle hayatı farklı bir döneme girecektir. İlişkinin sorumluluğunu almaya hazır olmadığını dile getiren Pablo; Antonio’yu terk eder. Ancak Antonio bu durumu olgunla karşılamaz; aksine bir intikam planı yapmaya başlamıştır bile…

Women on the Verge of a Nervous Breakdown – Mujeres al borde de un ataque de nervios – 1988

women-on-the-verge-of-a-nervous-breakdown-filmloverss

Pedro Almodóvar’ın başyapıtlarından biri olarak kabul edilen Women on the Verge of a Nervous Breakdown; Akademi Ödülleri’nde ‘Yabancı Dilde En İyi Film’ kategorisinde yarışmasıyla Almodóvar’ın dünya çapında tanınmasına neden olmuştur. Televizyon yapımlarında dublaj yapan Pepa Marcos, kısa bir süre önce sevgilisi Ivan tarafından terk edilir ve bunun üzerine bunalımın pençesine düşüverir. Uyku ilaçları alarak yaşayabilen Pepa; umduğu gibi yalnız başına üzüntüsünü yaşayacak fırsatı bulamayacaktır çünkü çevresindeki tüm insanlar sürekli etrafındadırlar. Sürekli olarak bir curcunanın içinde kalan Pepa; sinir krizinin eşiğine ise adım adım yaklaşmaktadır. ‘Ahlaki ikilemler’ ve ‘histerik’ unsurların bolca kendisine yer bulduğu film; kadın erkek ilişkilerine kara mizah yaklaşımını yansıtıyor.

High Heels – Tacones lejanos – 1991

high-heels-filmloverss

Bir televizyon kanalında haber sunucusu olarak karşımıza çıkan Rebeca; çocukluğundan beri görmediği annesi Becky’i karşılamak için Madrid havalimanında endişeli bir bekleyiş içindedir; ünlü bir şarkıcı olan annesi Meksika’dan İspanya’ya geri dönmektedir. Rebeca bu endişeli bekleyiş içindeyken; çocukluk anılarını hatırlamakta ve annesiyle yaşayamadığı her şeyi telafi etmenin hayalini kurmaktadır. Ancak pek düşünüldüğü gibi olmaz her şey; çünkü anne geri döndüğünde kızının eski sevgililerinden biriyle evlenmiştir! Esrarengiz bir cinayetle de süslenen bir hikayeye sahip olan High Heels; klasik bir Almodóvar melodramıdır.

All About My Mother – Todo sobre mi madre – 1999

all-about-my-mother-filmloverss

Akademi Ödüllerinde ve Altın Küre’de Yabancı Dilde En iyi Film ödülünü kazanan; Almodóvar’ın uluslararası alanda beğenilen yapımı All About My Mother, yönetmenin diğer filmlerinde olduğu gibi hem hüzünlü hem de eğlenceli bir film olarak karşımıza çıkıyor. Madrid’de yaşayan Manuela, 17 yaşındaki oğlunun hayatını kaybetmesi üzerine kendisine farklı bir yol çizmektedir. Başarılı bir yazar olmak ve bir gün babasının kim olduğunu öğrenmek isteyen Estaban’ın ölümünün ardından, Manuela Barcelona’ya gitmeye ve oğlunun babasını aramaya koyulur.

Talk to Her – Hable con ella – 2002

talk-to-her-filmloverss

İnsanlar arası iletişimi ve yalnızlık kavramını Almodóvar bakışıyla beyazperdeye yansıtan Talk to Her; dört insanın ekseninde onların geçmişini, bugününü ve geleceğini konu alır. Kavramları ve duyguları baştan tanımlayan ve ‘normal’ kalıbını sorgulayan film; kırdığı normların sonunda başlayan bir dostluk hikayesi sunar. Bir hemşire olan Benigno ile kırklı yaşlarda bir yazar olan Marco; Pina Bausch’un Café Müller adlı izletişinde izleyiciler arasında yer almaktadır. Sahnedeki gösteriden dolayı ağlayan Marco’yu fark eden Benigno; kendisinin de etkilendiğini söylemek ister ama buna cesaret edemez. Aylar sonra bu iki adam Benigno’nun çalıştığı özel bir klinikte karşılaşırlar. Lydia, Marco’nun profesyonel boğa güreşçisi olan kız arkadaşı yaralanmış ve komadadır. Benigno ise klinikte çalışmakta ve komada bir başka genç kadına, bir bale öğrencisi olan Alicia’ya bakmaktadır. Marco, Alicia’nın odasının önünden geçerken Benigno bu sefer onunla konuşmaya başlar.

Bad Education – La Mala Educacion – 2004

bad-education-filmloverss

60’lı yılların başında geçen Bad Education; Ignacio ve Enrique adlı iki çocuğun tutucu bir okulda aşkın gücünü, sinemanın sunduğu olağanüstü dünyayı ve korku dürtüsünü keşfetmelerini konu alıyor. Pedro Almodóvar imzalı film, okulun müdürü ve çocukların edebiyat öğretmeni olan Peder Manola’yı da bu keşfe ortak ederek, aşkın ve sinemanın saflığının korkuyla bütünleştiğini gösterir. Daha sonra 70’li ve 80’li yıllarda da karşımıza çıkacak olan bu karakterler aslında film boyunca, yıllar arasındaki değişimlerini de izleyiciyle buluşturacaktır. Almodóvar’ın ‘daha fazla bekleyemezdim, saplantı olmadan bu filmi çekmeliydim’ dediği Bad Education, dinsel motifleri bir sembol olarak kullanarak, bir tutku ve aşkı anlattığı yönetmenin en başarılı filmlerinden birisi.

Volver, 2006

volver-filmloverss

Güçlü renklerle ve müziklerle beğeni toplayan yönetmen Pedro Almodóvar’ın izleyiciye yer yer eğlenceyi, yer yer ise dramı sunduğu; görselliğiyle beğenilen filmi Volver, ölümü, anne-kız ilişkisini ve komşuluk gibi temaları işler. Cannes Film Festivali’nde altı kadın oyuncusuna da ‘en iyi kadın oyuncu’ ödülünü kazandıran ve aynı zamanda da Cannes’tan ‘en iyi senaryo’ ödülüyle ayrılan Volver; hayatını zor şartlar altında bile bir şekilde kazanabilen Raimunda’nın hayatına odaklanır. Kızı Paula’nın yıllardır babası bildiği Paco’yu bıçaklayarak öldürmesinin bile üstesinden gelen Raimunda ile kuaförlük yapan ve Raimunda’ya göre daha soğuk bir yapıya sahip kardeşi Sole hem annelerinin mezarını ziyaret etmek için hem de teyzelerini görmek için köylerine giderler. Bu ziyaretle birlikte, kocasının cesedini bir buzdolabında saklayan Raimunda için zaten karmaşık olan hikayesi iyice karışır. Çünkü ölen anneleri geri dönmüştür.

Broken Embraces – Los Abrozos Rotos – 2009

broken-embraces-filmloverss

Klasikleşmiş Almodóvar sinemasının çizgisi dışına çıkan bir yapım olarak dikkat çeken Broken Embraces; yine bir Penelope Cruz ve Almodóvar birlikteliğiyle karşımıza çıkar. 14 yıl önce Lanzarote adasında geçirdiği bir trafik kazasında görme yeteneğini ve sevdiği kadın Lena’yı kaybeden bir adamın öyküsünü anlatan film; kazanın ardından kendi adını kullanmayan ve senaryo yazarken takma adı Harry Caine ismiyle hikayeler üretmeye devam eden adamın obsesif aşkını her ne kadar klasik Almodóvar filminden ayrılsa da yine benzer esintilerin hissedildiği renkler, objeler ve çekim teknikleriyle dikkat çeker.

The Skin I Live In – La piel que habito – 2011

the-skin-i-live-in-filmloverss

Fransız polisiye yazarı Thierry Jonquet’in Tarantula adlı 2005 tarihli romanından uyarlanan; Almodóvar’ın yirmi yılın ardından yeniden Antonio Banderas ile bir araya geldiği The Skin I Live In; kızına tecavüz eden bir adamdan intikam almaya çalışan psikolojisi bozuk bir plastik cerrahın saplantılarını ve hücreler üzerine yaptığı araştırmaları sayesinde yeni bir insan derisi yaratmasını konu alıyor. Bir araba kazasında yanan, ölmekten son anda kurtulan eşini yanıklardan oluşan görüntüden kurtarmak için yeni bir deri yaratmak üzerine çalışan Dr. Robert Ledgard; domuz insan kanı karışımıyla elde ettiği bir deri yaratır. Almodóvar romandan ‘Doktor Ledgard’ın intikamının büyüklüğü’ sebebiyle etkilendiğini dile getirirken senaryosunu hazırlarken Fritz Lang sinemasına hakim olan gerilimin yansımalarının olduğunu da söylüyor.

I’m So Excited’ – Los amantes pasajeros – 2013

i-am-so-excited-filmloverss

Uzun bir aranın ardından komedi türünde bir yapımla karşımıza çıkan Almodóvar; tamamı uçakta geçen filmi Los amantes pasajeros, bir grup uçak yolcusunun ölüme yaklaşmalarını kendisine has mizahi yorumuyla ele alır. Meksika’ya gitmekte olan bir uçağın iniş takımları açılmamaktadır kalkış yaptığı noktaya dönmek isteyen uçağın ise bir müddet havada kalarak yakıtını bitirmesi gerekmektedir, bunu yolculardan saklamaya çalışan hostesler büyük bir çaba içerisinde olmasına rağmen, yolcular durumu öğrenir ve hayatlarındaki son saatleri geçirmekte olabileceklerini fark ederler. Ölüm çok yakınlarındadır ve bu gerçek yolcuların çenesine vurur! Yaşamda artık saklayacak hiçbir şeyleri kalmadığından en gizli sırlarını, sakladıkları yönlerini birbirlerine tek tek anlatmaya başlarlar…

Julieta

julieta-filmloverss

Fırtınalı bir hayat süren Juliet’in etrafında dönen hikâyede 1985’ten 2015’e kadar geçen 30 yıllık bu süreçte karakterin izlerine tanık olacağız. Her zamanki gibi filmlerine dair bilgi alamadığımız yönetmenin, Julieta’nın başına gelen tüm talihsizliklerin “sessizlik”ten (silencio) geldiğini ifade etmesi filmin adının başlangıçta Silencio olarak belirtilmesini anlamlı kılıyor. İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar’ın son filmi Julieta, 15. Filmekimi’nin ardından 28 Ekim’de izleyiciyle buluşacak. Filmi sinemalarda izlemeden önce merakınızı daha da arttırmak için fragmanına aşağıdan ulaşabilirsiniz.


Elif Barış

Elif Barış

586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →