Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Godard Filmi!
Fransız Yeni Dalga’nın öncü ve üretken yönetmenlerinden biri olan Jean-Luc Godard, sinema tarihine pek çok önemli yapım bırakmış, klasik sinemanın kaidelerini yıkarak modern sinemanın temellerini atmıştır. Bz de hâlâ capcanlı bir şekilde tazeliğini koruyan filmlere imza atan usta yönetmenin filmografisinden sizler için mutlaka izlemeniz gereken filmleri listeledik.
Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Godard Filmi!
1- À bout de Souffle (1960)

Usta yönetmenin 1960 yılında çektiği ilk uzun metraj filmi À bout de Souffle (Serseri Aşıklar) klasik sinemanın gerektirdiği kuralların dışına çıkarak modern sinemanın öncü filmlerinden biri olarak bilinmektedir. Seyircinin karşısına aşina olmadığı bir hikâye anlatıcılığıyla çıkan ve Fransız Yeni Dalga’nın önemli filmlerinden olan À bout de Souffle yedinci sanata getirdiği yeniliklerle günümüz sinemasının temellerini atmıştır. Bir suç filmiymiş gibi başlayan hikâyesini ve odağını iki ana karakterin arasında ilişkiye çeviren film başrol oyuncuları Jean-Paul Belmondo ve Jean Seberg’in de kariyerini zirveye taşımış, ikiliyi Fransız Yeni Dalga hareketinin önemli oyuncuları arasına sokmuştur.
2- Une Femme est Une Femme (1961)

Yönetmenin ikinci uzun metrajı olan 1961 yapımı filmi Une Femme est Une Femme (Kadın Kadındır) aynı zamanda Godard’ın filmografisindeki ilk renkli filmi olarak da yer almaktadır. Godard’ın ince mizahı ile şekillenen bu romantik müzikalin oyuncu kadrosunda Jean-Paul Belmondo, Anna Karina, Jean-Claude Brialy ve Henri Attal yer alır. Godard’ın göndermelerle dolu ve en eğlenceli filmlerinden biri olan Une Femme est Une Femme, sevgilisinden bir çocuğu olsun isteyen dansçı Angela’nın sevgilisinin arkadaşı Alfred ile yakınlaşmasını konu alıyor.
3- Vivre sa Vie (1962)

Yönetmenin 1962 yapımı filmi Vivre sa Vie: Film en Douze Tableaux (Hayatını Yaşamak: On İki Tablodan Oluşan Bir Film) Parisli genç bir kadın olan Nana’nın yaşamından oluşturulan 12 bölümlük kesitler halinde ilerler. Filmde Nana’ya başarılı oyuncu Anna Karina hayat verir. Hem Karina’nın oyunculuğu hem de alt metninde yer verdiği sembolik anlatımlarıyla kült bir film olan Vivre sa Vie, Godard’ın en dikkat çekici yapımlarından biri olarak filmografisinde yer edinmiştir.
4- Le Mépris (1963)

İtalyan yazar ve şair Alberto Moravia’nın 1954 yılında yayımlanan romanı Il Disprezzo’dan 1963 yılında Godard tarafından beyazperdeye uyarlanan Le Mépris (Nefret) yönetmenin tartışmasız en iyi filmlerinden biri olarak anılır. Filmde Alman sinemasının usta filmi Fritz Lang bir anda hayatı alt üst olan yönetmen Paul’u canlandırırken, başarılı oyuncu Brigitte Bardot da Lang’in eşi Camille’i oynar. Film, karısını çok seven Paul’un Odysseia destanını uyarlaması gereken senaryo sürecinde karısıyla olan mutluluğunun bozulmasını ve allak bullak olan hayatını işler. Le Mépris, Godard’ın yedinci sanata yeniden yenilikler sunduğu unutulmaz filmlerinden biridir.
5- Alphaville (1965)

Oyuncu kadrosunda Eddie Constantine, Anna Karina, Howard Vernon ve Akim Tamiroff gibi isimlerin yer aldığı 1965 yapımı filmi Alphaville: Une étrange Aventure de Lemmy Caution (Alphaville: Lemmy Caution’un Garip Serüveni) distopik bir bilimkurgu ile kara film türünü harmanlayan Godard’ın sanat özellikle “kelimelerin sanatı” üzerine bir deneme niteliği taşıyan en önemli filmlerinden biridir. Duyguların tamamen yasaklandığı bambaşka bir gezegende konumlanan bir toplumu konu alan Alphaville‘in en dikkat çekici odağı da yasaklanan bu kelimelerin toplumun kutsal kitabı sayılan sözlüklerden de kaldırılmasıdır.
6- Pierrot le Fou (1965)

Godard’ın gözde oyuncuları Jean-Paul Belmondo ve Anna Karina’nın başrollerini paylaştığı 1965 yapımı romantik dramı Pierrot le Fou (Çılgın Pierrot) Amerikalı yazar Lionel White’ın Obsession adlı romanından esinlenilerek yazılmıştır. Godard’ın en şiirsel filmlerinden biri olarak bilinen Pierrot le Fou, aynı zamanda yönetmenin ilk filmi À bout de Souffle ile pek çok açıdan benzerlikler de taşır. Film, Paris’ten Fransa’nın güneyine doğru kaçan bir çiftin dramatik öyküsünü konu alır.
7- Masculin Feminin (1966)

Godard’ın açık bir şekilde politik tartışmalar ve önermeler içeren ilk filmi olan Masculin Feminin (Erkek Dişi) Guy de Maupassant’nın iki ayrı öyküsünden esinlenilen senaryosu ve kadın erkek ilişkisi bağlamında politik mesajlar taşıyan 1966 yapımı filmdir. Oyuncu kadrosunda Jean-Pierre Léaud, Chantal Goya, Marlène Jobert’in yer aldığı film askerlik görevini bitiren Paul ve çevresindeki insanlarla olan iletişimi vasıtasıyla Fransa’nın genç kültürüne ışık tutar. Film hakkında yazılmış detaylı incelemeyi buradan okuyabilirsiniz.
8- Numero Deux (1975)

Yönetmenin senaryosunu Anne-Marie Miéville ile birlikte kaleme aldığı 1975 yapımı filmi Numero Deux (İki Numara) genç ve sıradan bir aileyi konu alan deneysel filmidir. Ailenin güçlü ilişkilerini inceleyen Numero Deux, iki bölümden oluşmaktadır. Ayırt edici bir stile sahip olan film Godard filmografisinin mutlaka görülmesi gereken filmlerinden biri.
9- Prénom Carmen (1983)

Godard’ın senaryosunu Anne-Marie Miéville’in yazdığı filmi Prénom Carmen, Fransız Yeni Dalgasıyla politik filmlerini arasındaki boşluğu doldurarak yönetmenin 60’larda çektiği filmlerini sonrasındaki daha politik ve radikal filmlerine bağlar. Terörist bir grubun üyesi olan Carmen’in bir polise âşık olmasını konu alan filmin başrollerini Maruschka Detmers ve Jacques Bonnaffé paylaşıyor.
10- Adieu au Langage (2014)

Godard’ın ilk üç boyutlu filmi olan Adieu au Langage, yasak ilişki yaşayan bir çifti konu alır. Yönetmenin daha önce de Alphaville’de ele aldığı gibi dilin önemini ve insan ilişkilerini alt metni ile seyirciye aktarır. Adieu au Langage; sanat, edebiyat, toplumsal ve politik meseleler temalı diyaloglarıyla Godard filmografisinin en ilgi çekici filmlerinden biri olarak parlamaktadır.
Melike Ölker
219 yazı · 1993 İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı’nda ise lisans öğrencisi.
Yazarın diğer yazılarını gör →