· 1 dk okuma

Muazzam Bir Video: Hans Zimmer Müzikleri ve Zaman

Muazzam Bir Video: Hans Zimmer Müzikleri ve Zaman

Bir müzisyen ki, sinemada duayen yönetmen ve oyuncular kadar tanınıyor ve adını duyanlara kaliteyi çağrıştırıyor. Hans Zimmer‘in dahiyane müziğinin zamanla ilişkisine götüren muazzam bir video!

Yaklaşık son 40 yıldır 150’den fazla filmin müziğine damgasına vuran Hans Zimmer, The Lion King için yaptığı müzikler ile Oscar ödülünü kucakladıktan sonra hiç hız kesmedi. Pirates of the Caribbean, Gladiator, Inception, Interstellar gibi sinema dünyasının adı geçtiğinde müzikleri de kulaklarda çalınan yapımları; Hans Zimmer’ın özgünlük ve yaratıcılığının kanıtları olarak var olmaya devam ediyor. Aralarında Christopher Nolan, Ron Howard, Ridley Scott gibi isimlerin olduğu birçok yönetmenin daimi seçimi olan Hans Zimmer; yaptığı her işte sadece dehasını değil, tecrübesini de konuşturuyor.

interstellar-filmloverss

Müziklerini entegre ettiği yapımın ruhunu, karakterlerini, sinematografisini desteklemeyi çok iyi bilen Zimmer’ın kusursuz yaptığı bir diğer şey ise, zamanın akışına ve derinliğine ayak uydurmak ve yaratılmak istenen zaman algısını desteklemek. Özellikle Christopher Nolan filmlerinde bu konuda yönetmen ile müthiş bir işbirliğine imza atmış olan Zimmer, tekno müzik ile klasik müzik ögelerini başarıyla harmanlayarak, melodisini filmdeki zaman hızına ve algısına uydurmayı başarmıştır. Bunu da, tıpkı yönetmenin kamerasıyla yaptığı gibi, müziklerinin zamanıyla oynayarak yapmıştır.

Hans Zimmer Müziklerinin Zaman ile İlişkisi!

Dan Golding; Superman, Man of Steel, Interstellar, Memento ve The Dark Knight Rises gibi yapımlardan aldığı sahnelerle,  Zimmer’ın sinemadaki bu benzersiz yerini ve müziklerinin zamanla oynadığı dahiyane oyunu biraz da karşılaştırmalı olarak gözler önüne seren muazzam bir video hazırlamış. İşte karşınızda!

 


Zeynep Şentürk

Zeynep Şentürk

179 yazı · 1987 yılında, en sevdiği mevsim olan sonbaharda doğdu. Üç kardeşin en büyüğü. Sokakta oynadı, deli gibi çizgifilm izledi, ilk olarak annesinin hediye ettiği masal kitaplarıyla okuma tutkusu başladı. Hayal kurar, resim yapar, psikolojiden anlar, modayı takip eder, Paulo Coelho ne yazsa okur, Jane Austen’ı takdir eder, sevdiği şiirleri ezberler. Yüksekte başı döner, derinlikten ürker, izlediği her korku filmi rüyasına girer. Boğaziçi Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık mezunu, bol kahve tüketen bir beyaz yakalı olarak hayatına devam eder. Kitaplardan biraz başını kaldırınca devreye girer filmler. Önce uyarlamaların peşinden gider, sonra tavsiyelerden beslenir, en sonunda kıyıda köşede kalmışları ararken bulur kendini. Baktı yetmedi, bir de üretmek ister. “Belki bir gün kendi kısa filmimi çekerim.” diye geçirir içinden.

Yazarın diğer yazılarını gör →