Moral Düzelten 9 Film
Ben bu tarz listeleri okumayı seviyorum, bir tane de ben yazayım dedim. İşte can sıkıntısında açıp izlenebilecek, eğlenceli, keyif getiren, moral düzelten, şeker gibi dokuz film.
Away We Go
Bu bal gibi, şeker gibi yol filmi; çocuk bekleyen ve evli olmayan bir çiftin, çocukları için kuracakları aile ortamını arama amacıyla çıktıkları yolculuğu anlatıyor.
Neden izlenmeli: Başroldeki Maya Rudolph ve John Krasinski arasındaki uyum şaşırtıcı derecede iyi. Yan karakterler çok başarılı. Sinema tarihine hediye niteliğindeki senaryo ise edebiyat dünyasının krallarından Dave Eggers imzalı. Film boyunca Alexi Murdoch’un kadife sesini dinleme imkanınız var.
Başka güzellikleri: Maggie Gyllenhaal. Başrol çiftimizin birbirlerine duydukları hayranlık uyandıran saygıları. Maggie Gyllenhaal. Velvet Underground şarkısı “Oh! Sweet Nuthin” i pole dance müziği olarak izlemek. Maggie Gyllenhaal. Maya Rudolph’u bu filmle sevebilme ihtimali. Ve Maggie Gyllenhaal.
Good Bye Lenin
Berlin Duvarı yıkıldığında komada olan ve uyandığında hiçbir şeyden haberi olmayan, sosyalizm yanlısı bir anne ve annenin şok yaşamaması için Doğu Almanya yıkılmamışçasına bir hayal dünyası kuran, kendi sorumluklarının farkına varan oğlu.
Neden izlenmeli: Çok tadında bir komedi, hatta bazen kara mizah kullanıyor bu film. 80-90’lar Almanyası ve Berlin Duvarı hakkında meraklanmak için birebir. Ayrıca filmin müzikleri Amelie filminin müziklerini de yapan Yann Tiersen elinden çıkmış.
Başka güzellikleri: Berlin Duvarı fiziken, Doğu Almanya manen yıkıldıktan sonra bulunduğu yerden sökülerek helikopterle taşınan Lenin heykeli. Annesinin canı çektiği için artık üretilmeyen DDR üretimi turşu kavanozunu bir yerlerden bulup içine yeni üretim turşu dolduran Alex. İki gün geç kalındığı için tedavülden kalkan paraların havaya saçıldığı sahne.
Easy A
Bu film nasıl anlatılır bilmiyorum. Emma Stone zaten yetiyor, öyle diyeyim. Film bizim lafımızla kız filmi: zeki, eğlenceli, güzel ancak popüler olmayan Olive’in kendini gündemde bulması, bir yandan süren dedikoduları göze alarak etrafına yardım etmeye çalışması. İnce esprilerle bezenmiş iyi bir senaryo.
Neden izlenmeli: Can sıkıntısını gidermek için.
Başka güzellikleri: Olive’in mükemmel ailesi. Siyahi evlat edinilmiş oğluna “sen aslen nerelisin?” diye soran baba.
Yes Man
Jim Carrey’in iyi filmlerinden Yes Man, adı üzerinde her şeye “evet” demeye karar veren bir adamı anlatıyor ve her Jim Carrey filmi gibi çok güldürüyor.
Neden izlenmeli: Sevenleri için filmde Zooey Deschanel var. Ayrıca hani herkesin hayalini kurduğu “bir çılgınlık yapmak” fikri filmden sonra iyice coşuyor.
Başka güzellikleri: Jim Carrey’in ölü taklidi. Sabaha kadar Red Bull içen ve “Red Bull içtin mi hiç sen Red Bull? Hadi Red Bull içelim Red Bull içer misin Red Bull?” diyen Carl. Jim Carrey’in üstünde sadece bir hastane gömleği olduğu halde motosiklet kullanması. Bir de bu sahne.
Juno
Film henüz liseye giden zeki ve hazırcevap Juno’nun beklenmedik bir şekilde hamile kalmasını anlatıyor. Ellen Page’in oyunculuk kalitesini kanıtlayan bir film Juno.
Neden izlenmeli: Film çok tadında yapılmış bir komedi ve aslında çok ciddi (genç hamilelik) bir konuyu oldukça sıradan bir biçimde işliyor. Güzel müzikler, güzel görüntüler eşliğinde giden klasik bir Amerikan komedisi.
Başka güzellikleri: Filmin başından sonuna çalan şarkılar. Juno’nun odası, Bleeker’ın şaşkınlıkları, Juno’nun aşırı anlayışlı ailesi.
Lars and The Real Girl
Bu filme ne desem az. Heyecanı kaçırmamak için anlatmayacağım ancak, gerçek olabileceğine inanmayacağınız absürd bir konuyu öyle gerçekçi işliyor ki bu film… En sonunda kendinizi Lars tanıdığınızmışçasına hissederken buluyorsunuz.
Neden izlenmeli: Ryan Gosling’in ders niteliğindeki oyunculuğu için izlenmeli bu film.
Başka güzellikleri: Küçük yerlerdeki insanların yardımseverlik ve samimiyetleri. Lars’ın Bianca’ya şarkı söylediği sahne. Lars’tan hoşlanan Margo’nun film boyunca yaptığı şirinlikler.
Crazy, Stupid, Love
Bu film son dönemde sinemada sıkça görmeye alışkın olduğumuz bir kurguyu kullanıyor. Pek çok karakteri kullanıyor ve beklenmeyen bir anda bu karakterleri birbirine bağlayıveriyor. Crazy, Stupid, Love adı gibi çılgın, şaşkın ve aşık bir grup insanı anlatıyor.
Neden izlenmeli: Eğlenceli ve zaman zaman kahkaha attıracak kadar komik bir film. Oyunculuklar oldukça başarılı, oyuncular izlenmeye doyulmayacak kadar güzel.
Başka güzellikleri: Bahçe sahnesi. Steve Carrell’ın harika mimikleri. Gelecek vaaden Marisa Tomei ve artık her filmde görmeye alıştığımız Kevin Bacon.
Little Miss Sunshine
Dünyalar şekeri gözlüklü bir küçük kız, sürekli küfreden bir dede, ergenlik bunalımı yaşayan bir abi, intihar sonrası sağ kalan eşcinsel akademisyen amca, başarısız bir baba, grup içinde en normal görünen anne ve bu kaybedenler ailesini taşıyan sarı bir Volkswagen minibüs. Bir feel good movie’den isteyeceğimiz her şey bu filmde mevcut.
Neden izlenmeli: Abigail Breslin henüz 10 yaşında iken bu filmdeki rolü ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildi, ancak diğer oyunculuklar da ondan geri kalır değil. Film ayrıca Amerika’da şu anda Toddlers and Tiaras programı ile gündemde olan çocuk güzellik yarışmalarına hafiften de olsa dokunduruyor.
Başka Güzellikleri: Olive’in kırmızı kovboy çizmeleri, yarışmaya katılma hakkını kazandığını duyduğunda odanın içinde “Little Miss Sunshine! Little Miss Sunshine!!” diye bıcırdayarak koşması ve yarışmada icra ettiği dans. Abinin konuşma grevi. Hastane sahnesi ve tüm aile üyelerinin saymakla bitmeyecek ve akla hayale gelmeyecek saçmalıkları.
Tosun Paşa
Kemal Sunal ve Şener Şen’in karşılıklı döktürdüğü en güzel filmlerdendir Tosun Paşa. Ve evet, Yeşil Vadi bizim olacak.
Neden izlenmeli: Bir kez daha izlemenin kimseye zararı olmayacaktır.
Başka güzellikler: Herhalde saymakla bitmez ama; ”Tutmayın küçük enişteyi”,hamam kavgası, Şaban’ın delik çorapları ve bir türlü tuvalete gidemediği sahne, “Lütfücüğüm”, Şaban’ın eşeğine uyup kaçan develer, “meraba ulan askerler”, çıplak çengi sahnesi ve “bu yağlı güleş de çok yağlıymış yaaaa”
Demet Başpınar
8 yazı · İzmir’de doğdu. 19 yaşında edebiyat okuma bahanesiyle İstanbul’a geldi. Öğrencilik ve çalışma hayatını bir arada yürüterek mezun oldu. Okumayı öğrendiğinden beri kitaplarla, lisedeki sinefil sıra arkadaşıyla tanıştığından bu yana da sinemayla ilgili. Hala bir sivil toplum kuruluşunda çalışmaya ve hayatın anlamını aramaya devam ediyor. Sosyal medyaya oldukça şüpheli yaklaşmasına rağmen üç adet blogda amatör yazarlığını sürdürüyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →