Martin Scorsese ve Karakteristik Kamera Kullanımı!
Sinema dünyasının duayeni Martin Scorcese, yine bir ilham kaynağı olarak karşımıza çıkıyor. Vimeo kullanıcı Jorge Luengo Ruiz’in emeğiyle ortaya çıkan muazzam video, usta yönetmenin kameranın objeye yakınlığından nasıl faydalandığına işaret ediyor.
Sinemayla uzaktan yakından ilgilenen herkesin övmekten bıkmadığı, en iyiler listesinde görmeye alışık olduğu, cesur diyaloglarına ve kamerasına hayran kaldığı 73 yaşındaki Martin Scorsese, sinemanın tüm araçlarını ustalıkla kullanarak unutulmazlara imza attı, atmaya devam ediyor. 25 yaşında Who’s That Knocking at My Door ile başladığı yönetmenlik kariyerine her adımda benzersizliğe imza atarak ilerleyen ve yenilikleri ve standartların üstünde olan çizgisini koruyarak devam eden Scorsese, birçok yetişen sanatçıya örnek olurken, birçok çalışmanın da öznesi olarak karşımıza çıkıyor.
Etkileyici Bir Video: Martin Scorsese’nin Yakın Çekimleri

Bu sefer karşımıza Jorge Luengo Ruiz‘in dikkat çeken videosunun öznesi olarak karşımıza çıkan Scorsese, izleyiciyi bir anda olayların içine çeken; ürperti, gerilim ve heyecan duygularını bir anda zirveye çıkaran ve bunu hiç göze batmayacak kadar hafifçe ve ustalıkla yapan yönüyle merkez alınmış: karaktere maharetle yaklaşan kamerasıyla. Scorsese’yi tanıdıkça, bu kamera yakınlığında hep bir anlam arama başlar. İster bir kavganın çıkacağı, ister bir planın yapılacağı, ister bir yabancılaşma ve uyumsuzluğun baş göstereceği olsun, yönetmenin kamerası hiçbir şeyi boşuna yapar olmaz. Taxi Driver, Raging Bull, The Departed, Shutter Island, Hugo, The Wolf of Wallstreet, The Aviator yapımlarının arasında olduğu, Scorsese’nin zengin filmografisinden örneklerle düzenlenen vimeo videousu da bizi duayenin kamerasına yakınlaştırıyor.
İşte Scorsese hayranlarının büyük ilgiyle karşılayacağı video!
https://vimeo.com/groups/35mmandrisdamburs/videos/189616749
Zeynep Şentürk
179 yazı · 1987 yılında, en sevdiği mevsim olan sonbaharda doğdu. Üç kardeşin en büyüğü. Sokakta oynadı, deli gibi çizgifilm izledi, ilk olarak annesinin hediye ettiği masal kitaplarıyla okuma tutkusu başladı. Hayal kurar, resim yapar, psikolojiden anlar, modayı takip eder, Paulo Coelho ne yazsa okur, Jane Austen’ı takdir eder, sevdiği şiirleri ezberler. Yüksekte başı döner, derinlikten ürker, izlediği her korku filmi rüyasına girer. Boğaziçi Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık mezunu, bol kahve tüketen bir beyaz yakalı olarak hayatına devam eder. Kitaplardan biraz başını kaldırınca devreye girer filmler. Önce uyarlamaların peşinden gider, sonra tavsiyelerden beslenir, en sonunda kıyıda köşede kalmışları ararken bulur kendini. Baktı yetmedi, bir de üretmek ister. “Belki bir gün kendi kısa filmimi çekerim.” diye geçirir içinden.
Yazarın diğer yazılarını gör →