Lars Von Trier: “The House That Jack Built En Ciddi Derecede Şiddet İçeren Filmim Olacak”
Lars von Trier, çekimlerine İsveç’te başladığı yeni filmi The House That Jack Built’in şimdiye kadar çektiği en ciddi derecede şiddet içeren, en vahşi filmi olacağını söyledi.
En son olay yaratan iki bölümlük Nymphomaniac serisi ile beyazperdede gönlümüzü fetheden Danimarkalı yönetmen Lars von Trier, şimdilerde The House That Jack Built isimli filminin çekimleri için İsveç’te. Sinema dünyasının en aykırı ismi diyebileceğimiz yönetmen, hatırlarsanız geçtiğimiz ay filminin ana karakterini oluştururken Amerika başkanı Donald Trump’tan esinlendiğini söylemişti. Hikayenin Lars Von Trier’in elinden çıkacak olması bir yana, filmin oyuncu kadrosu da bir o kadar heyecan verici! Başrollerde yönetmenin daha önce Nymphomaniac’ta birlikte çalıştığı Uma Thurman, Matt Dillon, Riley Keough, Dancer in the Dark ve Dogville’de izlediğimiz Siobhan Fallon Hoga, Sofie Gråbøl ve Bruno Ganz gibi isimler yer alıyor. The House That Jack Built, 1970’lerin Amerikası’nda geçecek ve Jack isimli baş karakterin beş farklı olayını ve seri katil olma yolundaki gelişimini anlatacak. Film ile ilgili en önemli detay ise, olayları katilin gözünden izleyecek olmamız.

Lars Von Trier, The House That Jack Built İçin Şimdiye Kadar Gördüğümüz En Şiddetli Filmi Olduğunu Söyledi
Indiewire‘ın haberine göre geçtiğimiz gün filmin çekimlerine ara verip basına açıklama yapan Von Trier; The House That Jack Built’in şimdiye kadar çektiği en vahşi ve en şiddetli film olacağını söyledi. Bunu başka bir yönetmen söyleseydi belki filmin reklamını yapmaya çalışıyor derdik ancak söz konusu Nymphomaniac, Breaking the Waves ve Antichrist gibi sıra dışı filmlerin yaratıcısı olunca işler değişiyor. Başrolleri seçerken neye dikkat ettiği sorulduğunda ise yönetmen şöyle açıklıyor: “Uma ve Matt’i seçtim çünkü yüzleri asla okunamayan ve kestirilemeyen iki oyuncu. Tam da aradığım! Birçok oyuncuya senaryoyu yolladık ve neredeyse hepsi benimle çalışmayı çok istediğini ama bu senaryoyla mümkün olmayacağını anlattı. Ardından Matt ve Uma kabul ettiler ve ben onlara defalarca “Emin misiniz?” dedim. Sanırım okuma kabiliyetleri olup olmadıklarını kontrol etmeleri gerek çünkü senaryo çok çılgın ve vahşi.”
Birçok oyuncunun senaryoyu kabul etmemesini göz önünde bulundurursak, sanıyoruz gerçekten şiddetli bir film geliyor! Filmin, 2018 Cannes Film Festivali’ne kadar bitmesi planlanıyor.
Ekin Limoncu
206 yazı · 1990 yılının nisan ayında Malatya'da dünyaya geldi. Babasıyla ritüel haline getirdikleri haftasonu film izleme kaçamakları sayesinde ´sinema´ ile tanıştı. Sinemanın büyülü atmosferine kendini küçük yaşta kaptıran Ekin sinemadan bir daha asla kopamadı. Eğitimini Marmara Üniversitesi Sinema Televizyon bölümünde tamamladı. Ilk izledigi filmi hala hatırlıyor, 26 yıllık hayatında hiçbir şey onu sinema kadar heyecanlandıramıyor. Fotoğraf gerçektir, sinema ise saniyede 24 kere gerçektir diye bir tanımda bulunmuştur Jean-Luc Godard, haklıdır.
Yazarın diğer yazılarını gör →