Komediden Drama; Ölüm Ekseninde Gelişen Hikayeleriyle Dikkat Çeken 12 Film!
Ölüm ve cenaze üzerine gelişen hikayelerin genellikle dram, gerilim ve korku filmlerinde görmeye alışkın olmamıza rağmen tabii ki sadece bunlarla sınırlı olmadığını biliyoruz. Komediden romantizme birçok türün odağı olmayı başaran ‘ölüm’; peşi sıra getirdiği hüznü yanına alarak özellikle kara komedinin de olmazsa olmazı oluyor. Bazen dostluğu bazen ise büyük aşkını bulmak için bir vesile olan ölüm, gerçek hayatta büründüğü mateminden kimi zaman beyazperdede fazlasıyla uzaklaşır. Büyüme hikayesi deyince akla gelen ilk filmlerden olan Stand by Me’den geçtiğimiz yılın en çok konuşulanlarından Captain Fantastic’e; ölüm ekseninde gelişen farklı türlerde 12 filmi sıraladık.
Ölü Bir Beden Ekseninde Gelişen Hikayeleriyle Dikkat Çeken 12 Film!
Stand by Me – 1986

Gerilim ve korku yazarı Stephen King’in ‘The Body’ adlı romanından sinemaya uyarlanan Stand by Me; 1950’li yıllarda geçen bir büyüme hikayesi! Kendi çocukluğundan esinlenerek kaleme alan King; ergenliğe yeni girmiş dört kafadar gencin Oregon ormanlığında kayıp bir çocuğun cesedini aramalarını anlatıyor. Yol boyunca daha da yakınlaşan çocuklar, birbirleri hakkında pek çok şey keşfedeceklerdir; ancak kasabanın serserileri de onların peşindedir. Derin ve sımsıcak bir dostluk hikayesinin anlatıldığı, kaybettiğimiz çocukluğa bir övgü olan filmin yönetmen koltuğunda ise Rob Reiner oturuyor.
Heathers – 1988

Michael Lehmann’ın yönetmen koltuğunda oturduğu Heathers, bir gencin içerisinde bulunduğu kalıpları yıkmak için uğraşırken bir anda kendini başka bir noktada bulmasını konu ediniyor. Bir Amerikan lisesinde geçen hikaye insanların sınıfsallaştırıldığı ve bu sınıflardan çıkamadığı bir düzeni konu alıyor. Filmde zeki olan Veronica okulun popülerleri arasında da yerini almak istediği için isimleri Heather olan üç kız ile arkadaşlık kurmaya başlar; ancak daha sonra bu arkadaşlıktan ve grubun getirdiği kalıplardan sıkılan Veronica okulun isyankarı ve sorunlusu olan J.D. ile bir birliktelik kurarak Heather kızları için planlar yapmaya başlar. Ancak bu planlar gün geçtikçe tehlikeli olmaya başlamıştır. Filmin başrollerinde ise Winona Ryder ve Christian Slate yer alıyor.
Weekend at Bernie’s – 1989

Larry, Richard ve bir ölü! Larry Wilson ve Richard Parker bir sigorta şirketinde çalışan iki gençtir. Biri çok çalışarak diğeri de patronun gözüne girerek yükselmeye çalışır. Fakat bir gün hesaplarda 2 milyon dolar kadar açık olduğunu fark ederler ve patronları Bernie Lomax’ı bu ciddi açık konusunda uyarırlar. Bernie zimmetine para geçirdiği ortaya çıkmasın diye iki çalışanını öldürmeye karar verir. Planını hayat geçirmek içinse onları kısa bir hafta sonu tatili için yazlığına davet eder. Bu arada Bernie’nin sevgilisinin bir mafya lideri ile ilişkisi vardır ve onu ortadan kaldırmak için plan yapmaktadır. Larry ve Richard’ı yazlık evde büyük bir sürpriz beklemektedir; patronları öldürülmüştür! Cinayetin üstlerine kalacağından korkan ikili Bernie yaşıyormuş gibi tatillerine devam ederler.
Four Wedding and a Funeral – 1994

Mike Newell imzalı Four Weddings and a Funeral, aklında evlilik düşüncesi olmayan Charles’i konu alıyor. Charles hayatını herhangi birine bağlanmadan geçirirken bir gün bir düğünde Carrie ile karşılaşır ve hayatının aşkını görmüş olur. Ancak ikisi de birbirlerine olan duygularını dile getiremez ve daha sonrasında bu iki ruh ikizi dört düğünde ve bir cenazede karşılaşır. Bizi tesadüfün bilinmezliğinde mutlu eden filmin başrollerinde Hugh Grant, Andie MacDowell, Simon Callow ve Mike Newell yer alıyor.
Clerks – 1994

Richard Linklater imzalı Slacker’ı bir ilham kaynağı olarak gören isimlerden biri olan Kevin Smith’in 1994 yapımı filmi Clerks, tezgahtarların günlük hayatlarını konu alıyor. Popüler kültüre onlarca gönderme taşıyan, karakterlerin susmak bilmediği film, Sundance Film Festivali’nden çıkıp 90’ların en kült filmlerinden birine dönüşmüştü. Clerks, Kevin Smith’in Chasing Amy, Dogma gibi filmlere imza atmasına vesile olmuştu. Filmde hatırlarsanız, günün başında tuvalete giren ve sonrasında bir daha hiç görmedikleri bir adamın ölü bedeni aslında film içinde birçok hikayenin kesiştiği absürt bir hal alıyor.
Im Juli – 2000

Asosyal bir hayat süren, içine kapanık Daniel, bir gün Juli adında bir işportacıdan yüzük alır. O yüzüğün Daniel’a şans getireceğini söyleyen Juli haklı çıkar ve o gece Daniel, Melek adında bir Türk kızına aşık olur. Onun peşinden İstanbul’a doğru arabayla yola koyulan Daniel, şehirden bir an önce kaçmak isteyen bir otostopçuyu arabasına alır. O, Daniel’a şans getirecek yüzüğü satan ve aslında ilk gördüğü andan beri Daniel’ın kendisine aşık olacağını hayal eden Juli’den başkası değildir. Juli ile çıktıkları bu yolda Daniel’i bagajda ölü bir beden taşıyan bir adamın arabasına binmesiyle bambaşka bir boyuta geçer… Almanya’da başlayan ve İstanbul’da sonlanan bu yolculuk, hem Daniel’a hem de Juli’ye mutluluk ve aşk için savaşmanın gerekliliğini öğretir. Yönetmenliğini ve senaristliğini Fatih Akın’ın üstlendiği Im Juli, tesadüflerle harmanlanan bir aşk ve arayış hikayesi!
Elizabethtown – 2005

Spor ayakkabıları üreten büyük bir şirkette ayakkabı tasarımcısı olarak görev yapmakta olan Drew Baylor, şirketin yükselen yıldızı olarak tanınmaktadır. Ancak son yaptığı spor ayakkabı tasarımındaki hatası nedeniyle kampanya fiyaskoyla sonuçlanır. Şirketini 972 milyon dolar zarara uğrattığı için de işinden kovulur ve sanki bütün bunlar yetmezmiş gibi özel hayatında da işler kötüye gider. Babasının öldüğü haberini alan Drew, babasının cenazesini alıp getirmek için bir an önce uçağa atlayıp Kentucky eyaletindeki Elizabethtown’a hareket etmesi gerekmektedir. Hayatta olduğu sırada hiç geçinemediği ve anlaşamadığı babasının cenazesini alma görevi ona düşmüştür.Uçak yolculuğu sırasında Claire adlı hostesle tanışır. Hayata daima pozitif açıdan bakan bir kadın olan Claire, Drew’in hayatının akışını değiştirecektir.
Kiss Kiss Bang Bang – 2005

Ufak hırsızlıklarla geçinen Harry’nin kendini bir cinayet soruşturmasının ortasında buluvermesi çevresinde gelişen Kiss Kiss Bang Bang, bir tesadüf sonucunda dedektif rolü üstleneceği bir filmin oyuncu seçmeleri için Hollywood’a giden Harry’nin hikayesini konu alıyor. Oyunculuk konusunda başarılı olmayı kafasına koyan Harry, derslerde okul arkadaşı, ilk aşkı Harmony ile karşılaşır. Rol için gerçek bir dedektifle alıştırmalar yapan Harry’nin hayatına Harmony de gelince; bu tuhaf üçlü kendilerini gerçek bir cinayet esrarının ve kovalamacalarla dolu bir maceranın ortasında bulurlar…
Catch and Release – 2006

Gray Wheeler, nişanlısının ani ölümüyle sarsılmıştır. Arkadaşları yardımıyla yaşadığı sıkıntılı durumu atlatmaya çalışan Gray, her şeyini bildiğine inandığı, görünürde mükemmel olan nişanlısı hakkında gizli kalan gerçekler ortaya çıkmaya başladıkça, aslında bir yalanı yaşamış olduğunu fark eder. Tanıdığını sandığı erkeğin farklı yüzünü görmenin şaşkınlığını yaşadığı sırada, asla aşık olamayacağını sandığı bir erkek için yüreği çarpmaya başlar. Bir ölümün ardından ortaya çıkan sırlar, aşk ve hayal kırıklığı gibi konularla bizleri buluşturan Catch and Release’in başrolüne Jennifer Garner yer alıyor.
Little Miss Sunshine – 2006

Evin en küçüğü Olivie Hoover’ın en büyük hayali ülkenin diğer yanında düzenlenecek olan güzellik yarışmasına katılacaktır. Hoover ailesi ise dışarıdan bakıldığında modern bir Amerikan ailesi görünümünü verse de aslında pek de aile kavramıyla yıldızı barışmayan karakterlerin oluşumudur. Güzel gülüşlü Olivie ailesinin bir araya gelmesine vesile olacak hayali için herkesi ikna edince; izleyiciyi hem gülümseten hem de hüzünlendiren bir hikaye başlar. Bu güzellik yarışması için çıkılan yolculukta; arada sırada bozulan sarı minibüs ile birbirine taban tabana zıt olan tüm Hoover ailesini bir araya getiren Little Miss Sunshine, Amerikan Bağımsızlarının en başarılı örneklerinden biri.
Captain Fantastic – 2016

Matt Ross’un ikinci uzun metraj filmi Captain Fantastic, kapitalist düzene ve toplumun insanların ittiği ‘normal’ hayata karşı bir babanın altı çocuğuyla birlikte bir ormanda kurduğu yaşamı anlatıyor. Doğal yaşam ile modern hayatı, çizilen çizgileri ve kırılan kalıpları naif bir öyküyle bizlerle buluşturmayı başaran Ross, kalplerimizi ısıtan bir hikaye sunuyor. Hem eğlendiren hem de duygulandıran fantastik bir ailenin hikayesi olan Captain Fantastic, altı çocuğun babalarıyla birlikte annelerinin cenaze töreni için çıktıkları yolculuğu anlatıyor.
Swiss Army Men – 2016

Hank ıssız bir adada mahsur kalmıştır, ve eve dönme ihtimali yoktur. Ama bir gün her şey değişir, Manny adındaki bir adamın cesedi kıyıdadır. Alışılmışın dışında bir arkadaşlık yaşayan Manny ile Hank, Hank’ın hayallerindeki kadını getirmek uğruna epik bir maceraya atılırlar. Yönetmenliğini ve senaristliğini Daniel Scheinert ile Daniel Kwan’ın üstlendiği, farklı tarzıyla kimine göre eşsiz kimine göre ise garip olarak nitelendirilebilecek bir konuya sahip olan Swiss Army Man’in başrollerinde ise Harry Potter olarak sinema dünyasına adım atan başarılı aktör Daniel Radcliffe ile Little Miss Sunshine, Ruby Sparks filmlerinde izlediğimiz Paul Dano yer alıyor.
Elif Barış
586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →