· 9 dk okuma

Kitap Uyarlaması Olduğuna Şaşıracağınız 10 Film!

Kitap Uyarlaması Olduğuna Şaşıracağınız 10 Film!

Sinema ve yazı, iki değişik anlatım yoludur. Benim özelliğim, uzun yıllar tiyatro ve sinema yapmış biri olarak yazmam… Sinema, tatil gibi birşeydir: Büyük bir kalabalığın ortasında, işi, sorumluluğu paylaşan, size yardım etmek isteyen bir alay insanla birliktesinizdir. Oysa yazmak, her şeyin sorumluluğunu tek başına sırtlanmak demektir. Yazmak, belki sinemadan da daha keyif verici ama daha zor bir iş.

Sinema ve edebiyat arasındaki ilişkiyi böyle anlatılır unutulmaz filmlerin yönetmeni ve biraz da bu toprakların çocuğu olarak nitelendirebileceğimiz usta yönetmen Elia Kazan (East of Eden, On the Waterfront, A Streetcar Named Desire). Plastik sanatlar denilen resim, heykel ve mimarinin yanında ritmik sanatlar olarak tanımlanan dans, müzik, şiir ve edebiyatın tamamını bünyesinde bulunduran 7. sanat sinema, elbette adı geçen sanat türlerinden en çok edebiyat ile ilişkide oldu. Pek çok kez edebiyattan beslendi ama kimi zaman da edebi bir eserin popülerlik kazanmasına yardımcı oldu.

Bu iki sanatın birbirine öykünme süreci sinemanın icadı ile başladı. 1899 yılınında sinemanın mucitlerinden Georges Méliès, Cindrella ve Shakespeare öykülerini konu alan filmler çekmeye soyundu. Yine o dönemlerde Arthur Conan Doyle’un ikonik kahramanı Sherlock Holmes, Arthur Marvin yönetmenliğinde 1900 yılında Sherlock Holmes Baffled adlı filmle sinemaya uyarladı. Özetle 100 yılı aşkın sinema tarihinde yüzlerce kitap büyülü fenerin ışığında aydınlanarak beyazperdede hayat buldu. Biz de sizin için kitap uyarlaması olduğu pek bilinmeyen 10 filmden oluşan bir derleme hazırladık.

Kitap Uyarlaması Olduğuna Şaşıracağınız 10 Film!

Forrest Gump

forrest-gump-filmloverss

Kitap: 1986 yılında yayınlanan Winston Groom romanında kahramanımız Forrest Gump; “aptal olmak öyle kolay bir şey değildir ama en azından ben can sıkıcı bir hayat sürmüyorum” diyerek okurların kalbini fethetmeyi başarmıştı. Groom her ne kadar bir daha bu kitabın yakaladığı popülerliğe ulaşan bir eser kaleme alamasa da, 1994 yılında gelen sinema filminin rüzgârını da arkasına alarak tanınan bir yazar haline gelmiştir.

Film: 1994 yılında Robert Zemeckis yönetmenliğinde çekilen sinema uyarlaması o günden bu yana sinefillerin en popüler film listelerinde yer alan ve kitaptan daha fazla hayran kitlesine erişmeyi başaran ender filmlerden biri. 67. Akademi Ödülleri töreninde Tom Hanks’e getirdiği en iyi erkek oyuncu Oscarının yanı sıra en iyi film dahil toplam 6 dalda Oscar kazanarak sinemanın altın yıllarından olan 1994’te, karşısında bildiğimiz sinemanın ötesinde yer alan Pulp Fiction’a rağmen o yıla damgasını vurmayı başarmıştır. Hadi burada kişisel bir sitem ile belirtelim; Pulp Fiction’a karşı kazandığı bu başarı Akademi’nin yaptığı en büyük hatalardan biri olarak sinema tarihine yazılmıştır!

Die Hard

die-hard-filmloverss

Kitap: Roderick Thorp tarafından 1966 yılında yazılan The Detective, Frank Sinatra’nın başrolünde oynadığı aynı isimli filmle sinemaya uyarlanmıştı. Yazar Roderick Thorp’un The Detective’in devamı olarak kaleme aldığı Nothing Lasts Forever ise çok daha popüler bir filme dönüşecek ve Die Hard serisinin çıkış noktası olacaktır!

Film: Die Hard, sadece sinema tarihinin en sevilen aksiyon filmlerinden biri olmakla kalmamış, aynı zamanda peşinden gelen devam filmleriyle Bruce Willis’i dünya çapında tanınan bir oyuncuya dönüştürmüştür. John McTiernan tarafından yönetilen 1988 yapımı film, teknik dallarda 4 Oscar adaylığı ve 140 milyon dolar gişe hasılatı ile yılın başarılı yapımlarından biri olarak öne çıkmayı başarmıştır.

The Graduate

the_graduate-filmloverss

Kitap: 1967 yılında yayınlanan Charles Webb romanı The Graduate, yazarın Williams College üniversitesinden mezun olmasını takip eden sürede kaleme alınmıştır. Benjamin Braddock adlı yeni mezun bir gencin hikayesini anlatan roman elbette yazarın içinde bulunduğu döneme ait ruh halinden de esintiler içermekteydi. İlerleyen yıllarda sinema uyarlamasının getirdiği popülerlikten pek de hoşnut olmayan Webb, her fırsatta ünlü bir sima haline gelmek istemediğini belirterek şöhretin sanatını gölgelemesinden duyduğu endişeyi dile getirmiştir. Bu arada Webb 2007 yılında ilk kitabın devamı niteliğinde olan Home School adlı romanını yayınladı ve The Graduate’in bittiği andan 10 yıl sonrasını anlattı.

Film: Mike Nichols’ın yönetmen koltuğunda oturduğu 3 Oscar adaylığı bulunan film, Mrs. Robinson’ın Braddock’u baştan çıkardığı sahne ile günümüz popüler kültüründe bile hala karşılığı olan muazzam bir sekansa sahip. Simon ve Garfunkel’in filmin ruhuna destek çıktığı eşsiz müziklerinin de desteğiyle sinema tarihinin en iyi filmleri listelerinde sıklıkla kendine yer bulmayı başaran The Graduate (1967); o günün genç yeteneği, bugünün efsane oyuncusu Dustin Hofman’ı yıldızlık mertebesine çıkarmayı başarmıştır.

Jaws

jaws-filmloverss

Kitap: 1974 tarihli  Peter Benchley romanı Jaws yayınladığı tarihten itibaren 44 hafta boyunca en çok satanlar listesinde yer almayı başararak ardından bir sinema uyarlaması gelmesini kaçınılmaz kılmıştır. Büyük beyaz köpek balığının yarattığı terör temasını kitabın merkezine oturtan Benchley; kışın New Jersey’de bir ekmek fırının üzerindeki bir odada, yaz boyunca ise Stonington, Connecticut’da hindi kümesinden çevrilmiş bir kulübede çalışarak eseri tamamladı. Ulusal Çevresel Savunma Konseyi üyeleri arasında da yer alan Benchley, “Güncel Jaws’da köpek balığı kötü karakter olmazdı, kurban olarak yazılırdı. Dünya çapında köpek balıkları zalimlerden daha çok ezilmektedir” diyerek doğaya duyduğu hassasiyeti göstermiştir.

Film: Benchley’nin bir anda akıl almaz bir popülerliğe ulaşan romanını sinemaya aktarmak için yapımcılar ellerini çabuk tuttu ve yine Benchley’nin yazdığı senaryo Steven Spielberg tarafından Jaws adıyla beyazperdeye uyarlandı. Roy Scheider, Richard Dreyfuss ve Robert Shaw’lu kadrosuyla tüm yapım maliyetini sadece Amerikan sinemalarında elde ettiği gişe başarısıyla 2 haftada çıkaran film, küresel bir ikona dönüşerek dünya sinemalarında o zamana dek tüm zamanların en çok gişe yapan filmi olma ünvanını ele geçirmiş oldu. 400 milyon doların üzerinde yaptığı hasılat ile tüm zamanların en karlı filmleri arasında yer alan film, Spilberg’ün de ilk büyük sinema başarıları arasında yer almaktadır.

Psycho

psycho-filmloverss

Kitap: Amerika’nın ilk seri katillerinden Ed Gein’in yarattığı dehşet rüzgarını arkasına alan Robert Bloch, 1959 tarihli Psycho adlı romanı ile başlayan ve daha sonra gelen iki devam kitabıyla beraber süren bir dehşet senfonisi oluşturmuştu.

Film: Alfred Hitchcock’un 1960 yılında sinemaya uyarladığı film, usta yönetmenin külliyatındaki siyah beyaz çekilmiş son film olma ünvanını taşır. Hitchcock filmi uyarladığı romanın telif haklarını Robert Bloch’tan gizlice ve adını vermeden sadece 9.000 dolar karşılığı satın almış ve arkasından da mümkün olduğu kadar fazla sayıda kitap kopyasını piyasadan satın alarak sürprizli sonunun öğrenilmemesini sağlamıştır. Bugüne geldiğimizde sadece usta yönetmenin değil, tüm sinema tarihinin en iyi korku-gerilim filmleri arasında yer alan Psycho, onlarca farklı çözümlemeye konu oldu ve pek çok sayıda yönetmene ilham verdi. Filmin 1988 yapımı vasat bir Gus Van Sant’lı yeniden çevrimi olduğunu ve son yıllarda Bates Motel dizisiyle yeni kuşaklarca daha iyi tanınma şansı yakaladığını da hatırlatalım.

Goodfellas

Ray Liotta And Robert De Niro In 'Goodfellas'

Kitap: Sadece Goodfellas değil, aynı zamanda Casino filminin de uyarlandığı kitabın yazarı olan Nicholas Pileggi, mafya konulu eserleri ile tanınan bir isim. Asıl çıkışını Goodfellas’ın uyarlanmış olduğu Wiseguy: Life in a Mafia Family adlı kitapla yapan Pileggi, aynı zamanda filmin de senaryosunu Martin Scorsese ile birlikte yazarak, BAFTA En İyi Uyarlama Senaryo Ödülü’nü 1990 yılında kazanmıştı.

Film: Sinema tarihinin Godfather serisi ve Once Upon a Time in America ile birlikte en iyi 3 mafya filmi arasında sayılabilecek 1990 yapımı Martin Scorsese filmi, her ne kadar Oscar’ı Dances with the Wolves gibi orta karar bir filme kaptırmış da olsa, sinemaseverler tarafından hak ettiği değeri bulması gecikmedi. Bugün bile Scorsese hayranlarını Taxi Driver, Raging Bull ve Goodfellas sevenler olarak üçe ayıran film, pek çoklarına göre ustanın en iyi filmi.

Planet of the Apes

planet-of-the-apes-filmloverss

Kitap: Ana fikri ve temelleri 1963’te Pierre Boulle tarafından La Planète des Singes adlı kitapta kaleme alınan Planet of the Apes, 1968 yılında vizyona girdiğinde Amerikan sinemalarında elde ettiği 32,6 milyon Dolar ile sadece o yılın en yüksek gişe başarılarından birine imza atmamış, ayrıca birer yıl aralıklarla çekilecek 4 Planet of Apes filminin de (Beneath the Planet of the Apes – 1970, Escape from the Planet of the Apes – 1971, Conquest of the Planet of the Apes – 1972, Battle for the Planet of the Apes – 1973) gelmesine olanak sağlayan bir popülerliğe ulaşmıştı. Kwai Köprüsü (1952) filmininin uyarlandığı kitabın da yazarı olan Boulle, sadece bilim kurgu tarihi için değil, tüm sinema tarihi için sürecek bir fenomenin temellerini de attığı için sinefillerin saygıyla anması gereken bir isimdir.

Film: İlk filmin hayranları tarafından beğenilmeyen ve sinema tarihinde iz bırakmayan devam filmlerinin hemen ardından iki kısa televizyon dizisi ile şansını deneyen yapımcılar, bu sevdanın daha fazla devam etmeyeceğini anlayarak Planet of the Apes için uzun yıllar süren bir sessizliğe bürünmüşlerdi. Bu sessizliği bozan ise 2001 yılında Tim Burton‘ın Planet of the Apes (Maymunlar Gezegeni) filmi oldu. Eleştirmenler ve ilk filmin hayranları için tam bir hayal kırıklığı olan bu uyarlama, Burton‘ın filmografisinde kara bir leke olarak yerini aldı. Neyse ki yeni kuşakların yaşadığı bu tramvatik Maymunlar Cehennemi tecrübesini unutturacak film olan Rise of the Planet of the Apes (Maymunlar Cehennemi: Başlangıç), Burton‘ın faciasından sadece 10 yıl sonra, 2011 yılında vizyona girerek ilk filmin mirasına biraz daha yakışır bir serinin kapısını araladı. 2014 yılında beyazperdede karşıladığımız Dawn of the Planet of the Apes‘in (Maymunlar Cehennemi: Şafak Vakti) gişede yakaladığı başarının ardından bir üçüncü filmin gelmesi de kaçınılmaz olmuştu!

The Maltese Falcon

maltese-falcon-filmloverss

Kitap: Dedektif romanları ve kısa öyküleri ile tanınan Amerikalı polisiye yazarı Samuel Dashiell Hammett, Amerikan polisiye romanlarının çehresini değiştirmeyi başarmış bir isim. Hammett’a gelene kadar Amerikan polisiyeleri İngiliz polisiyelerini taklit ediyordu. Hammett, polisiye roman mekanlarını malikanelerden barlara, sokaklara ve batakhanelere taşıdı. İdealleştirilmiş kahramanlar yerine; en az suçlular ve katiller kadar çıkarcı, zorba ve duygusallıktan uzak dedektif tipleri yarattı. Eserlerinde argoyla karışık günlük konuşma diline yer vererek polisiye diline önemli yenilikler getirdi. Her ne kadar en başarılı eseri olarak görülmese de hiç kuşkusuz filme uyarlanmış olmasının da etkisiyle The Maltese Falcon (Malta Şahini), yazarın en popüler kitabı olarak öne çıkıyor.

Film: John Huston’ın Dashiell Hammett’ın aynı adlı romanından uyarladığı ve yönettiği 1941 yapımı Maltese Falcon, kara film türünün en önemli eserleri arasında yer almakta ve bugün bile türün hayranlarının en iyi filmler listelerinde kendine yer bulmakta. San Francisco’lu bir özel dedektifin kendisini üç hırslı ve acımasız kişinin mücevher kaplı ve değeri milyon dolarlar eden bir şahin heykelini ele geçirmek için verdiği mücadelenin içinde bulduğu The Maltese Falcon, Humphrey Bogart’ın perdede gövde gösterisi yaptığı filmler arasındadır.

 Requiem for a Dream

requiem-for-a-dream-filmloverss

Kitap: Hubert Selby, Jr.’ın 1978 yılında yazdığı Requiem for a Dream, yazarın  Last Exit to Brooklyn (1964) ile birlikte en popüler kitapları arasında yer almakta. Kitabın şöhretinin ötesine fersah fersah geçen film uyarlamasında gardiyan rolünde kısa bir rol alan Selby, hayatı boyunca muzdarip olduğu depresyonu eserlerine de yansıtmıştır.

Film: Yönetmenliğini Darren Aronofsky’nin yaptığı ve başrollerini Ellen Burstyn, Jennifer Connelly, Marlon Wayans ve Jared Leto’nun paylaştığı 2000 yapımı sinema filmi Requiem for a Dream, uzak ara  2000’lerin en iyi bir kaç filminden biri. Gerek popüler kültürün hızlı tüketim alışkanlıklarına yönelttiği sert tutum, gerek ise Aronofsky’nin kullandığı sinema tekniği ile 2000’lerin biçim ve içerik olarak kusursuzluğa ulaşmış sayılı yapımlarından.

Rambo: First Blood

rambo-filmloverss

Kitap: David Morrell’in ilk kitabı olan First Blood, Kanadalı yazarın edebiyat hayatına muhteşem bir giriş yapmasını sağladı.

Film: David Morrell’in First Blood kitabından Michael Kozoll, William Sackheim ve Sylvester Stallone tarafından senaryolaştırılan Rambo: First Blood’ın yakaladığı gişe başarısı, devam filmlerinin de yolunu açarak 1985’te Rambo 2, 1988’de Rambo 3 ve 2008’de Rambo 4’ün gelmesini sağladı. Vietnam gazisi John Rambo’nun kahramanlık destanları hiç kuşkusuz özellikle Amerikalı sinemaseverler tarafından çok sevildi. Ve elbette Rocky ile başlayan şöhret yolculuğunda Sylvester Stallone’yi küresel bir marka haline getirdi.


Ünal İşler

Ünal İşler

57 yazı · Ünal İşler 1986 yılında İstanbul’da doğdu. Astronot olma hayalleri ile geçen çocukluğunun ardından ayaklarını yeryüzüne değdirmek zorunda olduğunu anladı. 2011 yılında Makina Mühendisliği bölümünü bitirdiğinde öz geçmişinde hobileri arasında küçük bir dipnot olarak gözüken sinema aslında tüm hayatıydı. Sinemaya yeni ilgi duymaya başladığı çağlarda izleyip çok heyecanlandığı Pulp Fiction’dan neden bu kadar keyif aldığını yıllar içinde anlamayı başardı. Yine o günlerde Tarkovski’nin Stalker’ını heyecanla çevresine anlatırken, pek çok arkadaşından; “yeter artık anladık” sitemlerini duydu.

Yazarın diğer yazılarını gör →