Kış Aylarında Vizyona Girecek Filmlerden 22 Öneri
Kış aylarında seyirciyle buluşacak filmlerden kaçırılmaması gereken 22’sini derledik.
2010’ların son demlerini yaşadığımız şu günlerde soğuk kış günleri git gide yaklaşırken ödül sezonu da git gide hararetlenmeye başlıyor. Çeşitli ödüllerin adaylıklarının açıklanmaya başladığı şu günlerde, tüm yıl merakla beklenen filmler de yavaş yavaş vizyona giriyor. Özellikle Şubat 2020’de sahiplerini bulacak Oscarlar için iddialı olması olası görünen filmler, kış aylarında vizyona girerken biz de soluğu sinema salonlarında alıyor olacağız.
Sözü fazla uzatmadan sizleri önümüzdeki üç ay içerisinde seyirciyle buluşacak filmlerden merak ettiklerimizi derlediğimiz 22’siyle baş başa bırakalım.
Kış Aylarında Vizyona Girecek Filmlerden 22 Öneri
Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Portrait Of A Lady On Fire (6 Aralık)

Cannes’da çok beğenilen ve çokça konuşulan, eleştirmenlerce “Birinci sınıf bir başyapıt… Bu yıl prömiyerini yapan en kusursuz eser.” sözleriyle övülen film 18. yüzyılda, bir ressamın modeliyle yaşadığı aşkı anlatıyor. Ressam Marianne’a, manastırdan henüz çıkan ve evlenmek üzere olan genç Héloïse’in portresi sipariş edilir. Ancak Marianne, bu portreyi Héloïse’dan habersiz çizmelidir. Bu kısıtlamanın önüne geçmek için Marianne, gönülsüz gelin adayı Héloïse’ı önce gözlemler sonra da onunla yakınlaşır. Yüzyıllar boyu gözardı edilen ve yapıtları unutulan kadın ressamlardan esinlenen yönetmen Céline Sciamma’yı yönettiği Tomboy ve senaryosunu yazdığı Kabakçığın Hayatı ile tanıyoruz.
Uzun Kız – Beanpole (6 Aralık)

Prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünden iki ödülle dönen Uzun Kız, II. Dünya Savaşı sonrası, 1945 yılında Leningard’da hayatlarını devam ettirmeye çalışan iki genç kadını konu alıyor. Rusya’nın Oscar aday adayı olarak seçilen filmin yönetmenliğini 28 yaşındaki Kantemir Balagov yapıyor.
Balon Pilotları – The Aeronauts (6 Aralık)

Takvimler 1862 yılını gösterirken, pilot Amelia Wren ve bilim insanı James Glaisher, daha önce kimsenin yapmaya cesaret edemediği bir şeyi denemeye karar verir. Göklerin sırlarını keşfetmek isteyen ikili sıcak hava balonu ile daha önce hiç çıkılmamış bir yüksekliğe çıkmaya çalışır. Gökyüzünde nefes kesici keşifler yapan Wren ve Glaisher, atmosferin en yüksek noktalarına ulaştıklarında hayatta kalmak için zorlu bir mücadele vermek zorunda kalır.
Bu sene başrolde Jessie Buckley’nin yer aldığı Wild Rose ile de sık sık gündeme gelen Tom Harper’ın yönettiği film, Felicity Jones ve Eddie Redmayne’i yeniden bir araya getiriyor.
Küçük Joe – Little Joe (13 Aralık)

Küçük Joe, bilimkurguseverlere ve genetik bilimini endişeyle izleyenlere düşünmek için alan açan, insan dünyasının ötesine bakan bir hikâye. Laboratuvar ortamında genetik deneylerle yaratılan tuhaf kırmızı bitki Küçük Joe kokusuyla insanlara mutluluk verir, ama polenini ciğerine çeken bir daha aynı insan olamaz. Sürekli ilgi ve sevgi isteyen bu bitki aynı zamanda piyasa kuralları ve ahlak arasında sıkışıp kalan bir gelecek tasavvurunu sorguluyor.
Jessica Hausner’ın yönettiği ve başrolde Emily Beecham ile Ben Whishaw ikilisinin yer aldığı film, Cannes Film Festivali’nden En İyi Kadın Oyuncu ödülü ile dönmüştü.
Hain – The Traitor (13 Aralık)

Hain, iki dünyanın patronu olarak adlandırılan mafya babası Tommaso Buscetta’nın hayat hikayesini konu ediyor. Sicilya’da yaşayan Buscetta, genç yaşta mafyaya dahil olur. Yeraltı dünyasında kısa sürede sivrilen Buscetta, birçok kenti egemenliği altına alır. Girdiği karanlık dünyanın iç hesaplaşmaları, Buscetta’nın iki oğlunu, üç yeğenini ve altı akrabasını kaybetmesine neden olur.
Marco Bellocchio’nun yazıp yönettiği film, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışmıştı.
Ema (20 Aralık)

Son dönemde Jackie, Neruda, The Club ve No gibi birbirinden başarılı işlere imza atan Pablo Larraín’in, alıştığımız tarzından bambaşka sularda yüzdüğü yeni filmi Ema, evlat edindikleri 12 yaşındaki oğullarının sebep olduğu bir trajedi yüzünden evlilikleri dağılan bir çiftin sarsıcı hikayesini anlatıyor. Dansçılık kariyeri istediği gibi gitmeyen Ema, bu olayın etkisiyle başa çıkabilmek için yeniden dansa sarılır.
Başroldeki Gael García Bernal ve Mariana di Girolamo’nun performanslarıyla ön plana çıktığı söylenen film, prömiyerini yapıp ödülle döndüğü Venedik Film Festivali’nin ardından Toronto ve Londra gibi önemli festivallere de konuk oldu.
Skandal – Bombshell (20 Aralık)

Charlize Theron, Nicole Kidman, Margot Robbie, John Lithgow, Kate McKinnon ve Allison Janney gibi isimlerden oluşan oyuncu kadrosuyla dikkat çeken Skandal, başını Gretchen Carlson ve Megyn Kelly gibi isimlerin çektiği bir grup kadının Fox News’ün kurucusu Roger Ailes’a karşı cinsel taciz davası açılmasını sağlamasını konu ediniyor.
Star Wars: Skywalker’ın Yükselişi – Star Wars: The Rise of Skywalker (20 Aralık)

Yeni Star Wars üçlemesinin son filmi Skywalker’ın Yükselişi, The Resistance’ın özgürlük adına verdiği son büyük savaş için yeniden bir araya gelmesini ele alıyor. J. J. Abrams’in yönetmen koltuğuna geri döndüğü filmin oyuncu kadrosunda Daisy Ridley, Adam Driver, Oscar Isaac, John Boyega ve Mark Hamill gibi isimler yer alırken Carrie Fisher’ın daha önce kullanılmayan sahnelerine de filmde yer verilecek.
Kara Noel – Black Christmas (20 Eylül)

Tehlikeli Arkadaşlık – Always Shine’la oldukça başarılı bir iş çıkarmış olan Sophia Takal’ın yönetmen koltuğunda oturduğu Kara Noel, aynı isimli 1974 yapımı kült korku filminin yeniden çevrimi. Akli dengesi yerinde olmayan bir seri katilin, Noel tatili sırasında kız öğrencilerin bulunduğu öğrenci yurdunu hedef alması sonucu saçtığı dehşeti merkezine alan film, türün sıkı takipçileri için iyi bir tercih olabilir.
Apocalypse Now Final Cut (27 Aralık)
Francis Ford Coppola’nın efsanevi eseri Apocalypse Now, yönetmenin kurguladığı Final Cut versiyonu ile, restore edilmiş olarak tekrar seyirci karşısına çıkıyor. Vietnam’da görev yapan bir Amerikan askerinin, kendini tanrı ilan etmiş kaçak bir özel tim albayını öldürmekle görevlendirmesinin ardından yaşananları ele alan filmin oyuncu kadrosunda Marlon Brando, Martin Sheen, Robert Duvall, Laurence Fishburne, Harrison Ford ve Dennis Hopper gibi isimler yer alıyor.
Bacurau (3 Ocak)

Brezilya kırsalındaki küçük bir kasaba olan Bacurau’da yaşayan insanlar, 94 yaşında hayatını kaybeden liderleri Carmelita’nın yasını tutmaktadırlar. Carmelita’nın ölümünden birkaç gün sonra kasabalarının haritalardan yok olduğunu fark ederler.
Juliano Dornelles ve Kleber Mendonça Filho ikilisinin yönettiği film, prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nden Jüri Ödülü ile dönmüştü.
Judy (3 Ocak)

Küçük yaşlarda, 1939 yapımı Oz Büyücüsü – The Wizard of Oz ile büyük ün yakalamasının ardından bu yükün altında ezilen Judy Garland’ın, 1968’de Londra’da katıldığı son konseri mercek altına alıyor Judy.
Özellikle başroldeki Renée Zellweger’in performansıyla öne çıktığı söylenen film, Telluride ve Toronto gibi önemli film festivallerinde boy gösterdi.
1917 (10 Ocak)

Amerikan Güzeli – American Beauty ve Hayallerin Peşinde – Revolutionary Road’un ardından James Bond serisinin son iki filmine imzasını atan Sam Mendes’in yönettiği 1917, Schofield ve Blake isimli iki İngiliz askerinin I. Dünya Savaşı’ndaki bir gününü ve savaş zamanında yaşadıklarını mercek altına alıyor. Zamana karşı yarışan ikili, onlarca askerin hayatını kurtarmak için zorlu bir göreve çıkmak zorunda kalacak ve düşmandan gelecek olan atağı durdurmak için kendilerini ölümcül bir savaşın içerisine sürükleyecektir. Filmin oyuncu kadrosunda George MacKay, Dean-Charles Chapman, Benedict Cumberbatch, Colin Firth, Mark Strong, Andrew Scott ve Richard Madden yer alıyor.
Bedenimi Kaybettim – I Lost My Body (17 Ocak)

Paris’te bir laboratuvardan kaçan kesik elin ait olduğu bedeni bulmak için yapmayacağı şey yoktur. Bedeninden kopmuş yalnız bir el için Paris sokaklarının barındırdığı tehlikeler onu yıldırmaz. Kütüphaneci Gabrielle ile motorla pizza dağıtan Naoufel’in kırık aşk hikâyesinin düğüm noktası bu kesik eldir.
Amelie’nin senaristi Guillaume Laurant’ın Mutlu El adlı romanından uyarlanan film, 72. Cannes Film Festivali’nin Eleştirmenler Haftası bölümümde Büyük Ödül’e layık görülmüştü.
Elveda – The Farewell (24 Ocak)

Bir aile düğününe katılmak için Çin’e giden Billi, kısa süre içinde düğünün tüm aileyi bir araya getirmek için uydurulmuş bir yalandan ibaret olduğunu anlar. Aile büyüklerinden Nai-Nai’nin ölmeden önce yakınlarını görmesi için söylenen bu yalan, Billi’nin kendisini keşfedeceği ve ailesiyle bağ kuracağı bir yolculuğa çıkmasını sağlayacaktır.
Sundance Film Festivali’ndeki prömiyerinden bu yana ABD’de yılın en çok konuşulan bağımsızlarından bir tanesi olan Elveda’nın yönetmen koltuğunda Lulu Wang otururken başrolde ise son dönemin yükselişteki isimlerinden Awkwafina yer alıyor.
Sefiller – Les Misérables (24 Ocak)

Les Misérables, suç karşıtı bir ekibe katılan genç bir adamın hikâyesini konu ediyor. Stephane, Paris banliyölerinden Montfermeil’deki suçla mücadele eden bir birliğin yeni üyesidir. Yeni ortamına adapte olmaya çalışan Stephane, birliğin deneyimli üyeleri olan Chris ve Gwada ile birlikteyken komşu çeteler arasındaki gerginliğin hızlıca yükseldiğini fark eder.
Ladj Ly’ın aynı adlı kendi kısa filminden uyarladığı film, 72. Cannes Film Festivali’nden Jüri Özel Ödülü ile dönmesinin ardından En İyi Uluslararası Film Oscarı için Fransa’nın aday adayı olarak seçilmişti.
Tavşan Jojo – Jojo Rabbit (31 Ocak)

II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Gençlik kamplarına gönderilen 11 yaşındaki Jojo’nun hayali arkadaşı bile Hitler’dir. Ve Jojo, evlerinde gizlenen Yahudi bir genç kızın varlığını keşfeder…
Sinemanın en kendi nev-i şahsına münhasır isimlerinden Taika Waititi’nin yazıp yönettiği filmin oyuncu kadrosunda Waititi’nin yanı sıra Roman Griffin Davis, Scarlett Johansson, Sam Rockwell, Rebel Wilson, Thomasin McKenzie, Alfie Allen, Stephen Merchant gibi isimler yer alıyor. Filmin Toronto Film Festivali’nde Halkın Seçimi Ödülü’nü kazandığını da belirtelim.
Yırtıcı Kuşlar (Ve Muhteşem Harley Quinn) – Birds of Prey (And the Fantabulous Emancipation of One Harley Quinn) (7 Şubat)

Cathy Yan‘in yönettiği film, Joker ile bağlarını koparan Harley Quinn’in Cassandra Cain adlı genç bir kızı kurtarmak için Black Canary, Huntress ve Renee Montoya ile güçlerini birleştirmesini anlatıyor. Margot Robbie’nin Harley Quinn karakteriyle geri döndüğü filmde oyuncuya Mary Elizabeth Winstead, Jurnee Smollett-Bell’ye Rosie Perez, Ella Jay Basco, Ewan McGregor ve Chris Messina gibi isimler eşlik ediyor.
Gizli Bir Yaşam – A Hidden Life (7 Şubat)
Usta yönetmen Terrence Malick’in son dönemdeki en iyi işlerinden bir tanesi olarak gösterilen Gizli Bir Yaşam, vicdani retçi olarak II. Dünya Savaşı sırasında Naziler için savaşmayı reddeden Franz Jägerstätter’in verdiği mücadeleye odaklanıyor. Vatana ihanet suçundan idam cezasına çarptırılması gündemde olan Avusturyalı çiftçi, bu tehdit karşısında ideallerini savunmak için inancından ve ailesine olan sevgisinden güç alıyor. Başrolde August Diehl’ın yer aldığı filmde oyuncuya Matthias Schoenaerts, Michael Nyqvist, Valerie Pachner, Jurgen Prochnow, Alexander Fehling ve Bruno Ganz gibi isimler eşlik ediyor.
Küçük Kadınlar – Little Women (14 Şubat)

İlk solo yönetmenlik denemesi Uğur Böceği – Lady Bird ile harika bir iş çıkaran Greta Gerwig’in Louisa May Alcott’un klasik eserinden beyazperdeye taşıdığı Küçük Kadınlar, Meg, Jo, Beth ve Amy isimli dört kız kardeşin Amerikan İç Savaşı’nın sonrasında geçen büyüme hikâyesini konu alıyor. Oyuncu kadrosunda Saoirse Ronan, Timothée Chalamet, Meryl Streep, Emma Watson, Laura Dern, Florence Pugh ve Bob Odenkirk gibi birbirinden önemli isimlerin yer aldığı filmin ödül sezonunda da çokça konuşulması bekleniyor.
Biz Böyleyiz (21 Şubat)

Film ve dizi sektörüne oyuncu olarak dâhil olsa da son dönemde daha çok yönetmen kimliğiyle karşımıza çıkan Caner Özyurtlu’nun yönettiği Biz Böyleyiz’in oyuncu kadrosunda Berrak Tüzünataç, Engin Öztürk, Şebnem Bozoklu, Özge Özpirinçci, Meriç Aral, Boran Kuzum ve Hümeyra gibi isimler yer alıyor.
Mahallede Güzel Bir Gün – A Beautiful Day in the Neighborhood (28 Şubat)

Amerika’nın en sevilen televizyon kişiliklerinden bir tanesi olan Fred Rogers’ı merkezine alan Mahallede Güzel Bir Gün, bir yandan Rogers’ın hayatına ışık tutarken diğer yandan onunla gazeteci Tom Junod ile arasında gelişen arkadaşlığı ele alıyor. İlk iki uzun metrajı Bir Genç Kızın Gizli Defteri – The Diary of a Teenage Girl ve Can You Ever Forgive Me? ile beğeni toplayan Marielle Heller’ın yönettiği ve başrolde Tom Hanks’in yer aldığı film, prömiyerini yaptığı Toronto Film Festivali’nde iyi geri dönüşler almıştı.
İbrahim Cem Özsefil
2333 yazı
Yazarın diğer yazılarını gör →