· 7 dk okuma

Kelebek Etkisi Hakkında 10 Muazzam Film!

Kelebek Etkisi Hakkında 10 Muazzam Film!

Hayatımız tesadüflerden mi ibarettir, yoksa farkında olmadan yaptığımız seçimlerin bize çizdiği yolda mı ilerleriz? Peki ya düşündünüz mü hiç, sağı değil de solu seçseydik hayatımızda neler değişirdi? Ya da bugün uyuyakalıp, otobüsü kaçırdığımızda hayatımızdaki hangi domino taşını devirdik misal? Kaçırdıklarımız ya da aslında hiç hayatımızda var olmaması gerekenler… tercihler ve beraberinde süregelen paralel hayatlar… Hal böyle olunca elle tutulmayan, tanımların kifayetsiz oladuğu zaman kavramında sıkışıp kalıyoruz. Ne bir adım geriye ne de bir adım öne.

“Amazon ormanlarında bir kelebeğin kanat çırpması Amerika’da fırtına kopmasına neden olabilir.” Bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişiklikler; büyük ve öngörülemez durumları beraberinde getirebilir.  Bu paradoks Edward N. Lorenz’in ünlü çalışmalarından biri olan Kaos Teorisi’yle ilgili. İspatlanamayan bu durum sadece teori olarak kalmış; aslında bilimsel bir teoriyi daha çok felsefi açıdan ele almaya devam ediyoruz diyebiliriz. Ufak bir durumdan nasıl büyük olaylar yaratabileceği örneklerini verirken; ya da sinemada zaman kavramını ele alırken sıklıkla başvurduğumuz bu teori artık hayatımızın bir parçası olmuş halde. Felsefenin vazgeçilmez konusu ‘zaman’ kavramını, Freudyenler ve davranış bilimciler mekanizmacı olarak şöyle desteklerler; onlara göre olaylar bir neden-sonuç bağlamında gerçekleşir; herhangi bir şey bir diğerine yol açar; bir diğeri bir başkasını doğurur; Şu an yaşanmış bir durumu aslında geçmiş belirlemiştir. Zamanı bir doğru olmaktan çıkaran Carl Gustav Jung’a göre ise bu bağlantı bu kadar basit değildir; Jung’ın eş zamanlılık kuramına göre, birbirine teolojik olarak veya neden-sonuç ilişkisiyle bağlı olmayan, yine de aralarında anlamlı bir bağ olan iki olayın varlığından bahsederiz. Karmaşık olan zaman kavramı da bu şekilde, iyice içinden çıkılmaz bir hal almıştır.

Sinemacıların vazgeçemedikleri konuların başında gelen ‘zaman’, farklı kimliklerde hayat bulur kendine. Zamanda yolculuğun sıklıkla birçok tarzda filmde karşımıza çıkması ve bahsettiğimiz ‘kelebek etkisi’ kuramından çokça beslenmesi de bu sebeptendir. Kieslowski’nin Blind Chance’ından, ondan ilham alan Run Lola Run’a; Back to the Future’dan Mr. Nobody’e birçok yapıma yer verdiğimiz listede sizler için kelebek etkisini konu alan 10 filmi sıraladık.

Kelebek Etkisi Hakkında 10 Muazzam Film!

Blind Chance – 1981

blind-chance-filmloverss

1981 yapımı olan ancak Polonya’daki komünizm rejimi yüzünden 1987 yılında izleyiciyle buluşabilen Przypadek – Blind Chance,  Kieslowski’nin diğer filmleri kadar bilinmeyen ancak birçok filmin hikayesinin oluşmasında etkin rol oynayan filmi. Witek,  Varşova’ya giden bir trenin ardından koşmaktadır; film Witek’in bu koşusunu 3 farklı hikayeyle ele alır. 3 farklı olasılıkla sonuçlanan koşu, Witek’in geri kalan hayatının nasıl şekilleneceğini anlatan film, izleyiciye üç farklı varsayım üzerine harika bir kurgu sunar; Witek treni yakalarsa ne olur? Witek treni yakalayamaz ve istasyondaki polislerle kavga edip hapse düşerse ne olur? Witek treni yakalayamaz ve polislerle herhangi bir münasebeti olmaz ise ne olur? Witek’in alternatif hikayelerini izlerken; hayatta yaptığımız tercihleri sorgularken, bir yandan da kader ve şans kavramlarının aslında nasıl vazgeçilmez bir unsur olduğunu hatırlarız. Kieslowski’nin dediği gibi; “Hiçbir zaman kaderimizde ne yazılı bilmiyoruz. Şansın bizim için neler sakladığını bilmiyoruz.”

Back to the Future – 1985/89/90

back-to-the-future-filmloverss

Zamanın uçsuz bucaksız sonsuzluğunda yapılan yolculuktan bahsetmeye başladığımız an akla gelen ilk filmdir; Back to the Future. Kaykayıyla ayrılmaz bir bütün olan Marty McFly ile beyaz dağınık saçlarıyla, hafiften çatlak Dr. Emmett Brown’ın yılları birbirine kattığı; 1985 yılından, 1955’e, oradan geleceğe doğru 2015’e yapılan zamanda seyahatlerin anlatıldığı klasikleşmiş seri, zamanı ve zaman içinde yapılan ufak hamlelerin nelere neden olabileceğini anlatır. Tıpkı ‘kelebek etkisi’ kuramında bahseldiği gibi; Marty’nin geçmişe gidip kendi anne babasının gençliğiyle tanışmasının ardından kendi doğumunu engellemesine neden olacak hareketler zincirinin ilk halkasını taktığını unutmuyoruz… ‘DeLorean’ımız olsa zamanda yolculuk yapabiliriz’ fikrine inanan tüm 90’lı yıllarda çocuk olanlara sevgiler!

Sliding Door – 1998

sliding-doors-filmloverss

Kieslowski’nin Wizek hikayesinden oldukça etkilenen; 2001 yapımı Sliding Door, aynı Blind Chance’de olduğu gibi bir kurgudan beslenir. Metroyu kaçırdığında Helen’in başına neler gelebileceğini; ve eğer kaçırmasaydı neler olabilirdi varsayımını izlediğimiz film; zamanlama, kader ve aşk üçgeni üzerine kurulu başarılı bir yapım. Film; karşılaşmaların sadece rastlantılardan ibaret olduğunu düşündüğümüz; zor verilen kararların, vazgeçilmez alışkanlıkların ve tek düze hayatların süregeldiği modern dünyada, sadece bir kaç saniyeliğine kaçan metronun bir insanın hayatını nasıl değiştireceğini gözler önüne serer; ‘Sadece ufak bir an seni başka hayatlara dahil eder, bambaşka hayatları ise seninkiyle bütünleştirir.’ Peter Howitt imzalı filmin başrolünde ise Gwyneth Paltrow yer alıyor.

Run Lola Run – 1998

run-lola-run-filmloverss

Sliding Door’la aynı yılda vizyona giren; ve aynı onun gibi Kieslowski’nin Blind Chance filminden fazlasıyla etkilenen bir Alman yapımıyla karşı karşıyayız. Tom Tykwer imzasını taşıyan, kelebek etkisi temasını hikayesinin merkezine alan film Run Lola Run, bizi üç farklı tercihin doğrultunda şekillen üç ayrı hikayeyle buluşturur ve hikayenin ana karakteri Lola ile birlikte Berlin sokaklarında koşturur. ‘Zaman-Kader’ kesişimini ele almayı ihmal etmeyen film, Lola ve sevgilisi Mani’nin yirmi dakikasını seksen dakikada üç farklı şekilde ele alır. 90’lı yılların popüler video oyunundan uyarlanan hikayesiyle, Kieslowski etkisini hissettiğimiz kurgusuyla; Almanya sinemasından arşivimizde yer ayırmamız gereken filmlerin başında gelen Run Lola Run; başrolleri Moritz Bleibtreu ve Franka Potente’nin performanslarıyla da büyülemeyi başarıyor.

Happenstance – 2000

happenstance-filmloverss

Tesadüfler, aşk ve hayat… Fransız Sineması’nın başarılı oyuncusu Audrey Toutou’nun başrolünde yer aldığı; Happenstance (Le battement D’ailes Du Papillion – Bir Kelebeğin Kanat Çırpışı) adından da anlaşılacağı üzerine ‘kelebek etkisi’ teorisi ekseninde bir hikayeyi ele alıyor. Birbirinden çok ilgisizmiş gibi gözüken olayların, alınan kararların, gün içinde karşımıza çıkan rastlantıların aslında kendi hayatının ötesinde diğer insanların hayatlarını nasıl etkilediğini gösteren; Fransız Sineması’nda görmeye alışık olduğumuz mizah unsurundan nasiplenerek ve tatlı bir atmosferle izleyiciye mutluluk aşılayan film, hayatını tesadüflerin eline emanet eden sinemaseverlere göre!

Donnie Darko – 2001

donnie-darko-filmloverss

1980’li yılların sonunda geçen hikaye; 16 yaşındaki Donnie Darko adındaki bir gencin bazı gerçek dışı olan varlıklar görmesiyle başlıyor. Özellikle karşısına sürekli olarak çıkan tavşak kostümlü adam, Donnie’yi ‘normal’ hayattan hızlıca uzaklaştırıyor. Çevresiyle uyum sorunu yaşayan ve oldukça içine kapanık biri olan Donnie için artık devam etmesi gereken yol değişmiş; ailesi ve okulun çizdiği yoldan uzaklaşan genç esrarengiz misafirinin izinden karanlık bir yolculuğa çıkacaktır. Gerçek üstü varlıkların fazlasıyla yer bulduğu, filmlerinde sürreal bir dünya yaratan efsanevi yönetmen David Lynch’in izinden giden Richard Kelly imzalı Donnie Darko; muhteşem bir kurgu ile zaman yolcuğuna çok farklı bir bakış açısıyla bakmayı başarıyor.

The Butterfly Effect – 2004

the-butterfly-effect-filmloverss

Evan Treborn, doğuştan zihinsel sorunları olan bir çocuktur ve kötü olaylar yaşadığı geçmişi gidip gelen hafızası nedeniyle tam olarak hatırlayamamaktadır. Artık yetişkin olan ve hafıza problemleriyle pek karşılaşmayan Evan, bir gün çocukluğundan kalma günlüğünü okumasıyla hayatı sıradanlığını kaybeder. Günlükte yazan ve hafızasının karanlık bölmesine gömdüğü çocukluk anılarına geri dönen ve zamanda yolculuk yapan Evan, yaptığı bu yolculuklarda müdahale ettiği olaylar ve değiştirdiği şeyler yüzünden; geri dönüp şimdiki hayatıyla buluştuğunda artık bazı şeylerin eskisi gibi olmadığını fark edecektir. Konusunu adından alan film, geçmişte yapılan ufak bir değişikliğin geleceği nasıl etkileyeceğini anlatıyor; tıpkı Amazon ormanlarındaki kelebeğin kanat çırpışı gibi… Başrolünde Ashton Kutcher’in yer aldığı filmin yönetmen koltuğunda ise Eric Bress ile J. Mackye Gruber oturuyor.

The Number 23 – 2007

the-number-23-filmloverss

Genellikle komedi filmlerinde görmeye alıştığımız Jim Carrey’i başrolde gördüğümüz The Number 23; 23 rakamını saplantı haline getirmiş bir adamın hikayesini ele alıyor. Walter Sparrow, kırmızı kapaklı elinden bir türlü düşüremediği 23 Numara adlı gizemli romanın etkisiyle kendi hayatını ve ailesini gizemli bir zaman tüneline sokar; Walter için artık saplantı haline gelmiş olan bu kitap onu yazarının peşinden gideceği karanlık bir yolculuğa sürükler. Karısı Agatha ve oğlu Robin ile olan ilişkisine devam edebilmek için geçmişindeki sırların kapısını açmak zorunda kalan Walter, artık tüm kontrolü 23 sayısının eline vermiştir bile. Günlük hayatında ve geçmişinde sürekli olarak 23’ü görmeye başlayan Walter, bu sayınının ardındaki gücü çözebilirse geleceğini de değiştireceğine inanır; ama aslında bu gizemi çözmeye her yaklaştığı anda geçmişe bir adım daha yaklaşmaktadır. Zaman kavramına farklı bir boyutta bakmayı başaran The Number 23’ün yönetmen koltuğunda Joel Schumacher oturuyor.

Mr. Nobody – 2009

mr-noboody-filmloverss

Bir karar ve sonsuz sayıda olasılıklar… Jaco van Dormael’in kendi sözleriyle şöyle tanımladığı; “Herkesin karşılaşabileceği sonsuz olasılıklar hakkında gerçekten de yüksek bütçeli deneysel bir film” olan Mr. Nobody, adeta izleyiciye bir zihin oyunu sunan hikayesi ve kurgusuyla etkileeyici bir yapım. 2092 yılında dünyada kalmış son ölümlü olan, 117 yaşındaki Némo, ölüm döşeğinde çocukluktan kalma bir anısını hatırlar. Kendisini bir peronda hatırlayan Némo; bir karar vermelidir. Tren kalkmak üzereyken; annesiyle mi gitmeli yoksa babasıyla mı kalmalı tercihini belirleyecek olan Némo; sonsuz olasılıklar serisinin kapısını açıverir. Popüler fizik teorilerini felsefi bir şekilde ele alan; ‘bugüne kadar yapmış olduğumuz en basit tercihin bile kaderimizde nasıl yıkımlar yarattığına veya neleri kökten değiştirdiğine’ yönelik hikayesiyle ‘kelebek etkisi’ teorisini merkezine alan bir yapım daha!

About Time – 2013

about-time-filmloverss

21 yaşına basan Tim Lake, ailesindeki tüm erkeklerin sahip olduğu gizli bir yeteneğinin olduğunu öğrenir; hepsi zamanda seyahat edebilmektedir ve artık Tim de bu yeteneği kullanabilecektir. Bu durumu fırsat bilen Tim geçmişe doğru yola çıkıp, pişman olduğu tüm olayları değiştirmeye başlar. Kısa bir sonra Londra’ya taşınan ve orada hayatının aşkıyla karşılaşan Tim, bu yeteneğini ilişkilerine de yeni bir boyut getirmesi için kullanmaya başlar ve bu sayede attığı her adım hatasız olacaktır.  Rachel McAdams ile Domnhall Gleeson’ın başrollerini paylaştığı; Richard Curtis’in yönetmenliğini üstlendiği About Time; zamanda yolculuk kavramı ekseninde gelişen, insanı mutlu eden bir hikaye anlatıyor. Film, müzikleri ve muazzam Londra görüntüleriyle de harika bir şölen sunuyor.

“Artık hiç zamanda yolculuk yapmıyorum. Sadece her günü, o günün tadını çıkarmak için sanki olağanüstü sıradan hayatımın en son günüymüş gibi yaşıyorum.” 


Elif Barış

Elif Barış

586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →