Kaufman ve Zihninin Engin Derinliği!
Yazının kalıcılığı içerisindeki derin anlamlarda kaybolmanın her kişi için farklı bir deneyimsel tarifi vardır. Ve aynı zamanda kişiye bu deneyimi yaşatacak kişiler de her zaman farklıdır. Fakat istisnaların olduğu bir evrende bunun en muhteşem örneğini görmemiz büyük bir şans! Kaufman kaleminin mükemmel olmayan mükemmelliğinde, yazılarının altındaki herkesi zihninin engin derinliğinde boğabiliyor!
Senarist Kaufman bir başka evrenden gelen ama sorularıyla gelen bir zihin gibidir adeta. Soruları her zaman varolma üzerinden yola çıkarak insanın üzerinden akıp giden bir girdap gibidir. İnsanı anlatmak varken başka ne anlatılabilir ki sorusunu soran ünlü senarist aslında insanı anlatamamanın vermiş olduğu bir güçle anlatma kıstası altında duruyor. Sorular üzerinden yola çıkarak ve sorulara cevaplar aramak yerine soruların yeni sorulara yol açmasını izleyerek bir köprüler ağında merkezine insanı oturtan merak ve soru cambazıdır Kaufman, aslında bir tanrısallık içerisinde yarattıklarının Sfenks’idir. Yarattığı karakterler de dahil olmak üzere izleyici de ve hatta kendisi de Kaufman sorular ağında sadece birer etmen ve edilgendirler. Yatakta yatıp bir anda boşluğu izlemek gibidir Kaufman için olayları izlemek, önemli olan olayların meydana getireceği reaksiyonda aşkın, hafızanın, benliğin ve yalnızlığın ne yapacağıdır!

Kaufman ve İnsanlık Sorusundaki Piyonları!
Kaufman’ın zihnine girmeye çabaladığımız bu yolculukta bize bir video essay eşlik ediyor bugün. Kaufman’ın filmlerinden yola çıkarak, onun zihninin sonsuz gün batımındaki aydınlıkta yine onun sözleriyle kendi yolumuzu arıyoruz. Bu yolu bulmaya çabalarken aslında amaç bir yeri bulmak değil, Kaufman’ın yollarında kaybolmak. Filmlerindeki karakter piyonlarından yola çıkarak aslında bir bir feda ettiklerimizi anarak vezire, insana ve hayata ulaşmaya çabalıyoruz. Evrenin ve her şeyin cevabının belki de 42 olduğu bir dünyasallık içerisinde Kaufman 42 farklı şeyi evrenin merkezinde sorunsallaştırıyor. Aşk üzerinden, ayrılık üzerinden, ölüm üzerinden, kendisi üzerinden evrenin ve insanlığın ne olduğunu o derinliği bilinmeyen zihninde eviriyor ve çeviriyor, izleyicinin karşısına mükemmel bir bağımsızlık içerisinde hazır edip çıkarıyor!
Osman Karakülah
290 yazı · Osman çocuğun ölüm ile imtihanı 92 yılının mayıs ayında Antalya'da başladı. Sonuçta doğduğu anda ölümle son bulacak bir geri sayım saatinin düğmesine basılmıştı. Fakat altı yaşında bir gün ablası sevgilisi ile yalnız kalmak için onu tek başına sinema salonunda bırakınca bu çocuğun hayatı değişti. O an ölümden nasıl kaçacağını öğrendi ve sinemaya olan aşkı başladı. O şu an akademik kariyeriyle cebelleşirken ve hala ölümden korkarken ölümsüzlüğü, aşkı ve huzuru sinemada buluyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →