· 6 dk okuma

Kalbinizi Kıracak Hüzün Dolu 10 Romantik Film

Kalbinizi Kıracak Hüzün Dolu 10 Romantik Film

Bir cuma günü evinizde oturuyorsunuz ve hayatınızdan işinizle beraber çalınmış olan bir haftayı daha düşünüyorsunuz. Yaşamak için çalışmamız gereken bu acımasız dünyada birçok insanın sadece kendi işlerini düşünerek sizin hayatınızın umurlarında olmadığını hissediyorsunuz ve çalışma hayatında içerisinde hayat denemeyecek bir döngünün içine giriyorsunuz. Bu döngü içerisinde yaşamak için çalışıyoruz evet ama çalışmak için de artık yaşamamızı bir kenara bırakıyoruz. Arkadaşlarımızın yüzünü görmek bile artık bazen haftalık programımızda bir işkenceye dönüşebiliyor çünkü her zaman ensenizde nefesini hissettiğiniz birileri oluyor. Sizin boynunuza geçirdikleri tasmayla beraber sizin düşüncelerinizin nereye odaklanması gerektiğini size emir veriyorlar ve sizin başınızı bir saniyelik öne eğmeniz durumdan kopabilecek fırtınalar ihtimaline asla karışamadan sadece zamanlarını sizi azarlayarak geçiriyorlar. Tam da böyle geçen günlerin ardıdan bir cuma gecesi daha evinize dönüyorsunuz. Hüzünlüsünüz ama neden hüzünlü olduğunuzu bilmiyorsunuz çünkü hayatınızın böyle geçeceğinden endişe duyup buna karşı da bir şey yapamamak üzerine kurgulanıyorsunuz. Hayatınızda özel biri olsun sitiyor ya da olan özel kişiye biraz vakit ayırmak onunla kısa olna hayatın ölüm gelmeden önceki tatlı anlarında vakit geçirmek istiyorsunuz ama hayatın iğrenç yüzü sizi emip bitiriyor. Sizden geriye kalan posa ise şu anda bir cuma gecesi neden mutsuz olduğunuzu bilmediğiniz yorgun vücuduz oluyor. Bu yorgunluğu ve hüznü geçirmek için size bir çare sunamıyoruz ama en azından hüznünüzü akıtmanız için bir seçenek sunuyoruz. Sinema tarihinde hüznün işlendiği ve dokunduğu en hassas konulardan biri olan romantizm içinde hüznü alıyoruz ve bu akşam izleyerek kendi halinizi unutup bir iki damla göz yaşı döküp rahatlamanız için size sunuyoruz.

Kalbinizi Kıracak Hüzün Dolu 10 Romantik Film

Gone with the Wind (1939)

gone - with - the - wing - filmloverss - 1

Scarlett O’Hara’nın hüzün dolu hikayesi içerisinde kitabın etkisini unutamayanlar için filmin büyüsü paha biçilemezdir. Rüzgar Gibi Geçti, filminin isminin bile herkes tarafından biliniyor oluşu ve ağızlarda zikredilmesinin sebebi konusundaki her daim devam eden hırs, aşk ve acının var olması ama bu duyguların hiçbir zaman abartıya kaçılmadan çok büyük bir sadelik içerisinde izleyiciye verilmesidir. Gone with the Wing filmi bir kadının savaş dönemi hem aşk arasında hem de yaşam arasında kalmasının hikayesidir. Aşık olunana insan ile beraber olamamanın getirdiği hüznün yanında savaş anındaki kıtlıklarla beraber ölümlerin ve kayıpların hikayesi olan film, sinemanın hüzün kültleri arasındadır.

Brief Encounter (1945)

brief - encounter - filmloverss

Aşkın sizi nerede ve ne zaman yakalayacağını bilmediğiniz zamanların hikayesi Brief Encounter. Zamansız gelen aşkın belki de zamansızlığından dolayı daha tutkulu bir hal almasından kaynaklı olarak yasak ilişki denilen ama yasaklığının kim tarafından ve neden konulduğu bilinmeyen bir aşkın öyküsü. Hikayede her ikisi de evli olan bir ev işçisi kadın ile bir doktorun ilişkisine şahitlik ve sırdaşlık ediyoruz. Bu sırdaşlık içerisinde bu iki karakterin birbirlerine baktıkları her an bizim içimizden bir parça söküp atılıyor çünkü bu bakışlar altında yatan hüzünlü aşk öylesine yoğun ve sade bir şekilde yaşanıyor ve yansıtılıyor ki bu romantizmin hüznüne boğulmadan bu filmi izlemek imkansızlık denizinin dalgaları gibi oluyor.

Doctor Zhivago (1965)

doctor - zhivago - filmloverss

Bir devrimin arka planda her daim devam ettiği ve bu devamlılığın arkada hiçbir zaman kesintiye uğratılmadan gösterildiği destansı bir hikayedir Doctor Zhivago. Evli bir doktorun Bolşevik Devrimi sonrası gerçekleşen Rus İç Savaşı zamanında bir kadına aşık olması ve aynı zamanda bu kadının doktorun şiirlerine ilham kaynağı olmasını konu alır film. Film içerisinde hiçbir zaman izleyicinin gözünün önüne getirilmeyen ama her daim soğuk havasının hissedildiği savaş ve devrim bir aşk ile bölünüyor. Birçok sinemasever için unutulmaz bir film olan Doctor Zhivago, filmin içerisindeki toplumsal boyutların dayattığı hüzün ve melankoli aşka da vuruyor ve hüzün destansı bir yolculuğa çıkıyor.

Harold and Maude (1971)

20’li yaşlarında genç bir adam olan Harold ailesinin içerisinde yok olan utangaç bir çocuktur. Babasını kaybetmiş olan Harold, annesinin ilgisini çekmek için çeşitli intihar numaraları yaparak. Ölüme olan takıntısıyla beraber annesinin ilgisini çekmeye çabalayan Harold evlenmek için hiçbir kadını beğenemez bağlanamaz çünkü o ölüme bağlıdır. Bu bağlılığını göstermek için her zaman tanımadığı cenazelere katılır. Bir gün bu cenazelerden birine yine cenazelere katılan bir kadın olan Maude ile karşılaşır. Bu karşılaşma ikilinin aşkından tutun da anarşistliğine kadar birçok ortaklıklarını ve zıtlıklarını su yüzüne çıkarır. Aralarındaki yaş farkını görmeyen izleyiciye filmin yaşattığı duygu tarifsiz ve benzersizdir!

Chungking Express (1994)

chungking - express - filmloverss

İki insanın hatta iki aynı işi yapan insanın aynı duygular ve yaşanmışlıklar üzerinden ilerleyen ve aynı duraklarda durarak içerisinde kendini oluşturan ve karşılaşmanın tarif edilemez hüznü içerisinde iki insanı buluşturan film Chungking Express. Filmde iki kişi görüyoruz, ilk yarıda bu iki kişiden ilkiyle karşılaşıyoruz ikinci yarıda ise diğeriyle. Bu karşılaşmalarımızda şunları görüyoruz ki herkesin derdi aynı noktada başlıyor ve aynı noktada bitiyor. İlişki dediğimiz okyanusun içinde herkes aslında birer küçük balık ve büyük balık diye uydurulan hayali bir varlık yok, hiçbir zaman olmadı. Denizdeki bu küçük balıklar aynı şeyleri yaşayıp aynı şeyleri hissediyor ve biz de bu balıklardan biri oluyoruz!

 Legends of the Fall (1994)

legends - of - the - fall - filmloverss - 1

İhtirasın kol gezdiği bir ailenin içerisinde hem aşkım hem de duyulan bu şak ile ailenin içerisinde kol gezen bir hüznün, çaresizliğin ve kuşatılmışlığın hikayesi The Legend… Filmde Birinci Dünya Savaşı’nın soğuk rüzgarlarını hissediyoruz ancak bu savaşın ilk başta arka planda olduğu ailenin içerisinde dışarıdan gelen bir kadın kendini gösteriyor. Bu kadına iki kardeşin ve babanın aynı duygunun farklı türevlerini hissetmesi ailedeki çaresizlikleri ve hırçınlıkları meydana getiriyor. Tüm bu atmosfer içerisinde savaş alanına giden ve ülke için savaşmayı göze alan erkekler içsel bir yolculuğa çıkarak hüzünlerini bireysellik ile birleştirip bir melodramın içine düşüyorlar.

The English Patient (1996)

the - english - patient - filmloverss

Birçok farklı aşkın ve birçok farlı hüznün bir filmde buluştuğu filmdir English Patient. Bir hastaya duyulan şefkat ile beraber ikili ilişkiler arasında sıkışıp kalan benlikler ve bununlar beraber savaşın getirdiği yıkımlar. Bu yıkımlarla beraber savaşın yok ettiği mekanlar ve insanlar için duyulan hasret, hüzün ve direniş. Tüm bu duyguları birbirne ustaca geçişler ile veren filmde bir aşkın sadece iki benlik arasında olmadan nasıl var olduğunu ve iki benlik arasında sıkışıp kaldığında da nasıl bir tesir alanı yarattığını olağanüstü görsellikler ve oyunculuklar ile yansıtıyor unutulmaz kült film. Filmin içerisindeki çölün aşkın ve çölün dinginliği içindeki korkutucu hüzün sizi asla bırakmıyor.

Sibirskiy tsiryulnik (1998)

the - barber - of - siberia - filmloverss

Bir ihtiras, kıskançlık, intikam ve çaresizliğin filmi The Barber of Siberia. Amerikalı bir kadının bir iş adamı ile anlaşma yapması ve iş adamının satmayı planladığı ürününü Rusya’da satabilmesi için anlaşmaları yapması için tuttuğu bir kadın. Bu kadın generali ikna etmek için tüm cazibesini kullanıyor yalnız bir yandan da trende tanıştığı harp okulu öğrencisi olan gence beslediği duyguları da bastıramıyor. Artık istemeden de olsa iki adamın sevgisi ve ihtirası altında kalan bu kadın yaptığı seçimler ile büyük bir hüzne gömülürken sevdiği adamın intikam hırsı ve güçler altında ezilişi de izleyicinin içine işliyor ve bu dramın sonucunda kopamadığınız hüzünlü bir aşk ortaya çıkıyor!

Lost in Translation (2003)

lost - in - translation - filmloverss

Japonya’da geçen hikayede iki farklı dünyalara sahip iki farklı insanın iç dünyalarını gösterdikleri bir filme tanıklık ediyoruz Lost in Translation filminde. İki Amerikalı’nın Japonya’da yollarının kesişmesini ve bir hafta sonunu beraber geçirmeleri ile birbirine yakınlaşmalarını ve bu yakınlaşmanın oluşturduğu his ve duygu alanına tanıklık ediyoruz. Dilin bir önemi var mı sorusunun yanında insanın enerjisinin başka bir boyuta biri tarafından eriştirildiği ve orada iki enerjinin birbirini bulmasıyla ortaya çıkan sevginin hüzünlü melankolisine tanıklık ediyoruz. Melankolinin sadece hüzün demek olmadığını gösteren filmde melankolinin yaratmış olduğu havada sevginin ışığını görüyoruz.

Brokeback Mountain (2005)

brokeback - mountain - filmloverss

Brokeback Mountain filmi iki erkeğin birbirlerine hiçbir şey beklemeden ve hiçbir şey söylemeden sevmesinin ve bununla toplumun tüm kurallarına karşı üzerlerinde hissettikleri ağırlık ile yapmalarını ve birbirlerinin kollarında huzuru bulmalarının eşlik etmesiyle izliyoruz. İki tane çobanın bir dağda hayvanlar ile geçirdikleri bir kışın altında soğuğun içinde ama tüm toplum soğukluğunun ve katılığının  dışında birbirlerine dönerek nasıl içlerini açtıklarını ve ölüm ile her daim burun buruna yaşamanın ve kendini içinde susturup olmanı istediğin kişi olmak ile imtihan vermelerini görüyoruz iki erkeğin. Tüm kaçış noktalarının ise birbirlerinde olduğu filmde aşk hüzün ile aynı şey oluyor.


Osman Karakülah

Osman Karakülah

290 yazı · Osman çocuğun ölüm ile imtihanı 92 yılının mayıs ayında Antalya'da başladı. Sonuçta doğduğu anda ölümle son bulacak bir geri sayım saatinin düğmesine basılmıştı. Fakat altı yaşında bir gün ablası sevgilisi ile yalnız kalmak için onu tek başına sinema salonunda bırakınca bu çocuğun hayatı değişti. O an ölümden nasıl kaçacağını öğrendi ve sinemaya olan aşkı başladı. O şu an akademik kariyeriyle cebelleşirken ve hala ölümden korkarken ölümsüzlüğü, aşkı ve huzuru sinemada buluyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →