· 9 dk okuma

Jurassic Park Hakkında 15 Sıradışı Bilgi!

Jurassic Park Hakkında 15 Sıradışı Bilgi!

Tarih öncesi dönemin izlerini taşıyan dinozorların devasa dünyasına kapılarını açan Jurassic Park’ın beyazperde yolculuğuna dair her detayı biliyor musunuz?

Jurassic Park yalnızca tüm zamanların en iyi dinozor filmi değil aynı zamanda Steven Spielberg’in yönetmenliğini üstlendiği en iyi filmlerden de bir tanesi. Üstelik Jurassic Park yaklaşık 65 milyon yıl önce soyu tükenmiş bir sürüngen cinsini diriltmekle kalmıyor, belki de paleontolojiye (fosil bilim) duyulan ilginin artmasını sağlayan en büyük etkenlerden biri haline geliyor. Filmin gerçek kahramanları olan dinozorların sunduğu bu görsel şölen, tarih öncesi dönemi günümüze dur durak bilmeyen bir gerilimle yansıtırken ister istemez vahşiliklerine duyulan hassasiyeti de bir nebze olsun azaltıyor. Daha da önemlisi fosillerinden elde edilen DNA ile nesli tükenen bu türün klonlanabileceği fikrinin ne derece gerçek olduğu sorusunu sordurtmaya devam ediyor. Bu noktaya kadar her şey yerli yerinde gözükebilir.

Jurassic Park’ın Çıkış Noktası: “ER”

er-jurassic-park-filmloverss

Dinozorlara karşı hayranlığını her fırsatta dile getiren Spielberg, uzun soluklu televizyon draması ER’ın senaryosu üzerinde birlikte çalıştığı yazar Michael Crichton’un henüz yayımlanmayan yeni kitabı hakkında ilgisini çeken bazı detaylardan haberdar oluyor. Crichton’ın Jurassic Park hakkındaki fikirlerini anlatması üzerine Spielberg daha fazla vakit kaybetmeden Universal ile masaya oturuyor ve 1990’da –kitap henüz yayımlanmadan- filmin tüm hakları satın alınıyor. Nitekim Spielberg paleontolojiye duyduğu büyük ilgi ve heyecan ile daha senaryo bile yazılmamışken, kitaptan yola çıkarak filmin görsel senaryo taslağı üzerinde çalışmaya başlıyor. Üstelik başarılı yönetmenin Crichton ile olan münasebeti, yönetmen koltuğuna oturması için düşünülen Tim Burton, Richard Donner (Lethal Weapon), Joe Dante (Gremlins) ve James Cameron’u bir adım geride bırakan Spielberg’e projenin kapılarını açıyor.

Kısacası, vizyona girdiği ilk hafta 47 milyon dolar gibi muazzam bir açılış başarısı yakalayan ve toplamda Spielberg’e 250 milyon dolar kazandıran film, tam bir stüdyo başarısıdır. Zira; tüm hakları satın alınan kitap 1990 yılında yayınlanır ancak Universal, filmin çalışmalarına çoktan başlamıştır.

Jurassic Park En Başta Schindler’s List’in Gölgesinde Kalıyor

jurassic-park-schindlers-list-filmloverss

Jurassic Park’a duyduğu heyecana rağmen Spielberg ilk önce hayalindeki proje olan Schindler’s List’in yönetmen koltuğuna oturmak istiyor. Fakat Universal, Spielberg’in Jurassic Park’a öncelik vermesi halinde Schindler’s List için yeşil ışık yakacağı hususunda ısrarcı davranıyor. Sonuç olarak her iki film de 1993 yılında gösterime giriyor fakat tek bir farkla: Jurassic Park Haziran ayında sinemaseverlerle buluşurken, Schindler’s List yılın son aylarında beyazperdede boy gösteriyor. Spielberg ve ekibi çekimleri 30 Kasım 1992’de, planlanandan 12 gün sonra bitiriyor. Fakat Spielberg’in bir sonraki projesi Schindler’s List’e bir an önce başlamak istemesinden dolayı, Jurassic Park’ın post-prodüksiyonun tamamlanması için yönetmen koltuğunu sıkılıkla iş birliği içerisinde olduğu arkadaşı George Lucas’a devrediyor.

Harrison Ford Dr. Alan Grant Rolünü Geri Çeviriyor

jurassic-park-harrison-ford-filmloverss

Harrison Ford’un Han Solo ve Indiana Jones karakterlerine büründüğü ve iki filmin de George Lucas ve Steven Spielberg’in iş birliği üzerine kurulmuş olduğu göz önünde bulundurulunca, başarılı oyuncunun Spielberg yönetmenliğindeki bir başka filmde rol almasından daha doğal ne olabilir ki? Fakat bu durum düşünüldüğü kadar basit olmuyor ve Ford, Jurassic Park’taki paleontolojist (fosil bilimci) Dr. Alan Grant rolünü reddediyor. Ayrıca Sam Neill’in Dr. Grant rolüne hayat vereceği netleşmeden önce Harrison Ford’un yanı sıra William Hurt’ün de ismi geçiyor. Buna ek olarak, filmin diğer karakterlerinin de Christina Ricci (Lex), Sean Connery (John Hammond), Jim Carrey (Ian Malcolm) tarafından canlandırılması gündeme geliyor. Dahası Ellie Sattler rolü için en başta Sandra Bullock, Gwyneth Paltrow, Julianne Moore gibi isimler düşünülüyor.

Suyun Dalgalanma Efekti Bir Gitar Teli Kullanılarak Yapılıyor

jurassic-park-water-rippling-filmloverss

T-Rex yaklaştıkça bardaktaki suyun hafif hafif dalgalandığı o unutulmaz sahnenin çıkış noktası, Spielberg’in arabasında funk müziğin öncülerinden Earth, Wind and Fire grubunu dinlerken bass ritimlerin bir anda yarattığı titreşime dayanıyor. Bu bağlamda aracın gösterge panelinin altına yerleştirilen gitar telleri sayesinde suyun dalgalanmasını sağlıyorlar. Benzer şekilde aracının ön camının üzerindeki titreşen motor da dikiz aynasının sallanmasını olanak veriyor.

Steven Spielberg Jaws Görüntüleriyle Jurassic Park’a Sızıyor

jurassic-park-spielberg-sneaked-filmloverss

Wayne Knight’ın Jurassic Park’ta canlandırdığı Dennis Nedry karakteri belki filmdeki en aktif rol olmayabilir ancak görünen o ki Nedry’nin bilgisayarlara olan yakınlığı Spielberg’in aklına karşı konulması güç bir fikri getiriyor. Bu durumu fırsat bilen Spielberg, bir başka filminden bir görüntüyle o bilgisayarlarda görünmeyi tercih ediyor. Nedry’nin tembelliğinden dolayı azarlandığı sahnede, etrafını çeviren çok sayıda bilgisayara dikkatli bakıldığında bir tanesinin diğerlerinden farklı olduğu hemen göze çarpıyor. Zira bilgisayar ekranındaki bir videoda Spielbeg’in yönetmenliğini üstlendiği 1975 yapımı Jaws filminden bir sahne çıkıyor karşımıza.

Dijital Sanatçılar Dinozor Etkisini Gerçekçi Kılmak İçin Kostümlerin İçine Giriyorlar

dinozor-kostum-fl

Dijital tekniklerin sağladığı imkanlarla özel efektleri daha gerçekçi kılabilmek adına dijital sanatçılar, en hızlı dinozorlardan oluşan Gallimimus sürüsü gibi hareket ettikleri bir video çekiyorlar. Böylelikle dinozorların panik halinde kaçtıkları sahnelerin daha gerçekçi ve içgüdüsel hareketler doğrultusunda çekilmelerine olanak sağlıyorlar. Bu süreçte filmin görsel efektlerinin yaratıcılarından Stan Winston’ın ekibi içine girecekleri dinozor kostümleri inşa ediyor. Ayrıca Jurassic Park’ın CG ürünü dinozorlarının gösterim süresi sadece 6 dakika iken, 127 dakikalık ilk filmde yer alan toplam dinozor sahnelerini çekmek ise yaklaşık 15 dakika sürüyor.

Prodüksiyon Sürecinde Büyük Bir Kasırga Seti Vuruyor

hurricane-jurassic-park-filmloverss

Jurassic Park’ın çekimleri 1992 yılında Hawaii takımadasının bir üyesi olan Kaukai Adası’nda gerçekleştiriliyor. Hawaii’de meydana gelen en güçlü kasırga olarak kayıtlara geçen Iniki Kasırgası çekim esnasında sete kadar ulaşıyor. John Hammond karakterine hayat veren Richard Attenborough da bu afetten nasibini alırken, 2. Dünya Savaşı sırasında Londra’ya yapılan hava saldırısında hayatta kalmayı başarmış biri olarak diğer oyuncuların şaşkınlığına hiçbir şey olmamış gibi tepki vermesi pek de şaşırtmıyor.

Jurassic Park’ın Setinde Yalnızca Bir Adet Robot Dinozor Kullanılıyor

jurassic-park-mutfak-filmloverss

Görsel efektlerin arkasındaki isimlerden Stan Winston’ın ekibi kendi robotlarını yaratmak için oldukça detaylı taslaklar üzerinde çalışmaya başlıyor. İlk önce küçük ölçekli tasarlanan robotların daha sonra büyük ölçekli hale getirilmesinin ardından sıra doğal olarak robot dinozorların lateks derisinin altına yerleştirilecek uzaktan kumandalı iskeletlere geliyor. Bu bağlamda T-Rex’in yapımını konu alan mini bir belgesel de aslında film için tasarlanan bu robotun gerçek bir dinozor kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor. Entertainment Weekly’ye göre Winston’ın robotlarından yalnızca bir tanesi, Triceratops, sette kullanılıyor. T-Rex’in meşhur mutfak sahnesinde kullanılan robot dahil diğer makinelerin hepsi sadece sesli çekim stüdyosunda kullanılıyor.

T-Rex’in Kükremesi İçin Çok Sayıda Hayvandan Yararlanılıyor

jurassic-park-t-rex-filmloverss

Ses tasarımcısı Gary Rydstrom ihtişamıyla kendine hayran bırakan T-Rex’in kükremesini yaratmak için çok sayıda hayvanının çıkardığı sesleri bir araya getiriyor. Nitekim köpek, kaplan, timsah, penguen ve yavru filin aynı anda çıkardığı ses, duyduğunuzda bile tüylerinizi ürperten o sesin, yani T-Rex’in kükremesini kulaklarımıza haykırıyor. Benzer şekilde ölümcül Dilophosaurus’un kükremesi ise maymun ulumaları, şahin çığlıkları, çıngıraklı yılan tıslamaları ve kuğu seslerinin bütünleşmesinden oluşuyor. En karmaşık olanın ise kaplumbağa, at, kaz, mors, yunus ve Afrika Turnasının ses karışımından oluşan bir başka dinozor türü olan Velociraptor olduğunu söylemek mümkün.

Dr. Malcolm ve Dr. Hammond’ın Kıyafetleri Aslında Karşıt Görüşlerini Temsil Ediyor

malcolm-hammond-jurassic-park-filmloverss

Kitapta Ian Malcolm (Jeff Goldblum) Ellie Sattler’a (Laura Dern) kıyafetlerinde yalnızca siyah rengi tercih ettiğini bu sebeple de her gün ne giyeceğine karar vermekte zorlanmadığını anlatır. Fakat filmin arkasındaki isimler Malcolm’un gardırobunu kasten seçiyorlar. Siyah renk Malcolm’un genetik mühendisliği hakkındaki şüpheciliğini temsil ederken, Dr. Hammond’ın (Richard Attenborough) mütemadiyen tercih ettiği beyaz renk ise idealizminin göstergesidir. Bir diğer deyişle, Hammond geçmişten gelen izlerin insanlığın hem eğlenip hem de bir şeyler öğrenebileceği bir manzara çizdiğine inanırken, Jurassic Park’a büyük bir hayranlık duyan Malcolm ise sırf dinozorları yaşama döndürmenin ne kadar gülünç bir uğraş olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Ayrıca kitabın yazarı Michael Crichton kendi görüşlerinin Dr. Malcolm ile aynı minvalde ilerlediğini dile getirirken, Steven Spielberg kendi düşüncelerini Dr. Hammond’ın düşüncelerine paralel bulduğunun altını çiziyor.

Ariana Richards Etkileyici Çığlığı Sayesinde Jurassic Park’ta Rol Alıyor

ariana-richards-jurassic-park-filmloverss

Ariana Richards’ın seçmelerde yapması gereken tek şey kameranın önünde durup çılgınlar gibi çığlık atmaktır. Zira yönetmen Spielberg, çocuk oyuncularda aradığı tek özelliğin sadece ikna edici bir çığlık olduğunu düşünüyor. Bu noktada Richards rolü nasıl aldığını şu sözlerle dile getiriyor: “Daha sonradan Steven’ın o gün birkaç adayın kayıtlarını izlediğini duydum. Görünen o ki, eşini uykusundan uyandırıp koridor boyunca koşarken çocukların iyi olup olmadığını düşündürten tek kişi benmişim.” Ayrıca bu filmden sonra Richards dinozorlara karşı büyük bir hayranlık besliyor ki bir sonraki yaz döneminde filmde danışmanlık yapan ve Dr. Grant karakterine esin kaynağı olan paleontolojist Jack Horner ile birlikte Montana’daki gerçek bir dinozor kazısında yer alıyor.

“Biz Yaptık, Onlar Keşfetti.”

jurassic-park-dinozor-robot-filmloverss

Dinozor modellerinin gerçek boyutlarda yapılmasının imkansız olduğunun farkında olan Spielberg bu noktada farklı bir yol izlemeye karar veriyor ve efsane filmlerin arkasında olan özel efektlerin yaratıcılarından bir ekip oluşturuyor. The Terminator’de yer alan Stan Winston ve ekibi başta T-Rex olmak üzere bütün dinozorların robotlarını hayata geçiriyorlar. Ayrıca Return of the Jedi ile En İyi Görsel Efekt Oscarı’nı kucaklayan Phil Tippett, dinozorların geniş çekimlerinde kendisinin geliştirdiği ve Stop-Motion’ın hareket bulanıklığı içeren bir türü olan Go-Motion tekniğini kullanıyor. Dahası Star Wars serisinin ve Spielberg klasikleri E.T. ve Indiana Jones and the Temple of Doom’un özel efektlerine imzasını atan Denis Murren’ın da ekibe dahil olmasıyla, sinema tarihinin ilk büyük CGI varlıkları yaratılıyor. Hatta görüntüler ilk defa test edileceği zaman Tippett’in “Sanırım tükendim.” şeklindeki ibaresini Spielberg o kadar benimsiyor ki bu latifeyi filmde kullanmayı ihmal etmiyor. Bu efsane ekibin yaptıkları bunlarla da sınırlı kalmıyor. Godzilla tarzında ve insan boyutlarında yapılan Velociraptorlar gerçek türlerinden oldukça büyük oluyorlar. Filmin yayınlanmasından kısa bir süre önce de, paleontolojistler Velociraptorlara daha yakın olan Utahraptor türünü keşfediliyorlar. Hal böyle olunca, Winston’ın “Biz yaptık, onlar keşfetti.” esprisi bugün bile dilden dile dolaşıyor.

The Lost Island’dan The Lost World’e

the-lost-world-book

Spielberg, ikinci filmde kitaba bağlı kalmamıştır. Örneğin, ilk kitabın sonunda ölen John Hammond ve Ian Malcolm, ikinci kitapta yer almasalar da filmin önemli karakterleri konumundadırlar. Keza Universal, kitabın adı olan “The Lost World”ü beyazperdeye aktarırken değiştirmek ve “The Lost Island” yapmak istiyor. Stüdyo, seyircilerin Arthur Conan Doyle’nin aynı isimli eseriyle karıştırılabileceğini düşünüyor. Ancak Crichton’un ısrarları sonucu kitap, beyazperdeye aynı isimle uyarlanıyor. Fakat, bu isimden tam olarak memnun olmayan stüdyo bir şekilde filmin başlığının yanına Jurassic Park ekliyor ve filmin adı son halini alıyor: The Lost World Jurassic Park.

Japonlar Godzilla’dan Kurtulamıyor

t-rex-filmloverss

Jurassic Park serisinin ikinci filmi The Lost World: Jurassic Park dinozorların San Diego’ya geldiği sahne ile ünlüdür. Bu sahnede dinozorlardan kaçan halkın arasında bulunan Japonların kendi dillerinde söylediği sözler pek anlaşılmaz. Ancak, dikkatli dinlendiğinde ( ya da Japonca biliyorsanız ) o sırada Japonların Godzilla’ya gönderme yaparak söylediği sözler son derece enteresan gelecektir: “Ben Japonya’dan bu yüzden kaçmıştım”.

Kuşlardan Dinozorlara

pteranodon-jurassi-park-filmloverss

Serinin hayranlarının bileceği üzere tüm Jurassic Park filmleri, dinozorlar ile kuşlar arasındaki bağa dikkat çekmeye çalışır. Özellikle Dr. Alan Grant’ın rol aldığı iki filmde de “kuş” teması ciddi derecede öne çıkartılır. Teoride dinozorların sürüngenlerden ziyade kuşlara daha yakın canlılar olduğunu varsayan serinin ilk ve son filmlerinin kapanış sahneleri bu konu hakkında ciddi bir söylem içerir. İlk filmin sonunda adadan ayrılırken Dr. Grant helikopterin etrafında uçan pelikanları görür. Üçüncü filmin sonunda ise Dr. Grant adadan ayrılırken yine helikopterden dışarı bakmaktadır. Ancak, bu kez adanın etrafında pelikanlar değil Teruzorlar (Pterosaurus) uçmaktadır.

Kaynak: IMDB


Damla Durmaz

Damla Durmaz

166 yazı · 1989 yılında Denizli’de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümünü bitirdi. Halen İstanbul Teknik Üniversitesi Ekonomi bölümünde yüksek lisans yapmakta. Güne müzikle başlar, günü müzikle kapatır. Gece yaşamayı, gündüz uyumayı sever. Sinema ile dünyayı unutur haliyle. Tüm bunlardan artakalan vaktinde ise küreselleşmeye inat azimle akademisyen olmaya çalışır.

Yazarın diğer yazılarını gör →