Juno’yu Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film!
Yönetmen koltuğunda Jason Reitman’ın oturduğu 2007 yapımı Juno, liseli bir gencin beklenmedik hamileliği sonucu bebeği doğurup evlatlık vermeye karar vermesini ve hamilelik sürecinde yaşadıklarına odaklanıyor. Ummadığı hamileliği ve yaşamının bu anından itibaren gelecek günleri ile ilgili önemli bir karar almak zorunda kalan Juno, karşısına çıkan her şeyin üstesinden büyük bir kararlılık ve özgüven ile geliyor. Deneyimlemek zorunda kaldıklarıyla hayatı bambaşka bir yere evrilen Juno, her şeyin sonunda kendini de bambaşka bir yerde buluyor. Ellen Page ve Michael Cera’nın başrollerini üstlendiği, En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar kazanan bu keyifli ve sıcak filmi sevdiyseniz şayet, biz de sizler için anlatısı, türü ya da hikâyesi doğrudan benzerlik göstermese de aynı tadı ve sıcaklığı bulabileceğiz filmleri listeledik.
Hazırlayanlar: Damla Durmaz, Melike Ölker
Juno’yu Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film!
1- Y Tu Mamá También (2001)

Günümüzün teknik anlamda en yetkin yönetmenlerinden biri olarak gösterilen Alfonso Cuaron’un kariyerinde önemli birkaç kırılma noktasından biri de Y tu Mama Tambien filmi. Yönettiği Great Expectations ile beklentileri karşılamayan Cuaron, bir sonraki filmi için özüne, yani Meksika’ya geri dönmüş ve Y tu Mama Tambien’i çekmişti.
İki gencin, kendilerinden yaşça büyük çekici bir kadınla çıktıkları yolculuğu odağına alan filmin benzerlerinden farkı, sadece konu aldığı iki gencin yolculuk boyunca edindikleri tecrübelere odaklanmamasıydı. Kendinden yaşça küçükler ile bir yolculuğa çıkan Ana’nın kendini bulma öyküsüne de değinmesi filmin en önemli artısıydı.
2- Persepolis (2007)

Marjane Satrapi’nin aynı ismi taşıyan otobiyografik çizgi romanından 2007 yılında Vincent Paronnaud ile birlikte beyazperdeye uyarladığı Persepolis, İslam Devriminden sonraki yıllarda 1980’lerin Tahran’ında büyüyen dokuz yaşındaki Merjane’yi konu alıyor. Acımasız rejim değişikliğiyle birlikte yaşanan kadınların özgürlüklerinin kısıtlanması ve muhaliflerin susturulması gibi birçok baskıyla yüzleşmek zorunda kalan cüretkar ve asla lafını esirgemeyen Merjane, bu büyüme sürecinde kurduğu hayalleri gerçekleştirmek adına birçok şeyi karşısına alır ve hayatını şekillendirmeye her zaman zor kararlar alarak devam etmek durumunda kalır.
3- Waitress (2007)

Adrienne Shelly’nin hem yönetmen koltuğuna oturduğu hem de senaryosunu kaleme aldığı Waitress, mutsuz bir evliliği sürdürmekten ve kocasının baskılarından bunaldıkça soluğu mutfakta alan Jenna (Keri Russell)’nın hikayesini konu alıyor. Yaşadığı sıkıntıların aksine inanılmaz derecede lezzetli ve göz dolduran pastalara imza atan Jenna’nın tek bir isteği vardır; garsonluk yaparak biriktirdiği para ile kocasını terk edip, mutlu ve huzurlu bir dünyaya adım atmak. Kalıpların dışına çıkabildiği tek yer olan mutfağı bir gün hayallerini suya düşüren bir sürprize de ev sahipliği yapacaktır. Ancak beklemediği bir hamilelik ile yıkılan Jenna, doğmamış çocuğunun kendisini karamsarlığa sürüklemektense uzun zamandır hiç hissetmediği güven duygusuyla yeniden buluşturacağını yavaş yavaş öğrenecektir. Sundance Film Festivali’nde prömiyerini yapan Waitress, sıradan gibi görünen bir senaryonun en nihayetinde içten ama bir o kadar da karmaşık duygulara bürünebileceğinin en güzel örneklerinden.
4- Knocked Up (2007)

Judd Apatow’un yazıp yönettiği 2007 yapımı Knocked Up, hiç beklemedikleri bir anda bebek sahibi olacağını öğrenen iki gencin etrafında dönüyor. Kariyerinde emin adımlarla ilerleyen Allison Scott (Katherine Heigl) terfi alır ve bu haberi bir gece kulübünde kız kardeşi Debbie ile kutlamaya karar verir. Ancak Allison sorumluluk nedir bilmeyen Ben Stone (Seth Rogen) ile kesişen yolunun, hayatını tamamen değiştireceğinin henüz farkında değildir. Mükemmel başlayan gecenin istenmeyen bir hamileliği de beraberinde getirmesi ise işlerin arapsaçına dönmesi için yeterli olacaktır. Üstelik Allison, bebeği ile yeni bir hayata adım atmasının yanı sıra daha önemli bir sorunun da cevabını bulmak zorundadır; büyük bir risk alarak Ben’e bir şans vermeli midir? Tek gecelik bir ilişki sonucu evlilik çıkmazına giren bir çiftin artık eskisi gibi olmayan hayatını konu alan ve Apatow’un izlerini taşıyan Knocked Up, özellikle oyuncuların izleyenleri kahkahaya boğan performanslarıyla dikkat çekiyor.
5- Nick and Norah’s Infinite Playlist (2008)

Rachel Cohn’un aynı ismi taşıyan romanında beyazperdeye uyarlanan Nick and Norah’s Infinite Playlist’in başrollerini Kat Dennings ve Michael Cera paylaşıyor. Sancılı yaşamların içerisinden gelen Nick ve Norah adlı iki gencin tanışmasını ve New York sokaklarında birlikte geçirdikleri bir geceyi konu alıyor. Peter Sollett’in ikinci uzun metrajı olan filmin senaryosunu Lorene Scafaria kaleme aldı. Türkiye’de prömiyerini !f İstanbul ile yapan bu keyifli komedi, müzikleri ile de kaçırılmaması gereken iç ısıtan yapımlardan biri.
6- Away We Go (2009)

İngiliz yönetmen Sam Mendes’in 2009 yapımı filmi Away We Go, bebek bekleyen ve evli olmayan bir çiftin yolculuğunu konu alıyor. İlk bebekleriyle beraber inşa edecekleri yeni yaşamları için mükemmel yeri arayan çift Amerika’nın pek çok bölgesini keşfe çıkar. Yol boyunca karar almalarına etki edecek pek çok şey deneyimleyen çift bu sırada eski arkadaşları ve akrabalarıyla olan bağlantılarını da gözden geçirmek durumunda kalırlar. Bu keyifli yolculukları sadece birlikte bir hayat kurmaya çalışmalarına değil aynı zamanda üzerini örttükleri geçmişlerini ve kişisel meselelerini çözmelerine de yardım edecektir. Başrollerinde yer alan Maya Rudolph ve John Krasinski ikilisinin uyumu da görülmeye değer.
7- Coraline (2009)

1993 yapımı efsanevi animasyon The Nightmare Before Christmas’ın yönetmeni Henry Salick’in usta yazar Neil Gaiman’ın aynı adlı novellasından 2009 yılında beyazperdeye uyarladığı Coraline, yeni taşındıkları evde küçük bir kapının ardından açılan koca bir evreni keşfeden küçük bir kızın maceralarını konu alıyor. Coraline, yeni keşfettiği bu dünyanın başlangıçta kendi yaşamanın aynısı olduğunu görür ancak bu evrenin çok daha fantastik ve eğlencelidir. Sık sık bu evreni ziyaret etmeye başlayan Coraline, burada karşılaştığı zorlukları cesareti ve azmi ile alt etmek zorunda kalır. Keyifli ve güçlü hikâyesiyle Coraline aynı yıl hem Akademi hem de Altın Küre Ödüllerine En İyi Animasyon dalında aday gösterildi.
8- An Education (2009)

İngiliz gazeteci Lynn Barber’ın aynı isimli anı kitabından uyarlanan 2009 yapımı Lone Scherfig imzalı An Education için başarılı oyuncu Carey Mulligan’ın yıldızını parlatan ve Akademi Ödüllerine aday gösterilmesini sağlayan film desek yanılmış olmayız. 1960’larda Londra’nın banliyölerinden birinde geçen film, 16 yaşındaki Jenny’nin kendi yaşından iki kat daha büyük bir adama âşık olmasıyla başlayan farkındalığını ve büyüme hikâyesini konu alıyor. Jenny’nin David ile yaşadığı ilişkinin şekillendirmeye başladığı yaşamı eğitimini yarıda bırakmasına kadar uzanır. Fakat bu ilişki sonucunda öğrendikleri, gördükleri ve deneyimledikleri ile Jenny yaşamını bambaşka bir yere çekmeye karar verir ve göze aldığı sorumluluklarını kabullenerek yeni bir başlangıç yapar.
9- Easy A (2010)

Başrollerinde Emma Stone, Amanda Bynes ve Penn Badgley’nin yer aldığı Easy A, tüm okulda yayılan bir dedikodunun konusu olan Olive’i konu alır. Kendi halinde, sessiz sakin bir öğrenci olan Olive, bekaretini kaybettiğine dair ortaya atılan ve herkesin konuştuğu bu dedikoduyu yalanlamaya çalışırken bir anda okulun en gözde ve popüler kızına dönüştüğünü fark eder. Filmin yönetmen koltuğunda Easy A ile ikinci uzun metrajına imza atan yönetmen Will Gluck oturuyorken senaryosu ise Bert V. Royal imzası taşıyor. Emma Stone’a Altın Küre adaylığı getiren Easy A ince mizahıyla keyifli bi seyir sunuyor.
10- Submarine (2010)

Annesinin eski erkek arkadaşının ortaya çıkması ve okulda yaşadığı sorunlar ile uğraşan Oliver, kendisi kadar “anormal” Jordana ile sevgili olduğunda yavaş yavaş hayatı farklı bir bakış açısından görmeye başlar.
Ünlü İngiliz dizisi The IT Crowd ile tanınan oyuncu Richard Ayoade’nin ilk uzun metraj yönetmenlik deneyimi olan Submarine, Joe Dunthorne’un aynı adlı romanından uyarlanmış, garip “İngiliz mizahı” ile bezeli bir gençlik hikayesi anlatıyor. Ayoade’nin komedi unsuru ile Oliver’ın yaşadığı sorunların getirdiği dram ögelerini güzel harmanladığı film, yönetmenin takip edilmesi gereken sinemacılar listesine girmesine vesile olmuştu. Ayoade, Submarine’in başarısı ile bir sonraki filmi, Dostoyevski uyarlaması The Double’ı kotarma şansına erişmişti.
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →