John Turturro Big Lebowski’nin Spin-Off’u ile Dönüyor!
Barton Fink, O Brother Where Art Thou? filmleriyle tanıdığımız ve en son The Night Of dizisinde rol alan John Turturro, Coen kardeşlerin efsaneleşmiş filmi Big Lebowski’nin spin-off filmi üzerinde çalışıyor!
En son bu yılın ses getiren dizisi The Night Of’da Avukat Jack Stone’u canlandıran John Turturro‘nun üzerinde yönetmen olarak çalıştığı Going Places isimli yapımı, Coen kardeşlerin en sevilen filmlerinden Big Lebowski’nin spin-off’u olacağı açıklandı. Filmin devam filmi olmayacağını belirtmek lazım çünkü Coen Kardeşlerin yaratıcı süreçte hiç bir etkisi olmayacak ve sadece Turturro’nun Big Lebowski’deki Jesus karakterine yer verecek.
John Turturro’nun Yöneteceği Big Lebowski’nin Spin-Off’u: Going Places

Going Places, 1974 yapımı Gerard Depardieu, Jeanne Moreau ve Isabelle Hupper‘ın rol aldığı Bertrand Blier‘in yönetmenliğinde Les Valseuses filminin yeniden çevrimi olup Turturro’nun Big Lebowski’deki Jesus Quintana karakterine yer verecek. Bir süredir Big Lebowski’nin devam filmiyle alakalı planları bulunan Turturro, Joel ve Ethan Coen’den yapım aşamasında katkıları olması için herhangi bir olumlu cevap alamamış; dolayısıyla Going Places’in yaratım sürecinde Coen kardeşlerle herhangi bir bağı olmayacak.
Going Places’in yapımcılığını Robert Salerno (We Need to Talk About Kevin, A Single Man) üstlenirken oyuncu kadrosunda ise Susan Sarandon, Bobby Cannavale, Audrey Taotou gibi isimler bulunacak. John Turturro’nun ise Joel ve Ethan Coen’le birlikte çalışmaları 1990 yapımı Miller’s Crossing filmine kadar dayanıyor. 1974 tarihli Les Valsueses’ın oldukça cinsiyetçi olduğu biliniyor dolayısıyla aynı konunun Jesus Quintana karakterinin yer aldığı hali bir merak konusu.
Dila Senem Haznedar
28 yazı · Dila Senem Haznedar Sinemanın karanlık salonunda düşlerini şekillendirecek ilk hayranlığı şuan bile yarattığı duyguyu derinden hatırladığı The Mask of Zorro'yu izlemesiyle başladı.Hala dönmek istediği çocukluğunun ütopik, hayat dolu zamanları aynı 'Z' harfinde gizli. Bağının güçlenmesini ise 16 yaşlarında bir dvd dükkanında siyah beyaz filmlerin bulunduğu raftan tamamen şans eseri bulup hayran olduğu Bergman filmine rastlamasına borçlu. Lisede geçirdiği zor zamanların en büyük avuntusu yeni yönetmenler keşfedip harçlıklarını arttırarak edindiği film arşivi oldu. O zamandan beri sinema, iç dünyasını da gittikçe genişleterek insana ve hayata dair bitmez anlam arayışındaki güzel hissiyatların yansıması olan yegane alan. Hala günlük dilde kaybolduğunu hissettiği anlarda duyguyu ön planda tutan sinema dilinde gizli olduğuna inandığı 'daha güzel bir dünya' umuduyla hayata direnmeye çalışıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →