Javier Bardem’in Oyunculuğuyla Damga Vurduğu 7 Film
İspanyol Sineması’nın en önemli aktörlerinden biri olan Javier Bardem, Akademi Ödülleri’nde ilk kez adaylık almış ve ilk kez ödül ile kavuşmuş İspanyol aktördür ve yer aldığı filmler ile her zaman kendi için yaratılmış olan kalıpların sınırlarını delmiş ve böylelikle her seferinde bir aktör olarak üzerinde asılı kalabilecek olan bir etiketi yıkmıştır. 1974 yılında bir televizyon dizisi ile başladığı yolculuğa birçok uzun metraj film ve televizyon yapımı ile devam eden ünlü oyuncunun, kariyerinde birçok kişi için yarattığı en iyi karakteri 2007 yılı yapımı Ethan ve Joel Coen imzalı No Country for Old Men’dir. Canlandırdığı katil Anton Chigurh karakteri ile Bardem ilk Oscar Ödülü’nü kazanmış ve aynı zamanda Akademi Ödülü kazanan ilk İspanyol olmuştur. Bununla beraber Altık Küre gibi birçok ödüle de sahip olan Bardem kendi sinemasında ödüller ve adaylıklar konusunda bir kırılma yaşamıştır. Ancak aktörün bütün başarısını bir filme yüklemek haksızlık olacağı için Javier Bardem’in muazzam bir performans sergilediği yedi filmi sizler için derledik.
Javier Bardem’in Oyunculuğuyla Damga Vurduğu 7 Film
Jamón, Jamón (1992)

Bigas Luna tarafından yönetilen film Luna ve Cuca Canals tarafından kaleme alınmıştır ve oyuncu kadrosunda Penélope Cruz, Stefania Sandrelli, Anna Galiena, Juan Diego ve Javier Bardem yer almaktadır. Filmde Bardem tarafından canlandırılan Raul karakteri film için tamamen bir seks objesi olarak dahil edilmiştir ve Bardem belki de yakışıklılığının ve seksi bedeninin etkisiyle bir anda beyazperdede yerini almıştır. Filmde büyük bir iç çamaşırı fabrikasının sahipleri toplumsal sınıf içerisinde yaşamaktadır ancak oğulları alt sınıftan, annesi seks işçisi olan bir tezgahtar ile sevgilidir. Oğulları kızı hamile olduğu için onunla evlenme isteyince Raul’u işin içine sokarlar ve Raul’un bedensel çekimi ile Sylvia’yı oğullarından uzaklaştırmalarını isterler. Bardem filmde ne kadar sadece metalaşan bir erkek bedeni olarak izleyici karşısına çıksa da rolünün getirdiği vahşilik sayesinde filmde büyük bir etki yaratmıştır.
Before Night Falls (2000)

Reinaldo Arenas’ın otobiyografik romanından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Julian Schnabel yer alırken, oyuncu kadrosunda Javier Bardem’e Olivier Martinez, Andrea Di Stefano, Santiago Magill, Johnny Depp ve Michael Wincott eşlik etmektedir. Filmde Bardem ünlü İspanyol yazar Arenas’ı canlandırır. Filmde Arenas’ın çocukluğundan Amerika’ya kaçışına kadar bütün hayat hikayesi anlatılır ve eşcinsel bir yazar olarak nasıl işkenceler gördüğünü ve ayrımcılık ile beraber gelen homofobi ile nasıl yüzleştiğini film muazzam bir şekilde anlatır. Bardem beyazperdede hayat verdiği Arenas ile beraber oyunculuğunu tam anlamıyla kanıtlamaya başlamıştır ve ilk kez Akademi Ödülleri’ne aday gösterilerek ilk kez Akademi’ye aday olan İspanyol oyuncu titresine sahip olmuştur. Ayrıca 2000 yılında Before Night Falls ile Venedik Film Festivali’nde Bardem En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanmıştır.
Mar adentro – The Sea Inside (2004)

Alejandro Amenábar tarafından yönetilen filmin senaryosunu Amenábar’le beraber Mateo Gil kaleme almıştır. Filmde Javier Bardemi’in yanı sıra Belen Rueda, Lola Duenas ve Mabel Rivera oyuncu kadrosu içerisinde yer almıştır. Filmde Bardem tarafından canlandırılan Ramon Sampedro her zaman denize tutkun bir adamdır ancak geçirdiği bir kazadan sonra yatağa mahkum olmuştur. Sampedro kazanın etkileri yüzünden boynundan aşağısını kullanamaz ve bu felç yüzünden artık yatağa mahkum bir şekilde hayatını geçirmek zorundadır. Bunun bir yaşam olmadığını söyleyen adam ötanazi olmak ve ölüm ile tekrar özgürlüğüne kavuşmak ister. Ülkedeki çoğu insan ötanaziye karşı olsa da Sampedro ve onu seven kadın bu özgürlük için mücadele eder. Ramon Sampedro karakterine hayat veren Bardem oyunculuğunu gittikçe mükemmel bir noktaya çıkardığını bu film ile göstermiş ve yeniden Venedik Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü olan Volpi Cup’ı kazanmıştır.
No Country for Old Men (2007)

Cormac McCarthy’nin aynı isimli romanından beyazperdeye uyarlanan filmin uyarlama senaryosunda ve yönetmen koltuğunda Ethan Coen ile Joel Coen yer almaktadır. Coen kardeşlerin sinematografilerinde büyük ilgi gören yapımları arasında yer alan film muazzam kurgusu ve olay örgüsü ile izleyiciyi her zaman tetikte bırakmıştır. Bir adamın boş bir kanyondaki çatışmadan sonra geride kalan parayı almasıyla başlayan macera sinemanın şimdiden kültleşmiş Chigurh karakterini de doğurmuştur. Javier Bardem tarafından canlandırılan Chigurh karakteri soğuk kanlı bir katilin olabileceği muazzamlık ile izleyici karşısına çıkmış ve bu karakter ile beraber Bardem ilk Oscar’ını kazanmıştır. Yardımcı Erkek kategorisinde Akademi Ödülü’nü kazanan Bardem bu ödülü alan ilk İspanyol aktör olmuştur. Filmde Bardem’e Josh Brolin, Tommy Lee Jones, Kelly MacDonald ve Woody Harrelson eşlik etmektedir.
Vicky Cristina Barcelona (2008)

Woody Allen’ın senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini yaptığı film ünlü yönetmenin Amerika dışında çekmiş olduğu üçüncü film olma özelliğini taşır. New York ile özdeşleşmiş olan yönetmenin Avrupa filmleri ile sinema kariyerine devam ettiği zamanlarda Londra’dan sonra Barselona’ya geçmiş ve burada bedenlerin hazları içindeki insanları tasvir etmiştir. Vicky ve Cristina İtalya’ya tatile gelen iki Amerikalı kadın iken bir anda kendilerini zıtlıkları ile aynı yerde ve aynı adam ile bulurlar. Javier Bardem tarafından canlandırılan Juan Antonio Gonzalo isimli ressam kadınların birleştiği bir noktayı oluşturur ve Bardem sinemaya tekrar uzun zaman sonra bir seks merkezi olarak geri döner. Ancak hikayeye bir de Juan Antonio Gonzalo’nun eski karısı dahil olunca artık bedenler arzunun ve şehvetin köleleri olurlar. Bardem’e Allen imzalı bu tahrik edici filmde Scarlett Johansson, Penélope Cruz ve Rebecca Hall eşlik ediyor.
Biutiful (2010)

Meksikalı yönetmen Alejandro González Iñárritu tarafından yönetilen filmin oyuncu kadrosunda Javier Bardem, Blanca Portillo, Maricel Álvarez, Rubén Ochandiano ve Diaryatou Daff yer almaktadır. Filmde Bardem tarafından canlandırılan Uxbal karakterinin gözünden bir dünya tasviri izler izleyici. Barselona’da geçen hikayede yönetmen muazzam bir şekilde Barselona’nın yeraltı dünyasını yansıtmıştır. Bu yeraltı dünyasında para kazanmak için yaptığı kötü şeylerle yaşayan ve bu yüzden başı her zaman belada olan Uxbal karakterine hayat veren Bardem, bir babanın tasvirini unutulmaz bir şekilde yansıtmıştır. Filmde Bardem tarafından canlandırılan adam bir babadır ve çocukları için her şeyi yapmaya hazırdır. Hayata karşı biraz cahil kalmış olsa da, bir şeylerin peşinden koşmaktan yorgun düşmüş ve kötülüğe batmış olsa da Bardem’in muazzam oyunculuğu ile Uxbal kızılacak ve kavga edilecek bir karakter olmaktan çıkar.
Skyfall (2012)

Sam Mendes’in yönetmen koltuğunda yer aldığı ve James Bond serisine bir yenisini eklediği film Skyfall, 007 James Bond serisinin yirmi üçüncü filmi olma özelliği taşımaktadır. Filmde James Bond’un bağlı olduğu MI6 birimi büyük bir tehdit ile karşı karşıyayken aynı zamanda ünlü gizli ajan Bond da bir sadakat testi içerisindedir. Bond’un her zaman olduğu gibi günü kurtarması gerekir ve bu sefer karşısında yer alan kötü karakter MI6’yı da tehdit eden Silva isimli gizemli bir adamdır. Daniel Craig ve Judi Dench’in yer aldığı Bond filminin kötü karakteri Silva rolünde izleyici karşısına Javier Bardem çıkmaktadır. Bardem’in filmde çok uzun olmayan bir kısmı olsa da bir kötü karaktere yaratmış olduğu stil ve enerji filmi bambaşka bir noktaya sürüklemiştir. Ayrıca bununla beraber de Bardem’in bir kötü karakter olarak kendi çıtasını da yükseltiyor olması kısa süreli bir rol için muazzam bir performansı açığa çıkarmıştır.
Osman Karakülah
290 yazı · Osman çocuğun ölüm ile imtihanı 92 yılının mayıs ayında Antalya'da başladı. Sonuçta doğduğu anda ölümle son bulacak bir geri sayım saatinin düğmesine basılmıştı. Fakat altı yaşında bir gün ablası sevgilisi ile yalnız kalmak için onu tek başına sinema salonunda bırakınca bu çocuğun hayatı değişti. O an ölümden nasıl kaçacağını öğrendi ve sinemaya olan aşkı başladı. O şu an akademik kariyeriyle cebelleşirken ve hala ölümden korkarken ölümsüzlüğü, aşkı ve huzuru sinemada buluyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →