· 5 dk okuma

Jack Nicholson Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Detay

Jack Nicholson Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Detay

Jack Nicholson’ın doğum günü vesilesiyle usta oyuncu hakkında bilmeniz gereken 10 detayı sizler için bir araya getirdik.

“Here’s Johnny!” repliğini duyduğumuzda The Shining‘den Stanley Kubrick‘e, aklımıza sinema tarihinin en önemli isimleri geliyor. Ancak hafızalarımıza kazınmış bu sahne ve diğer pek çok altın değerindeki sahneyi efsaneleştiren bir isim var: Jack NicholsonJack Nicholson bugüne kadar yönetmen, senarist ve yapımcı kimliğinin yanı sıra nevrotik karakterlerin karanlık ve karmaşık dünyasını sunmadaki başarısıyla hep bir adım öne çıkmıştır.

Bu yüzdendir ki, kendi oyunculuğuyla etrafındakilerin performansını da bir adım öteye taşıyan Nicholson için Hollywood’un şapka çıkartılan oyuncularından biri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Biz de bugün Jack Nicholson’ın doğum günü vesilesiyle usta oyuncu hakkında bilmeniz gereken detayları sizler için bir araya getirdik.

İyi ki doğdun Jack Nicholson!

Jack Nicholson Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Detay

New Jersey’de doğan Jack Nicholson, gelecek vaad eden oyuncu ablası June Nicholson ile ebeveynleri John ve Ethel May Nicholson tarafından yetiştirilir. 1963’te Jack Nicholson henüz 26 yaşındayken, June Nicholson kanser yüzünden hayatını kaybeder. TIME dergisi muhabirinin 1974’te bu hikayeyi enine boyuna araştırmasının ardından şok edici gerçek ortaya çıkar: O zamana kadar ablası sandığı June Nicholson aslında Jack Nicholson’ın gerçek annesidir ve büyükannesi ile büyükbabası tarafından yetiştirilmiştir.

jack-nicholson-danny-de-vito-filmloverss

Büyükannesi ve büyükbabasının yetiştirme tarzı bir nevi Jack Nicholson ile Danny DeVito‘nun yollarının kesişmesini sağlıyor. Nitekim Nicholson ve DeVito ailelerinin ortak işlettiği bir kuaför salonu sayesinde New Jersey’de gençliklerini dolu dolu yaşayan ikili, böylelikle hayat boyu sürecek sağlam dostluklarının temellerini de atmış oluyor. Bu dostluklarını oyunculuk kariyerleri süresince de devam ettiren ikili; One Flew Over the Cuckoo’s Nest, Mars Attacks!, Goin’ South, Terms of Endearment ile DeVito’nun hem yönettiği hem de oyuncusu olduğu Hoffa gibi birbirinden önemli projelere imzasını atıyor.

jack-nicholson-genc-filmloverss

1954’te ablası sandığı June Nicholson’ın yanına Los Angeles’a taşınan Jack Nicholson, kısa bir süre sonra tanışacağı Hollywood’un henüz farkında değildir. Bir oyuncak mağazasında part-time işe giren Nicholson, beklemediği bir anda MGM Stüdyoları’nın animasyon departmanında William Hanna ve Joseph Barbera ile çalışmaya başlar. Bu süreçte etkileyici duruşu ile MGM yapımcılarının dikkatini çeken Nicholson, Hollywood’un kapısını aralamak için yavaş ama emin adımlarla yürümeye başlayacaktır.

Düşük bütçeli bir suç draması olan 1958 yapımı The Cry Baby Killer filmi ile Hollywood dünyasına adım atan Nicholson böylece MGM Stüdyoları’ndaki çalışmalarının meyvesini de kısa süre içinde toplamaya başlıyor.

60’lı yıllarda çalışmalarına hız kesmeden devam ederek hem televizyon hem de sinema alanında ilerleyen Nicholson, aralarında The Little Shop of Horrors filminin de bulunduğu özellikle korku türündeki birçok proje ile adını duyurmayı başarıyor. Dahası 1968 yılında The Monkees isimli müzik grubu adına senaryosunu kaleme aldığı Head filmi ile bir anda eleştirmenlerin ilgi odağı haline geliyor. Üstelik Nicholson’ı belgesel tadındaki bu sıra dışı macerada Frank Zappa, Dennis Hopper, Ronald Reagan ve Davy Jones gibi yıldız isimlerle bir arada görme şansına da nail oluyoruz.

Gündemde kendine yer bulmayı başaran Head filminin ardından Nicholson, alkolik bir avukat olan George Hanson karakterini canlandırdığı 1969 yapımı Easy Rider ile ilk büyük çıkışını gerçekleştiriyor. Öyle ki, bu performansıyla Nicholson ilk kez Oscar’a aday gösteriliyor.

Ayrıca 12 filmle sinema tarihinde Oscar’a en çok aday gösterilen erkek oyuncu ünvanına sahip olan Jack Nicholson, bu yola ilk adımını Easy Rider ile atmış oluyor. Bu adaylıklardan yalnızca üçünde Oscar’ı kucaklayan Nicholson, One Flew Over the Cuckoo’s Nest ve As Good as it Gets filmleri ile En İyi Erkek Oyuncu; Terms of Endearment ile de En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisinde Oscar’ın sahibi oluyor.

Birbirinden farklı rollere bürünerek kendi tarzını yaratmayı başaran Jack Nicholson, oldukça karmaşık bir karakter olan özel dedektif Jake Gittes performansını sergilediği Chinatown filmi ile 1974’te BAFTA ve Altın Küre’de En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kimselere kaptırmıyor. Ödülünü ise bir sonraki projesi olan One Flew Over the Cuckoo’s Nest filminin setinden kabul ediyor.

Chinatown filmiyle dördüncü kez Oscar’a aday gösterilen ile Jack Nicholson sonunda makus talihini kırmayı başarıyor ve One Flew Over the Cuckoo’s Nest filmindeki olağanüstü performansıyla En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazanarak kariyerinde bir ilki daha gerçekleştiriyor.

Jack Nicholson, performansları ile sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdığı filmlerinin yanı sıra reddettiği pek çok büyük yapım yer alıyor. Bunlardan biri,  The Godfather (Baba) filmindeki ikonik karakter Michael Corleone. Sonunda Al Pacino’nun canlandırdığı Michael Corleone’un Jack Nicholson dokunuşu ile nasıl bir karakter olabileceğini hayal edemiyoruz.

Jack Nicholson’ın bunun dışında rol almayı reddettiği filmler arasında Caligula, Nixon; reddettiği büyük roller arasında da Three Kings‘de George Clooney‘nin canlandırdığı karakter, One Hour Photo‘da Robin Williams‘ın canlandırdığı karakter ve Bob Thornton’ın Bad Santa‘da canlandırdığı karakter yer alıyor.

Dünden bugüne yer aldığı projelerle, kendi tarzını yaratma konusundaki emsalsizliğini fazlasıyla ortaya koyan Jack Nicholson’ı herhangi bir ortamda siyah gözlükleri olmadan yakalamanız neredeyse imkansız, büyük bir hayranı olduğu LA Lakers maçlarında bile.

jack-nicholson-2-filmloverss

Nitekim Nicholson’ın birçok oyuncunun kariyerine yön vermedeki etkisini düşünürsek, sinema dünyasında yarattığı imajın sadece Jack Nicholson taklitleriyle de sınırlı kalmadığını söyleyebiliriz. Jim Carrey’nin 1992 yılında gerçekleştirdiği fotoğraf çekiminde taklit ettiği ünlüler arasında yer alan Nicholson’ı taklit eden isimler arasında Leonardo DiCaprio ve Kevin Spacey de yer alıyor.

80’lerin başından itibaren, yer aldığı projelerin seyrini bir parça değiştiren Nicholson aralarında Reds, Terms of Endearment ve Batman‘in de bulunduğu birçok önemli filme imzasını atıyor. Fakat Stanley Kubrick‘in yönetmen koltuğunda yer aldığı 1980 yapımı The Shining filminin Nicholson için bir dönüm noktası olduğunu söyleyebiliriz.

The-Shining-jack-nicholson-filmloverss

Filmin başarısında Kubrick’in zekası nasıl göz ardı edilemezse, Nicholson’ın doğaçlamaları da bir o kadar yadsınamaz. Nitekim senaryoda yer almadığı halde The Shining dendiğinde ilk akla gelen şeyin “Here’s Johnny!” repliği olmasının tamamen Nicholson’dan kaynaklandığını söylemek yanlış olmayacaktır.

En İyi 32 Doğaçlama Film Sahnesi dosyamızı okumak için tıklayın.

 


Damla Durmaz

Damla Durmaz

166 yazı · 1989 yılında Denizli’de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümünü bitirdi. Halen İstanbul Teknik Üniversitesi Ekonomi bölümünde yüksek lisans yapmakta. Güne müzikle başlar, günü müzikle kapatır. Gece yaşamayı, gündüz uyumayı sever. Sinema ile dünyayı unutur haliyle. Tüm bunlardan artakalan vaktinde ise küreselleşmeye inat azimle akademisyen olmaya çalışır.

Yazarın diğer yazılarını gör →