İstanbul Modern Sinema’dan Baharın Son Ayına Özel Seçki: Bahar Nöbeti
İstanbul Modern Sinema çevrimiçi gösterimlerine devam ediyor. Baharın son ayına özel olarak hazırlanan Bahar Nöbeti seçkisi, 18-30 Mayıs tarihleri arasında ücretsiz ve çevrimiçi olarak gösterilecek.
İstanbul Modern Sinema, çevrimiçi gösterim programı kapsamında baharın son ayına özel bir seçki hazırladı. 2020 yılında festivallerde adından söz ettiren ödüllü filmlerden oluşan seçki, farklı tarihsel bağlamlarda, farklı karakter ve öyküler üzerinden bazen özlem duyulan, idealleştirilen bir nostalji kavramıyla uğraşırken, bazen de kendini zorla hatırlatan, silinmeye direnen bir iz olarak geçmiş kavramıyla uğraşıyor.
Seçkide İranlı yönetmen Mohammad Rasoulof, geçtiğimiz yıl Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan son filmi Şeytan Yoktur ile yer alıyor. Film, İran’da hâlâ uygulanmaya devam eden idam cezası üzerine odaklanan dört hikâyeden oluşuyor. Avrupa sineması yönetmenlerinden Agnieszka Holland, gerçek bir şifacının hayatına odaklandığı Şarlatan ve rock müzik tarihinin en sıra dışı ve asi figürlerinden Frank Zappa’nın hayatını anlatan Zappa isimli filmleri de programda yer alan iki portre filmi olarak dikkat çekiyor. Yuri adlı bir delikanlının kentsel dönüşüm yüzünden evinin yıkımını engellemeye çalışmasıyla uzaya gitme hayallerini iç içe işleyen Fransız filmi Gagarine ise seçki kapsamında Türkiye’de ilk kez izleyiciyle buluşuyor.
İstanbul Modern’in internet sitesi üzerinden erişime sunulan filmler, gösterim programında belirtilen tarih ve saat aralıklarında yayında kalıyor.
İstanbul Modern Sinema Bahar Nöbeti Programı

Gagarine, 2020
22 Mayıs 12.00 – 24 Mayıs 12.00
Yönetmenler: Fanny Liatard, Jérémy Trouilh
Oyuncular: Alseni Bathily, Lyna Khoudri, Jamil McCraven
Adını 1960’ların başında ziyarete gelen Sovyet kozmonotun verdiği, Fransız Komünist Partisi’nin buluşma üssü olan sosyal konut projesi Cité Gagarine için 2019’da yıkılma kararı çıkar. Annesi tarafından terk edilmiş genç Yuri de adını aynı kozmonottan almıştır ve onun gibi uzaya ve astrolojiye tutkundur. Bir yandan artık her yeri dökülen sitesinin yıkılmasını önlemeye çalışır. Uzaydaki yaşam rüyasıyla sosyal gerçek, kişisel ile toplumsal tarihin iç içe geçtiği, yönetmenlerin bu tatlı ve duygusal ilk uzun metrajı geçtiğimiz yıl Cannes’da prömiyerini yaptı. Türkiye’deki ilk gösterimi burada gerçekleşecek.

Şeytan Yoktur – There Is No Evil, 2020
20 Mayıs 12.00 – 22 Mayıs 12.00
Yönetmen: Mohammad Rasoulof
Oyuncular: Baran Rasoulof, Zhila Shahi, Mohammad Seddighimehr
Mohammad Rasoulof’un filmi bugün dünyada en çok ölüm cezasının uygulandığı bir ülkede (filmin çekildiği 2019 yılında İran’da 225 kişinin ölüm cezası infaz edilmiş) bu sistemin son halkası olan görevlileri merkezine alan dört farklı bölümden oluşuyor. Kendisi de hayatı boyunca film çekmeye yasaklı olan yönetmen bu ceza sisteminin ahlaki boyutunu tartışmıyor, onun yerine sıradan insanların sıradan hayatlarına bakıyor. Birbirinden farklı tonlarda akan öykülerin içe işleyen dramatik etkisinin yanında sinemanın gücünü de kanıtlıyor. İran’da gizlice çekilen film geçen sene Berlin’de Altın Ayı ödülüne layık görüldü.

Şarlatan – Charlatan, 2020
18 Mayıs 12.00 – 20 Mayıs 12.00
Yönetmen: Agnieszka Holland
Oyuncular: Ivan Trojan, Josef Trojan, Juraj Loj
Film, Jan Mikolášek isimli doğuştan kabiliyetli bir şifacının 1930’lar Çekoslovakya’sındaki gerçek hayatından uyarlanmış. Mikolášek, yetiştirdiği şifalı bitkilerle zengin fakir dinlemeden binlerce hastayı idrarlarına bakarak teşhis koyan ve iyileştiren bir figür. Nazi işgali sırasındaki nüfuzlu Almanyalılardan komünist memurlara, hatta başbakan Antonín Zápotocký’a kadar. Avrupa sinemasının en etkin isimlerinden, Polonyalı yönetmen Agnieszka Holland, kimilerinin “şarlatan” lakabını yakıştırdığı Mikolášek’in başka bir adama karşı aşkını da katarak hikâyesini daha kırılgan ve karmaşıklaştırıyor. Berlin’de dünya prömiyerini yapan Şarlatan, Çekya’nın Oscar adayı oldu.

Arkadaş – Our Friend, 2019
24 Mayıs 12.00 – 26 Mayıs 12.00
Yönetmen: Gabriela Cowperthwaite
Oyuncular: Jason Segel, Dakota Johnson, Casey Affleck
Esquire dergisinde yayınlanan ödüllü makaleden uyarlanmış bu filmin kalbinde arkadaşlık var. Dane (Jason Segel) üniversite arkadaşları Nicole ve Matthew’a (Dakota Johnson ve Casey Affleck) Nicole’e ölümcül kanser teşhisi konmasının ardından destek olmak ister. Artık iki kızları olan arkadaşlarının yanına taşınır. Önce düzenini değiştirmek gibi başlayan süreç, zamanla Dane’in işini ve ilişkilerini yitirmesine sebep olur. Sıradan bir öyküye sıcak ve tatlı bir nefesle hayat veren film ölümcül hastalık temasını melodrama kaçmadan, karakterlerine derinlik katarak, anlara odaklanarak anlatıyor. Filmin en büyük gücü ise oyunculukları.

Zappa, 2020
26 Mayıs 12.00 – 28 Mayıs 12.00
Yönetmen: Alex Winter
Amerikan rock müzik tarihinin en eksantrik figürlerinden biri olan Frank Zappa’yı anlatan bu belgesel, 1991 Prag’daki konser görüntüleriyle başlar. Zappa, Kadife Devrim’e ilham veren kültürel figürlerden biri olarak oraya davet edilmiştir. İki yıl sonra kansere yenik düşerek 52 yaşında ölecektir. Film az bulunan arşiv görüntüleriyle Zappa’nın çocukluğundan iş ahlâkına, rock yıldızlığından senfoni besteciliğine uzanan yolculuğunu anlatıyor. 1960’larda hippilerden nefret edecek kadar ciddi, psikedelik müzik yaparken uyuşturucu düşmanı olacak kadar aykırı, telif hakları için büyük şirketlere dava açacak kadar cesur bir adam.

Baba – Otac, 2020
28 Mayıs 12.00 – 30 Mayıs 12.00
Yönetmen: Srdan Golubovic
Oyuncular: Goran Bogdan, Boris Isakovic, Nada Sargin
Sırp yönetmen Srdan Golubović’in bu dördüncü uzun metrajı, bir kadının yanında iki çocuğuyla kocasının çalıştığı fabrikaya gittiği çarpıcı bir sahneyle başlıyor. Bu kadının yiyecek alacak parası yoktur ve sonunda kendisini benzinle yakmaya karar vermiştir. Film bir anneyle açılsa da, başrolde baba, Nikola var. Bu intihar girişimi sonrasında sosyal güvenlik tarafından elinden alınan çocuklarının velayetini geri almak için Belgrad’a 300 km yol yürümeye başlar. Amacı yetkililere sesini duyurmak olan Nikola için aç kalan bedeninin sınandığı bir yolculuk olacaktır bu. Filmin tereddüt etmediği tek şey gerçekliği. Nikola’nın hikâyesinde romantize edilecek hiçbir şey yok. Baba, kayıtsız ve çürümüş bir toplumun tahrip edici bir tablosu.
Gösterim takvimine buradan ulaşabilirsiniz.
Zeynep Pınar Uçar
487 yazı
Yazarın diğer yazılarını gör →