Into the Wild’ı Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film
Sean Penn’in Jon Krakauer’ın 1996 yılında yayımlanan kitabından 2007 yılında beyazperdeye uyarladığı Into the Wild, üniversiteden yeni mezun olan Christopher’ın yaşamındaki tüm sorunları elinin tersiyle itip kimliği de dâhil olmak üzere sahip olduğu her şeyden vazgeçerek yalnız başına adım attığı yolculuğunu aktarıyordu izleyiciye. Gerçek bir yaşam öyküsü olan bu hikâye, hepimizin için için arzuladığı; ancak hiçbirimizin türlü sebeplerle ulaşamadığı bir hikâye olması sebebiyle pek çoğumuz için ayrı bir yerde durur. Şehrin ışıklarından, gürültüsünden, kokusundan, kalabalığından sonsuz dek kaçmak; hayatını kendi başına deneyimleyebilmek isteyen herkesin hikâyesi çünkü aslında Into the Wild. Doğanın o muntazam görkemi içerisinde yaşamak isteyen pek çoğumuzu derinden etkileyen film, pek çoğumuza da doğanın içinde yaşayabilmenin güzelliğini hissettirdi. Bu hisleri başka filmlerle yeniden yaşamak isteyenler için biz de direkt olarak Into the Wild ile benzerlikler taşımasa da filmin öyküsünü sizlere anımsatacak; öykünün sıcaklığını yeniden hissettirebilecek, kesinlikle seveceğinizi düşündüğümüz filmleri listeledik.
Into the Wild’ı Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film
Walkabout

Yönetmen: Nicolas Roeg
Yıl: 1971
Avustralya yapımı Walkabout, Edward Bond’un 1959 yılında yayımlanan aynı isimli romanından İngiliz yönetmen Nicolas Roeg tarafından beyazperdeye uyarlanmıştır. James Vance Marshall’ın senaryosunu kaleme aldığı filmin oyuncu kadrosunda Jenny Agutter, Luc Roeg, David Gulpilil gibi isimler yer almaktadır. Avustralya’nın ıssız çöllerinden birinde mahsur kalan genç bir kız ve onun küçük erkek kardeşinin hayatta kalma mücadelelerine tanık olduğumuz hikâyede kardeşlerin, vahşi hayatla bütünleşebilmesi için yabana gönderilmiş bir Aborjin genci ile tanışmalarını ve ondan yardım görmelerini anlatılır. Aborjin gelenekleriyle de tanışmanıza imkân sunan film vahşi doğanın içinden bir mücadeleyi merkezine taşır.
The Sheltering Sky

Yönetmen: Bernardo Bertolucci
Yıl: 1990
İtalyan yönetmen Bernardo Bertolucci’nin Paul Bowles’un 1949 yılında yayımlanan romanından beyazperdeye uyarladığı 1990 yapımı The Sheltering Sky, Kuzey Afrika’ya yolculuğa çıkan bir çifti konu alır. Başrollerinde Debra Winger ve John Malkovich’in yer aldığı filmde artık birbirleriyle iletişim kurmayı başaramayan çiftin evliliklerini yeniden canlandırma umuduyla aldıkları yolda karşılarına çıkan tehlikelerle mücadelelerine tanık oluruz. Sahra Çölünün muhteşem görselliğine de şahit olacağınız film, özellikle yalnızlık gibi duyguları başarıyla işliyor.
7 Years in Tibet

Yönetmen: Jean-Jacques Annaud
Yıl: 1997
Fransız yönetmen Jean-Jacques Annaud tarafından Avustralyalı dağcı Heinrich Harrer’in 2. Dünya Savaşı boyunca Tibet’teki anıları üzerine 1952 yılında yayımladığı otobiyografik romanından beyazperdeye uyarlanan 7 Years in Tibet, ülkesine zafer kazandırmaya karar veren bir dağcının hikâyesi. Tibet’in Çin’in kontrolünde olduğu zamanlarda Dalai Lama ile arkadaş olan Avustralyalı dağcı Heinrich Harrer’i filmde usta oyuncu Brad Pitt canlandırıyor. 7 Years in Tibet, yedi yıl süren eşsiz bir mücadeleye tanık olmanıza olanak sağlıyor.
The Beach

Yönetmen: Danny Boyle
Yıl: 2000
Danny Boyle tarafından İngiliz yazar Alex Garland’ın 1996’da yayımlanan kitabı The Beach’ten aynı isimle beyazperdeye uyarlanan psikolojik gerilim ve macera filmi The Beach, genç bir maceraperest olan Richard’ın seyahat için gittiği Bangkok’ta kaldığı otelde yan odada kalan birisinden aldığı haritayı kullanarak otelde tanıştığı Étienne ve Françoise adlı Fransız turistlerle gittiği bir tropik adada yaşadıklarını konu alıyor. Vardıkları adanın başlangıçta hissettirdiği cennet misali görüntüleri doğayla baş başa kalan insanlığın sonrasında yaşadığı gerilim dolu ve vahşi yaşamıyla yok olmaya başlıyor.
The Motorcycle Diaries

Yönetmen: Walter Salles
Yıl: 2004
23 yaşlarında bir tıp öğrencisi olan Ernesto Guevara, bir sömestr uzaklığında bulunduğu mezuniyetini erteleyerek arkadaşı Alberto ile Buenos Aires’ten başlayıp 8000 kilometrelik Güney Amerika turu yapmak için motorsikletle yola çıkar. Sadece kitaplardan bildikleri yerleri görmek için yola çıkan ikili, bu uzun yolculuk boyunca hayatla ilgili pek çok şeyi tecrübe eder. Başrollerinde Gael García Bernal ve Rodrigo De la Serna’nın yer aldığı, Che Guevara’nın gençliğini anlatan film, bu yönüyle de başarılı bir yol filmi.
One Week

Yönetmen: Michael McGowan
Yıl: 2008
Kanadalı yönetmen Michael McGowan’ın üçüncü uzun metraj filmi One Week Toronto’da yaşayan genç bir ilkokul öğretmeninin, en fazla iki yıl ömrününün kaldığını öğrenmesinin ardından Toronto’dan Vancouver’a bir motorsiklet ile yolculuk yapmaya karar vermesini ve bu kararın ardından öğretmenin bir hafta sürecek bu seyahatini ve yaşadığı olayları konu alır.
Şahane görüntüler eşliğinde, güzel zaman geçirmeyi vadeden One Week, Kanada’ya ilgisi olmayan sinemaseverlerin dahi ülke hakkında araştırma yapmasına sebep olacaktır.
Where The Wild Things Are

Yönetmen: Spike Jonze
Yıl: 2009
Eternal Sunshine of the Spotless Mind’ın senaristi olarak tanıdığımız, yeni filmi Anomalisa ile oldukça konuşulan Charlie Kaufman’ın yazdığı Being John Malkovich ve Adaptation.’ı yöneten Spike Jonze’un, Dave Eggers ile birlikte Maurice Sendak’ın çocuk kitabından sinemaya uyarladığı Where the Wild Things Are, pratik efektler ile CGI’ın muazzam karışımı vesilesiyle unutulmaz bir fantastik evren sunuyor izleyicisine. Evde annesiyle sorunlar yaşayan Max’in evden kaçması ve “Vahşi Şeyler” ile büyülü bir maceraya atılmasını anlatan film, Max’in hayal dünyası ile seyirciyi de bu samimi maceraya ortak ediyor. Yaratıcılığı ve sinematografisi ile standart bir hâle gelmiş çocuk filmlerine yeni bir soluk getirmeyi başarıyor Where the Wild Things Are.
Tracks

Yönetmen: John Curran
Yıl: 2013
Robyn Davidson’ın 1977’de yaptığı destansı çöl yolculuğunu anlattığı aynı adlı otobiyografik romanından uyarlanan Tracks filminin yönetmenliğini, 2006 yapımı The Painted Veil filminden tanıdığımız John Curran üstleniyor. Mia Wasikowska’ın tek kişilik resital sunduğu filmde başarılı oyuncuya Adam Driver eşlik ediyor.
Mia Wasikowska’nın yazar Robyn Davidson’ı canlandırdığı film, yazarın köpeği ve dört deveyle 1977 yılında Avustralya çöllerinde yaptığı yolculuğu konu alıyor. Enfes görüntüler eşliğinde başarılı bir sinematografi sunan film, karakterin kendisini bulma yolculuğunu da son derece başarılı bir şekilde alır. Robyn Davidson’ın hayata karşı meydan okuyarak çıktığı bu yolculuk feminizmden, sömürgeciliğe kadar pek çok temaya değiniyor.
The Kings of Summer

Yönetmen: Jordan Vogt-Roberts
Yıl: 2013
Jordan Vogt-Roberts’ın yönettiği The Kings of Summer, özgürlüklerini yaşamak için evden kaçan ve kendilerini doğaya bırakan üç arkadaşın yaşadıkları macerayı anlatıyor. Son dönemde daha da sık görmeye başladığımız bir alt tür olan coming of age (büyüme hikâyesi) anlatı formüllerine sırtını yaslayarak ilerleyen film, bu anlamda izleyiciye çok bir yenilik sunmuyor. Fakat uyguladığı formülü iyi çizilmiş karakterlerle sunması The Kings of Summer’ı sürükleyici bir film yapmaya yetiyor. Örnek vermek gerekirse sadece Biaggio karakteri için bile izlenebilecek bir yapım The Kings of Summer.
Wild

Yönetmen: Jean-Marc Vallée
Yıl: 2014
C.R.A.Z.Y ve Dallas Buyers Club’ın çok sevilen yönetmeni Jean Marc Vallee’nin yönettiği, Reese Witherspoon, Laura Dern, Thomas Sadoski ile Keene McRae’nin başrollerini paylaştığı film, deneyimi olmadan, bir çanta ve zayıf düşmüş iradesinin etkisiyle, Amerika’daki en uzun, en zorlu ve en vahşi transit yol olan Pasific Crest Yol’unu tek başına yürümeye karar veren Cheryl’nin hikayesini ve onun felsefesini konu alıyor.
Cheryl Strayed’in Wild: From Lost to Found on the Pacific Crest Trail isimli eserinden Nick Hornby tarafından senaryolaştırılan film, Reese Witherspoon ve Laura Dern’e Oscar adaylı kazandırmıştır.
Bonus: Vie Sauvage

Yönetmen: Cédric Kahn
Yıl: 2014
L’ennui ve Feux Rouges gibi sıra dışı yapımların yönetmeni Cédric Kahn’ın filmi Via Sauvage, 11 yıl boyunca herkesten kaçan bir baba ile iki oğlunun gerçek yaşam öyküsünü konu alıyor.
Çocuklarının vesayeti annesine verilen Paco, içinde bulunduğu durumu kabullenemez ve çocuklarını geri almak ister. Fakat mahkeme kararı gereği kanunen bu mümkün değildir. Paco bu durumu kabul edemez ve 6 ve 7 yaşındaki oğullarını kaçırmaya karar verir. Çocuklar önce küçüklüklerini, sonra da ergenliklerini hep gölgede kalarak, gerçek kimliklerini saklayarak, polis tarafından aranarak ama bir yandan da alabildiğine özgür ve hareketli yaşayacaklardır.
Filmin yönetmeni Cédric Kahn “Bu öykü 2008’de gazetede haber olmuştu. Okuduğum anda, ekranda muhteşem görüneceğini fark ettim. Bu haber benim açımdan hem bir aile dramını işleme, hem de doğayla iç içe, kanun kaçaklarını anlatacağım eşsiz bir macera filmi yönetme fırsatıydı.” diyor.*
- Kaynak: IKSV
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →