Interlude in Prague Filmine İlk Bakış!
Hayatıyla tüm dünyaya ilham veren, bıraktıklarıyla büyülemeye devam eden, yaşam deneyimiyle sinemaya tükenmek bilmeyen malzeme bırakmış olan deha Wolfgang Amadeus Mozart’ın hayatından bir parça beyazperdeye geliyor. Efsane müzisyeni canlandıracak isim The White Queen’den tanıdığımız genç oyuncu Aneurin Barnard; merakla beklenen Interlude in Prague filmine ilk bakış heyecan verici!
1756 yılında Salzburg’ta gözünü açan dehanın 1791’de sebebi hala belli olmayan ölümünden hemen sonra gelen önlenemez şöhreti; yazarların, senaristlerin, drama ve sinema sanatçılarının beslendiği bir kaynak olarak yaşamaya devam ediyor. Sinema dünyasına daha once Amadeus ve Mozart’s Sister filmleriyle biyografisi yansıyan sanatçı bu sefer Interlude in Prague ile büyülemeye geliyor. Seyirciyi 1787’nin Prag çevrelerine Mozart merkezli bir açıdan bakmaya yönelten proje gerçek olay ve kişiler etrafında dönüyor, gerçek tarih ve yere referans yapıyor fakat tamamen kurgu bir senaryo üzerine inşa ediliyor. Çekimlerine bu ay başlanan heyecan verici yapımın ilk görüntülerinden, dönemin atmosferini ne kadar başarılı yansıtacağını anlamak mümkün görünüyor.
Aneurin Barnard’ın Mozart’ı Canlandırdığı Interlude in Prague Filmine İlk Bakış

Mozart’ın kısa ama sayısız unutulmaz eser bıraktığı hayatından çalkantılı bir kesite odaklanan, sanatçının Don Giovanni operasına ilham olan dönemi müthiş bir aşk-şehvet-cinayet üçgeninde kurgulayarak izleyiciye sunmayı vaat eden film için kameralar bu ay açıldı. Yönetmen John Stephenson’ın aktardığına gore, günümüz hikayelerinde de karşılaşılabilecek karakterleri, tutkuları, hayal kırıklıkları, ilişkileri ve trajik sonları göreceğimiz film; enerjisi ve atmosferiyle modern bir gerilim filmi tadında olacak. Başrolde Mozart olarak izleyeceğimiz ve The White Queen, The Truth About Emanuel, Ironclad gibi yapımlardan tanıdığımız Aneurin Barnard’a; Solomon Kane, John Carter, Ironclad filmlerinin yıldızı James Purefoy ve Les Miserables’tan tanınan Samantha Barks eşlik edecek. Brian Ashby tarafından başarıyla kaleme alındığı söylenen filmin konusu şöyle:
“Yeteneğini bir grup ayrıcalıklı elit tabakaya sergilemekten bıkmış Mozart; kibirli, bencil, kanun tanımaz aristokrat Baron Saloka tarafından Prag’a getirtilir. Mozart şu dünya üzerinde sanatının gerektiği gibi takdir edildiğini gördüğü bir yer bulmuş olmaktan mutludur ve yeni bir opera yazmaya başlar. Fakat Mozart’ın Prag’taki alışılmadık varlığı bir dizi trajik olaya sebep olur. Saloka’nın nişanlısı genç ve güzel soprano Zuzanna Luptak Mozart’a aşık olur ve tutkulu bir aşk yaşarlar. Bir psikopat ve seri tecavüzcü olan Saloka, vahşet ve cinayete sebebiyet verecek büyüklükte nefret ile dolar. Bu tutku ve vahşet ağındaki hikaye, muazzam eser Don Giovanni ile süslenir.”


Zeynep Şentürk
179 yazı · 1987 yılında, en sevdiği mevsim olan sonbaharda doğdu. Üç kardeşin en büyüğü. Sokakta oynadı, deli gibi çizgifilm izledi, ilk olarak annesinin hediye ettiği masal kitaplarıyla okuma tutkusu başladı. Hayal kurar, resim yapar, psikolojiden anlar, modayı takip eder, Paulo Coelho ne yazsa okur, Jane Austen’ı takdir eder, sevdiği şiirleri ezberler. Yüksekte başı döner, derinlikten ürker, izlediği her korku filmi rüyasına girer. Boğaziçi Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık mezunu, bol kahve tüketen bir beyaz yakalı olarak hayatına devam eder. Kitaplardan biraz başını kaldırınca devreye girer filmler. Önce uyarlamaların peşinden gider, sonra tavsiyelerden beslenir, en sonunda kıyıda köşede kalmışları ararken bulur kendini. Baktı yetmedi, bir de üretmek ister. “Belki bir gün kendi kısa filmimi çekerim.” diye geçirir içinden.
Yazarın diğer yazılarını gör →