Eternal Sunshine of the Spotless Mind’tan Inception’a insan zihnini ve hafızasını konu alan 10 muhteşem film için sizleri şöyle alalım.
İnsan zihni ve hafıza olgusu insanları nesillerdir merak içerisinde bırakan iki olgu. Bir kişinin kafasının içinden geçenleri anlamak, hafızasındaki bilgelere veya anılara ulaşmak için birbirinden farkı deneyler ve araştırmalar yapılıyor. En çok merak ettiğimiz şeylerden biri ise bu iki kavramın nasıl çalıştığı ve sinemada nasıl tasvir edilebileceği. Hafıza ve insan zihni üzerine çekilmiş onca film belki de sadece bu iki kavramı anlayabilme çabamız. Bugün hazırladığımız listede sizler için zihin ve hafıza kavramlarını ustalıkla işleyen 10 muhteşem filmi listeledik.
İnsan Zihnini ve Hafızasını Konu Alan 10 Muhteşem Film
Spellbound (1945)

1945 yapımı muhteşem film Spellbound, Türkiye’de 1950 yılında Öldüren Hatıralar ismiyle vizyona girmiştir. Yönetmenlik koltuğunda tüm zamanların en iyi yönetmeni olarak anılan gerilim filmi ustası Alfred Hitchcock oturuyor. Hal böyle olunca filmde bolca psikanaliz ve psikolojik ögeler görmek kaçınılmaz oluyor. Filmin konusuna gelecek olursa; Constance kalbinin sesini dinlemek yerine akıl yoluyla verdiği kararları uygulayan bir psikiyatristtir. Bütün hayatını mesleğine adayan doktorumuz bir gün çalıştığı kliniğe yeni gelen Dr. Anthony Edwardes görünce daha önce hissetmediği duygular yaşar. Alışık olmadığı bu duygular ve yeni gelen doktorun geçmişinde yaşadıkları, Constance şoka uğratacaktır. Başrollerinde Ingrid Bergman ve Gregory Peck‘i bulunduran film, hafıza ve insan zihni üzerine çekilmiş başarılı filmler arasında.
Stalker (1979)

1979 yılında izleyiciyle buluşan Rus filmi ‘Сталкер’ ülkemizde İz Sürücü adıyla gösterime girmiştir. Filmin yönetmen koltuğunda şiirsel sinema denilince ilk aklan gelen Rus yönetmen Andrey Arsenyeviç Tarkovski oturmaktadır. Arkadi ve Boris Strugatsky kardeşlerin Yol Kenarında Piknik kitabından esinlenilerek çekilen filmin başrolünde Alexander Kaidonovosky, Anatoly Solonitsyn ve Nikolai Grinko‘yu görüyoruz. İnsanın zihnini kontrol edebileceğini öğrenmesiyle birlikte neler yapabileceği üzerine kurgulanmış başarılı bir film çeken ünlü yönetmen filmin konusunu farklı boyutlarda irdelememiz gerektiğini gözler önüne seriyor. Konusundan bahsetmek gerekirsek, üç adamın Bölge denilen merkeze olan yolculukları ve oraya vardıklarında yaşadıkları olaylar anlatılmaktadır. Bölge’ye girmek yasaktır, çünkü bu merkez insanın zihninden geçen en küçük bir dileğin bile gerçekleşebildiği bir odaya sahiptir. Tarkovski severler için kaçırılmaması gereken bir film.
D.A.R.Y.L (1985)

1985 yapımı macera-bilim kurgu türündeki filmin yönetmenliği Simon Wincer üstlenmiştir. Oyuncu kadrosunda Michael McKean, Colleen Camp, Mary Beth Hurt ve Barret Oliver‘ı bulunduran film konusu itibariyle oldukça ilgi çekici. Küçük bir çocuk olan Daryl geçmişiyle ilgili hiçbir şey hatırlamamaktadır. Koruyucu aile olarak Daryl evlerine alan aile küçük çocuğun geçmişini hatırlaması için ona yardımcı olmaya çalışırken, aslında küçük Daryl’nin sandıkları gibi bir çocuk olmadığını anlayacaklardır. Bu zamana kadar genellikle yetişkinler ve onların üzerinden hafıza kaybı teması anlatılırken bu filmde çocuk bir karakterin kullanılması filmin hem kurgusunu hem de konunun işleniş şeklini tamamıyla değiştirmiş ve filme farklı bir hava katmıştır.
Open Your Eyes (1997)

1997 yılı İspanya, İtalya ve Fransa ortak yapımı filmin orijinal adı Abre Los Ojos. 2000 yılında ülkemizde Aç Gözünü adıyla vizyona giren film psikolojik-gerilim filmleri kategorisindeki başarılı filmlerden biri. Yönetmenliğini Alejandro Amenabar‘ın yaptığı filmin başrolünde usta oyuncu Penelope Cruz, Eduardo Noriega, Fele Martinez ve Najwa Nimri yer alıyor. Bu film yönetmen Amenabar’ın dünya çapında tanınmasını sağlayan ilk filmidir. Filmin konusu ise oldukça ilginç. César hayatta her istediğini kolayca elde etmiş yakışıklı bir gençtir, arkadaşı Pelayo kendisi kadar şanslı olmasa da ikili günlerini gün etmektedir. Bir kaza sonucu yüzünün güzelliğini kaybeden César bir hapishanenin psikiyatri bölümünde geçmişini hatırlamaya çalışırken bir yandan da gerçeklik ve fantezi dünyası arasındaki ince çizgiyi kaybetmiştir. Başrollerinde Tom Cruise’u gördüğümüz Vanilla Sky ise bu filmin farklı bir uyarlaması olarak izleyici karşısına çıkmıştı.
Dark City (1998)

1998 yılında vizyona giren film ülkemizde Karanlık Şehir adıyla gösterilmiştir. Bilim kurgu-suç-gerilim türündeki filmin yönetmeni Alex Proyas dır. Lem Dobbs, David S. Goyer ve Alex Proyas üçlüsü tarafından kaleme alınmıştır. Hafıza kaybının anlatıldığı filmler arasında ilk 10’un içinde yer alan filmin başrolünde Rufus Sewell yer alıyor. Filmin konusundan bahsetmek gerekirse; kahramanımız John Murdock, bir sabah neresi olduğunu ve nereden geldiğini bilmediği bir otel odasında uyanır. Vahşice işlenmiş cinayetlerin sorumlusu olarak aranan John hiçbir şey hatırlamamaktadır. Dedektif Burmstead tarafından tutuklanmak üzere aranan kahramanımız neler olduğunu hatırlamalı ve kendisini bu işten kurtarmalıdır. Hafıza kaybı kategorisindeki film, oldukça başarılı bir kurguya ve görsel efektlere sahip.
Memento (2000)

2000 yılında Akıl Defteri adıyla ülkemizde vizyona giren gerilim-dram türündeki film listemizin favori filmlerinden biri. Usta yönetmen Christopher Nolan‘ın yönetmen koltuğuna oturduğu filmin senaristliğini de yine kendisi yapmıştır. Filmin konusu için daha önce kardeşi Jonathan Nolan‘ın yazdığı Memento Mori adlı psikolojik gerilim tarzındaki hikayeden esinlenen ünlü yönetmen, çektiği filmle IMDB’de tüm zamanların en iyi filmi kategorisinde 44.sırada yer almaktadır. Oyuncu kadrosunda Guy Pearce, Carrie-Anne Moss ve Joe Pantoliano yer aldığı filmin konusu ise bir hayli ilginç. Leonard çok ender rastlanan ve tedavisi mümkün olmayan bir hafıza kaybı hastalığıyla baş etmeye çalışmaktadır, aynı zamanda eşini öldüren katillerin peşine düşerek onlardan intikam almak istemektedir. Bu sırada hastalığı gereği bazı önemli anları hatırlamakta zorluk çekecektir. Oldukça güzel bir kurguya ve senaryoya sahip olan filmi izlemediyseniz çok şey kaçırmışsınız demektir.
The Butterfly Effect (2004)

2004 yılında vizyona giren film ülkemizde Kelebek Etkisi adıyla izleyiciyle buluşmuştur. Gerilim-bilim kurgu- dram türündeki filmin hem yönetmen ve senaristliğini Eric Bress ve J. Mackye Gruber ikilisi üstleniyor. Filmin başrolünü daha sonraları büyük bir hayran kitlesine sahip olan Two and A Half Men dizisinde göreceğimiz Ashton Kutcher ve Melora Walter paylaşıyor. Filme bakıldığında karşımıza hafıza kaybını konu alan bir film çıkıyor, fakat film işleniş tarzıyla diğer filmlerden ayrılmayı başarıyor. Filmin merkezindeki karakter Evan Treborn, çocukluğundan bu yana zihinsel sorunlarla boğuşmaktadır. Çocukluğunda kötü olaylar yaşamış Trebon gidip gelen hafızası nedeniyle bazı olayları hatırlamamaktadır. Yetişkinlik döneminde çocukken tuttuğu günlüklerini bulan kahramanımız, geçmişte yaşadığı bütün kötü olayları hatırlar ve zamanda yolculuk yapmaya başlar. Fakat bilmediği bir şey vardır geçmişinde yaptığı değişiklikler, bugün yaşadığı hayatını da değiştirmektedir.
Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)

2004 yılında ülkemizde Sil Baştan adıyla vizyona giren film insanın zihninin kendisine nasıl oyunlar oynadığının ve hafızanın bazı zamanlarda insana ne kadar zarar verdiğini anlatan en başarılı filmlerden. Yönetmen koltuğunda Michel Gondry gördüğümüz filmde, binbir surat olarak anılan ve genelde komedi türündeki filmlerde izlemeye alışkın olduğumuz Jim Carrey ve oyunculuğunu kanıtlamış Kate Winslet görüyoruz. Senaryosunu Michel Gondry, Charlie Kaufman ve Pierre Bismuth‘un yazdığı film En Özgün Senaryo Dalında Akademi Ödülü kazanmıştır. Konusunu anlamak gerekirse, Clementine Kruczynski ve Joel Barish birbirleri ile bir kumsalda tanışırlar ve kısa zaman içerisinde birbirlerine aşık olurlar. Her aşk gibi ikilinin aşkı da birçok sorunu ve tartışmayı beraberinde getirir. Fakat bilmedikleri bir şey vardır, bu tanışma ikilinin ilk tanışması değildir.
The Hangover (2009)

2009 yılında ilk filmiyle vizyona giren The Hangover – ülkemizdeki adıyla Felekten Bir Gece- ABD yapımı bir komedi filmi. Yönetmenliğini Todd Phillips‘in yaptığı filmin başrolünü Silver Linings Playbook filmiyle Altın Küre’ye aday gösterilen Brandley Cooper, Ed Helms, Zach Galifianakis, Justin Bartha, Heather Graham ve Jeffrey Tambor paylaşıyor. Filmin konusundan bahsetmek gerekirse, bekarlığa veda partisi için Las Vegas’a giden dört yakın arkadaş sabah uyandıklarından arkadaşları Doug Billings’i -müstakbel damat- kaybettiklerini fark ederler. Geçirdikleri gece hakkında küçük detaylar hatırlayan kahramanlarımız, hatırladıkları anları birleştirerek arkadaşlarını bulmaya çalışırlar. Arkadaşlarını bulmak için çok az zamanları kalan 3 kafadar, damadı bulup düğüne yetiştirmek zorundadır.
Inception (2010)

Listemizin son sırasında yer alan film sanırım herkesin büyük bir hayranlıkla izlediği 2010 yılında vizyona girmesinin ardından bugün bile hakkında birçok teori üretilen -ülkemizdeki adıyla- Başlangıç. Yönetmen koltuğunda tekrar gördüğümüz Christopher Nolan filmin bu kadar başarılı olmasında büyük bir paya sahip. Oyuncu kadrosunda ise birbirinden güçlü isimleri barındıran filmi konusuyla izleyenleri fazlasıyla hayrete düşürüyor. İnsan zihniyle nasıl oynanabileceği ve zihnin aslında ne kadar kolay yönlendirilebileceğini izleyiciye gösteren film, zihnimizi kontrol etmeyi başarırsak nasıl bir evrende yaşayacağımızı da gözler önüne seriyor. Leonardo DiCaprio‘nun başarılı bir oyunculuk performansı sergilediği film, mutlaka izlenmesi gereken filmler listesi arasında üst sıralarda yerini almış durumda.