· 4 dk okuma

Hollywood’da Bağımsız Bir Ruh: Darren Aronofsky

Hollywood’da Bağımsız Bir Ruh: Darren Aronofsky

Yahudi asıllı Darren Aronofsky 1969’da Brooklyn’de dünyaya geldi. Edward R. Murrow Lisesi ve Harvard Üniversitesi aksiyon ve animasyon bölümlerinde öğrenim gördükten sonra Amerikan Film Enstitüsü’nde eğitimini tamamlayıp 1996 yılında ilk filmi Pi’yi çekti. Kariyeri boyunca hem ele aldığı konuyu anlatım şekli hem de anlatırken kullandığı farklı teknikler ile diğer ana akım Amerikan sinemasına mensup yönetmenlerden daha farklı çizgide filmler üreten bir yönetmen oldu. Christopher Nolan, Quentin Tarantino ve Paul Thomas Anderson’la beraber bağımsız sinemadan kopup gelen 90’lar kökenli Amerikan Sinemasının genç ustalarından biri olarak kabul görmekte. 

Pi

İnsan beyninin kıvrımlarında… Kabala felsefesi üzerine kurulmuş olan filmde Max Cohen‘in ev yapımı bilgisayarıyla hakikati bulmak ve görmek istediği için matematiği araç kılması anlatılıyor. Cohen’nin zihnindeki sancılarıyla, izleyicinin de merak ettiği soruları gün yüzüne çıkarmakta başarılı olan film ”ben” denilen kavramı anlamlandırmak ya da anlamak için farklı yöntemlere başvuran çarpıcı olduğu kadar bir o kadar da zor bir seyirlik. Aronofsky’nin çevresinden aldığı borçlarla 60 bin dolara çektiği film gişede 3 milyon dolar kazanarak önemli derecede kar etmiş ve yönetmenin hızlı yükselişine ön ayak olmuştu. Ayrıca filmin, sinema tarihinin en garip müzik çalışmalarından birine sahip olduğunu belirtmek gerek.

[vimeo video_id=”9389863″ width=”600″ height=”350″]

 Bir Rüya İçin Ağıt

Ruh bedeni kemirir… Hubert Selby Jr. ‘ın aynı adlı romanından uyarlanan filmde ”her açıdan” bağımlı olarak tanımlayabileceğimiz 4 karakterin birbirleriyle olan ilişkisini izliyoruz. Selby Jr.’ın romanını neredeyse kusursuza yakın capcanlı bir sinema diliyle anlatan Aronofsky henüz ikinci filmiyle başyapıtını çekmiş oluyordu böylece. Jennifer Connelly, Marlon Wayans, Jared Leto ve Ellen Burstyn’den oluşan oyuncu dörtlüsünün izleyenin iliklerine kadar işleyen performansları, Clint Mansell’in zihinlere kazınan tema müziği ve Matthew Libatique’ın ders ayarındaki görüntü yönetimi. Kısacası Bir Rüya İçin Ağıt, Dövüş Kulübü ve Matrix ile beraber milenyum sinemasına şekil vermiş modern bir eserdi. Üzerinden 14 sene geçmiş olmasına rağmen bu gün tekrar dönülüp bakıldığında etkisinden hiç bir şey kaybetmediği hatta arttırdığı ise tartışmasız bir gerçek.

[vimeo video_id=”44361958″ width=”600″ height=”350″]

Kaynak

Her şeyden kaçıp bir baloncukta yaşayabilme özlemi… İnsanoğlunun ölümü alt edip sonsuz yaşama ulaşma isteğinin çeşitli motivasyonlarından aşk üzerine eğilen ve aşkı bu uğurda karşı konulamaz bir araç olarak gösteren hikayesiyle bir yandan düşünsel derinlik hissiyatı veren film, öte yandan da trajik bir kısır döngünün ardına saklanan aşkın peşinden şekilleniyor. Aynı tonu paylaşan üç paralel hikayeyle ölümün hayatın akışını belirlemesini anlatan Aronofsky, her üç hikayede de başlangıç ve son kavramlarını yok ediyor. Doğumun başlangıcı, ölümünse sonu temsil ettiği iddiasını elinin tersiyle itip bu kavramları iç içe geçiren ve insanı en temel duygu olan aşkı bulma amacına yönelten Aronofsky üçlü öykülemesinin açılımlarına hakim bir görüntü çiziyor.

[vimeo video_id=”22239559″ width=”600″ height=”350″]

 Güreşçi

Korkusuzluk, içten geleni yapma cesareti, engel tanımamak… Filmin dünyasındaki Amerikan güreşçisi Randy ”The Ram” Robinson, yirmi yıl öncesinde kalan şöhretinin trajik mirasıyla yaşayan dibe bir vurmuş bir karakter. Güreştiğinde fiziksel acıya en üst seviyelerde maruz kalan, ringin dışında olduğu zamanlarda ise yoğun bir zihinsel acıya sahip. İşte bu noktada çıkıp gelen kalp krizi de, yaşadığı hayatın bir getirisi olarak karşısına çıkıyor. Aronofsky ve senarist D. Siegel’ın yakaladığı başarıysa uzaktan bakıldığında hikayenin yaratabileceği tüm ön yargıları kırabilmelerinde. Aronofsky, bunun sıradan bir düşmüş şöhret hikayesi olmadığını defalarca ispat eden bir yönetim sergiliyor. Açılış sahnesinden itibaren, The Ram’in hayatıyla ilgili hissettirmesi çok güç şeyleri hissetmemizi sağlıyor. Mickey Rourke’un ekran karizmasından beslenen oyunculuğunun da çarpıcı bir etkiye sahip olduğu söylenebilir.

[vimeo video_id=”26782271″ width=”600″ height=”350″]

Siyah Kuğu

Şüphe, korku, güvensizlik… Çaykovski’nin dört perdelik bale süiti Kuğu Gölü’nün masalla trajediyi aynı hikayenin içine hapseden yapısından beslenen Aronofsky harikası Siyah Kuğu, yukarıdaki cümleleri ete kemiğe büründüren görüntüsüyle mideye yumruk niyetine tüketilebilecek bir çalışma. Kuğu Gölü’nü sahnelemeye hazırlanan bir bale grubunun yeni baş dansçısı olma hevesindeki genç bir balerinden hareketle, Çaykovski’nin eserinin bugüne yansımalarını şizofrenik bir etkiyle destekleyen Aronofsky, insanoğlunun zaaflarla örülü doğasını paramparça edecek bir tema çeşitliliği oluşturuyor. Natalie Portman’sa, Aronofsky’nin şekillendirdiği dünyanın ortasında mesleğinin zirvesine ulaşıyor, Nina’nın her iki kuğusunda da kusursuzu yansıtıyor.

[vimeo video_id=”19772156″ width=”600″ height=”350″]

 Notlar

*Darren Aronofsky’e Pi filmi için ilham veren matematik öğretmeni olan babası Abraham Aronofsky’dir. Bir Rüya için Ağıt filminde Abraham Aronofsky, metroda gazete okuyan biri olarak çok kısa süreli olarak görünmektedir. Anne Charlotte Aronofsky ise Sara Goldfarb’ın arkadaşlarından birini canlandırmaktadır.

*Bir Rüya İçin Ağıt’a, Amerika’da denetleme kurulu tarafından nc-17(17 yaşından küçükler izleyemez) ibaresi konuldu ve Aronofsky’den bazı bölümleri kesmesi istendi. Yönetmen, Artisian stüdyosunun da desteklemesiyle filmin etkisini azaltacağı için bunu kabul etmedi. Film “not rated” ibaresiyle sınıflandırma dışı gösterime girdi.

*Yönetmen Aronofsky, Bir Rüya İçin Ağıt filminin başrol oyuncuları Jared Leto ve Marlon Wayans’a bir ay boyunca şeker içeren yiyecek yememelerini ve seks yapmamalarını söyledi. Böylece çok istedikleri bir şeye sahip olamamayı hissetmelerini istedi.

*Batman Başlıyor için 2 senelik bir çalışma yapan Darren Aronofsky’nin senaryosu Warner Bros tarafından beğenilmedi ve yönetmen bunun üzerine filmi Christopher Nolan’a devretti. Bruce Wayne’i sokaklarda yaşayan bir evsiz, Alfred’i ise bir afro Amerikalı olarak resmeden Aronofsky’nin senaryosu hakkında stüdyo ‘’kabul edilemezdi’’ diye açıklama yaptı.

*Kaynak filminin başrolleri için ilk anlaşılan isimler Brad Pitt ve Cate Blanchett’ti. Fakat Brad Pitt senaryoyu beğenmeyerek çekimlerden ayrıldı ve ardında Cate Blanchett’in de filmi bıraktığı açıklandı. Bunun ardından yönetmen yakın dostu Hugh Jackman ve o zaman ki eşi Rachel Weisz’la filmi tamamladı.

Kişisel beğenilerim dahilinde oluşturduğum Darren Aronofsky filmleri sıralaması ise şu şekilde:

1- Bir Rüya İçin Ağıt

2- Siyah Kuğu

3- Güreşçi

4- Kaynak

5- Pi


Murat Karakuş

Murat Karakuş

23 yazı · 1991 yılında Kocaeli'nin İzmit ilçesinde doğdu. Sinemaya olan ilgisi küçük yaşlarda televizyondan izlediği Rocky filmleri ile başladı. Lise yıllarından itibaren filmlere olan tutkusu aşka dönüştü. Şuan da Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi. 1 kısa film, 2 belgesel sahibi. Suç dramalarına karşı özel bir ilgisi var.

Yazarın diğer yazılarını gör →