Her Bölümüyle İzleyenleri Mutlu Eden 13 Başarılı Dizi!
1980’li yılların sonundan günümüze ekranlarda izlediğimiz; bazılarını uzun sezonlarca takip ettiğimiz hatta adeta hayatımızın içine dahil ederek onlarla yatıp onlarla kalktığımız; bazılarını ise kısa sürmelerine rağmen çok fazla sevdiğimiz ve belki de birçok kez izlediğimiz televizyon ganimetleri… Full House, Seinfeld, Friends gibi uzun yıllarca ekranlarda kalan ve birçok yeni yapıma ilham kaynağı olan dizileri, yine uzun sezonlarca bizleri ekrana kitlemeyi başaran How I Get Your Mother, The Office, The Big Bang Theory ve dahası. 20-30 dakika süren kısa bölümlerinden midir; yoksa izledikçe hayatımızı şenlendirdiği, yüzümüzü güldürdüğü için midir bilmiyoruz ama defalarca izlesek de asla sıkılmayacağımız; karakterleri, mekanları, müzikler ve replikleriyle hayatımızın içinde yer alan; her bölümüyle bizi mutlu etmeyi başaran 13 diziyi sıraladık.
Her Bölümüyle İzleyenleri Mutlu Eden 13 Başarılı Dizi
Full House, 1987-1995

Golden Gate köprüsünde süzülen bir arabayla başlayan jeneriğiyle, özellikle ülkemiz televizyonlarında dublajlı olarak yayınlandığı yıllardan dolayı çocukluğu/gençliği 90’larda geçenlerin hafızalarına kazınan dizi Full House; D.J., Stephanie ve Michel isimli üç kızıyla birlikte yaşayan dul bir baba olan Danny Tanner’ın evine konuk eder bizleri. Tabi ev hiç bir zaman bu anlattığımız gibi bir çekirdek aile olamaz… Çocuklar yetmiyormuş gibi, bir de karısının kardeşi Jesse ve onun arkadaşı Joey de bu evdedir. Ülkemizde Bizim Ev adıyla televizyonlarda izlediğimiz dizi; kalabalık bir ailede yaşanılan sıradan bir hayatı en samimi şekilde ele alır.
Seinfeld, 1989-1998

“Hiçbir şey hakkında bir şov!”
Günümüzün birçok sitcomunun atası olarak sayabileceğimiz; döneminin en önemli dizilerinden biri olan Seinfeld, günlük hayatın anlık komiklikleriyle anlatmak istediği hikayeyi ve karakterleri öyle güzel harmanlar ki seyrine doyamayacağımız bir dizi ortaya çıkar. Aslında dizi Jerry Seinfeld’in stand up şovunun (bölümün konusuyla genellikle uzaktan ilgili) bir parçasıyla başlar; hatta kimi zaman aralarda da bölümde parçalar görülür. Başlangıçta bir öykü girişi yapılır ve genelde karakterler ayrı durumdalardır; dizinin sonuna kadar da ilişkiler ve olaylar birbirine girer. Dizinin tüm ana ve birçok yardımcı karakteri, yazarların gerçek hayatlarından alıntı olduğu için ve hatta birtakım karakterler de gerçek hayattakilerin karikatürize versiyonları olduğu içindir belki de; dizi oldukça gerçek ilişkiler üzerine kurulu bir hikayeyle bizleri buluşturur.
Friends, 1994 – 2004

“How you doin?”
Chandler, Joey, Monica, Rachel, Ross ve Phoebe… altı farklı karakter ve altı iyi arkadaş. Her sezonunda farklı bir karakterine hayran kaldığımız; jeneriğinden, repliklerine… Central Perk’te oturdukları koltuktan Monica’nın her daim kapısı açık olan evine; Ugly Naked Man‘den Chandler’dan vazgeçemeyen çılgın aşık Janice’a varıncaya kadar birçok an, mekan ve karakterle hafızalarımıza kazınan Friends, zamansız dizlerden biridir. Düğününden kaçan ve gelinliğiyle çocukluk arkadaşı Monica’nın evine gelen Rachel, çok geçmeden onun arkadaş grubuna da katılmıştır. Monica’nın eski yıllardan beri Rachel’a aşık olan kardeşi Ross, karşı komşuları ne iş yaptığını bilmediğimiz Chandler ile ünlü olmaya çalışan Joey ve ‘Smelly Cat’ parçasıyla asla unutmayacağımız, belki de grubun en farklı kişisi Phoebe.
That ’70s Show, 1998-2006

“Hello Wisconsin!”
Wisconsin eyaletindeki kurgusal bir yer olan Point Place kasabasındaki bir grup arkadaşın hikayesinin anlatıldığı That ’70s Show, Eric Forman’ın evlerinin altındaki depoda geçer aslında… Eric’in aşık olduğu komşu kızı kızıl saçlı Donna, gözlükleriyle ve saçlarıyla aykırı bir karakter olan Steven, saf Michael Kelso ve Kelso’nun sürekli olarak aldattığı zengin kız arkadaşı Jackie, değişim öğrencisi olarak gelmiş olan ve İngilizcesi o yüzden diğerlerinden oldukça farklı olan Fez. Bu 6 gencin yanı sıra dizinin belki de en sevilen karakterleri Eric’in ebeveynleri; Kitty ve Red Forman’dır. Kitty bir hastanede hemşire olarak çalışıp, ve evdeki işlerle ilgilenen bir anneyken Red ise sinirli bir Vietnam gazisidir.
Freaks and Geeks, 1999-2000

1980’lerde McKinley Lisesi’nde birbirleriyle çatışan iki grup genç: bir tarafta karizmatik ve soğuk Daniel Desario ile erkeksi tavırları olan Lindsay Weir’in dahil olduğu Freaks (çılgınlar) grubu, diğer tarafta Lindsay’in utangaç kardeşi Sam’in, nazik Bill Haverchuck’ın ve kendini kadınların sevgilisi ilan eden Neal Schweiber’ın dahil olduğu Geeks (ezikler) grubu. Her gencin içinden geçtiği ergen-ebeveyn çatışmalarını; uyuşturucu, içki ve davranış problemlerini yansıtmak açısından televizyonun unutulmaz yapımları arasına adını yazdırmıştır. Zaman zaman ebeveynlerin bakış açılarını da eğlenceli bir şekilde yansıtması ve dizi içinde herkesin hem haklı hem de haksız konumlar da bulunması, diziyi gerçekçi kılmış ve diğer gençlik dizilerinden ayırmıştır. Freaks and Geeks’i sadece dinledikleri müziklerin farklılığı sebebiyle bile birbirlerine düşman kesilebilen 80’ler gençliğini izlemek ve o yıllara özenmek için defalarca izleyebiliriz.
Coupling, 2000-2004

Susan, Steve, Jeff, Sally, Patrick, Jane bir arkadaş grubudur. Karışık bir ilişki ağını anlatan Coupling; Suzan’ın Patrick ile, Steve’in de Jane ile ayrılmaları ile başlar. Daha sonraki sezonlarda ise ağırlıklı olarak Susan ve Steve’in ilişkileri işlenir. Bu arada Patrick ile Sally arasındaki gizli aşk da sürekli olarak farklı şekillerde karşımıza çıkar. Dizideki bölümlerin konusu genellikle Susan ve Steve’in başından geçen olayları diğer arkadaşlarına anlatmalarıyla ve hayattan buna benzer örnekler bulmalarıyla devam eder. Özellikle Jeff’in akıl almaz benzetmeleri ve akıl yürütmeleri de bu duruma renk katar. Amerika yapımı dizilere alternatif bir İngiliz dizisi olarak karşımıza çıkan Coupling; kadın-erkek ilişkileri üzerine söyleyecekleri olan başarılı yapımlardan biridir.
The Office, 2005-2013

Sıradan gibi görünen ama sıra dışı komik bir ofis; Dunder Mufflin Kağıt Şirketi. İktidar düşkünü bir patron, her biri ayrı karakterde çalışanlar, 9-17 arası bitmesi gereken işler ve modern dünyanın en vazgeçilmez unsuru olarak kabul ettiğimiz bir ofis hayatı! Bu sıradan ofis hayatının en farklı yanı ise Steve Carell’in hayat verdiği Michael Scott şüphesiz. Hiç sıradan bir patron gibi olmayan Scott; şakaları çalışanları tarafından pek anlaşılmayan, kaba, sevimsiz ve verdiği hiç bir sözü yerine getirmeyen; aynı zamanda ise bir dost bir yardımsever olan pek görmeye alışık olmadığımız bir patron. Modern hayatın vazgeçilmezi olan ofis hayatına, sıkıştığımız dosyaların arasına ve bilgisayar ekranına; farklı bir bakışla bakan ve izlerken bizleri mest eden The Office, 9 sezon boyunca keyifli bölümlerle bizleri buluşturmuştu.
How I Met Your Mother, 2005 – 2014

2004 yılında Friends’in ekranlara veda etmesinin bir yıl sonrasında ekranlara gelen How I Met Your Mother; her ne kadar karşılaştırmalara olanak verecek benzerlikleri taşısa da apayrı yere koyacağımız karakterlerle bizleri tanıştırmıştı; Ted, Barney, Robin, Lily ve Marshall… Yıl 2030; ted çocuklarına anneleriyle tanışmasının uzun hikayesini anlatıyor ve bizleri de 2005 yılının Amerikası’na geri döndürüyor. Hem birbirlerinin en iyi dostu olan hem de uzun yıllardır sevgili olan, ekranların görüp görebileceği en tatlı çiftlerden Lily ve Marshall, literatüre ‘Challenge Accepted!’ sözünü adeta bir Barney deyimi olarak kaydeden Barney Stinson ve Ted’in gerçek aşkı olduğuna inandığı Robin Scherbatsky. Manhattan’lı bir mimar olan Ted Mosby’nin gerçek aşkı bulma çabasına ve çocuklarının annesinin kim olduğunu sorusuna bizi sezonlarca kaptırmayı başaran How I Met Your Mother; zamanda gezinişiyle, karakterlerin günlük hayattan yansımalarıyla ve kadın-erkek ilişkilerine bakış açısıyla, yakın dönemin en çok sevilen komedi yapımlarının arasında kendine yer bulur.
It’s Always Sunny in Philadelphia, 2005-

Aynı zamanda oyuncuları olan Rob McElhenney, Glenn Howerton ve Charlie Day tarafından yaratılıp geliştirilen It’s Always Sunny in Philadelphia; kişisel çıkarlarından başka hiçbir şey düşünmeyen ve Güney Philadelphia’da “Paddy’s” adında oldukça başarısız bir İrlanda barı işleten bir arkadaş grubunun başından geçen maceraları anlatmaktadır. Dennis ve Deandra Reynolds, onların üvey babaları Frank Reynolds, arkadaşları Charlie ve Mac… Bu gruba dahil olan herkes kişisel çıkarların peşinden koşan; her biri oldukça sahtekar, açgözlü, bencil, sadakatsiz, tembel, düzenbaz, iki yüzlü, kibirlidir ve her zaman tartışabilecek saçma bir konu bulabilmektedir. Dizini neredeyse her bölümü kendilerince kusursuz olarak yaptıkları tasarıların peşinden koşarak, kişisel çıkarları için birbirlerine ya da başkalarına komplolar kurarak ya da sadece eğlenmek için birbirlerinin rezil oluşunu seyrederek geçmektedir.
The Big Bang Theory, 2007-2016

Şu sıralar spin-off dizisiyle yeniden ekranlara geri döneceği konuşulan The Big Bang Theory; ele aldığı konuları kendine has işleyiş tarzıyla anlattığı için belki de bu kadar çok sevildi. “En önemli zevkleri kuantum fiziğine kafa yormak olan üstün zekalı iki arkadaş, güzel bir kızla karşılaşırlarsa ne yaparlar?” sorusunu soran ve o karşılaşma sonrasında gerçekleşen patlama sonucu olan olayları anlatan The Big Bang Theory, karşıt hayatların bir araya gelmesinin en komik hali aslında… Dizi; on sezon boyunca kafalarını kitaptan kaldırmayan, matematik ve fizik konularında adeta ‘nobel’ ödülü alacak kadar başarılı ancak konu kadınlarla iletişime gelince çok beceriksiz olan iki arkadaş, Leonard ve Sheldon’ın hikayesini anlatır.
How to Make it in America, 2010-2011

Elinde sadece hayallerin varsa, New York’ta nasıl hayatta kalabilirsin?
Aloe Blacc’in ‘I Need a Dolar’ adlı parçasının eşlik ettiği ve New York’un gerçek yüzünden fotoğrafların peşi sıra geldiği; oldukça eğlenceli bir jenerikle başlayan How to Make it in America, iki girişimci arkadaş, Ben ve Cam’in olanaksızlıklara rağmen sürdürdükleri umutları ve hayallerini, arkadaşlıklarını ve kadınlarla olan ilişkilerini anlatıyor. Dizi; ne olursa olsun vazgeçmemeli temasını izleyenlere vermeyi başaran, nasıl başlayıp nasıl bittiğini anlayamadığımız kadar akıcı bir iki sezon sunuyor. Entourage dizisinin yapımcılarının yarattığı dizi; bize Amerikan Dream’in insanı getirdiği noktayı; önce karakterleri bize tanıtarak ve onları sevmemizi sağlayarak öyle doğal bir şekilde bizimle buluştuyor ki; Cam ve Ben adeta eski yıllardan beri arkadaşmış gibi hissettirmeyi başarıyor.
Him & Her, 2010-2013
Muazzam bir İngiliz dizisi daha… 20’li yaşlarında, hiç çalışmak istemeyen Steve ve Becky çiftinin hikayesini ele alan Him & Her; hem samimi bir öykü sunarken aynı zamanda da absürt bir komediyle bizleri karşılamayı ihmal etmiyor. Çalışmaya pek yanaşmayan; sadece ‘içki içmek, oyun oynamak, yemek yemek ve yatmak’ çemberinde hayatını geçirmek isteyen Steve ve Becky; aslında kimseyi karıştırmadıkları yaşamlarını istedikleri gibi kontrol ediyor, kısacası canları istediği gibi yaşıyorlardır… İkilinin televizyon izlerken yemek yiyerek geçirdikleri keyifli yaşamları ise sık sık Becky’nin kız kardeşi Laura ve arkadaşlarının ya da garip üst komşunun ziyaretleriyle kesintiye uğrar.
New Girl, 2011-

Who’s that girl?
It’s Jess!
Bu kez ise yolumuz Amerika’nın batısına, Los Angeles’a düşüyor ve yine birbirinden farklı karakterleri bir araya toplayan bir apartman dairesinde kesişiyoruz. Jess erkek arkadaşına sürpriz yapmak için erken döndüğü seyahatinden pek de istediği sonuçları alamaz; sevgilisini başka bir kadınla yakalayan Jess, bu olayın etkisiyle evlerinde dördüncüyü arayan bir ilana hiç düşünmeden başvurur. Yürümeye dahi üşenecek kadar tembel Nick, beyaz yakalı bir çalışan olan, evin en düzenli ve titizi Schmidt ve Nick’in çocukluk arkadaşı eski basketbolcu Winston’ın yaşadığı bu eve taşınan, adeta bir polyanna olan Jess’i oldukça eğlenceli bir hayat beklemektedir.
Elif Barış
586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →
