· 7 dk okuma

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 13 Muazzam Film!

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 13 Muazzam Film!

Sinemanın belki de en etkileyici yanı izleyicinin hayatına ve hayata bakış açısına yaptığı dokunuşlarıdır. Beyazperdenin büyüsü de tam olarak bundan alır tüm gücünü. Yönetmenin baktığı kadrajdan, seçtiği hikayeden ve kurduğu cümlelerden farklı bir dünyaya bakmayı, o dünyayı anlamayı ve oradaki insanları sevmeyi öğreniriz kimi zaman. Sinema hayata bakış açımızı değiştirmek gibi bir yetkiye sahiptir. Sihirli değneğini bize doğru tuttuğu an, herkese ve her şeye olan bakışımız farklılaşır adeta farklı bir gözlükle etrafı incelemeyi öğreniriz. Bu pesimist veya optimist olsun; kendi alanımızdan dışarı çıkmamıza ön ayak olan en muazzam yollardan biridir. Buradan yola çıkarak sizin için farklı ülkelerin farklı sinemacılarından filmleri derledik. Stalker’dan Amelie’ye; Fight Club’tan The Curious Case of Benjamin Button’a hayata bakışınızı değiştirecek 13 filmi sıraladık.

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 13 Muazzam Film!

Stroszek – 1977

stroszek-filmloverss

Kendine has çizgi dışı filmleriyle tanınan Yeni Alman Sineması’nın öncü yönetmenlerinden Werner Herzog’un yönettiği ve yine Herzog’un senaryosunu yazdığı Stroszek, ezilmiş ve toplum dışına itilmiş üç insanın Almanya’da başlayıp Amerika’da devam eden öyküsünü konu alır. Filmlerinde ruhsal ve bedensel travmaya uğramış sıra dışı insanlara ve egzotik mekanlara yer veren Herzog, bu tarzını bu filmde de korur. Film Bruno’nun Berlin’de bir hapishaneden tahliye olma sahnesiyle başlar. Hayatını sokaklarda akordeon çalarak kazanmaya çalışan Bruno’yu merkezine alan hikayede Herzog, Yeni Alman sinemacıları Wim Wenders ve Rainer Werner Fassbinder gibi, Amerikan kültürüne ve yaşam tarzına olan ilgisini yansıtır.

Stalker – 1979

stalker-filmloverss

Tarkovski’nin önemli yapımlarından biri olan Stalker; yazar, bilim adamı ve bir iz sürücünün, gri ve isimsiz bir kasabanın yakınında yer alan, askerler ve dikenli tellerle korunan Bölge’ye olan yolculuğunu ve orada yaşadıklarını ele alır. Bölge’ye giriş yasaktır ve Bölge girildiğinde insanın aklından geçen dileğinin gerçekleştiği bir odaya sahiptir. Film, Boris ve Arkady Strugatsky kardeşlerin Yol Kenarında Piknik adlı kısa romanının birebir olmayan bir uyarlamasıdır. Romanda, Bölge bilime karşı gelen birçok garip yapıdan ve döngüden oluşur. Romanla film tam anlamıyla aynı olmasa da karakterler ve yaşadıklarına tepkileri benzerdir. İlhamını kaybetmiş, alaycı ve yeteneğini sorgulayan bir yazarla, yolculuktan çok sırt çantasını önemseyen, sessiz bir profesörün odaya olan yolculuklarını, yaklaştıkça değişen kuralları izlediğimiz film, bizi adeta bir labirentin içine dahil eder.

Naked – 1993

naked-filmloverss

Johnny Manchester’dan apar topar Londra’ya kaçmıştır çünkü geldiği yerde ciddi bir suç işlemiş ve başına bir şey geleceğinden korkmuştur. Önce, Londra’da eski bir kız arkadaşını bulur sonra ise evsiz olarak yaşamaya başlar ve kendisi gibi zor durumda olan insanlarla tanışır. Canının istediği yerde canının istediği gibi davranmakta, köşe başlarında kitap okumakta olan Johnny, sürekli olarak yeni insanlarla karşılaşmaktadır.  Ama istisnasız şehirde tanıştığı herkes mutsuzdur.Mike Leigh’nin karamsar filmi Naked, diyaloglarıyla ve hikayesinin beslendiği felsefesiyle Leigh’nin başyapıtı olma özelliğini taşır.

Magnolia – 1999

magnolia-filmloverss

Paul Thomas Anderson tarafından yazılan ve yönetilen Magnolia, birbirleriyle uzaktan veya yakından hiçbir ilişkisi olmayan insanların tesadüflere dayalı öyküsünü anlatır. Filmin açılışı da aslında, konusunu izleyiciye hızlı bir şekilde benimsetecek kadar kalabalık bir örgüden ibarettir. Ardı ardına gelen sahneler ve repliklerle, bir hikayeden diğerine hızlı bir bakış atarız. Ricky Jay’in anlatıcı rolde yer aldığı filmin oyuncu kadrosu ise oldukça göz alıcı. Tom Cruise, Jeremy Blackman, Philip Seymour Hoffman, Jason Robards, William H. Macy ve Julianne Moore gibi isimlerle karşılaştığımız oyuncu kadrosuna sahip film, birbirinden bağımsız insanların trajik öykülerini bir noktada buluşturmayı başarır. Tom Cruise’a En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Golden Globe kazandıran yapım, Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ödülüyle ayrılmıştır. Senaryosuyla, hikayelerini ele aldığı karakterleriyle dikkat çeken Magnolia, soundtrackleriyle de beğeni toplamıştır

Fight Club – 1999

fight-club-filmloverss

Chuck Palahniuk’un zamansız ama çok da uzak olmayan bir gelecekte geçen aynı adlı romanından uyarlanan Fight Club, oldukça monoton bir hayata sahip, kronik uykusuzluk sorunuyla baş etmeye çalışan, kutudan bozma evinde yalnız ve sıkıcı bir hayat sürdüren ve uykusuzluk derdinden kurtulmak adına terapi gruplarına katılmaya karar veren bir anlatıcı tarafından anlatılan bir hikayeyle buluşturur bizleri. Adını öğrenmediğimiz anlatıcının bir yolculuk sırasında karşılaştığı Tyler ile tanışmasıyla değişen hayatının ekseninde tüketim toplumunun bireyi hangi duruma sürüklediğini gördüğümüz film; aslında modern hayatın getirdiği, kapitalizmin mecbur bıraktığı hayata karşı bir duruş niteliğindedir. Anlatıcı ve onun tam zıttı bir karakter olan Tyler Durden maskesi altında; karanlık bir mizahla bezeli hikayesi ve sarsıcı bir finaliyle Fight Club, David Fincher’ın gözünden beyazperdede kendine yer bulmuştur. Film; Brad Pitt ile Edward Norton’ın muazzam performanslarıyla, Palahniuk imzalı kitabın edebiyat dünyasında yarattığı sarsılmaz gücü beyazperdeye taşımayı başarmıştır.

Cast Away – 2000

cast-away-filmloverss

Chuck Noland, kişisel ve iş yaşamını saatin akışına göre kurmuş bir sistem mühendisidir. Chuck’ın son derece titizlikle yürüttüğü bu dakik düzen beklenmedik bir uçak kazası sonunda ansızın kesintiye uğrar. Büyük Okyanus’taki ıssız bir bölgede bulunan küçük bir adaya sağ olarak çıkmayı başaran Chuck burada tek başına ilginç bir yaşam mücadelesi vermeye başlar. Burada, şehir hayatındaki kimliğinden tamamen uzaklaşarak alışkanlıklarının hiçbir işe yaramadığını görmüştür. Tom Hanks’in Chuck olarak izleyici karşısına çıktığı Cast Away’in yönetmen koltuğunda ise başarılı isim Robert Zemeckis oturuyor.

Amelie – 2001

amelie-filmloverss

2001 yılında sinemayla buluşan, Jean Pierre Jeunet filmi Amelié, aslında sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyimser karakteriyle bizleri buluşturuyor. İnsanları mutlu etmeyi yaşama amacı olarak benimseyen; kendi aşkını bulduğunda ise bu keşfi bile bir oyuna çevirmeyi başaran Amelié için gülümsemesi ve siyah küt saçıyla adeta bir ikon haline geldi demek yanlış olmaz. Jeunet’in sinematografisinde bizi buluşturduğu simetrik görüntüler; sarı, yeşil ve kırmızı renklerinin uyumu ile de görsel olarak büyülemeyi başaran Amelié, kendine has anlatım tarzıyla da suratımızda oluşan gülümsemenin sebebi olmayı ihmal etmez.

Donnie Darko – 2001

donnie-darko-filmloverss

1980’li yılların sonunda geçen hikaye; 16 yaşındaki Donnie Darko adındaki bir gencin bazı gerçek dışı olan varlıklar görmesiyle başlıyor. Özellikle karşısına sürekli olarak çıkan tavşan kostümlü adam, Donnie’yi ‘normal’ hayattan hızlıca uzaklaştırıyor. Çevresiyle uyum sorunu yaşayan ve oldukça içine kapanık biri olan Donnie için artık devam etmesi gereken yol değişmiş; ailesi ve okulun çizdiği yoldan uzaklaşan genç esrarengiz misafirinin izinden karanlık bir yolculuğa çıkacaktır. Gerçek üstü varlıkların fazlasıyla yer bulduğu, filmlerinde sürreal bir dünya yaratan efsanevi yönetmen David Lynch’in izinden giden Richard Kelly imzalı Donnie Darko; muhteşem bir kurgu ile zaman yolcuğuna çok farklı bir bakış açısıyla bakmayı başarıyor.

Spirited Away – 2001

spirited-away-filmloverss

Kasabasından taşınmış on yaşında küçük bir kız olan Chihiro’nun hayatını ele alan Spirited Away, 2003 yılında ‘Uzun Metraj En İyi Animasyon Filmi’ ödülüne layık görüldü. Oscar kazanan ilk anime olan Spirited Away, Chihiro’nun ilginç bir yapının içine anne babasının ardından ne kadar gönülsüz olsa da girer ve ilginç bir yolculuğa atılır. Bu enteresan yapı ruhların bir tür dinlenme yeridir. Terk edilmiş bir yapı olarak gözüken bina, aslında geceleri canlanmaktadır. Sihirli yiyeceklerden yiyen anne babasını kurtarmaya çalışan Chihiro, hayaletlerin dünyasında kendisine yer edinmeye çalışırken fark edilmemeye çalışmaktadır. Spirited Away, Miyazaki’nin fantezi ve hayal gücü sınırlarında gezinen, Japon mitlerine uzanan bir öyküye sahip en başarılı filmlerinden birisi.

Dogville – 2003

dogville-filmloverss

Lars Von Trier ve onun karanlık evreni… Bir tiyatro oyununu anımsatan mekanı ve dekoruyla sinemada alan algısına alternatif bir yorum getiren ve gerçekten Von Trier’in yarattığı ve merkezine insanlığı aldığı evrenin bir yansıması olan Dogville; toplumsal ahlak kavramıyla egoizmi ve insanın içinde varlığını sürdüren hükmetme güdüsünü ortaya çıkarmasını konu alıyor. Peşinde olan birilerinden kaçan Grace, saklanmak ve hayatta kalabilmek adına küçük bir köye sığınır. Kasaba halkı da zor durumda olan bu kadını yanlarına alır, yardımcı olur ve içinde bulunduğu duruma üzülür. Ancak günler geçtikçe durum farklılaşmaya başlar; aslında her şey alt üst olmuştur. Artık Grace’in varlığı köy için bir tehdit oluşturmaktadır ve kadının günlük işlerde yardım ettiği köy halkı artık onun bir köleliğe doğru evrilen hayatının sahipleri oluvermişlerdir. Yardımsever görünen köy halkının karanlık yüzü ortaya çıkmaya başlamıştır…

The Fountain – 2006

the-fountain-filmloverss

Üç farklı zaman diliminde bir adamın sevdiği kadını kurtarmak için çabalamasını ve başından geçen bin yıllık serüveni konu alan The Fountain; aşka dair bir sonsuzluğun peşinde olma hikayesidir aslında. Ölümle yaşam arasında kalan bir döngüyü beyazperdeye yansıtan film; geçmişte, bugünde ve gelecekte yaşayan adamın ortak bir gerçeğini ele alır. 15. yüzyılda İspanya’da yaşayan Tomas ölümsüzlük verdiği sanılan efsanevi bir çeşmenin arayışına çıkar. Günümüzde; Tommy Creo isimli bir bilim adamı, kanser olan eşi İzzy’yi kurtarabilmek için umutsuzca bir tedavi yöntemi keşfetmeye çalışmaktadır. 25. yüzyılda, astronot olan Tom ise uzaydaki gezintisi sırasında kendisini çok uzun sürelerdir rahatsız eden olayların arkasındaki gerçekleri keşfeder. Filmin yönetmenliğini ise Darren Aronofsky üstlenmektedir.

The Curious Case of Benjamin Button – 2006

benjamin-button-filmloverss

F. Scott Fitzgerald’ın 1920’lerde yazdığı ve seksenli yaşlarında doğup, geriye doğru yaşlanan bir adamı konu alan hikayesinden uyarlanan ‘Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi’, zamanı herkesten farklı yaşayan Benjamin Button’ın hikayesini ele alır. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda, 1918’de, New Orleans’tan başlayıp 21. yüzyıla uzanan serüveniyle, onun hikayesi herhangi birininkinden daha sıra dışı bir hayatı içerir. Film, pek de sıradan olmayan bu adamın yaşadığı serüven içinde karşısına çıkan kişilerin ve yerlerin, bulduğu ve kaybettiği aşkların muazzam öyküsünü, hayatın keyifleri ile ölümün hüznünü ve zamanın ötesine uzanan şeyleri konu alır.


Elif Barış

Elif Barış

586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →