Hayao Miyazaki’nin En Çok Beğenilen Karakterleri!
İşlediği birbirinden başarılı konularla gönüllere taht kuran, efsanevi anime yaratıcısı Hayao Miyazaki’nin en çok beğenilen karakterlerini sizler için derledik.
Nausicaa, Nausicaa of the Valley of Wind (Rüzgarlı Vadi)
Nausicaa of the Valley of Wind (Rüzgarlı Vadi) üstat Hayao Miyazaki‘nin ilk göz ağrısı. Burada Miyazaki diğer animelerinde de sıkça gördüğümüz doğa, barış, feminizm ve uçak/uçmak temalarına başarılı bir giriş yapıyor. Bu temaların hepsi hikayenin kahramanı Nausicaa‘da hayat buluyor ve izleyiciye aktarılıyor. Aslında çok da kompleks bir karakter olmayan Nausicaa’nın tek amacı kıyamet sonrası mahvolmuş dünyadaki son umut kırıntılarına sahip çıkmak. Bu yüzdendir ki savaşları durdurmaya ve insanla doğa arasında var olan sorunları halletmeye yönelik mücadelesiyle Nausicaa izleyici üzerinde etkileyici bir iz bırakıyor.
Ponyo, Ponyo (Küçük Deniz Kızı Ponyo)
Ponyo için Hayao Miyazaki‘nin en çılgın karakterlerinden biri diyebiliriz. Sihirli mantarlardan yiyen dört beş yaşlarında bir çocuğun neler yapabileceğini düşünün. İşte Ponyo bu düşüncelerin gerçekleşmiş hali. Asıl adı Brunhilde olan bu küçük balık kız, bir gün karaya kaçmaya karar veriyor ve kaçtığı yerde yeni arkadaşlar ediniyor. Karaya çıkmak için insana dönüşmeye çalışırken de tsunamiye sebep oluyor. Her ne kadar bu yaptıklarından ders çıkartacak gibi gözükmese de Ponyo sevimliliği ve çılgınlığıyla izleyiciye kendisini sevdirmeyi başarıyor.

Lupin the Third, Castle of Cagliostro
Öncelikle uluslararası bir hırsız olan Lupin the Third‘ün Hayao Miyazaki‘nin kendi oluşturduğu karakterlerden biri olmadığını hatırlatalım. Aslında kendisi Monkey Puch tarafından çizilmiş bir manga karakteri. Bu karakter ilk ortaya çıktığında James Bond‘un yozlaşmış hali olması planlanıyordu, bu yüzden mangadaki Lupin kendi işi için başkalarını umursamazca öldürmeye hazır ve kadın düşkünü bir karakter. Hayao Miyazaki bu karaktere bir anime serisi için el koyduktan sonra (daha sonra filmi de çekiliyor – Castle of Cagliostro) üzerinde birkaç oynama yapıyor ve Lupin’i bir centilmene çeviriyor. Bunun üzerine Lupin karakteri popüler oluyor. Her ne kadar hala daha hilekar da olsa bu sefer işin içine onur kavramı da giriyor; ayrıca zor durumda kalmış, hayatı tehlikede olan geç kızlarında kurtarıcısı da oluyor kendisi (kadın düşkünlüğünden hiçbir eksilme olmadan). Lupin Hayao Miyazaki’nin kendi yarattığı bir karakter olmasa bile Hayao Miyazaki sayesinde geçirdiği değişimle milyonların sevgisini kazanmış bir karakter.
The Laputa Robots, Castle in the Sky (Gökteki Kale)
Laputa Robotları konuşmuyorlar, çok hareket etmiyorlar ve açıkçası filmde de çok yer almıyorlar. Ama bu uzun boylu ve sessiz robotların bizleri en çok çeken yanı da bu gizemleri aslında. Çarpıcı ve kasvetli görüntüleriyle harika olmayı bir şekilde başarıyorlar. Laputa hakkında düşündüğümüzde aklımıza iki esas karakterden önce robotlarının gelmesi bu açıdan çok normal. Her ne kadar Totoro‘nun şöhretine hiçbir zaman ulaşamamış olsalar da geçtiğimiz 30 yılın Japonya’sında Hayao Miyazaki‘nin en çok ticari ürüne dönüştürülmüş ikonik karakterlerinden biri olmayı başarıyorlar.
Jiro Hirokoshi, The Wind Rises (Rüzgar Yükseliyor)
Hayao Miyazaki‘nin tek biyogrofik eseri diyebileceğimiz The Wind Rises (Rüzgar Yükseliyor), Jiro Hirokoshi adındaki bir mühendisi anlatıyor. Jiro Hirokoshi Japonların 2. Dünya Savaşında kullandıkları zero fighter olarak adlandırılan yıkıcı savaş uçaklarının tasarımcısı. Kronolojik olarak anime tam gerçekleri yansıtıyor mu bilinemez ama anlatılan karakterin hikayesinin ilgi çekici olduğu bir gerçek. Hirokoshi aslında pilot olmak istemektedir fakat görme bozukluğu yüzünden bu hayali yerle bir olur. Ama bu durum Hirokoshi’yi yıldırmaz ve mühendis olarak yeni tasarımlar üzerinde çalışmaya başlar. Hırsı ve yeteneği sayesinde Jiro hayallerini gerçekleştirerek amacına ulaşılır ama yaptığı şey savaş sırasında birçok korkunç yıkıma neden olur. Animedeki bu ikilemin işleniş şekli Jiro Hirokoshi’yi Hayao Miyazaki’nin en başarılı karakterlerinden biri haline getirmeye yetmişe benziyor.
Lady Eboshi, Princess Mononoke (Prenses Mononoke)
Princess Mononoke‘nin (Prenses Mononoke) kötüsü diyebileceğimiz Lady Eboshi aslında çok sık rastlanan türden bir kötü değil. Her ne kadar filmde düşman safının başı olsa da kesinlikle bir “şeytan” değil. Burada da Nausicaa‘da olduğu gibi Hayao Miyazaki‘nin doğaya çokça değindiğini görüyoruz. İnsanların bencil istekleri uğruna doğaya nasıl zarar verdikleri bir kez daha anlatılmış. Ama Eboshi bu noktada konuya başka bir boyut daha kazandırıyor. Aslında tek yaptığı köyünü ve insanlarını korumak olan Eboshi bunun için ormanları keserek duvar oluşturuyor ve bazen ormanda yaşayan vahşi canlılara saldırarak onların saldırılarını engelliyor. Bu da bize iki taraf içinde hayatta kalma savaşının söz konusu olduğunu gösteriyor. Eboshi’nin kendisinden önce köyünün insanlarını düşündüğünü de göz önüne alırsak aslında bu konunun sadece siyah ve beyazdan oluşmadığını görüyoruz. Eboshi yansıttığı bu ikilemle Hayao Miyazaki’nin en çok sevilen karakterlerinden birisi oluyor.
Sophie, Howl’s Moving Castle (Yürüyen Şato)
Diana Wyne Jones‘un kitabından uyarlanan Howl’s Moving Castle (Yürüyen Şato), Hayao Miyazaki‘nin kadınların güçlü ve cesur olduğunu gösterdiği animelerinden biri. Howl’s Moving Castle‘da haksız yere kötü bir büyüye maruz kalan Sophie‘nin başına gelenlere rağmen hiçbir zaman umudunu kaybetmeden macerasına devam ettiğini görüyoruz. Hatta bununla da kalmıyor, başta Howl adlı genç ve yakışıklı büyücü olmak üzere etrafındakilere de umut kaynağı oluyor. Anime boyunca bir genç bir yaşlı olarak gördüğümüz Sophie, Hayao Miyazaki’nin savaşçı kadın tiplemesinden çok farklı olmakla birlikte izleyicilerin sevgisini optimistliğiyle kazanıyor.
Porco Rosso, Porco Rosso (Kızıl Kanatlar)
Bahsettiğimiz bütün kahramanlardan farklı olarak bu sefer karşımızda savaş uçağı pilotu İtalyan Porco Rosso var. Acımasız 1. Dünya Savaşı sonrası insanlıktan feragat etmiş ve domuza dönüşmüş olan Porco Rosso, Miyazaki’nin yetişkin tek ana karakteri. Bu da onun yerini yeterince özel yapıyor. Hayao Miyazaki‘nin kendisi gibi Porco da umutsuzca optimist olmak isteyen pesimist bir karakter. Ama buna rağmen Porco Rosso (Kızıl Kanatlar) aksiyonla eğlenceyi birlikte barındırıyor. Ayrıca Hayao Miyazaki’nin tutkularından biri olan uçakları burada da sıkça görüyoruz. Filmin sonunda Porco için huzur gözükse de ardında bıraktığı talihsiz aşk izleyicilerin akıllarında soru işareti bırakıyor.
San, Princess Mononoke (Prenses Mononoke)
Nausicaa bir derece daha savaşçı olsaydı ne olurdu? Cevap kesinlikle Princess Mononoke‘de (Prenses Mononoke). San ormandaki canlılar tarafından büyütülmüş daha sonrasında da orman sakinlerini insanların saldırılarından korumayı misyon edinmiş bir karakter. Ormanda büyümüş olmasından dolayı insani değerlerindeki bazı eksiklikler ve bununla beraber gelen vahşilik San’ı, Nausicaa‘dan ayıran en büyük özellik. Hayao Miyazaki tarafından kızgın, vahşi ve bir o kadar da güzel resmedilen San’ın bizleri en çok etkileyen yanı ise her ne kadar bir insana aşık olsa da (Ashitaha) hiçbir zaman ormandaki ailesini terketmemesi. San kesinlikle klasiklikten çok uzak bir karakter, bu yüzden olsa gerek ki aynı zamanda Hayao Miyazaki’nin en çok dikkat çeken karakterlerinden biri.
No-Face, Spirited Away (Ruhların Kaçışı)
No-Face‘i (Suratsız) tanımlaması aslında neredeyse imkansız. Canavar mı değil mi, korkunç mu değil mi gibi soruların cevabı onu ilk gördüğümüz sahneden filmin sonuna kadar durmadan değişiyor. Ama şöyle bir çıkarımda bulunabiliyoruz; Bathouse’un misafirleri ne zaman açgözlü olsa No-Face de aç bir canavara dönüşüyor ve önüne çıkan her şeyi yemeye başlıyor. Onun dışında yalnızken sadece arkadaş arayan maskeli bir yaratık olarak görüyoruz kendisini. Hayao Miyazaki‘nin en kompleks karakterlerinden biri olan No-Face Spirited Away‘in(Ruhların Kaçışı) en çok öne çıkan karakterlerinden biri.
Kiki, Kiki’s Delivery (Küçük Cadı Kiki)
Studio Ghibli‘nin Disney‘le ilk ortak yapımı olan Kiki’s Delivery‘nin (Küçük Cadı Kiki) Kiki‘si aslında Eiko Kadano‘nun romanından alınmış bir karakter. On üç yaşında bir cadı olan Kiki, gerçek bir cadı olmak için ailesinden uzakta bir yıl yaşamak zorundadır. Bu süreçte bir kurye servisi açmayı planlar aynı zamanda hemen yeni arkadaşlar da edinir ve çeşitli maceralara dahil olur. Studio Ghibli‘nin en çok bilinen eserlerinden biri olan Kiki’s Delivery’nin neşeli ve enerjik kahramanı Kiki’ye de değinmeden geçmek istemedik.
Sen/Chiriro, Spirited Away (Ruhların Kaçışı)
Chihiro, Hayao Miyazaki‘nin çocuk ana karakterlerinden bir tanesi fakat Nausicaa, Kiki ve diğer bütün karakterlerinin bir birleşimi niteliğinde diyebiliriz. Chihiro’yu ilk suratsız bir şekilde arabanın içinde ailesiyle birlikte bir şehirden başka bir şehre taşınırken görüyoruz. Daha sonrasında ormanın içerisinde terk edilmiş bir festivalde ailesi domuza dönüşüyor ve ardından Chihiro kendisini garipliklerin ortasında buluyor. Hem kendisinin hem de ailesinin hayatını kurtarmak için verdiği mücadelede başından geçen olaylar animenin başında gördüğümüz şımarık Chihiro’nun olgunlaşmasına vesile oluyor. Spirited Away (Ruhların Kaçısı) bu çarpıcı hikayesiyle Hayao Miyazaki’nin en çok bilinen eserlerinden biri ve Chihiro‘da hiç şüphesiz ki animenin en cesur karakteri.
Totoro, My Neighbor Totoro (Komşum Totoro)
Studio Ghibli‘nin maskotu olmakla birlikte tüylü, büyük, oldukça gizemli ve biraz da korkutucu gözüken Totoro şüphesiz ki Hayao Miyazaki‘nin karakterleri arasında en çok benimsediğimiz karakter. Her şeyiyle Studio Ghibli‘nin görsel bir özeti diyebileceğimiz Totoro anime dünyasına çok uzak kişilerin bile sempatisini kazanabilecek nitelikte. Hem bu yüzden hem de akıllarda kolay kalan tatlı çizimi sayesinde bir gün Hayao Miyazaki ve eserleri unutulsa bile Totoro akıllarda kalmaya devam edermiş gibi geliyor bizlere.
Bahsettiğimiz karakterleri hoşunuza gideceğini düşündüğümüz bu kısa videoda da izleyebilirsiniz. Peki ya sizin favori Hayao Miyazaki karakteriniz hangisi?
Hazırlayan: Elif Nur Alıcı
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →










