Hak Ettiği Takdiri Görmemiş 54 Film!
Günümüzde film üretiminin hiç olmadığı kadar artmış olması sevindirici olsa da bu aynı zamanda birçok filmin kıyıda köşede kalması ve yeterli saygıyı görememesi anlamına da geliyor. Must See Film kanalında yayınlanan hak ettiği takdiri görmemiş veya unutulmuş olan filmlerden oluşan başarılı video sizlerle!
Sanat ve bittabi sanatın bir dalı olarak sinema, her zaman belli bir grubun egemenliğinde olmuştur. Artık görsel teknolojilerin hafiflemesi ve yayılması herkese film üretebilme imkanı verdiği için de bu sayede “film üretimi” öncekine göre çok daha arttı. Çünkü film çekmek bir akıllı telefon uzağımızda artık. Fakat yine de üretme kapasitesi de, üretileni yargılama gücü de belirli kesimin elinde kaldı. Yani günümüzde her zamankinden çok daha fazla film üretiliyor ve bu filmlerin iyiliği kötülüğü sınırlı sayıda insan tarafından belirleniyor. Bu durum tabi ki akıllarda bazı soru işaretleri bırakmadan terk etmiyor bizleri.

Konu filmlerin değerlendirmesi noktasına geldiğinde kafamızdaki sorular bir bir dökülüyor; Eleştirmenler üretilen tüm filmleri izliyorlar mı? Zaten böyle bir şey mümkün mü? Bu insanlar ne kadar objektif olabilecek ve hangi kriterlere göre değerlendirme yapacak? Eleştirmenler kendi yaşam tecrübelerinden, meslek grubundan, sosyal statüsünden, kültüründen, cinsiyetinden yaşından vs. ayrı bir karara varabilecek mi?
Eleştirmenin de insan olduğunu düşünürsek böyle bir şey mümkün değil bununla beraber buna mecbur da değil. Sadece “ben beğenmedim” veya daha “teknik” tabiriyle “bana geçmedi” deyip öznel fikrini dile getirebilir. Dolayısıyla eleştirmenlerin yargıları ne derece genel geçer, ne derece güvenilebilir? Bu durumda hayal edebileceğimizin çok ötesinde yitip giden çok değerli eserler olduğu sonucuna varmak işten bile değil. Döneminin ötesinde olduğu için fark edilememiş veya imkan bulamadığı için eserleri gün yüzüne çıkmamış, yani bu yarışa dahi katılma şansı bulamamış eserlere ne oluyor? Gösterdiği kişilerin algısına uygun olmadığı için hevesi kırılmış sanatçının filmi, MGM destekli bir film üreticisiyle yarışabilir mi? Hangisinin daha değerli olduğuna nasıl karar veriyoruz? Hani sanat özneldi, tekti, biricikti? Bilimdeki yeni tez eski tezi çürütürse rüşdünü ispatlar mantığını sanatta nasıl arayabiliriz ki?

Hak Ettiği Takdiri Görmemiş Filmlerin Yer Aldığı Başarılı Bir Video!
Bu sorular herhalde Darren isimli YouTube kullanıcısının da kafasını kurcalamış olacak ki, her pazartesi yayın yaptığı Must See Film kanalında bu hafta derlediği “50 Underrated , Under appreciated, Forgotten, Misunderstood Films” isimli videoda unutulmuş kıyıda köşede kalmış anlaşılamamış olduğunu düşündüğü filmleri derlemiş. Bunu haberini hazırlayan No Film School sitesinin de bonus eklentileri gelince elimizde 54 filmden oluşan bir liste oluştu.
Listeye eklenmesi gereken daha bir sürü film olmasına rağmen başarılı bir çalışma olarak karşımıza çıkan videonun başındaki “Bu filmlerden kaçını izlediniz?” sorusu ise tokat gibi çarpıyor yüzlere. Kendimize batırılacak olan çuvaldız niteliğindeki bu videoyu izledikten sonra, bakalım hangimiz en az yarayla çıkacak ve filmlerin çoğunu izlemiş olacak?
Videoda Kullanılan Filmler
- The Legend of Kasper Hauser
- A Scanner Darkly
- Straight Time
- What Dreams May Come
- Two Lovers
- After Hours
- The Last Detail
- Buffalo 66
- Ed Wood
- Synecdoche, New York
- Wristcutters
- Martha Marcy May Marlene
- Enemy
- Pi
- Man on the Moon
- The Fisher King
- The Hill
- A Fish Called Wanda
- Kiss Kiss Bang Bang
- Bringing Out the Dead
- In Bruges
- Bottle Rocket
- Glengarry Glen Ross
- Joe
- Dead Man
- The Assassination of Jesse James
- Ikiru
- Brick
- The King of Comedy
- Fearless
- Out of Sight
- Punch-Drunk Love
- One Hour Photo
- Blow Out
- Under the Skin
- The Great Beauty
- Rope
- Lars and the Real Girl
- Hit me
- Klute
- Barry Lyndon
- The Hunt
- 25th Hour
- Candy
- Hesher
- The Colour of Money
- Mysterious Skin
- Springbreakers
- All is Lost
- The Fountain
No Film School Eklemeleri
- Vanilla Sky (Bnus)
- Frances Ha (Bonus)
- Amelie (Bonus)
- Holy Motors (Bonus)
Damla Deniz Cengiz
44 yazı · Damla Deniz Cengiz İstanbul'da 92 yılında, annesiyle babasının tanıştığı yerde, Çapa'da dünyaya geldi. Ailesinin götürdüğü ilk sinemada huzuru bulup uykuya dalan küçük çocuk hayatını devamında artık uyuya kalmadan sinemanın büyüleyen dünyasının bağımlısı buldu kendini. Malum hayat gercegi artık kendine meslek seçmesi gereken zaman geldiğinde de sadakatini korudu. Sinemanın büyülü dünyasının sadece izleyicisi değil sihirbazı da olmayı tercih etti. Lisede tiyatro çabalarından sonra gözünü sahnenin arkasına dikti ve Galatasaray Üniversitesine gitti. Sinemayla etkileşimi boyunca (gerek eğitimi, gerekse üretimleri sırasında) hep daha fazlasının olabileceğini düşündü. Ferzan Özpetek'in dostluğu, Wes Anderson'ın renkleri, Haneke'nin analizi, Méliès'nin kurnazlığı ve daha nice ustaların zekaları, bakışları hep onu büyüledi. Gözlerini kapamadan önce her gece Sandman çapaklarını bırakmadan hemen önce, iyi ki sinema var diyen bu sinema aşığı damla oldugunun farkında olarak gözü denizden ayrılmadan, geleceğin daha ne sahneler sunacağını bilmeden, yuvarlanıp gitmeye devam ediyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →