· 7 dk okuma

Bu Hafta Sinemada Captain Fantastic İzlemek İçin 10 Sebep!

Bu Hafta Sinemada Captain Fantastic İzlemek İçin 10 Sebep!

Dünya prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapan ve ardından Cannes Film Festivali’nde Matt Ross’a ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü kazandıran Captain Fantastic; beyazperdenin uzun zamandır görmediği naif bir yol hikayesi sunuyor. American Psycho, Face/Off gibi filmlerde ve televizyon serilerinde gördüğümüz Matt Ross’un ikinci uzun metraj filmi Captain Fantastic, kapitalist düzene ve toplumun insanların ittiği ‘normal’ hayata karşı bir babanın altı çocuğuyla birlikte bir ormanda kurduğu yaşamı anlatıyor. Doğal yaşam ile modern hayatı, çizilen çizgileri ve kırılan kalıpları naif bir öyküyle bizlerle buluşturmayı başaran Ross, kalplerimizi ısıtan bir hikaye sunuyor. Hem eğlendiren hem de duygulandıran fantastik bir ailenin hikayesi olan Captain Fantastic, sinemanın büyüsünü yeniden bizlere hatırlatan bir yapım. Hayata karşı duruşumuzu ve kendimizi pastel renklerle dolu bir dünyada sorgulamak ve kendi yolumuzu bulmak için Captain Fantastic ile buluşmak en iyisi… Film, 11 Kasım Cuma günü vizyonda!

 Bu Hafta Sinemada Captain Fantastic izlemek İçin 10 Sebep!

Viggo Mortensen’in Muazzam Performansı

captain-fantastic-11-filmloverss

Henüz bir Oscar’la taçlandıramasa da muhteşem oyunculuk performanslarıyla bizleri defalarca kez büyüleyen Viggo Mortensen’in Captain Fantastic’teki performansı da tek kelimeyle muazzam. Filmde istemeden de olsa karısından uzakta kalan ve bir süre sonra da onu kaybeden Ben’e hayat veren Mortensen, çocukları önündeki sert imajını korurken bir yandan da onlara olan sevgisi her şeyin üzerinde olan baba rolünü hakkını vererek canlandırıyor. Filmde rollerinin altından oldukça başarılı şekilde kalkan genç oyuncularla olan kimyası tutan Viggo Mortensen’in filmdeki şapka çıkarılacak performansı kimilerine göre Mortensen’in yıllar içindeki en iyi oyunculuk performansı. Ancak Captain Fantastic usta oyuncuya yeni bir Oscar adaylığı getirir mi bunu zaman gösterecek.

Matt Ross’un Hayatından Beyazperdeye…

captain-fantastic-9-filmloverss

Captain Fantastic’in senaristi ve yönetmeni Matt Ross için film, ebeveynlerin çocukları için aldıkları kararların bir keşfi aslında… “Ebeveynliğin doğurduğu meseleler hep ilgimi çekmiştir” diyen Ross Cash ailesinin başından geçenleri anlatırken çocukluk yıllarına gittiğini ve o yıllarda yaşadıklarının bir yansımasını sunduğunu anlatıyor; “Annem alternatif yaşam biçimlerini araştırırdı. O zamanlar buna “medeniyetten uzaklaşmak” denmezdi ama Kuzey Kaliforniya ve Oregon’da, hiçliğin ortasında, televizyonsuz ve modern teknolojinin sağladığı pek çok imkandan bir hayat sürdük. Bu durum özellikle ergenlik döneminde zor bir hale gelmişti. Karşı cinse karşı bir şeyler hissetmeye başladığımda, yaşıtlarımdan kopmuştum. Arkadaşlarım başka yerlerdeydiler. Hayatımda arkadaşlarıma, sosyalleşmeye ihtiyacım vardı. Filmde de diğer Cash’ler bu hayattan keyif alırken, ailenin en büyük çocuğu Bo, sosyalleşme ihtiyacı duymaya başlıyor.”  Ross senaryoyu hazırlarken kafasında modern hayat mı doğal yaşam mı gibi sorularla boğuştuğunu ve ebeveyn olma konusunda kafasını meşgul eden soruları kaleme aldığını anlatıyor. Hayatın bir oyun mu olduğu, yoksa bunun sorumsuzca bir davranış örneği mi olduğu gibi sorularla bizi buluşturan Ross, filmde Ben’in bu konu hakkında ödediği bedelle doğruyu anlamaya çalışmamıza olanak sağladığını dile getiriyor.

Modern İnsan Eleştirisi

captain-fantastic-4-filmloverss

Captain Fantastic, hikayesinin doğası gereği yükselen kapitalizmle birlikte iyiden iyiye yerleşmiş olan şehirli insan tanımına ışık tutuyor. Yüksek binaları, metronun hemen yanı başındaki rezidansları, iş merkezleri ve uzayıp giden alışveriş merkezleriyle etrafımızı çevreleyen şehirlerde yaşamaya alıştığımız şu günlerde Captain Fantastic, bu değerlerin tamamen dışında bir hayatın mümkün olup olamayacağını sorguluyor. Teknolojik gelişmeleri baştan aşağı reddetmese de onları azami miktarda kullanan, doğanın kalbinde yaşayıp kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılayan bu ailedeki çocuklar babalarının gözetiminde hem entellektüel hem de fiziksel olarak zorlu bir eğitime tabi tutuluyor. Ancak tam da bu noktada başka sorunlar baş gösteriyor. En küçüğünden en büyüğüne kadar bilgi hazneleri inanılmaz seviyede olan bu çocuklar yaşıtlarıyla gerektiği gibi sosyalleşemeyip bunun nasıl yapılacağından bile habersizken modern dünyanın gerektirmediği fiziksel mücadelelere hazır hale geliyorlar. Bu yaman ikilemi film boyunca hissettiren yönetmen Matt Ross, filmin sonunda bir karara varıp bu soruyu seyircinin cevaplamasına izin vermiyor.

Filmin Açılış Sahnesi

captain-fantastic-7-filmloverss

Captain Fantastic’in doğanın içinde açılan ilk sahnesi adeta bir şok etkisi yaratıyor. İzlemesi oldukça zor bir hale gelebilen bu ilk sahnenin filmin geri kalan kısmıyla hikaye bazında pek fazla bir bağı bulunmasa da bu sahne, seyirciyi filmin ilerleyen kısımlarında görecekleri pek alışkın olmadıkları daha naif şeyler için hazırlar nitelikte. Önce vahşiliği sonrasından ise pek alışık olmadığımız bir hayata misafir olduğumuz Captain Fantastic; aslında bize doğanın içinde var olan insanı, insanın içinde yer alan hayvani iç güdüyü ve farklı bir baba olarak karşımıza çıkan Ben’in söylediği sözü kanıtlayan bir gerçekle yüzleşiyoruz. “Hepimiz dünyanın hayvanlarıyız.”

Doğanın Büyüsü

captain-fantastic-2-filmloverss

“Hareketlerimizle tanımlanırız, sözlerimizle değil…”

Modern hayatın getirdiklerine hapsolduğumuz, teknolojiye bağımlı yaşadığımız ve apartmanların dar odalarına sıkıştığımız; doğal ortamdan, hareketten, yeşilden, maviden uzakta kalıp; oradaki yaşamı yabani olarak kendimizden uzaklaştırdığımız bu dünyada bizi muazzam bir dünyayla tanıştıran Captain Fantastic, doğanın büyüsüyle bizleri adeta mest ediyor. Filmin açılışıyla birlikte buluştuğumuz görüntüler gerçek hayatımızda özlem duyduğumuz ama bir o kadar da uzak olduğumuz bir dünyayla karşılaşıyor ve hayranlıkla bu ailenin yarattıkları yaşamı anlamaya çalışırken; bir anda modern hayatın gölgesi üzerilerine çöküyor. Kapitalizmin oyuncakları olan marketler ve restoran zincirleriyle karşılaşmamızla aradaki uçurumu hissetmeye ve karşılaştırma yapmaya itiliyoruz; sonrasında ise kafamızı kurcalayan ve hayatımızı sorguladığımız sorular…

Fantastik Bir Aile

captain-fantastic-10-filmloverss

Empire Magazine’de “Yaşadığımız Dünya Hakkında Söyleyecek Sözleri Olan Bir “Çete”nin Filmi” olarak tanımlanan film, gerçekten de pek alışık olmadığımız bir ailenin, fantastik bir ailenin etkileyici hikayesi. Başarılı oyuncu Viggo Mortensen’i Ben olarak izlediğimiz filmde Mortensen’in dışında genç yeteneklerin muazzam oyunculuklarıyla da dikkatleri çeken film; hikayesinin yanı sıra genç oyuncuların yarattıkları karakterlerle de izleyiciyi etkilemeyi başarıyor. Ailenin en büyüğü Bo, entelektüel birikimine rağmen toplumsal ilişkilerde yetersiz olduğunu ve özellikle de karşı cinsiyette biriyle iletişime geçtiğinde bunun eksikliğini hissetmektedir. Üniversiteye gitme hayalleri kuran Bo ama ailesine de bir o kadar bağlı. Bo’nun arkasından gelen Vespyr and Kielyr, Matt Ross’un gururla ve hararetle anlattığı iki karakter. Ailenin en öfkeli karakteri ise Rellian. Hikayenin başından beri kurdukları bu yaşamı sorgulayan neden kendi ailesinin de diğer insanlar gibi “normal” bir hayat sürmediğini dile getiren Rellian adeta ailenin somurtkan şirini. Ve ailenin en küçükleri ve en sempatikleri; Zaja ve Nai.

Modern Dünyadan Uzakta: Müzik ve Edebiyat

captain-fantastic-1-filmloverss

Müziğin ritmine ve sözcülerin gücüne hayır demek mümkün değil; bu hem sinemada hem de gerçek hayatta böyle. Belki de en genel geçer tabiriyle Captain Fantastic; bu gücü iliklerimize kadar hissedeceğimiz, insanların kelimeleri kullanarak neleri yaratabileceğini ve nasıl kendine hayran bırakabileceğini hissettiğimiz bir hikayenin beyazperde yansıması. Bütün duyguların bir dışavurumu olarak ortaya çıkan müziğin kendisi gibi. Bol bol ünlü yazarlardan ve düşünürlerden alıntılarla buluştuğumuz film; belki de artık sadece elektrikler kesildiğinde televizyonun sesinden uzaklaştığımızda ailece müzik ve edebiyatın ışığıyla aydınlandığımız günümüz dünyasında bize bir nefes aldırmayı başarıyor.

İçleri Isıtan Bir Dram: Vedanın En Güzeli

captain-fantastic-8-filmloverss

Veda etmek her zaman bir matem gibi siyahlarla mı tanımlanır… renkler veda etmeye uygun değil midir? Peki ya vedanın bu denli karanlık olmasına kim karar verdi? Belki de en güzel vedalar en aykırı olanlar ve en özel olanlardır. Bir ölümün ardından çıkılan çılgın bir yolculuğu bizlere sunan Ben ve çocukları; muhteşem otobüsleriyle o uzun yolculuğa, doğanın kalbinden şehrin en gürültülü haline, sırf annelerine kendi tarzlarında veda etmek için çıkmışlardır. Onlar herkesin istediği gibi değil, toplumun baskıyla yaptırdığı gibi değil; annelerinin yaşamında özgür olduğu gibi ölümünde de özgür olabilmesini sağlamak için ellerinden geleni yapmaya hazırdırlar. Peki sizce bu denli farklı çocuklara sahip olan bir kadın herkes gibi ölmeyi kabul eder mi? Tabii ki hayır…

Hayata ve İnsana Dair Hafızalardan Silinmeyecek Öğütler

captain-fantastic-5-filmloverss

Dünyayı kurtarabilecek güçte bir karakter olan Ben, o sert görünüşün ardından çocuklarına saf bir şekilde derin bir sevgi besler. Biz bunu hikayenin çok ilerlemesine fırsat vermeden, daha ikinci sekansta anlayıverir ve Ben’in ağzından çıkan her sözü hayat mottosu olarak kavramaya başlarız bile. Olağan üstü bir baba figürü olarak izlediğimiz Ben, kendi tavsiyesine kendisi de kulak verir ve hep ‘kelimelerini kullanır.’ O kelimelerle hem kendi çocuklarının hem de bizlerin hayatına ışık olur ve gerçekten filmin yaratıcısı Matt Ross’un bir kahraman olarak yarattığı hissederiz. Akıllarda ise Ben’in çocuğuna verdiği öğütler kalır…

“Bir kadınla sevişirken her zaman kibar ol.”

“Hep ana yolu kullan ve her zaman doğruyu söyle.”

“Her gününü son gününmüş gibi yaşa.”

Etkileyici Bir Fragman!

captain-fantastic-12-filmloverss

Ben (Viggo Mortensen) ve Leslie (Trin Miller), çocuklarını alışılageldik medeniyet kalıplarının dışında, geleneksel eğitim sisteminden farklı ve toplumsal normlardan uzakta, Kuzeybatı Pasifik’te satın aldıkları bir arazide yetiştirirler. Aile başlagıçta çok mutludur ancak Leslie’nin ölümüyle bu cennet düzeni bozulur. Ben, şehre götürmeye mecbur kaldığı çocuklarının, bu yeni yaşam biçiminin içinde kaybolmamaları için uğraşırken bir yandan da onları annelerinin olmadığı bir hayata hazırlamaya çalışır. Leslie’nin ailesinin baskıları ve çocuklarının arkasından dolaplar çevirdiklerine inanmaya başlamasıyla Ben, yepyeni bir babalık sınavıyla karşı karşıya kalır ve kendi yöntemlerini sorgulamaya başlar.

 

 


FilmLoverss

FilmLoverss

7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı

Yazarın diğer yazılarını gör →