· 1 dk okuma

Greta Gerwig Little Women’ın Senaryosunu Kaleme Alacak!

Greta Gerwig Little Women’ın Senaryosunu Kaleme Alacak!

Frances Ha, Greenberg, Maggie’s Plan ve The Mindy Project’deki performansıyla tanıdığımız, son olarak ise bu senenin bağımsız yapımları arasında yer alan Wiener Dog’un kadrosunda gördüğümüz Greta Gerwig, Louisa May Alcott’un ünlü romanı Little Women’ın beyazperde uyarlamasının senaryosunu kaleme alacak.

Louisa May Alcott tarafından kaleme alınıp 1868 yılında yayınlanan; Meg, Jo, Beth ve Amy isimli dört kız kardeşin Amerikan İç Savaşı yıllarında çocukluktan kadınlığa geçiş sürelerini konu alan ‘Little Women’ birçok kez sinemaya uyarlanmıştı. Bu kez Noah Baumbach’ın 2012 tarihli Frances Ha filminde Frances’a hayat veren Greta Gerwig’in seneryosunu kaleme alacağı yeni bir uyarlamayla seyirciyle buluşacak; proje için daha önce belirlenmiş senarist ise Sarah Polley’di. Yeni Little Women’ın yapımcılığını Amy Pascal kendi yapım şirketi Pascal Pictures tarafından üstlenecek.

littlewomen-filmloverss

Greta Gerwig Little Woman’ın Senaristliğini Üstlenecek!

Beyazperdede yedinci uyarlama olacak Little Women’ın daha önceki versiyonlarının yönetmen koltuğunda Katharine Hepburn’un yer aldığı 1933 tarihli yapımda George Cukor, 1949da Mervyn LeRoy, 1978de ise Gordon Hessler gibi isimler vardı. Kitabın 1994 tarihli son uyarlamasının yönetmenliğini ise Gillian Armstrong üstlenirken oyuncu kadrosunda Winona Ryder, Susan Sarandon, Claire Danes, Kristen Dunst, Christian Bale gibi isimler yer alıyordu.

Yeni uyarlamanın ayrıntıları Pascal Pictures tarafından paylaşılmaya devam edecek. Gerwig’in bir sonraki projesi ise kendisinin yazıp yöneteceği, Saoirse Ronan’ın rol alacağı genç bir kadının bir sene boyunca yaşayacağı Kuzey Kaliforniya’da başından geçen maceraları anlatacak Lady Bird.

Kaynak: Indiewire


Dila Senem Haznedar

Dila Senem Haznedar

28 yazı · Dila Senem Haznedar Sinemanın karanlık salonunda düşlerini şekillendirecek ilk hayranlığı şuan bile yarattığı duyguyu derinden hatırladığı The Mask of Zorro'yu izlemesiyle başladı.Hala dönmek istediği çocukluğunun ütopik, hayat dolu zamanları aynı 'Z' harfinde gizli. Bağının güçlenmesini ise 16 yaşlarında bir dvd dükkanında siyah beyaz filmlerin bulunduğu raftan tamamen şans eseri bulup hayran olduğu Bergman filmine rastlamasına borçlu. Lisede geçirdiği zor zamanların en büyük avuntusu yeni yönetmenler keşfedip harçlıklarını arttırarak edindiği film arşivi oldu. O zamandan beri sinema, iç dünyasını da gittikçe genişleterek insana ve hayata dair bitmez anlam arayışındaki güzel hissiyatların yansıması olan yegane alan. Hala günlük dilde kaybolduğunu hissettiği anlarda duyguyu ön planda tutan sinema dilinde gizli olduğuna inandığı 'daha güzel bir dünya' umuduyla hayata direnmeye çalışıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →