· 5 dk okuma

Gelecekten Gelen 10 Film

Gelecekten Gelen 10 Film

Dosyayı hazırlayanlar: Ayça Yönyül Ögetürk, Kerem Duymuş

Planet of the Apes

 Fransız yazar Pierre Bouille’un 1963 yılında yazdığı romanından ilk kez 1968’te beyazperdeye uyarlanan film bilinmedik bir gezegene düşen üç astronotun karşılaştığı insani yeteneklere sahip maymunlar arasında yaşadıklarını konu alır.

Franklin J. Schaffner’ın yönettiği bu ilk film çekildiği döneme göre uygulanan üst düzey makyaj becerisiyle öne çıkar. Sonraları aralarında Tim Burton’ın da bulunduğu birkaç farklı yönetmen tarafından yeniden çekilen filmlerin hiçbiri ilkinin yarattığı etkiyi yaratamadı. Son günlerde hikayeye farklı bir bakış açısı getiren Maymunlar Cehennemi: Başlangıç ve Şafak Vakti filmlerinden önce mutlaka izlenmesi gereken bir yapım olan 68 yapımı Maymunlar Cehennemi yarattığı distopik gelecekte Darwin’e selam gönderiyor.

[youtube video_id=”VjcpRHuPjOI” width=”600″ height=”350″]

Fahrenheit 451

Ray Bradbury’nin aynı adlı romanından Fransız Yeni Dalgası’nın usta yönetmenlerinden François Truffaut’nun uyarladığı Fahrenheit 451, görevleri artık tamamen kitap yakmaya evrilmiş, işinde başarılı bir itfaiyecinin kitap okuyan bir öğretmenle tanışması sonrasında yaşanan olayları konu alıyor.

Bir kitap uyarlaması olmasının yanında yönetmenin takındığı kara mizahi tavırla birlikte oldukça farklı bir distopik atmosfere ulaşmasıyla öne çıkan bir film.

Popüler kültürü ve modernizmi mizahi açıdan eleştirerek, kitap üzerinden bilginin değerine dair fikir yürütmeleri yapan eserin, dünyada farkı dönemlerde yaşanan kitap yakma olaylarını düşündüğümüzde aslında ne kadar da güçlü bir realite temeline sahip olduğunu anlamak zor değil.

[youtube video_id=”M9n98SXNGl8″ width=”600″ height=”350″]

Wall-e

 Yönetmenliğini Kayıp Balık Nemo’dan tanıdığımız Andrew Stanton’ın yaptığı Oscar ödüllü 2008 yapımı animasyonu, bilinmeyen bir gelecekte insansız bir dünyayı tasvir ediyor. İnsanların başka bir gezegene taşındığı Dünya’da tüm robotlar etkisiz hale getirilirken unutulan bir robotun, Wall-e’nin hayat hikayesini konu alan animasyon altı dalda Oscar adaylığı alarak birçok alanda ilke imza atmıştır.

Distopik bir gelecekte özellikle insanoğlunun tasvir edilişi ve bir robotun yaşadığı duygusal deneyimlerden yola çıkan film insanoğluna, dikkatli olmazsa yüzleşmeye çok yakın olduğu bir dünyanın resmini çiziyor.

Pixar’ın en pahalı yapımlarından biri olan Wall-e salt çocuklar için hazırlanmış bir animasyon filminden çok daha fazlasını vadediyor ve geleceği gören filmler arasında şüphesiz ki önemli bir yere sahip oluyor.

[youtube video_id=”alIq_wG9FNk” width=”600″ height=”350″]

Metropolis

Sessiz dönem Alman sinemasının ustalarında olan Fritz Lang’ın kült filmi Metropolis, yer altında birer robot gibi binlerce işçi çalıştıran bir adamın oğlunun, işçilerle olan ilişkisi üzerine kişisel hikayeleri sistemsel söylemlerle birleştiriyor.

Sinema tarihinde, kullanılan teknik ve yaratılan dekorlarla çığır açan film günümüzde dahi yönetmenleri ve izleyicileri etkilemeyi başarabilmesiyle neden bir kült olduğunu kanıtlıyor.

Çekildiği dönemde hakim olan modernizmi eleştirerek bu sorunu varoluşsal söylemlerle aşma çabası gösteren filmin özellikle alt metninde barındırdığı provokatif fikirlere rağmen hümanizmi eden bırakmaması değerini bir kat daha arttırıyor.

[youtube video_id=”ZSExdX0tds4″ width=”600″ height=”350″]

Back To The Future

 Marty McFly ve Dr. Emmet Brown’ın eğlenceli hikayesini konu alan film, genç Marty’nin kendi hayatında 30 yıl ileri giderek geleceğini değiştirmesini konu alıyor. Listedeki diğer filmlere göre daha kişisel bir düzlemde ilerleyen film yine de sisteme ve geleceğin dünyasına dair göndermeler yapmaktan geri durmuyor.

Filme dair unutmadığımız detaylardan biri de Nike uçan ayakkabılar olsa gerek. Geleceğin dünyasında ürün yerleştirme taktiğiyle, markaların da teknolojik gelişimi için yol haritası çizen markalar Geleceğe Dönüş’te sıkça dikte edilir.

Robert Zemeckis’in, senaryosunu da Bob Gale ile beraber yazıp yönettiği film 4 dalda aday olduğu Oscar’dan En İyi Görsel Efekt dalında ödülle dönmüştür.

[youtube video_id=”7i89wUv25QU” width=”600″ height=”350″]

Children Of Men

Meksikalı yönetmen Alfonso Cuarón’un İngiliz yapımı distopik filmi Children Of Men artık çocuk doğum oranının sıfırlara düştüğü geleceğin İngiltere’sinde devletin küresel bir sorun haline gelen mülteci kriziyle boğuşmasını ve bu kaos içinde hamile kalan bir mültecinin hikayesini anlatıyor.

Sinematografisiyle son dönemin en çarpıcı yapımlarından biri olan film, yönetmenin filmografisinde yıldızının parladığı ilk film olarak dikkat çekiyor.

Konusu itibariyle devlet-birey ilişkisi ve insanın var oluşuna dair söylemlerde bulunan film gelecekte oluşacağın varsaydığı felaket senaryosu üzerinden sisteme dair genel bir eleştiri de getiriyor.

[youtube video_id=”2VT2apoX90o” width=”600″ height=”350″]

2001 Space Odyssey

 1968 yılında Kubrick ustanın ellerinden çıkan eser adından da anlaşılacağı üzere 2001 yılını konu alır. Teknik açıdan getirdiği yeniliklerin yanı sıra gelecek öngörüleri çoğunlukla gerçekleşmiş olan nadir filmlerden biridir.

Çekilen uzay filmleri arasında, içerisinde ses bulunmayan uzay gemisi gibi yarattığı hassas ortamla son derece gerçekçi bir atmosfer yaratır. Çekimlerdeki prodüksiyonun hala daha çok özel olması ise Kubrick’in çekim tamamlandıktan sonra dekoru yok etmesine bağlanıyor. Sebebi mi? Tabii ki başka çekimlerde kullanılmaması için…

Filmde yer alan ve günümüzde gerçekleşen öngörülerden bazılarını ise şu şekilde sıralamak mümkün; görüntülü telefon görüşmeleri, yapay zekaya sahip bilgisayarlar, taşınabilir küçük televizyonlar, bilgisayarların ses tanıma yöntemiyle çalışması, uçakların koltuk arkası ekranları…

[youtube video_id=”Z2UWOeBcsJI” width=”600″ height=”350″]

Pisma Myortvogo Cheloveka

Konstantin Lopushanskiy’nin nükleer bir felaketin ardından felaket bölgesinde hayatta kalmaya çalışan bir grup insanın hikayesini anlatan eseri Pisma myortvogo cheloveka, hayret uyandıran sinematografisi ve incelediği derinlikli karakterleriyle temsili söylemlerde bulunuyor. Özellikle her şeyin sebebini anlamaya çalışan bilim adamının hikayesine odaklanan filmin belli bir diyalektik eleştirisi de var.

Yönetmenin aynı zamanda ilk uzun metrajlı filmi olma özelliğini taşıyan yapım, buna rağmen oldukça başarılı analizleri ve teknik kullanımlarıyla başyapıtlardan biri.

Sanatçılara, siyaset ve bilim adamlarına temsili karakterler yoluyla olası bir felakette takınacakları tavırları tasvir ederek bir distopya çizen yönetmen finalde de realiteye dönerek gelecekten insanların varoluşlarını sorgulamalarına işaret ediyor.

[vimeo video_id=”102998107″ width=”600″ height=”350″]

Matrix

15 yıl önce ilk kez beyazperdede gösterildiğinde belki de üzerine bunca konuşulacağı, felsefesi üzerine kitaplar yazılacağı Keanu Reeves gibi Wachovski kardeşlerin de hayal bile edemeyeceği şeylerdi.

Unutulmaz kurşun sahnesiyle akıllara yer eden film içinde yaşadığımız dünyanın beyinlerimizde yarattığımız bir simülasyondan ibaret olduğunu savunurken, aslolan dünyada kötülerle savaşını sürdüren bir grup asiyi konu alıyor.

Hristiyanlık, Budizm, Hinduizm gibi dini referansların yanı sıra sıklıkla karşımıza çıkan Baudriallard’ın Simülakrlar ve Simülasyon (Simulacra and Simulation) kitabını kullanır. Ayrıca bilim kurgunun ustası Philip K. Dick’e gönderdiği selamlar gibi nokta atışı referansları Matrix’i bilim kurgu sevenlerin yanı sıra sinema izleyicisinin de kalbinde özel bir yere taşımıştır.

[youtube video_id=”m8e-FF8MsqU” width=”600″ height=”350″]

Solaris

Usta  yönetmen Andrei Tarkovsky’nin; Solaris adlı tuhaf etkileri olan bir gezegeni gözleyen araştırma ekibi içinde yaşanan bazı olaylar sonucu, olan biteni anlayıp sonuca varmak için uzay mekiğine gönderilen bir psikoloğun yaşadıklarını anlatan Sovyet yapımı filmi bu karakterin kişisel anlamda geçmişine de eğiliyor.

Usta yönetmenin, insanoğlunun bilgi ve onun değeriyle olan ilişkisine derinlemesine bir bakış atarak insan olma durumu üzerine düşünce geliştirdiği filmi özellikle barındırdığı felsefesiyle öne çıkıyor.

Solaris’in bireyler üzerinde yarattığı tuhaf etkiler üzerinden devletin saf tüketiciliğine ve bireyin varoluşsal nihilizmine, gelecekte bilginin aşılması imkansız sınırlara dayandığı bir evren tasvir ederek işaret ediyor.

[vimeo video_id=”102998315″ width=”600″ height=”350″]


FilmLoverss

FilmLoverss

7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı

Yazarın diğer yazılarını gör →