Game of Thrones’un 6. Sezonunda Ölmesi Beklenen 15 Karakter
Merakla ve sabırsızlıkla beklediğimiz Game of Thrones’un 6. sezonunda ölmesi beklenen karakterleri sizler için derledik!
Game of Thrones‘un merakla beklenen altıncı sezonu pek çok sorunun cevabını da beraberinde getirecek. O zamana kadar, yeni sezonda bizleri nelerin beklediğine dair paylaştığımız ipuçları ve teoriler eşliğinde fikir sahibi olmaya çalışmıştık. Bu vesileyle yeni sezonda ölümle yüzleşebilecek karakterleri sizler için derledik.
Game of Thrones’un 6. Sezonunda Ölmesi Beklenen 15 Karakter
Grand Maester Pycelle

Dürüstlükten nasibini alamamış Büyük Üstat Pycelle’nin Kral Toprakları’nın kanatları altında nefes almaya devam ettiğini biliyoruz. Dizinin ilk sezonundan bu yana ölümden bir şekilde kurtulmayı başaran Pycelle’nin beşinci sezonda çok fazla görünmemesi, bir sonraki adımda Pycelle’in ilerleyen yaşına daha fazla direnemeyeceği hissini yaratıyor elbette ki. Kral Toprakları’nda bulunduğu sürece Cersei Lannister’ın ensest ilişkisi başta olmak üzere pek çok olayı örtbas eden Pycelle, Lannister Hanesi’ne olan bağlılığını her daim gösteriyor. Ancak bu uğurda göz yumduğu ölümlerin bile yardımcı olamayacağı bir döneme giriyor. Zira; son zamanlarda Cersei Lannister ile olan husumeti dikkatlerden kaçmıyor. Öyle ki, Pycelle’in yaşından dolayı olmasa da, Cersei’nin en nihayetinde vereceği ölüm fermanı ile sonsuzluğa ulaşacağı konusunda hemfikiriz.
Alliser Thorne

Hatırlarsanız, beşinci sezonun uzun bir süre akıllardan çıkmayacak finalinde Alliser Thorne ve ona eşlik eden bir grup Gece Nöbetçisi, hiç acımadan Jon Snow’u bıçaklamış ve ölüme terk etmişti. Her ne kadar tüm bulgular Jon Snow’un öldüğüne işaret etse de, Westeros cephesinde büyük yankı uyandıran bu ihanetin nasıl sonlanacağı hala belirsizliğini koruyor. Dolayısıyla dizinin altıncı sezonunda, küçümseyici tavırlarıyla Jon Snow’un başına çorap örmeyi bir görev haline getiren Thorne’un ölümüyle yüzleşmek kaçınılmaz bir son gibi duruyor. Elbette ki dizinin yaratıcıları David Benioff ve Dan Weiss’ın, Jon Snow’un Gece Nöbetçilerine katılmasını gurur meselesi yapan Thorne için halihazırda başka bir fikri yoksa.
Septa Unella
Septa Unella’nın Yüce Sparrow (The High Sparrow)’un en büyük destekçisi olduğuna hiç şüphe yok. Öyle ki Unella, tabiatı gereği oldukça baş ağrıtan bir karakter özelliğini göründüğü her karede yansıtıyor. Üstelik Cersei Lannister’ın icaraatlarından dolayı din çerçevesinde hüküm süren yasalarca cezalandırılmasındaki en büyük etken oluyor. Bu doğrultuda en ağır şekilde yargılanan Cersei, Unella’nın pasif saldırgan kişiliğine maruz kalmaktan kendini kurtaramıyor. Jaime Lannister ile olan yasak ilişkisini kabul eden Cersei, Unella’nın elinden düşürmediği çan ve ‘Utan! (Shame!)’ nidalarıyla halkın önünde aklanmak zorunda kalıyor. Cersei’nin eninde sonunda intikamını alacağını düşününce, Septon Unella’nın belki de utanması gereken bir ölümü tadabileceği fikri ister istemez akıllara geliyor.
Roose Bolton
Winterfell’in yeni egemeni Bolton Hanesi’nin ve Dehşet Kalesi’nin Lordu Roose Bolton beş sezon boyunca pek fazla ortada görünmemesinin acısını fazlasıyla çıkarıyor. İçindeki son merhamet kırıntılarını da oğlu Ramsay Bolton ile birlikte yok eden Roose, neyse ki Westeros’un geleceğini kuratarabilecek karakterler arasında yer almıyor. Her geçen gün daha da karmaşık ve esrarengiz bir karaktere bürünen Roose’un karanlık düşlerine fazlasıyla maruz kalacağımızı tahmin etmek zor değil. Dahası Walder Frey’in kızlarından biriyle nişanlı olmasına rağmen sevdiği kadınla evlenmeyi göze alan Kuzey Kralı Robb Stark ile Catelyn Stark’ın hunharca öldürüldüğü Kızıl Düğün (Red Wedding)’ü hiç birimiz unutmuş değiliz. Zira; Frey Hanesi’ne yardım eden ve Robb Stark’ı öldüren son darbeyi bizzat kendisi yapan Roose Bolton’un iyice suyu ısındığı Winterfell’deki son günlerini yaşıyor olması muhtemel.
Ellaria Sand

Ellaria Sand’in, dördüncü sezonun acı veren finalinde, Tyrion Lannister adına The Mountain ile karşı karşıya gelmeyi göze alan Oberyn Martell’in hazin sonunu unutamadığı ortada. Duygusal hasarların eşiliğinde çılgına dönen Ellaria, Dorne Hanesi’ne döner ancak intikam planlarını çoktan yapmıştır bile. Çoğunlukla soğuk kanlı tavırlar sergileyen Ellaria beşinci sezonda yerini bambaşka bir karaktere bırakmıştır. İntikam ateşiyle yanıp tutuşan Ellaria’nın hedefinde elbette ki Oberyn’in ölümünden sorumlu tuttuğu Lannister ailesi vardır. Bu sebeple Doran Martell’in oğlu Trystane Martell ile nişanlı olan Myrcella Baratheon’u zehirli bir öpücükle evine, Lannister Hanesi’ne geri yollar. Ancak bu hareketi büyük düşmanlar kazanmayı da beraberinde getirecektir: Kollarında can veren kızının intikamını alacak Jaime Lannister ve sözlerini hiçe saydığı Doran Martell. Her ne olursa olsun Myrcella masumdu ve kendi ipini çeken Ellaria Sand’in altıncı sezonda ölmesi kadar doğal bir şey olmasa gerek.
The Sand Snakes
Oberyn Martell’in Kum Yılanları (Sand Snakes) olarak bilinen kural tanımaz ve başına buyruk üç kızının diziye ayrı bir hava kattığını söylemek mümkün. Sessiz sakin ve derinden gelen Kum Yılanları, babaları Oberyn Martell’in intikamını almak için ne gerekiyorsa yapacaktır. Lannister ailesinin canını yakmak adına başarısızlıkla sonuçlanan Myrcella Baratheon girişiminin ardından soluğu zindanda alsalar bile, Jaime Lannister ve Bronn tarafından açılan savaşta hayatta kalmaları ne yazık ki zor görünüyor.
Tommen Baratheon

Joffrey’nin ani ölümü üzerine Demir Taht’ın varisi olarak Kral unvanını alan Tommen Baratheon, Myrcella ile birlikte Lannister ailesinin en masum üyelerinden biri. Şu ana kadar kötü bir şey yaptığına tanık olmasak bile iyi bir şey yaptığını da göremedik ne yazık ki. Cersei Lannister’ın, Kraliçe Margaery Tyrell’i zindana attırması karşılığında tek bir söz bile söyleyemedi. O andan sonra kendisini Kral dairesine kapatan ve ortalarda gözükmeyen Tommen kimseyle konuşmamayı tercih ediyor. Dahası Yüce Sparrow’un yasaları doğrultusunda cezaya çarptırılan ve utanç yürüyüşünü tamamlamak zorunda kalan Anne Kraliçe Cersei Lannister için bile kılını kıpırdatmıyor. Westeros’u çalkalayan bütün bu olaylara rağmen varlığıyla yokluğu bir olan Tommen Baratheon’un artık bir icraatta bulunması gerekiyor. Zira; Yüksek Bahçe’de hüküm süren Tyrell Hanesi’nin, Margaery ve Sör Loras Tyrell’in cezaya çarptırılmasını sükunetle karşılayacağını düşünmek hiç de olası değil.
Jaqen H’ghar

Jaqen H’ghar, Game of Thrones dünyasında ölmesini en son isteyeceğimiz karakterlerden biri aslına bakılırsa. Ancak üzülerek söylemeliyiz ki, Arya Stark’ın kör olmasına sebep olan Jaqen H’ghar’ın da ödemesi gereken bedeller olacaktır. Arya’nın Jaqen’in dolayısıyla Many Faced God’ın emirlerine karşı geldiği konusunda hemfikiriz. Oysaki, Arya’nın ‘hiç kimse’ olmaya çalışırken yüzleştiği Meryn Trant’ı kişisel çıkarları uğruna öldürmesi cezadan çok bir kutlamayı hak ediyor. Arya görme yetisini tekrar kazanacak mı henüz bilmiyoruz. Fakat, bunun bir bedeli olacaksa eğer, Jaqen H’ghar’ın diyetini ne şekilde ödeyeceği altıncı sezonun merakla beklenen cevapsız sorularından biri.
Cersei Lannister

Utanç yürüşünden sonra herkese ve her şeye duyduğu kinin daha büyük boyutlara ulaştığı düşünülürse, intikam ateşiyle yanıp tutuşan Cersei Lannister’ın kılıçları kuşanmış olduğu fikri pek uzak gelmiyor. Özellike beşinci sezonda oldukça acımasız tutumlar içine giren Cersei, Westeros’taki en kötü karakter olmayabilir ama yaptıklarının bedelini bir şekilde ödeyecektir. Tıpkı biricik oğlu Joffrey Lannister gibi…
The High Sparrow (Yüce Sparrow)

Pek ihtimal vermesek de altıncı sezonda ölebilecek karakterler arasında Yüce Sparrow da yer alıyor. Zira; kendisine güvenmesini sağlayan Cersei Lannister’ı kandırarak, ekmek ve su dahi vermediği bir hücre hapsine maruz bırakan Yüce Sparrow’un, başta Jaime Lannister olmak üzere pek çok düşman kazandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Nitekim Yüce Sparrow, Cersei Lannister gibi bir karakter için bile merhamet duygusunu tekrar hatırlatmayı başaran tek kişi. En başta kendisine inanan din kardeşleri tarafından desteklense de, Yüce Sparow’un pek de erdemli karşılanmayan bu tutumu ile ölüme davetiye çıkardığı ortada.
Theon Greyjoy (Reek)

Ramsay Bolton’un eline düştükten sonra hem fiziksel hem de ruhsal anlamda aldığı yaraları bir türlü saramayan Theon Greyjoy, ya da Ramsay’in deyimiyle Reek, beşinci sezon finalinde kendisinden beklenmeyen bir hareketle Sansa Stark’a yardım elini uzatıyor. Ancak Ramsay’in karanlık dünyasına maruz kalan Reek’in neden bu denli acı çekitiğini anlamak mümkün. Yine de hiçbir şey, yeni kimliğinin etkisinden bir türlü kurtulamayan Reek’in birlikte büyüdüğü Sansa Stark’ın tecavüz edilmesine ve işkenceye maruz kalmasına göz yumduğunu açıklayamıyor. Bu affedilmez hareketinden sonra Sansa’yı Winterfell’den kaçırma girişiminde bulunan Theon Greyjoy’un Ramsay’in elinden kurtulması zor görünüyor.
Night’s King

Ak Yürüyenler (White Walkers)’in lideri Night’s King’in, Jon Snow’u alt edemediği o muazzam karşılaşmasından sonra hangi hamleyi yapacağını henüz kestiremiyoruz. Zira; Jon Snow’un akıbeti hala belirsizliğini koruyor. Ek olarak, bir dokunuşuyla tüm Yabanileri ve Gece Nöbetçilerini Ak Yürüyenler’e dahil edebileceğini düşününce, Night’s King’in bir an önce ölmesi gerektiği kanaatindeyiz. Ancak daha önce Ak Yürüyenlere karşı deneyimi olan Samwell Tarly’nin, Jon Snow’un yokluğunda, tek başına başarabilmesi biraz zor görünse de Game of Thrones’da her an her şeyin olabileceğini unutmamak gerek.
Olly

Fazla söze gerek yok; Olly, beşinci sezonun final sahnesiyle Game of Thrones’un en nefret edilen karakterleri arasında hiç kuşkusuz üst sıralara yerleşmiş durumda. Jon Snow’un -netleşmeyen- ölümünün arkasındaki en önemli kişi olarak hayranların gözünde ölümü hak etmeyi başarmıştır. Şu da bir gerçek ki tüm ailesini yitirmiş küçük bir çocuğun ölümünü beklemek ne yazık ki acı bir durum. Ancak Game of Thrones’un sevilen karakterlerinin bir bir öldüğü düşünülünce, bu hazin sonun Olly için de adil olduğu hissini yaratıyor. Zira; bu noktadan sonra ne yaparsa yapsın, Westeros Olly’yi affetmeyecek…
Melisandre

Kızıl Kraliçe (Red Queen) Melisandre belki de altıncı sezonda ölmesi muhtemel karkaterler arasında ilk sıralara yerleşebilirdi, eğer ki Jon Snow’u hayat döndürmesi için kendisine büyük umutlar beslenmeseydi. Türlü türlü oyunlarıyla Stannis Baratheon’u kışkırtan hatta ölüme sürükleyen Melisandre, Game of Thrones tarihinin şu ana kadarki en tahammül edilemez karakteri. En kötüsü ise Stannis’in kızı Shireen’in diri diri yanmasını bile canı gönülden istiyor. Işığın Tanrısı (Lord of Light)’nın gönlünü kazanmak için her şeyi yapabilecek Melisandre’nin küçük bir ihtimal de olsa ölebileceği fikri aklımızı kurcalıyor.
Ramsay Bolton

Game of Thrones’un Joffrey ve Olly kadar, hatta belki daha da fazla nefret ve kin duyulan karakteri Ramsay Bolton ismini duyduğumuzda söze nereden başlayacağımızı bilemiyoruz. Ramsay’in dizide ilk kez boy göstermesinden bu yana hayranların duygularında en ufak bir değişiklik olmaması da bu durumu destekliyor aslında. Zira; aklının sınırlarını her daim zorlayabilen, hiç düşünmeden öldürebilen, tecavüz edebilen ve büyük bir zevkle işkence edebilen Ramsay’in tutumları her geçen gün daha da öngörülebilir oluyor. Ramsay’in Winterfell’den kaçan Sansa Stark ve Theon Greyjoy (Reek)’un peşine düşeceği gerçeği yadsınamaz. Ancak daha fazla karanlık yönünü görmeden, Ramsay Bolton’un hak ettiği şekilde Game of Thrones’dan sonsuza dek çıkmasını umuyoruz.
Damla Durmaz
166 yazı · 1989 yılında Denizli’de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümünü bitirdi. Halen İstanbul Teknik Üniversitesi Ekonomi bölümünde yüksek lisans yapmakta. Güne müzikle başlar, günü müzikle kapatır. Gece yaşamayı, gündüz uyumayı sever. Sinema ile dünyayı unutur haliyle. Tüm bunlardan artakalan vaktinde ise küreselleşmeye inat azimle akademisyen olmaya çalışır.
Yazarın diğer yazılarını gör →


