· 9 dk okuma

Fight Club Karakterlerinin Hiçbiri Gerçek Değil

Fight Club Karakterlerinin Hiçbiri Gerçek Değil

Fight Club, aradan yıllar geçse de insanı şaşırtan bir eser. O kadar ki, on beş yıl sonra birileri gerçekte anlatıcı dışındaki karakterlerin gerçek olmadığını fark edebiliyor.

David Fincher ve Chuck Palahniuk gibi iki ruh hastası dahiyi bir araya getirince ortaya nasıl bir şey çıktığını biliyoruz. Peki Fight Club’ın üzerinden 15 yıl geçmişken, acaba film hakkındaki her şeyi biliyor muyuz?

Not: Biz bu haberi hazırlarken, kaynak olarak kullandığımız site çöktü. Ve epeyce uğraştık haberi hazırlayabilmek için. Kaynağımıza normalde bu linkten ulaşılabiliyor olması lazım, fakat server problemleri nedeniyle site ara sıra kapanıyor.

Uyarı: Bu yazı ciddi anlamda spoiler içermektedir. Filmi izleyip de unutmuş olduğunuz bilgiler de yer alıyor olabilir. Okurken bu ikisini gözardı etmeyin, sonra bozuşuyoruz.

Arada bir fan teorilerine yer veriyoruz sitede fakat gerçekçiliğini yitirmeden, ve bazı şeyleri zorlamadan büyük bir iddia sunması bakımından bu bir ilk. Fight Club’ın bir hayranı tarafından hazırlanan dosya şunu söylüyor: sadece Tyler Durden değil, yan karakterlerin HİÇBİRİ aslında yok.

Bu nasıl mı mümkün? Kanıtlar o kadar sağlam ki şu satırları okuduktan sonra kendinizi aksine ikna edemeyebilirsiniz.

Marla ve Jack hemen hemen aynı kıyafetleri giyiyor

Sanki ikizlermiş gibi… Ya da sanki aynı kişilermiş gibi değil mi? Fincher sanki Tyler’ın olmayışına dair çığlık atmış, ya da kostümcü gerçekten filmi trollemiş olmalı. Ki Fincher’ın ne kadar detaycı, ne kadar minik ayrıntılara takılan bir insan olduğunu biliyorsanız, bunun mümkün olmadığını da bilirsiniz. Hatta bu yüzden de sadece kıyafetleri değil, mimikleri bile sayılır.

Peki, Tyler yoksa, illa Marla da mı yok demek? Hayır, pek sayılmaz. Belki ikisinin hemen hemen aynı olması sadece anlatıcının Tyler’ı, Marla’dan esinlenerek yarattığı manasına gelebilirdi. Fakat ikinci madde, bu şekilde de düşünmemize izin vermiyor.

marla-1-Filmloversstyler-1-Filmloverss

Marla ve anlatıcının kıyafetleri de aynı sayılır

Marla sanki Tyler ve anlatıcının uç noktalardaki giyim tarzları arasında bir aracı kurumken, anlatıcıyla Marla’nın giyim tarzları gerçekten de gittikçe birbirine benziyor, hatta son sahneye biraz sarhoşken bakarsanız, çift gördüğünüzü zannedebileceğiniz kadar net bir simetri var. Sanki aralarında bir ayna duruyor.

fight-club-_the-end_Filmloverss

Ayna demişken, Marla ve Tyler’ın yansımaları yok.

Basbayağı, Marla ve Tyler’ın aynada yansımaları görünmüyor. Yani ya vampir falan olmalılar, ya da gerçekten yoklar. İnanmıyorsanız hemen bir Tyler’ın Marla’yı kendi kendisini öldürmekten kurtardığında, ikilinin yürüdüğü koridora bir bakalım.

İkisini birden göremememiz, yalnızca açıyla da alakalı olabilirdi elbette. Fakat asansörün önündeki sağlık görevlisini pekala görebiliyoruz.

mirror-Filmloverss mirror2-Filmloverssmirror3-Filmloverss

Eh, o zaman anlatıcının Marla’nın göğüs kanserini kontrol ettiği sahneyi ne yapacağımızı, yada aslında Tyler’ın aynada yansımasının görüntüsünün göründüğü sahneyi unutup unutmadığımızı sorarsanız, o sahnelerde dünyayı anlatıcının gözünden görüyoruz. Oysa yukarıdaki sahnelerde anlatıcının kendisi orada değil. Ki aynı durum güvenlik kamerası kayıtlarını anlatıcı görmedi diye, Tyler’ın kamera kayıtlarında yer almamasında da geçerliydi.

Peki Tyler neden Marla’yı kurtardı? Keza Marla’nın ölmesi, anlatıcının, haliyle de Tyler’ın ölmesi manasına geliyordu. Ve aşırı dozdan üçü birden gidecekti. Bu arada anlatıcının uyku sorunları için doktora gitmesi sonucu, Xanax benzeri haplara sahip olduğunu (Tuinal ve Seconal) biliyoruz.

Marla’yla çamaşırhanede geçen zamanlar

Marla, kurutma makinesini açar, üç beş erkek pantalonunu çekip alır, kimse durumun farkında değildir, anlatıcımız kendisiyle destek gruplarının toplantılarını bırakması hususunda anlaşmaya çalışıyordur, Marla eskiciye pantalonları satar.

laundromat-Filmloverss

Marla bildiğiniz gibi yol yordam bilen bir kadın. Rastgele kıyafet alıp satacaksa da, kendisini riske atmayacak şekilde bunu yapar- tabii eğer Marla anlatıcımızın bir başka benliği değilse. Bir taraftan kot pantalonun, batılı erkek imajının en sağlam sembollerinden biri olduğunu da unutmayalım, ve Marla da bir alter egoysa eğer, kesinlikle anlatıcının erkekliğini terk edip yeni bir kimlik inşaasında ihtiyaç duyacağı kişi Marla olacaktır. Marla’nın eskiciden bir dolara aldığı pembe nedime elbisesini anımsadınız mı? Ya da Tyler’ın pembe, renkli motifli bornozunu… Hepsinin üst üste konması bize anlatıcının toplumun belirlediği erkek normundan sıyrılışını veriyor.

marla-pink-Filmloverss

Bu arada, Marla’nın “ilkokuldan beri böyle s*kilmediği”ni söylediğini, çoğul kişilik sorunu olan insanların genel özelliklerinden bir tanesinin, çocukken cinsel tacize uğramak olduğunu anımsatalım.

Filmin sonunda anlatıcı, Tyler ve Project Mayhem’le tüm bağlarını kopartmış, Marla’nın peşinden koşuyordur. Filmin sonunun kitaptan farklı olması bu noktada önem arz ediyor. Adam, erkekliğe dair her şeyi geride bırakmış, ayağında pantalonu yok, ve Marla’yı kovalıyor.

Marla ve testis kanseri

Marla’nın testis kanseri olanlarla birlikte bir grupta bulunması, bize filmin olağandışı vak’aları bir araya getirten dünyasında oldukça normal gelmiş olabilir. Fakat yine de, neden kimse bir şey demiyor?

Bu kurgunun tamamında, şu ana kadar anlamış olacağınız üzere, bu varsayımların odak noktasındaki batılı erkek algısıyla yüzleşme olgusu var. Ve testis kanseri, erkekliğin sembolünün söküp alınması manasına geldiği için, sadece Marla’nın orada olmasını ilginç kılacak olmanın dışında da bir şeyler var. Aynı zamanda sorgu odasında, anlatıcının testislerini kopartma girişimini de hatırlarsınız. Bütün bunlar tesadüf değil, Tyler’dan Marla’ya giden yola eşlik eden unsurlar.

Bildiğiniz üzere, anlatıcı Tyler’ı özgüvensizlikleriyle baş etmek için yaratmıştı. Tyler da gerçek olmadığını çaktırana kadar anlatıcı aydınlanmış, hayatı baştan keşfetmiş izlenimi vermiş, ve Tyler ona yeni bir hayat sunmuştu. Hikaye devam etmiş olsa, Marla’nın yapacağı da tam olarak bu değil mi?

Dildolar

Filmin her yerinden fışkıran objeleri sayın desek ilk üçte sabun, Starbuck’s bardağı ve dildo olurdu. Örneğin destek gruplarına takılırken, bir elinde sigara, bir elinde dildo olan bir sahne var. Ya da Tyler’ın, otele Marla’yı kurtarmaya geldiğinde, şifonyerin üzerinde duran dildonun ona bir şey yapmayacağının teminatını vermesini de anımsayabiliriz dildoları, nispeten daha göz önünde bir sahne olarak.

marla-dresser-Filmloverss

Peki Tyler, dildolara karşı çekimser yaklaşım sergiler, Marla onları her yere taşırken, anlatıcının bavulundan çıkan vibratörü nasıl açıklayacağız- eğer ki Marla da anlatıcının alter egolarından biri değilse? Keza anlatıcı, o vibratörün bavulda olduğunu bilmiyor.

Anlatıcının eşcinsel eğilimleri olduğu hep düşünülmüştür, fakat kanıtlaması zordur. Elbette “eşcinsel” derken, dünyanın algısıyla bir eşcinsel anlayışından bahsediyoruz. Anlatıcı bugünün kelimeleriyle queer bir karakter, tıpkı kitabın yazarı Palahniuk gibi. Bunu anlatmak için en iyisi, Chuck Palahniuk’un kendi yönelimi açıkladığı bir alıntı verelim: “Heteroseksüel değilim, eşcinsel değilim. Biseksüel de değilim. Bütün hayatımın tek bir kelime, tek bir hikaye üzerinden sınırlandırılacak olmasını istemiyorum. Başka bir şey, bilinmeyen bir şey, harita üzerinde görünmeyen bir yer istiyorum. Yani gerçek bir macera.”

Marla bir otelde yaşıyor, Tyler’ın evi yok

Tyler’ın aslında evi yok (zaten Tyler yok tabii de) ve terkedilmiş bir eve taşınıyor anlatıcı Tyler’ın evi diye. Ama evi olmayan tek karakter Tyler değil, Marla da otelde yaşıyor. Daha önce Marla’nın yaşadığı yerin bir ev olduğunu düşünmüş olabilirsiniz ama bakın bu sahnenin arka planında ne yazıyor?

marla-hotel-Filmloverss

Arkada “Rooms” yani odalar yazıyor. Bunun dışında “Hotel Lindy” ve “Hotel Bristol” tabelaları da gözümüze çarpıyor filmin içinde. Bu noktada anlatıcının evi yandıktan sonra kurmuş olduğu cümleyi de anımsamalı: “Bir otel bulmam lazım”

Mastürbasyon

Filmde ağırlıklı olarak kullanılan bir deyim “git kendini becer”. Hatta Tyler, otobüsün içinde anlatıcıya “Kendini geliştirmek mastürbasyondur” diyor. Çok mantıklı, hele ki Marla-Tyler-anlatıcı bir kişiyse ve sürekli kendi kendisiyle meşgul oluyorsa.

Peki Tyler ve Marla sevişirken, anlatıcı ne yapıyordu hatırlıyor musunuz? Sırayla “kendini geliştirmek” dediğimizde aklımıza gelen şeyleri. Okumak, egzersiz yapmak…

self-improvement-Filmloverss

Bulaşıcı insan atığı

Ya da ingilizcesiyle “Infectious human waste” akılda kalıcı bir kalıp değil mi? Öyle çok rastlayabileceğimiz türden bir laf değil. Yağ aldırma kliniğinin arkasından sabun yapmak için yağ çalarlarken de, bu kalıp karşımıza çıkıyordu.

infectious-waste-Filmloverss

Tam olarak bu kelimelerin sarfedildiği bir an daha var: Marla’nın kendini öldürmeye giriştiği, Tyler’ın onu kurtardığı sahnede, Marla merdivenlerden inerken kendisini kurtarmaya gelen sağlık görevlilerine: “O kadın bulaşıcı bir insan atığı” diye bağırıyor.

Kolay kolay bir yabancıya ne kadar iğrenç bir insan olduğunuzu anlatırken bu cümleyi kurmazsınız herhalde.

Peki ya Bob?

Dediğimiz gibi, Fincher oldukça detaycıdır, ve Fight Club’da kitabın ve filmin sonu aynı değil. Hatta anlatıcı kendine “Ben Jack’in bilmemnesiyim” derken, kitapta Jack yerine Joe ismi çıkar karşımıza. Aynı şekilde anlatıcının filmdeki ismi Jack olarak kabul edilirken, Chuck Palahniuk gerçek isminin Cornelius olduğunu söyler-ki Cornelius, kendisinin Bob karakteriyle tanıştığında kullandığı isim.

Bob vakti zamanında vücut geliştirici olan, testislerini aldırmış bir adam ve sadece bir kadında olabilecek göğüslere sahip. Çoğu kadında da olamayacak kadar büyük göğüslere sahip. Hatta Fincher, Bob karakterinin o göğüse sahip olması için ayrı bir kostüm yaptırmış.

Karakterlerin biraz mübalağalı olması olağan, ama Bob biraz da farklı bir abartıya sahip. Keza Bob’ın göğüsleri için yapılan tasvirleri görünce aklınız duruveriyor.

Olaya şöyle yaklaşalım. Bob, anlatıcının yarattığı ilk benlik- ve gerçek ismiyle kendini tanıttığı tek karakter. Kendisine gerçekten de testis kanseri teşhisi konulmuşsa, testisleri alındıktan sonra tedavi için aşırı testesteron alınca, vücut durumu dengelemek için aşırı östrojen üretiyorsa, kocaman göğüslerle efemine olması ilk büyük korkusu olabilirdi. Bu noktada Marla ve Tyler da var olmaya başlayınca, Bob gitgide pasifize oldu, ve anlatıcının kurtulduğu ilk benlik haline geldi.

Bob yoksa tanrı mı?

Bob’la karşılaşması sırasında anlatıcı şu iki cümleyi kuruyor “Çoğu batılı din, tanrının kadın olduğuna inanmaz” ve “Çoğu batılı din, erkek tanrılarının memesi olacağına inanmaz”. Bob çok büyük bir adam olabilir, ama yine de “Tanrı” çağrışımı yapması da gerekmezdi. Fakat Bob’ın hermafrodit kurgusu, içinden Marla ve Tyler’ı çıkartacaksa eğer, işler değişir değil mi?

Bunun dışında anlatıcı, Bob’ın televizyonlarda gördüğümüz göğüs kası geliştirme programını bulan kişi olduğundan bahsediyordu. Televizyondan fırlayan tek karakter Bob değil üstelik.

brad-commercial-Filmloverss

Bunun dışında filmin en başında çöpün içinden başlıyordu çekim. O sırada anlatıcının çöpünde ne var ne yok görüyorduk. Bob’un elinde tuttuklarıyla, çöptekilere iyi bakın.

garbage-Filmloverss

bob-outside-marlas-Filmloverss

Yukarıdaki resime de dikkatli bakın. Burada çok belli olmasa da, duvarda dört defa “myself”/ “kendim” yazıyor. Cümlenin tamamıysa “I love myself” / “Kendimi seviyorum”. 4 önemli karakterimiz aslında aynı kişiler, ve duvarda bu cümle dört kez yazıyor.

Çok acayip bir sahnemiz daha var, filmin yine başında anlatıcı araba enkazını incelerken, yanındaki iki teknisyenden biri “Baba baya iri biriydi herhalde. Poliyester tişörtüyle birlikte yağın nasıl koltuğa işlediğini gördünüz mü? Adeta modern sanat” diye bir tasvir yaptığında, sanki iki çocuk babası olduğunu filmde beyan eden Bob’a işaret ediyordu durum. Keza oldukça detay bir bilgiye maruz kalıyoruz. Hatta detay bilginin ötesinde, koltukta Bob’un gömleği var.

bob-shirt-Filmloverss

Bob, Marla ve Tyler’ın ortaya çıkmasını sağladıysa, iki çocuğu tahmin edebiliriz. Aynı zamanda Bob öldüğünde de, Mayhem projesindekiler ona isim koyup, adeta ibadet edercesine ismini tekrar ediyorlardı.

Bob’un ölümü, Tyler’ınkine benziyor

Öncelikle Bob’un vurulduğunda silahsız olduğunu, filmin 1999 yılında çekilip ve 11 Eylül öncesi Amerika’sında sadece vandalizm sebebiyle, silahsız birini vurmanın çok ekstrem bir durum olacağını belirtelim. Üstelik tüm bunlar olup biterken, her yerden çıkan, her şeyden sorumlu Tyler Durden ortalarda değil.

En nihayetinde Bob da, Tyler da kafalarından vurulduklarında yok oluyorlar. Ne tesadüf.

Bu arada kaynak site madde madde ilerliyor ve şu an sadece ilk iki madde (Marla ve Bob) yer alıyor. Toplamdaysa 9 madde var. Bir sonraki madde siteye 15 Ocak’ta yüklenecek. Şu ana kadar sunulanlar ise oldukça mantıklı bir çerçeve çiziyor. Tek eksiklik, yazıları yazan kişinin kitabı okumamış olmasının çok bariz olup, her şeyi yalnızca film üzerinden değerlendirmiş olması.

Yukarıda saydıklarımızın hepsi film için geçerli, kitapta aynı seyir yok aslında. Fakat çoğul kişilik sorunu olan birinin, birden çok alternatif kimliğinin olması oldukça doğal olurdu. Ve şu an ciddi ciddi Fincher’ın tüm karakterlerini kurgusal olarak baştan yarattığını düşünür hale geldik.

Şimdi hep beraber tekrar ediyoruz: Ben Jack’in bitmek tükenmek bilmez hayal gücüyüm.

Bu teoriler size yetmedi o zaman sizi “Fight Club’da Gerçek Olmayan Bir Şey Daha!” isimli yazımıza davet edelim.


Hazan Özturan

Hazan Özturan

231 yazı · Galatasaray Üniversitesi'nde 7 yıl boyunca felsefe okudu. Şu sıralar toplumsal cinsiyet alanındaki yüksek lisansı gereği sinemanın doğduğu şehirde, Paris'te yaşıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →