Eylül Ayında Vizyona Girecek Filmler
Eylül ayında yaklaşık 38 tane film vizyona girmeye hazırlanıyor. Bu 38 film arasında vizyonda film izlemek isteyen bütün izleyicilerin zevklerine ve film tercihlerine hitap edecek seçenekler mevcut! Korku, macera, komedi, fantastik, bilimkurgu ve dram türünde izleyicileri karşılayacak olan filmler bu ay da sizlerle beyazperdede buluşacak.
Mevsimin değişmesiyle ve doğanın renklerinin ardından gelecek olan ritüellere yerlerini bırakmasıyla beraber artık yaz günlerinin uzunluğunu, sıcaklığını ve özgürlüğünü geride bırakmaya başlıyoruz. Eylül ayının gelmesiyle beraber yeni bir mevsim çevremizdeki havayı sararken ve bizi artık hafif üşüten bir rüzgar ile şehri kendi kahverengi dünyasına çekerken; eylül sinema dünyasında farklı renklerin bir temsili haline geliyor. Sonbaharın gelmesiyle beraber sinema salonlarında yeni bir sezon başlıyor ve bu yeni sezon ile beraber uzun zamandır beklenen yapımlardan, gözde olan yapımlara kadar birçok iş izleyici ile buluşmak için beyazperdeye yansıtılmayı bekliyor. Yeni sezonun gelmesiyle beraber yaklaşık 38 tane film sinefiller ile buluşmak için bu ay vizyona giriyor. Eğer siz de bu ayki sinema takviminizi hazırlamak isterseniz ve sonbaharı filmler ile karşılamak isterseniz sizin için hazırladığımız vizyon takvimimize bir göz atmalısınız! Sinema salonların mevsimin geçişini izleyecek olan herkese şimdiden iyi seyirler!
Eylül Ayında Başka Sinema Yine Dopdolu!
Bağımsız filmlerin dağıtıcısı M3 Film ve Kariyo & Ababay Vakfı işbirliğiyle hayata geçirilen Başka Sinema’nın Eylül programında, Shakespeare filmlerinin şehirlere yayılacağı Shakespeare Yaşıyor programında yer alan dört film; New York’unun en özgün “auteur” yönetmeni olarak anılmaya başlayan Ira Sachs yönetmenliğindeki Küçük Adamlar / Little Men; Mustafa Kara imzalı bir Karadeniz hikayesi Kalandar Soğuğu ve Seren Yüce‘nin son filmi Rüzgarda Salınan Nilüfer yer alıyor.
Ekim ayında tekrar görüşmek dileğiyle!
2 Eylül
The Light Between Oceans / Hayat Işığım

M.L. Stedman‘ın çok satan aynı isimli romanından Cianfrance tarafından beyazperdeye uyarlanan The Light Between Oceans, deniz feneri bekçiliği yapan Tom ve karısı Isabel’in, kıyıya çarpan bir sandalda küçük bir kız çocuğu bulmalarıyla değişen hayatlarını anlatıyor. Yıllar geçtikçe Lucy’yi kendi öz çocukları gibi sahiplenen çift, Hannah ile tanıştığında ise Lucy’nin öz annesine tesadüfen ulaşmış olur. Çocuk sahibi olma isteği ile yanıp tutuşan Tom ve Isabel çifti, Hannah’nın hayatlarına girmesi ile büyük bir ikileme düşer. Blue Valentine ile romans türüne yeni bir soluk getiren Derek Cianfrance‘ın yeni filmi The Light Between Oceans’ın oyuncu kadrosunda Geçtiğimiz yıl içerisinde Macbeth, Steve Jobs ve Slow West gibi global olarak olumlu eleştiriler alan yapımlarda başrol oynayan Michael Fassbender; Ex Machina, The Man from U.N.C.L.E. ve The Danish Girl ile Hollywood’un A sınıfı oyuncuları arasına adını yazdıran Alicia Vikander, rol aldığı The Lobster ve Youth ile kariyerinin ikinci baharına girdiğinin sinyallerini veren yetenekli oyuncu Rachel Weisz yer alıyor.
Finding Dory / Kayıp Balık Dori

Wall-E’den Toy Story’e birbirinden güzel animasyon filmlerinde imzası olan, iki kez Akademi Ödülü’yle buluşan başarılı isim Andrew Stanton ile birçok animasyon filminde adına rast geldiğimiz Angus Maclane’in birlikte yönettiği ve senaryosunu yazdığı Finding Dory, yayınlandığı dönem beğeniyle izlenen, unutulmaz animasyon filmleri arasına adını yazdıran Finding Nemo’dan 6 ay sonrasını anlatacak. Unutkan balık Dory’nin ailesini bulmak için atıldığı maceraları konu alan filmde, Dory’e Ellen DeGeneres sesiyle hayat verirken Albert Brooks, Ed O’Neill, Kaitlin Olson, Ty Burrell, Eugene Levy ve Diane Keaton gibi önemli isimlerin sesleriyle karşılaşıyoruz. Filmin konusu ise kısaca şöyle; ‘Dory günün birinde çocukluğuna dair “Monterey, California” olarak yorumladığı anılar hatırlamaya başlar. Arkadaşları Nemo ve Marlin ile ailesini aramaya çıkan Dory, Monterey Marine Yaşam Enstitüsü’ne varır. Burada beyaz balina Bailey, ahtapot Hank ve Destiny adında bir köpekbalığı ile tanışır. Dory’nin bilmediği şey ise burası onun doğup büyüdüğü yerdir.’
Blood Father / Kan Bağı

Blood Father, The Hunger Games serisinin bir kısmının senaryo uyarlamasında da yer alan yazar Peter Craig’in aynı adlı kitabından uyarlanıyor. Jean-François Richet yönetmenliğinde beyazperdede seyirci ile buluşacak Blood Father, kızını uyuşturucu batağından kurtarmak için kendini toparlamak zorunda kalan ve çetin bir mücadeleye girişen bir babanın hikayesine odaklanacak. Bizi bir kez daha kendisine hayran bırakmasını beklediğimiz Mel Gibson’a William H. Macy, Elisabeth Röhm, Thomas Mann, Diego Luna, Michael Parks ve Erin Moriarty gibi isimlerin eşlik edeceği filmden yayınlanan resmi sinopsis şöyle: ‘Bir uyuşturucu şebekesi elebaşlarından olan erkek arkadaşının kandırmasıyla tacirlerden bir servet çalan 18 yaşındaki Lydia, kaçak hayatı sürmeye başlar. Şu hayatta kendisine yardım edebilecek yalnızca bir kişi vardır: Zamanında alkolik, uyuşturucu bağımlısı, motosikletli kanun kaçağı, ve hüküm giymiş biri olarak hayat sürmüş babası John Link. John hayatında bir kez olsun doğru şeyi yapmaya, kızını peşindeki uyuşturucu taciri katillerden kurtarmaya çalışır.’
Masal
Korku Komedi: Bana Normal Aktiviteler
Tutmayın Beni
Siccin 3: Cürmü Aşk
9 Eylül
Sully

15 Ocak 2009’da Amerikan Havayollarına ait 1549 sefer sayılı, New York – North Carolina arasında seyreden Chesley ”Sully” Sullenberger’ın pilotluğundaki uçak, moturuna giren bir kuş sürüsü yüzünden havada iki moturu da iflas eder. Kaptan pilot Sullenberger ve yardımcı pilot Jeffrey Skiles ile birlikte muhteşem bir soğukkanlılık ile uçağı başarılı bir şekilde Manhattan’daki Hudson nehrine indirmeyi başarırlar. Uçaktaki toplam 155 kişi kazadan kurtulur. Olay halk arasında Hudson Mucizesi olarak anılır. Yaşananların ardından Sullenberger ülkede kahraman muamelesi görür hatta New York şehrinin anahtarı kendisine verilir. Chesly Sullenberger’ın, Jeffrey Zaslow ile birlikte yazdığı Highest Duty: My Search for What Really Matters isimli kitabından uyarlanacak filmin senaryosu Todd Komarnicki tarafından yazıldı. Clint Eastwood tarafından yönetilen filmin kadrosu ise adeta yıldızlar geçidi. Başrolde Hollywood’un en sevilen oyuncularından biri olan ve yine 2009 yılında yaşanan ve bu sefer Somalili korsanlar tarafından kaçırılan nakliye gemisinde yaşananların anlatıldığı Captain Phillips’te de başrolü canlandıran Tom Hanks var. Hanks’e eşlik edecek isimler ise, yardımcı pilot Jeffrey Skiles rolündeAaron Eckhart, Sully’nin eşi rolünde Laura Linney var.
Ben-Hur

Yönetmenliğini daha önce Wanted ve Abraham Lincoln: Vampire Hunter gibi filmleri yönetmiş olan Timur Bekmambetov’un üstlendiği Ben-Hur’un senaryosu ise John Ridley’a ait. Haluk Bilginer‘in Simonides karakterine hayat verdiği filmde Judah Ben-Hur’u Jack Huston, Ben-Hur’u ünlü savaş arabası yarışına hazırlayacak Sheik Ilderim’i Morgan Freeman, Ben-Hur’a ihanet eden çocukluk arkadaşı ve üvey kardeşi Messala’yı Toby Kebbell, Ben-Hur’un duygusal ilişki içinde olacağı Esther’i ise Nazanin Boniadi canlandırıyor! Tam 60 yıldan sonra yeniden beyazpedeye uyarlanacak olan Ben-Hur’un resmi sinopsisi şöyle: “Ben-Hur, Roma ordusunda komutan olan üvey kardeşi Messala tarafından ihanete uğrayan prens Judah Ben-Hur’un epik hikayesini anlatacak. Unvanı elinden alınan, ailesinden ve sevdiği kadından zorla ayrılan Ben-Hur, köleliğe zorlanacaktır. Denizde köle olarak geçen yıllarının ardından intikam için evine dönen Ben-Hur’un bulacağı tek şey kefaret olacaktır.”
Little Men / Küçük Adamlar

Alameti farikası insan ve anlayış üzerine filmler olan ve günümüz New York’unun en özgün “auteur” yönetmeni olarak anılmaya başlayan Ira Sachs yönetmenliğindeki Küçük Adamlar / Little Men doğal, akıcı dili ve eleştirmenlerden tam puan alan oyunculuklarıyla öne çıkıyor. 13 yaşındaki Jake, ailesiyle birlikte Manhattan’dan Brooklyn’e, ölen dedesinden kalan eve taşınır. Burada dedesinin kiracısının aynı yaşlardaki oğlu Tony ile tanışır. Sessiz, sanatçı ruhlu Jake ressam; dışa dönük Tony ise oyuncu olmak istiyordur ve birlikte en tanınmış sanat liselerinden birine girme hayali kurarlar. Ancak işler bu iki çocuğunun aileleri arasına para meseleleri girince karışır. Gerginlik, er geç çocukların dostluklarına da yansır. Çehresi değişen New York şehrini aile çatışması arasında kalan bir dostluk üzerinden anlatan film ilk gösterimini Sundance Film Festivali’nde yapmasının ardından Berlin Film Festivali’nde yarıştı.
Friend Request / Lanetli Mesaj
Skiptrace / Tozol
El Değmemiş Aşk
Azem 4: Alacakaranlık
14 Eylül
Bridget Jones’s Baby / Bridget Jones’un Bebeği

2001 yılında serinin ilk filmi Bridget Jones’s Diary filminin yönetmenliğini üstlenen Sharon Maguire‘in koltuğuna dönüş yaptığı Bridget Jones’s Baby son zamanlarda artış gösteren kitap uyarlamalarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Başrollerini Renee Zellweger ve Colin Firth‘ün paylaştığı yapımda ikiliye bu defa Patrick Dempsey eşlik ediyor. Oyuncu kadrosunda Emma Thompson, Jim Broadbent, Jessica Hynes, Shirley Henderson gibi isimleri barındıran filmde Jones bizi yeniden bekar bir kadın olarak selamlıyor. Filmin konusuna gelecek olursak; “Mark Darcy’den (Firth) ayrıldıktan sonra Bridget Jones’un (Zellweger) ‘sonsuza dek sürecek mutluluğu’ pek de planladığı gibi gitmez. Kırk küsur yaşında ve yeniden bekar biri olarak, Bridget üst düzey haber yapımcılığı mesleğine odaklanmaya, etrafını eski ve yeni arkadaşlarla çevrelemeye karar verir. Bridget ilk kez her şeyi kontrol altına almıştır. Yolunda gitmeyen ne olabilir? Dünyaca sevilen Bridget Jones serisinin ‘Bridget Jones’un Bebeği’ filminde Oscar ödüllü Renée Zellweger ve Colin Firth’e Patrick Dempsey eşlik ediyor.”
16 Eylül
Imperium / Köstebek

Yönetmenliğini ilk uzun metrajını çekecek Daniel Ragussis, başrollerini Daniel Radcliffe’in yanında Toni Collette ve Burn Gorman‘ın paylaşacağı yapımda hikaye ise eski FBI ajanı Michael German tarafından yaşanmış bir olaydan esinlenerek yazılmış. Film tür olarak gerilim, dram ve aksiyon arasında bir yere konumlanırken FBI içerisindeki neo-nazist yapılanma ve bununla mücadele eden idealist bir polisi izleyiciye gösterecek Imperium. “Bütün Avrupa’da aşırı sağ grupların hızlı bir yükselişine tanık oluyoruz ve bazı durumlarda bu gruplar ‘neredeyse’ seçimi kazanıyorlar.” diyor yönetmen Ragussis, “Beyaz-üstünlükçü gruplar ile alakalı bir stereotipe sahip olmamıza rağmen, Michael [yardımcı-yazar ve eski FBI ajanı] ile çalışmaya başlayıp kendi araştırmalarımı yaptığımda, bu hareketin derinliği ve büyüklüğü karşında sarsıldım. (neo-nazi gruplar kastediliyor)”
Hands of Stone

Geçtiğimiz yılın Golden Globe ödüllü başarılı boksör filmi Creed’e yeni bir rakip geliyor. Jonathan Jakubowicz’in senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği Hands of Stone, Panamalı efsanevi boksör Roberto Duran’ın yaşam öyküsünü beyazperdeye aktarıyor. Édgar Ramírez’i ünlü boksörün rolünde izleyeceğimiz yapımda Robert De Niro Duran’ın antrenörü Ray Arcel’e hayat verecek. Oyuncu kadrosuyla ve konusuyla dikkatleri şimdiden üzerine çekmeyi başaran Hands of Stone, Panama’da dünyaya gelen ve zor şartlar içerisinde büyüyen Roberto Duran’ın önlenemez yükselişi sonucunda dünyanın en iyi boksörlerinden biri haline gelmesini seyirciye gerçekçi bir portre çizerek aktarıyor. Hands of Stone, Duran ve Amerikan boksör Ray Leonard’ın ringde mücadele ettiği iki tarihi maçı ön plana çıkarıyor. Duran ve antrenörü Ray Arcel’in çetrefilli ilişkisi ise filmin can alıcı sahnelerinin büyük bir bölümünü oluşturuyor. Robert Duran, mücadele ettiği 119 maçın 103’ünde galip gelerek dünyanın en iyi boksörleri arasında kendine üst sıralarda yer bulmuş ve Sugar Ray Leonard, Thomas Hearns, Marvin Hagler gibi başarılı boksörlerle ringe çıkmıştır.
Schone Handen / Temiz Eller
Yıldızlar da Kayar: Das Borak
23 Eylül
The Magnificent Seven / Muhteşem Yedili

Yeniden çevrimlerin oldukça popüler olduğu şu günlerde bu akımdan etkilenen yapımlardan biri de John Sturges’in 1960 yapımı unutulmaz filmi The Magnificient Seven’ı olacak. 2001 yapımı Training Day ile tanınan ve son olarak başrolde Jake Gyllenhaal’un yer aldığı Southpaw’ı yönetmiş olan Antoine Fuqua’nın yönetmen koltuğunda oturduğu yeniden çevrimin senaryosu John Lee Hancock, Richard Wenk ve Nic Pizzolatto üçlüsüne ait. Daha önce Training Day ve 2014 yapımı The Equalizer’da Fuqua ile birlikte çalışmış olan Denzel Washington’ın yanı sıra Chris Patt, Ethan Hawke, Vincent D’Onofrio, Lee Byung-hun, Manuel Garcia Rulfo, Martin Sensmeier ve Peter Sarsgaard’tan oluşan oyuncu kadrosuyla yeniden çevrimin en azından kadrosu konusunda oldukça avantajlı olduğunu belirtmek gerek. Filmin orijinal sinopsisi ise şu şekilde: “Sanayici Bartholow Bogue’un (Peter Sarsgaard) ölümcül kontrolü altındaki sakin Rose Creek kasabasının umutsuz halkı, kendilerini korumak için yedi kanun kaçağıyla anlaşır; ödül avcıları, kumarbazlar ve kiralık silahlı adamlardan oluşan bu grupta – Sam Chisolm (Denzel Washington), Josh Farraday (Chris Pratt), Goodnight Robicheaux (Ethan Hawke), Jack Horne (Vincent D’Onofrio), Billy Rocks (Byung-Hun Lee), Vasquez (Manuel Garcia-Rulfo), ve Red Harvest (Martin Sensmeier) yer almaktadır. Geleceğini bildikleri vahşi hesaplaşma için şehri hazırlarken, bu yedi paralı asker kendilerini paradan daha fazlası için savaşırken bulurlar.”
Blair Witch / Blair Cadısı

1999’da iki bağımsız sinemacı Eduardo Sanchez ile Daniel Myrick tarafından yazıp yönetilen The Blair Witch, o dönemin en önemli korku filmlerinden biri olmayı başarmıştı. Bir yıl sonra; Book of Shadows: Blair Witch 2 ile izleyici karşısına çıkan film, ilk filmin başarısını yakalamayı başaramamıştı. Uzun bir aradan sonra Adam Wingard’ın yönetmen koltuğunda oturacağı, Simon Barrett’in ise senaryosunu kaleme alacağı ikinci filmle beyazperdeye dönmek için gün sayan Blair Witch, kendisini korku severlere hatırlatarak, efsanesini tekrardan su yüzüne çıkarıyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise; Corbin Reid, Wes Robinson, Valoria Curry ve James Allen McCune yer alıyor. Filmin konusu ise şu şekilde: “Bir grup öğrenci Maryland sınırındaki Black Hills Ormanları’na efsaneleşen Blair Cadısı hakkında araştırma yapmaya gelir. Bu efsanenin ayrıntılarını öğrenmek isteyen grup, James’in kız kardeşinin ortadan kaybolmasıyla gizemin içine doğru çekilirler. Orada geçirdikleri her dakika, bu efsanenin yalan olmadığını kanıtlayacaktır.”
Storks / Leylekler

Storks filminin arkasındaki isim olan Nicholas Stoller, komedi filmleriyle tanınan bir yönetmen. Forgetting Sarah Marshall, Get Him To The Greek, The Five-Year Engagement, geçen yılın beğenilen komedi filmlerinden Neighbors ve seneye gösterime girecek olan devamı Neighbors 2: Sorority Rising gibi filmleri yöneten Nicholas Stoller, “leyleklerin bebekleri getirme” hikâyesinden uyarlanan Storks ile beyazperdede yerini alıyor. Filmin arkasında Nicholas Stoller’a yapımcı olarak Phil Lord, Christopher Miller, Glenn Ficarra ve John Requa gibi isimler yardımcı olurken, seslendirme kadrosunda ise Andy Samberg, Kelsey Grammer, Keegan-Michael Key ve Jordan Peele gibi ünlü komedi oyuncuları yer alıyor. Kısaca filmin konusuna değinirsek ise leylekler eskiden ailelere bebek dağıtımı yapmaktadır fakat şu anda cornerstone.com adlı online alışveriş sitesinin paketlerini alıcılarına ulaştırmakla uğraşmaktadırlar. Leylekler şirketinin gözde çalışanlarından biri olan Junior ise şirkette terfi etmek üzere olduğu sırada yanlışlıkla bebek yapma makinesini çalıştırır ve bir kız çocuğu dünyaya getirir. Patronu fark etmeden önce Junior ve şirketteki tek insan çalışan olan en iyi arkadaşı Tulip, bebeği ailesine teslim etmek zorundadırlar. Bu yolda çılgın ve beklenmedik bir maceraya atılırlar.
Çok Uzak Fazla Yakın
İkimize Bir Dünya
Saftirikler
Gece Seansı
Müthiş Bir Film
Bilal: A New Breed of Hero
30 Eylül
Tschick / Elveda Berlin

Im Juli (Temmuz’da), Gegen die Wand (Duvara Karşı), Auf der anderen Seite (Yaşamın Kıyısında)gibi filmlerle kendine has bir sinema dili yakalamayı başaran Fatih Akın, Cannes’dan Berlin’e pek çok önemli festivalden ödüllerle döndü. Yaşamın Kıyısında filminden sonra yer aldığı projelerde aynı başarıyı yakalayamayan Akın, en son 2014 yılında The Cut ile beyazperdeye uğramıştı. Ermeni Soykırımı sonrası hayatta kalmış olma ihtimali olan çocuklarını bulmak için yollara düşen Nazaret’in hikâyesini anlatan Akın, ülkemizde tehditlerle, yurt dışındaki sinema camialarında ise karışık eleştiriler ile karşılanmıştı. The Cut’tan sonra beklenmedik bir tercihte bulunan Fatih Akın, yeni filmi olarak ana akım bir gençlik / büyüme hikâyesi olan Tschick‘i çekme kararı almıştı. Fatih Akın’ın son filmi Elveda Berlin – Goodbye Berlin, Wolfgang Herrndorf’un 30 dile çevrilmiş çok satan romanından uyarlandı. Çağdaş bir Huckleberry Finn hikayesi olarak nitelenen bu yol filmi, iki gencin hayatlarını değiştiren macerasına odaklanıyor. 14 yaşındaki Maik ile yeni sınıf arkadaşı Tschick, zamanla birbirlerinin en yakın arkadaşı olurlar. Hayatlarındaki sorunlardan bunaldıkları bir anda evden kaçıp, çalıntı bir araba ile yolculuğa çıkarlar. Saflık ve çocuksu cesaretin iç içe geçtiği bu yolculuk, iki gencin dostluğun anlamını keşfettikleri bir serüvene dönüşür. Onlar için hayat artık varılacak bir yer değil, yolculuğun kendisidir!
The Girl with All the Gifts

Song for Marion, Gemma Bovary, Clash of the Titans, Prince of Persia: The Sands of Time filmlerinde izlediğimiz İngiliz oyuncu Gemma Artenton‘un, sinema kariyerine seksene yakın film sığdıran başarılı oyuncu Glenn Close ile başrollerini paylaştığı The Girl With All The Gifts‘in yönetmen koltuğunda ise Doctor Who, Peaky Blinders ve Sherlock gibi başarılı dizilere imza atan Colm McCarthy oturuyor. Mike Carey’in aynı adlı kitabından uyarlanan film, distopik bir gelecekte yaşayan Melanie’nin hikayesine odaklanıyor. İnsanları zombiye dönüştüren bir virüsün etkisi altında kalan toplumu kurtarabilecek tek kişi olan bu özel kız; bir bilim insanı, bir öğretmen ve iki askerin denetiminde kendini tanımaya ve hayatı öğrenmeye çalışıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Glenn Close ve Gemma Bovary’nin yanı sıra Paddy Considine ve oyunculuğa yeni adım atan Sennia Nanua’yı içinde barındırıyor.
Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children / Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları

Gotik, büyülü, alışılmadık atmosferli ve özgün hikâyeleriyle sinemanın en nevi şahsına münhasır yönetmeni Tim Burton, Amerikalı yazar Ransom Riggs’in 2011 yılında yayımlanan kitabı Miss Peregrine’s Home For Peculiar Children‘ı aynı isimle filme uyarlayarak beyazperdede yeniden yerini almaya hazırlanıyor. Senaryosunu Kick Ass, Kingsman: The Secret Service gibi filmlerden hatırladığımız Jane Goldman‘ın kaleme aldığı filmin başrolünde Asa Butterfield ve Eva Green yer alırken, oyuncu kadrosunda ise Ella Purnell, Chris O’Dowd, Allison Janney, Terence Stamp, Kim Dickens, Rupert Everett, Judi Dench ve Samuel L. Jackson gibi epey başarılı isimler yer alıyor. Miss Peregrine’s Home For Peculiar Children 16 yaşındaki Jacob’ın sıra dışı hayatını konu alacak. Filmde Asa Butterfield esas oğlanı canlandırırken, Eva Green de bir biçim değiştiren olarak karşımıza çıkıyor. Samuel L. Jackson’ın da Barron rolünü üstlendiğini söylemeden geçmeyelim. Filmin konusu ise şöyle: ‘Jacob, birtakım ipuçlarını takip ederek gizemli bir adayı ve Bayan Peregrine’ın Tuhaf Çocukları için olan evi keşfeder. Daha fazla araştırma yaptığında ise o binanın eski sahiplerinin hâlâ hayatta ve özel güçlere sahip olma ihtimallerinin olduğunu fark eder.’
Masterminds

Yönetmenliğini Napoleon Dynamite ile büyük başarı yakalayan Jared Hess’in üstlendiği, senaryosunun Jody Hill ve Danny R. McBride imzasını taşıyan Masterminds, muhteşem kadrosuyla sinemaseverlere macera ögeleri içeren kovalamaca dolu bir komedi yolculuğu yaşatmak için beyazperdede izleyiciyle buluşmaya gün sayıyor. Filmin başrollerinde Zach Galifianakis, Kristen Wiig, Owen Wilson ve Jason Sudeikis karşımıza çıkıyor. Filmin oyuncu kadrosunda ayrıca yeni Ghostbusters filminde Kristen Wiig’e başrolde eşlik edecek olan Saturday Night Live‘’n başarılı komedyenleri Kate McKinnon ve Leslie Jones yer alıyor. Beyazperdede gerçek bir hikayeden yola çıkarak izleyici karşısına alışık olunmamış bir komedi ile gelmeye çabalayacak olan filmin orijinal sinopsisi ise şu şekilde: ‘Gerçek olaylardan esinlenen bu aksiyon komedi filminde, David Ghantt (Zach Galifianakis) macera kelimesinin gerçek anlamını en çılgın düşlerinin ötesinde keşfedecektir. David, monoton bir hayata sıkışıp kalmış basit bir adamdır. Her gün zırhlı bir araç sürer ve insanların milyonlarca dolar değerindeki paralarını gözünün önünden ayırmayarak taşımacılık yapar. David’in hayatında zerre kadar heyecan yaratan tek şey olan iş arkadaşı Kelly Campbell (Kristen Wiig) ise flört etmeyi sever. Kelly, David’i kısa bir süre içinde hayatının planını yapmak için baştan çıkarır. Fazla akıllı olmayan bir grup suçluya liderlik eden Steve Chambers (Owen Wilson) ve absürt derecede yanlış bir soygun planıyla birlikte, David imkansızı başarır ve $17 milyon dolar nakit parayı çalar. Ancak sorun şudur ki çaldığı parayı aptallığından ötürü, ikili oynayan vahşi suçlular grubuna kendi elleriyle teslim eder ve soygun suçu David’in üzerine yıkılır. Hırsızlar milyon dolarları çarçur edip saçma lükslere harcarken, arkalarında apaçık deliller silsilesi bırakırlar. Kendini firari halde bulan David, hem kolluk kuvvetlerinden kaçmak, hem de esprili tetikçi Mike McKinney’i (Jason Sudeikis) atlatmak zorundadır ve en çok da güvenmiş olduğu kişilerle olan durumunu tersine çevirmeye çalışmalıdır.’
Deepwater Horizon / Deepwater Horizon: Büyük Felaket
War Dogs / Vurguncular
Pele
Go Home / Eve Dönüş
Bir Baba Hindu
Lanet: Uyanış
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →