· 10 dk okuma

En Kötüden En İyiye Marvel Sinematik Evreni Filmleri

En Kötüden En İyiye Marvel Sinematik Evreni Filmleri

2008 yılında gösterime giren Iron Man aracılığıyla tanıştığımız Marvel Sinematik Evreni, 17 Temmuz’da vizyona giren Ant-Man ile ikinci aşamasını tamamladı ve arkasında iyisiyle kötüsüyle 12 film bıraktı. Spider-Man, X-Men ve Fantastic Four gibi hakları farklı stüdyolara ait olan süper kahramanları dışarıda bıraktığımız bu evren, şu ana kadar iki aşamaya bölünmüş durumda. Avengers Assembled olarak adlandırılan ilk aşamada yer alan altı film (Iron Man, The Incredible Hulk, Iron Man 2, Thor, Captain America: The First Avenger ve Marvel’s The Avengers), bizleri The Avengers’ı oluşturan ana ekibin yanı sıra S.H.I.E.L.D. ve HYDRA gibi özel organizasyonlarla ve HYDRA’nın gizli silahı Tesseract ile tanıştırmıştı. İkinci aşamada yer alan filmler (Iron Man 3, Thor: The Dark World, Captain America: The Winter Soldier, Guardians of The Galaxy, Avengers: Age of Ultron, Ant-Man) ise The Avengers’ta gerçekleşen New York Savaşı sonrasına odaklanırken aynı zamanda yeni evrenlerin ve hikayelerinde kapısını açmış, Ultron’un ortaya çıkışı ile sonlanmıştı. 6 Mayıs 2016’da vizyona girecek ve üçüncü aşamayı başlatacak olan Captain America: Civil War’u heyecanla beklerken ilk iki aşamada hangi filmler öne çıktı, hangileri bizi hayal kırıklığına uğrattı; mercek altına aldık.

Katkıda Bulunanlar: Batu Anadolu, Billur Dalak, Emre Serbes, Gizem Çalışır, Hazan Özturan, İbrahim Cem Özsefil, Oğuzhan Demirkan, Serdar Durdu, Tolga Demir, Utku Ögetürk

12- Iron Man 2

iron-man-2-filmloverss

2008 yılında Marvel Sinematik Evreni’ni başlatan ilk Iron Man filminin gişede büyük bir başarı yakalamasının ardından Marvel, yönetmen Jon Favreau’yu ikinci kez kamera arkasına geçmeye ikna etmişti. Fakat ilk filmin rüzgarını kullanmak isteyen Marvel, devam filminin prodüksiyon sürecini aceleye getirerek yönetmen Jon Favreau’ya ihtiyacı olduğu zamanı maalesef tanımamıştı. Gerek ilk filmde Terrence Howard’ın canlandırdığı James Rhodes karakterinin ikinci filmde Don Cheadle tarafından canlandırılması, gerekse o dönem oyunculuk kariyerini yerlerden toplayan Mickey Rourke’un filmde oldukça vasat bir kötü adam performansı çizmesinden dört yıl sonra “Ben bir Marvel hayranı değilim.” gibi talihsiz bir açıklama yapması, Iron Man 2’nin Marvel Sinematik Evreni’ndeki en zayıf halka olmasına katkı sağlayan en önemli detaylardı. (Oğuzhan)

11- The Incredible Hulk 

the-incredible-hulk-filmloverss

 2008 tarihli film; hem Marvel Sinematik Evreni’nin ikinci denemesiydi, hem de 2000’li yılların ikinci Hulk uyarlamasıydı. Başrolünde Edward Norton gibi muhteşem bir oyuncuyu barındırmasına rağmen istenilen başarıya erişemedi, yine de çıktığı dönemde taktirle karşılandı, özellikle de yeşil kahramanımızın Ang Lee uyarlaması göz önünde bulundurulduğunda. Hulk henüz bir ısınma turundan ibaretti ve vizyonda olduğu tarihte beğenilmesine karşın yine aynı yıl vizyona girmiş olan Iron Man kadar iyi olmayışı herkesin dilindeydi. Filmin en güzel tarafı ilk çıktığında da, bugün de Avengers’ı müjdelemesi gibi durduğuna göre bir şeylerin eksik kaldığını anlamak zor değil. Liv Tyler’ın canlandırdığı Betty Ross’un bugünün karmaşık ve güçlü kadın karakterleriyle pek alakası yoktu. The Incredible Hulk’la beraber uzunca bir süre Hulk’ı solo izleyeceğimiz bir filmin ortaya çıkma ihtimali kaybolmuş oldu. Tüm bunlara rağmen bayıla bayıla “Hulk ezer!” cümlesini duymayı bekleyip, duyunca da keyiflendik tabii. Hulk gününün standartlarında iyi, bugün baktığımız yerden ise vasat bir film. Bu durum da Marvel Sinematik Evreni’nin aldığı yolun ayaklı kanıtı niteliğinde. (Hazan)

10- Captain America: The First Avenger 

captain-america-first-avenger-filmloverss

Chris Evans’ın ilk kez Captain America rolüyle karşımıza çıktığı The First Avenger, film olarak çok başarılı olmasa da kahramanımız için gerekli alt yapıyı sağlamak açısından oldukça önemliydi. Bu film Avengers ekibinin önemli bir üyesi olan Captain America’nın The Avengers filminden önce izleyicilere tanıtılması, Steve Rogers’ın neden günümüz dünyasından bu kadar kopuk olduğunun gösterilmesi açısından önemli bir bağ oluşturuyor. Sıradan bir adam olan Rogers’ın bir süper kahramana dönüşümünü göz önüne serdiği gibi, bir de onu Captain America yapan elementlere şahit oluyoruz. İkinci Dünya Savaşı’nda Amerika’nın Nazilere karşı verdiği mücadelenin fonunda, gelişmiş teknolojisiyle Dünya’yı ele geçirmek isteyen gizli örgüt HYDRA ile de ilk olarak burada tanışıyoruz. İzlemesi Winter Soldier kadar keyifli olmayan bu film, Marvel Evreni’nde olan bitenleri anlamlandırmamıza yardımcı oluyor. Yine ilk kez bu filmde tanıştığımız Peggy Carter da dizi ve filmlerdeki cameolarıyla MCU filmleri arasındaki önemli bir bağ halini alıyor. Güçlü karakteriyle sevilen Peggy Carter, daha sonra kendi dizisi olan Agent Carter’la da karşımıza çıkıyor. Iron Man olarak tanıdığımız Tony Stark’ın babası Howard Stark’ın gençliğe de hikayeye artı katan etmenler arasında yer alıyor. The First Avenger, izlenmesi şart bir Marvel filmi olmasa da, geçtiği dönem ve Steve Rogers’ın kahramana dönüşüm süreciyle izlenesi bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. (Billur)

9- Thor 

thor-filmloverss

İrlandalı ünlü aktör-yönetmen Kenneth Branagh’ın yönetmenliğini yaptığı film, İskandinav mitolojisinin en ünlü tanrılarından Thor’u Marvel Sinematik Evreni’ne tanıtmıştı. Başrollerinde Chris Hemsworth, Natalie Portman, Anthony Hopkins ve Tom Hiddleston’un yer aldığı film, Avengers’ın vazgeçilmez üyelerinden Thor’un orijin öyküsünü bizlere aktarmıştı. Chris Hemsworth’ü her ne kadar Thor rolünde izlemek keyifli olsa da filmin esas yıldızı, Haylazlık Tanrısı Loki’yi canlandıran Tom Hiddleston’du. Zira Hiddleston’un Loki karakteri o kadar sevildi ki kendisi Marvel Sinematik Evreni’nin ilk aşamasını sona erdiren The Avengers’ta da kötü karakter olarak yer aldı. Genel bir değerlendirme yapılacak olursa Thor, başarılı bir çizgi roman uyarlaması olarak izleyenleri Asgard gibi Dünya dışı bir âleme götürerek Marvel’ın kozmik tarafının ilk örneğini bizlere göstermişti. (Oğuzhan)

8- Avengers: Age of Ultron 

Yenilmezler-Ultron-cagi-Avengers-Age-of-Ultron-filmloverss

Yenilmezler: Ultron Çağı’nın ilk filme göre en büyük avantajı, süresi boyunca ihtişamına yakışır şekilde, seyircisini bir dakika bile sıkmaması. İlk filmle kıyaslayacak olursak, kahramanların bir araya geliş serüvenini anlatmak gibi bir ihtiyaç olmadığından açılış sekansından itibaren aksiyonu neredeyse hiç kesmeyen Josh Whedon, bir kez daha hünerini gösteriyor. Lakin, film bu durumu avantaja çevirse de serinin ikinci filminde ise zayıf diyaloglara yenik düşüyor. Birçok Marvel filminin, kaliteli diyaloglarla bezenmiş mizahı bu filmde ne yazık ki yok.

Yenilmezler: Ultron Çağı’nı seyredip ihtişamına hayran kalmamak mümkün değil. Açıkçası, filmin getirdiği Amerikan propagandasını görmezden gelmeyi başarırsanız iki saat süren bir görsel orgazm yaşamınız mümkün. Ancak, bu kadar süper kahramanı bir araya toplayarak sadece keyifli dakikalar vadeden bir filme de hak ettiğinden fazla anlam yüklemeye gerek yok. (Utku)

7- Thor: The Dark World 

thor-the-dark-world-filmloverss

Branagh’ın yerine yönetmenlik koltuğuna geçen Alan Taylor, son uzun metrajını on yıl önce çekmesine karşın Game of Thrones dizisinde yönetmenlik yapmış bir isim olarak çizgi roman dokusunu beyazperdeye başarıyla yansıtıyor. Açılış sahnesinden itibaren mekan kullanımı Yüzüklerin Efendisi’ni, uzay gemileri ve kötü karakterleri ise Yıldız Savaşları’nı hatırlatıyor. Yönetmen; özgünlüğe darbe vurabilecek olan bu sorunu, izleyiciyi görsel fantezinin kollarına bırakarak aşıyor. Örneğin; Malekith’in Asgard’a girişi tek bir diyalog olmadan verilirken, gereksiz gevezelikten uzak kalınması -Iron Man’e selam olsun- önemli bir artı olarak dikkat çekiyor.

Thor: Karanlık Dünya, izleyicilerin bir dakika bile sıkılmadan izleyebilecekleri zengin bir görsellik sunarken mükemmel hikaye arayan izleyiciler için burun kıvrılabilecek bir yapım haline geliyor. Nolan’ın Batman’i yerine Whedon’un Yenilmezler’inin izinden giderek ağırlığını aksiyondan yana kullanıyor. İzleyici nezdinde en yüksek puanı “samimilik” üzerinden elde ediyor. (Batu)

6- Iron Man 3 

iron-man-3-marvel-filmloverss

Hayal kırıklığı yaratan Iron Man 2’nin ardından Jon Favreau’nun yönetmenlik koltuğunu Shane Black’e devrettiği Iron Man 3’te Tony Stark’ı, Yenilmezler’de yaşananların ardından uyku sorunlarından muzdarip bir halde ve panik ataklar geçirirken buluyoruz. Zırhı da dahil olmak üzere neredeyse her şeyini kaybeden Stark’ın egosunu tıraşlayarak sadece kendi akıl ve becerisine güvenmek durumunda kaldığı Iron Man 3, Stark’ın insani yönünü ön plana çıkarıyor. Her ne kadar ilk iki filmde duymayı pek sevdiğimiz AC/DC ve Black Sabbath parçaları bu filmde kullanılmamış olsa da Iron Man 3, aksiyon sahneleri ve görsel efektler bazında diğer iki filmi geride bırakıyor. Stark’ın ruh ikizi çocuk Harley’i canlandıran Ty Simpkins ve Mandarin’i canlandıran Ben Kingsley’nin bireysel performansları da, filmi başarılı kılan diğer ögeler. İlk filmin çıtasına ulaşamasa da Iron Man 3, Marvel Sinematik Evreni’nin başarılı yapımlarından birisi. (Cem)

5- Ant-Man 

ant-man-filmloverss

Başrol oyuncusu Paul Rudd’un senaristleri arasında yer aldığı ve Peyton Reed’in yönettiği Ant-Man, tam da küçülmüş de büyümüş Marvel hayranlarına göre bir film. Karakterlerinin hikayelerini imkanlar el verdiğince derinleştirmeye çalışmış olan film; Marvel’ın alıştığımız kısımlarından biraz ayrı, ama Marvel evreninin geçmişiyle geleceğini bir köşeden daha bağlayan bir hikayeyle karşımıza çıkıyor.

Filmde eldeki bütün malzemeler doğru kıvamda kullanılmış. Mesela yönetmen Peyton Reed’in ve senaristler Edghar Wright ile Joe Cornish’in romantik-komedi geleneğinden geliyor olması, komedi yönünden filme büyük avantajlar kazandırmış vaziyette. Galaksinin Koruyucuları ile beraber hepten hız kazanan Marvel’ın komik tonu, Ant-Man’de de bir hayli güçlü. Ant-Man’i seyirlik kılan şeylerden biri de bize CGI teknolojisinin ve 3 boyutlu sinemanın gerçek amacını anımsatması. Filmde görsel efektler çok yoğun olarak kullanılmış vaziyetteler ve hepsi de yerli yerinde kullanıldığını hissettiriyor. (Hazan)

4- The Avengers 

the-avengers-filmloverss

 

Marvel Sinematik Evreni’nin 12 filmlik külliyatına bir dönüp baktığımızda iki kilit yapım görmekteyiz. Bunlardan ilki yakaladığı başarı ile tüm bu evreni mümkün kılan Iron Man’di. İkincisi ise, birinci faz boyunca izlediğimiz tüm önemli karakterleri uygun bir hikaye ile bir araya getirme gibi zorlu bir görevin altından alnının akıyla çıkan The Avengers’tı. Joss Whedon, 140 dakika içerisinde zaman zaman klişelere başvursa da, ana karakterlerin motivasyonlarını yeterli bir biçimde perdeye aktarıp, aynı zamanda Avengers üyelerinin bir ekip olmasını da epik bir şekilde anlatmayı başarıyordu. Tüm bunların yanında belki de en önemlisi The Avengers, Marvel Sinematik Evreni’nde bir dönemi kapatıp gelecek yapımlara da önemli bir temel atmayı başarmıştı (The Avengers ile direkt ilintili Iron Man 3’te Tony Stark’ın yaşadığı post-New York sendromunu veya Daredevil’daki emlak piyasasının son durumunu hatırlayalım). (Emre)

3- Iron Man 

iron-man-filmloverss

Çizgi roman uyarlamaları içerisinde hem tekniği hem de hikayesiyle özel bir öneme sahip olan Iron-Man, 2008 yılında Marvel Sinematik Evreni’ni başlatan ilk film olma özelliğiyle de dikkatleri üzerine çekmişti. Öyle ki; Iron-Man’in gişede kazandığı büyük başarı sinema eleştirmenlerinden gelen yüksek puanlarla da taçlanınca serinin devam filmlerinin geleceği de kesinleşmiş oldu. Fakat Iron-Man 2 ve 3, ilk filmin kazandırmış olduğu prestiji sağlayamayarak Iron-Man hayranlarının bir kısmını hayal kırıklığına uğrattı.

Iron-Man’in yönetmen koltuğunda oturan Jon Favreau’nun geniş vizyonu ve Robert Downey Jr., Gwyneth Paltrow, Jeff Bridges ve Terrence Howard gibi isimlerin uyumlu kimyasıyla büyük başarıya ulaşan ilk film; Stark Industries’in zengin ve züppe patronu Tony Stark’ın Iron-Man’e dönüşüm sürecine odaklanıyor. Silah endüstrisi içerisindeki kirli oyunları da gün yüzüne çıkarmayı başaran ilk filmde; kendi şirketinin ürettiği silahlar ile ölümcül bir suikaste uğrayan ve göğsünün ortasına yerleştirilen bir mıknatıs sayesinde hayatta kalan Tony Stark’ın, ark reaktöründen gücünü alan bir zırh yaratarak kendini hapseden terör örgütünden kaçışına ve ona bu suikasti planlayan iş ortağı Obadiah Stane ile olan yüzleşmesine tanık oluyoruz. Iron-Man serileri dışında Avengers filmlerinde de yerini alan Iron-Man’i, önümüzdeki sene vizyona girecek Captain America: Civil War filminde görmeyi merakla bekliyoruz. (Gizem)

2- Guardians of the Galaxy 

guardians-of-the-galaxy-filmloverss

Geçtiğimiz yıla kadar Star-Lord, Zamora ve Groot dendiğinde birçoğumuz büyük ihtimalle anlamaz gözlerle bakıyorduk. Marvel sinematik evreninin daha kendine özgü ve pek globalleşmemiş kahramanlarının da beyazperdeyle buluşması sayesinde bu durum değişti. 2014’te vizyona giren Galaksinin Koruyucuları – Guardians of the Galaxy, blockbuster’ın nasıl olması gerektiğini hatırlatan çok başarılı bir işti. Genel olarak yabancı olduğumuz kahramanları konu alması sayesinde de tarafsız bir gözle izlememiz pekala mümkün oldu ve beklentilerin üstünde bir seyirle karşı karşıya kaldık.

Karakterizasyonundaki detaycılık, güçlü yan karakterlerle bezeli hikayenin anlatımındaki istikrar ve yalnızca aksiyona bel bağlamayan kurgusal yapısı, Galaksinin Koruyucuları’nı bu denli başarılı hale getirdi. Aslında Marvel uyarlamalarının bir özelliği olsa da son filmlerde pek baskın olmayan mizahi anlatım da, birkaç karakterle beraber işlenince çok doğal bir biçime büründü. Çizgi roman serisinin uzunca bir mazisi olması bir yana, nostaljik elementlerin de film içerisinde yerli yerinde ve abartısız kullanılması daha geniş bir kitleye hitap etmede büyük pay sahibi oldu. (Tolga)

1- Captain America: The Winter Soldier 

captain-america-winter-soldier-filmloverss

Önce Captain America: The First Avenger, ardından da The Avengers’ta gördüğümüz Captain America, bu filmde artık günümüze ayak uydurmanın son aşamasına gelmiş durumda. 70 senelik bir uykudan dönen Steve Rogers, bir yandan kaçırdığı zaman diliminde Dünya’da olanları öğrenmek isterken, bir yandan da SHIELD ile çalışmaya başlıyor. Ancak HYDRA tehlikesi yine peşini bırakmıyor. Bu gizli örgütün SHIELD’ın içinde uzun zamandır gizlendiği ortaya çıkıyor. Üstüne bir de Steve’in ilk filmde öldüğünü sandığı yakın arkadaşı Bucky Barnes’ın hayatta olduğu ortaya çıkıyor. Kim olduğunu hatırlamayan Bucky, artık Winter Soldier kod ismiyle anılan bir suikastçiye dönüşmüş durumda. Captain America, bir yandan en yakın arkadaşını kurtarmaya, diğer yandan da SHIELD’ın içindeki HYDRA tehlikesiyle mücadele etmeye çabalıyor. Steve’in Winter Soldier’ın gerçek kimliğini fark etmesiyle ve First Avenger’a yapılan doğru göndermelerle film, aksiyon ve duygusal yönünü başarılı bir şekilde dengelemeyi başarıyor. Böylece de farklı birçok elementi bir araya getiren başarılı hikayesiyle, Captain America’nın yavaş yavaş günümüze ayak uydurmaya başlamasıyla ve onun gelişen dövüş teknikleriyle Marvel’ın seyir keyfi en yüksek filmlerinden birisi haline geliyor. Winter Soldier, Captain America’yı hak ettiği gibi yansıtmayı başarırken, bir de “İşte Marvel’dan beklenen süper kahraman filmi bu!” dedirtiyor. (Billur)


FilmLoverss

FilmLoverss

7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı

Yazarın diğer yazılarını gör →