· 6 dk okuma

En Kötüden En İyiye Christopher Nolan Filmleri

En Kötüden En İyiye Christopher Nolan Filmleri

21 Temmuz’da vizyona girecek Dunkirk öncesi Christopher Nolan’ın filmografisine bir bakış atarak, başarılı yönetmenin filmlerini en kötüden en iyiye sıraladık. 

Seçkiye geçmeden önce şunu hatırlatalım, biz bu seçkiyi, Christopher Nolan’ın tüm filmlerini izlemiş ve filmografisine hakim dokuz yazarımızın oylarıyla hazırladık, ki herbirimizin listesi bir diğerinin listesinden oldukça farklıydı, kendi aramızda da tatlı tartışmalar yaşadık. Yazının altına, siz de sıralamanızı ve fikirlerinizi bırakabilirsiniz.

Oylamaya katılanlar: Serdar Durdu, Utku Ögetürk, Ekin Can Göksoy, Halil İbrahim Sağlam, Melis Öneren Özbek, Ecem Şen, İbrahim Cem Özsefil, Özge Yağmur

En Kötüden En İyiye Christopher Nolan Filmleri

9- The Dark Knight Risesthe-dark-knight-rises-filmloverss

FilmLoverss Puanı: 60

Christopher Nolan’ın çok övülen Batman üçlemesinin üçüncü ve en zayıf halkası olan The Dark Knight Rises, Bane isimli bir asinin ortalığı karıştırarak Gotham şehrini ele geçirişine odaklanıyor. Klasik üçleme çizgisinde ilk filmle bağlantı kurarak arka plan hikayesini güçlendirse de, The Dark Knight Rises içerdiği muğlak – kimine göre otoriter – politik mesaj ile üç saate yakın bir görsel şölen dışında hiçbir şey vaat etmiyor. Çok sevilen ikinci film The Dark Knight’taki senaryo boşlukları (birden olayların çözülmesi için kullanılmış teknolojik numaralar gibi) bu filmde o kadar göze batmıyor. Burada göze batan daha çok, iyi-kötü çizgisinin yönetmen tarafından çok net çizilmesi ve bu sınırın rahatsız edici bir noktada durması. James Cameron yönetmenliğini üçüncü sınıf sürpriz sonlu senaryolarla bezemeyi seven Christopher Nolan’ın filmografisinde bile eğreti bir yer tutuyor dolayısıyla film. Zizek’in sözleri ile “asi” vatandaşları bastıran “iyi” kapitalisti temsil eden Batman’in karşısındaki Bane ile kıyaslandığında neden “iyi” olduğuna dair ikna edici bir cevabı yok Batman’in. Yahut, Bane’in insanları sokaklara nasıl dökebildiğine ve o sokaktaki insanların neden “kötü” olduğuna… Tüm bunlarla birlikte, filmin The Dark Knight Üçlemesi’nin en zayıf filmi olduğunu söylemek çok kolay. Genel görüşün aksine, benim açımdan üçlemenin Tim Burton’ın Batman’lerinin yanına bile yaklaşamayacağını düşünürsek, Batman filmlerinin en kötülerinden biri olduğu da aşikar.

8- Following

following-filmloverss

FilmLoverss Puanı: 67

Nolan’ın 69 dakikalık siyah-beyaz ilk mini uzun metrajı olan Following, 6 bin dolar gibi inanılmaz düşük bir bütçeyle ve 16 mm kamerayla kotarılmış bir film. Nolan’ın 1997 yapımı kısa filmi Doodlebug’ta oynayan Jeremy Theobald’ın hem başrol hem de Nolan’la beraber yapımcı sıfatıyla yer aldığı filmin oyuncu kadrosu tamamı profesyonel olmayan, hayatlarında ilk defa bir filmde oynayan kişilerden oluşuyor. Following, “ilk filmimi çekiyorum, hatalarımı mazur görün” savunmasına sığınan birçok sinemacıya ders niyetinde izlettirilecek,  bunca amatörlük ve bütçesizlik içerisinde bile nasıl yetkin bir yönetmenlik sergilenebileceğini gösteren bir örnek. Özellikle üç farklı koldan akan ve lineer olmayan hikaye kurgusuyla öne çıkan bu film-noir’i sinema tarihine geçecek olan “Memento”nun altyapısı olarak yorumlamak mümkün.

7- Imsomnia

insomnia-filmloverss

FilmLoverss Puanı: 70

Kariyeri boyunca yöneteceği filmlerin senaryosunu hep kardeşiyle birlikte yazacak olan Nolan, 2002’de bir istisna yaparak Erik Skjoldbjaerg’in 1997 yapımı Insomnia filminin yeniden çevrimine imza attı ve senaryosu bir başkasına aitti. Al Pacino, Robin Williams, Hillary Swank gibi yıldız oyuncuları kadrosunda barındıran ve 46 milyon dolarlık bütçesiyle Nolan’a Hollywood’un kapılarını açan yapım, hafızayı, zamanla oynamayı ve karmaşık kurguyu seven Nolan’ın tarzıyla alakası olmayacak derecede sade ve düz bir suç- polisiye filmiydi. Uykusuzluk teması üzerine şekillenen film, daha çok Robin Williams’ın kötü adam portresi ve finaldeki sisli atmosferiyle akıllarda yer etti. Kötü bir film olmamasına, hatta başarılı sayılabilecek bir yeniden çevrim olmasına rağmen Nolan’ın yönetmenlik becerisi, zekası ve tarzıyla kıyaslandığında filmografisinde hep en gerilerde anılmaya mahkum oldu.

6- Batman Begins

batman-filmloverss

FilmLoverss Puanı: 71

Gittikçe daha yüksek bütçeli filmler çekmeye başlayan Nolan, Spider-Man ve X-Men filmlerinin gördüğü yoğun ilginin ardından Joel Schumacher’in zamanında adeta katlettiği Batman serisini yeniden diriltmek için aranan yönetmen oldu. 150 milyon dolarlık bütçesiyle Nolan’ın “blockbuster” arenasına giriş yaptığı film olan Batman Begins, Tim Burton’un “gotik” yorumundan ve Joel Schumacher’in adeta karnavala çevirdiği “Gotham” tasvirinden ziyade Batman evrenine gerçekçi ve karanlık bir yorum getirerek oldukça başarılı bulundu. Günümüzdeki süper kahraman filmlerinde izleyicinin artık daha psikolojik ve karanlık atmosferlerden hoşlanmaya başlamasına ise büyük oranda Nolan’ın bu yaklaşımı öncü oldu.

5- Interstellar

basarili-bir-video-interstellar-in-gelecek-tasviri-filmloverss

 

FilmLoverss Puanı: 76

Gittikçe yaşanmaz bir hale gelen Dünya’da insanlar bir yandan yaşam koşullarıyla mücadele etmeye çalışırken bir yandan da uzayda yeni Dünyalar aramaya başlamışlardır. Ama uzay, kara delikleri ve kütle çekiminin sebep olduğu zaman kaymalarıyla daha önce görülmemişe doğru açılan o sonsuz kapısıyla fazlasıyla zorlu bir yerdir. Başarılı fikrin hakim olduğu sahnelerde film görsellerle birlikte tam anlamıyla mest ediyor, uçuyor. Ama ne zamanki klişeler ve tutarsızlıklar kendini göstermeye başlıyor, film büyüklüğünün altında ezilmeye başlıyor. Yıldızlararası, Nolan’ın filmografisinde kötü olmayan, iyi de olmayan ama epik hiçbir şekilde olmayan bir film olarak değerlendirilebilir. En nihayetinden tutarsızlıklara ve yüzeyselliklere gülüp geçerseniz, altta yatan fikir ve etkileyici teknik kullanımları çok zevkli bir iki saat kırk dakika sunabilir size.

4- The Prestige

the-prestige-filmloverss

FilmLoverss Puanı: 79

Batman’i bir üçlemeye dönüştürecek olması sebebiyle kariyerine bundan sonra bir Batman filmi ve bir kişisel film şeklinde devam edecek olan Nolan, Insomnia ile tatmin edemediği hayran kitlesine Memento ayarında bir film hediye etmeliydi. Kardeşi Jonathan Nolan ile beraber kaleme aldıkları The Prestige, Nolan’ın kurgusal zekasını yine gözler önüne seriyor ve özünde iki illüzyonistin hem iş hem de aşk yaşamlarında birbirleriyle olan çekişmelerine odaklanıyordu. Bunu yaparken aynı zamanda bir matematik problemine, fizik sorusuna, sosyolojik araştırmaya ve psikolojik deneye dönüşen film, Edison – Tesla çekişmesine de değinerek filme ayrı bir paralel boyut katıyordu. Batman’de beraber çalışmaya başladığı Christian Bale ve Michael Caine ile beraber Hugh Jackman, Scarlett Johansson ve Rebecca Hall’lü kadrosuyla dikkat çeken filmde Nolan, karanlık hikayesiyle “gizem” faktörünü son anına kadar sağlamayı başarıyor, çok sevdiği sürpriz final kullanımıyla birlikte film bittikten sonra bile kafada yeni sorular oluşturuyordu.

3- Dark Knight

dark-knight-filmloverss

FilmLoverss Puanı: 86

Christopher Nolan’ın Batman Begins ile başlattığı seri, hikâyenin daha önce görselleştirilmemiş noktalarına uzandı ve Batman’in nasıl Batman olduğunu çocukluğuna inip, sağlam bir temel üzerine oturtarak şekillendirdi. İlk film bir kahramanın doğuşunu polisiye şablonuna yaklaşarak anlattı. İkinci film The Dark Knight’a gelindiğinde ise bu yapı filmin omurgası haline geldi diyebiliriz. Nolan, bir süper kahramanı fantastik unsurlardan olabildiğince arındırıp gerçek dünyanın ortasına attı ve çizgi roman uyarlamalarına taze bir soluk getirdi. Ne Tim Burton’ın Batman filmleri gibi karanlık ve boğucu ne de Joel Schumacher’ın filmleri gibi ciddiyetten uzaktı. The Dark Knight, bir süper kahraman filminden çok adeta bir suç epiğiydi. Nolan da zaten 90’lı yılların suç filmi klasiği olan Heat gibi bir film yapmak istediğini dile getirmişti. Batman Begins’e göre büyük düşünen, çok karakterli ve zengin bir olay akışına sahipti bir filmdi The Dark Knight. Nolan, Joker’in yükselişini, onun Gotham’da yarattığı kaosu öyle zekice anlattı ki, Heath Ledger’ın efsaneleşen Joker yorumuyla film günümüzün klasiklerinden birine dönüşmekte pek zorlanmadı.

2- Inception

FilmLoverss Puanı: 87

Manipüle etmenin gücünü en somut haliyle izleyicisine yaşatan Inception’ın en etkileyici kısımlarından biri de buydu diyebiliriz. Tamamen insanın zihniyle alakalı gizemlere odaklanarak, izleyen herkesin kişisel çıkarımlar yapmasına olanak tanıması da yadsınamaz bir değer. Inception’ın, dram yüküyle bilimkurgu sinemasına kattıkları şimdilik bir yana dursun, Nolan’ın kariyerine kattıkları da azımsanacak derecede değil. Türkçe adı Başlangıç olan film, ilginçtir ki Nolan’ın kariyerinde de bir başlangıç noktası gibi duruyor. Yönetmenin “Superstar”ı gibi muamele görmesinin en önemli sebeplerinden biri Inception.

1- Memento

memento-filmloverss

FilmLoverss Puanı: 88

Christopher Nolan” ismini dünyaya duyuran film olan Memento, hem 9 milyon dolarlık bütçesiyle hem de Guy Pearce ve Carrie Anne Moss gibi ünlü oyuncuların yer almasıyla Nolan’ın gerçek potansiyelini ortaya koyduğu ilk filmdi. Kardeşi Jonathan Nolan’ın “Memento Mori” adlı kısa hikayesini senaryolaştıran Nolan, Following’te ele aldığı insan psikolojisini ve kara film motifini Memento’da “bellek” temasıyla birleştiriyor ve zamanı tersine çevirerek izleyiciyle hafızasını kaybeden karakter arasında eş zamanlı bir algı yaratan kurgusunu yine “bellek” üzerinden yürüterek alanında devrimci bir kurguya imza atıyordu. Memento, esasında basit bir hikayenin senaryo ve kurgu teknikleriyle nasıl kafa karıştırıcı, düşündürücü ve sinemasal anlamda devrimci bir hale getirilebileceğinin en güçlü örneklerinden biriydi. Öyle ki, Memento’nun yarattığı stil daha sonraları birçok yönetmene ilham kaynağı oldu ve sinema tarihine adını yazdırdı.


FilmLoverss

FilmLoverss

7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı

Yazarın diğer yazılarını gör →