· 12 dk okuma

E.T. the Extra-Terrestrial Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay!

E.T. the Extra-Terrestrial Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay!

Steven Spielberg imzalı 1982 yılı yapımı E.T. the Extra-Terrestrial bilimkurgu dünyası içerisinde yeni bir atmosfer yaratıcısı olmuştur. Bir uzaylı ile dünyalı bir çocuğun aralarındaki bağ ile ilerleyen hüzün dolu ama aynı zamanda her zaman umut ışığını da göğsünde taşıyan film, 80’ler bilimkurgu dünyasının bir doruk noktasıdır. Biz de bu doruk noktasını inceleyerek E.T. the Extra-Terrestrial hakkında bilmeniz gereken 15 detayı derledik.

Steven Spielberg tarafından yönetmenliği yapılan Melissa Mathison tarafından senaryosu yazılmış olan film, E.T. the Extra-Terrestrial bir uzaylının, dünyanın dışından dünyayı incelemek için gelmiş ancak terk edilmiş bir canlının bilinmediği topraklarda yapayalnız kalmasıyla beyazperdede yolculuğuna başlar. E.T. yapayalnız kaldığı ve korkutuculuğu içerisinde kendi yolunu kaybettiği bu dünyada hayatta kalmak için bir yol ararken kendini bir anda bir evin arka bahçesinde bulur. Bu arka bahçe aslında evinde olsa da kendini bu eve ve çevresindekilere yabancı hisseden Elliot’ın (Henry Thomas) evidir. Klasik bilimkurgu-gerilim hikayesinin başlangıç klişesi ile Spielberg izleyiciyi ilk başta bilinmezliğe doğru bir yola sürükler. Evin arkasındaki depoda Elliot korkulu ama bir o kadar da meraklı bakışlarla E.T. ile karşılaşır. İşte tam da bu noktada Spielberg klişesinin kırılmasını yaratır ve kendi büyüsünü yaratır. Elliot E.T.’yi öldürmeye, E.T.’de Elliot’ı yemeye falan çalışmaz. Aralarında tarifi imkansız bir bağ oluşur. Bu bağ ile beraber Elliot E.T.’yi gardırobunda saklamaya başlar. E.T.’nin isteği evine dönmektir ve yapabildiği doğaüstü olaylar ile Elliot’ın güvenini ve merakını kazandıktan sonra konuşma yetisini eline alarak ‘call home’ der. Bu arayış, bu çağrı E.T.’nin eve dönme arzusunu yansıtırken Elliot için de yapılacak bir amaç ve kendini değerli hissedebileceği bir gaye olur.

Elliot E.T.’ye yardım etmeye çabalarken Elliot’ın büyük erkek kardeşi Michael (Robert MacNaughton) ve küçük kız kardeşi Gertie (Drew Barrymore) E.T.’yi tanımaya ve onunla iletişim kurmaya başlarlar. Michael E.T.’nin eve dönmesi için çabalarken, Gertie de E.T.’nin iletişim kurması için ona bilmeden de olsa yardım eder. Ancak E.T. ile Elliot arasında tüm bunların yanında başka bir bağ meydana gelmeye başlar. Artık bir şekilde E.T. ile Elliot arasında ruhsal, telepatik ve fiziksel bir bağ meydana gelmeye başlar. E.T. evde yalnız kaldığı bir zaman evde dolanmaya başlar. Yabancı olanları denemeye başlar. Bu deneyimler arasında bira içen Elliot sarhoş olmaya başladığında okulda ki Elliot da sarhoş olmaya başlar ve bu aralarındaki bağın ilk adımı olarak gerçekleşir. Daha sonra E.T.’nin insanlar tarafından yakalanmasıyla beraber eve dönüş umudunun ve kendini güvende hissettiği Elliot’ın yatak odasından sökülüp alınması E.T.’nin hayat enerjisini tüketmeye başlar. E.T.’nin ışığı sönmeye başladıkça Elliot da hasta olmaya ve ölmeye başlar. Filmin tüm duygusallığının ve yüzü olmayan insanların eleştirisi yanında E.T. ile Elliot’ın bisiklet ile uçtuğu sahne ya da Cadılar Bayramı kostümler ile beraber film kalp kıran atmosferi içerisinde unutulmaz umut ve dostluk ışığının resmedilişi olmuştur. Dostluk bağından çıkarak evine yabancı olan Elliot ile dünyaya yabancı olan E.T.’nin dostluğunun anlatıldığı dünya, insan, kaos ve ön yargı eleştirisinin unutulmaz bilimkurgu filmi E.T. the Extra-Terrestrial hakkında bilmeniz gereken detayları sizler için derledik ve Spielberg’ün nesiller boyu devam eden edecek olan bilimkurgu başyapıtı hakkında bir derleme oluşturduk sizler için.

***Yazının bundan sonrası E.T. the Extra-Terrestrial filmine dair keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

E.T. the Extra-Terrestrial Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay!

E.T.’nin Yaratılamaması

E.T.

Steven Spielberg E.T.’nin yaratılması sürecine girince 80’ler bilimkurgu dünyası içinde olmayan bir tarafı yansıtmak istedi ve yansıttı. O zamana kadar yapılmış en etkili gerçek oyunculu bilimkurgu karakteri olan E.T. yaratılış süreci içerisinde büyük sektelere uğradı ve yaratılmasının gerçekleşemeyeceği gibi görünen bir durum içerisine girdi. Spielberg ilk önce E.T.’yi yaratması için teklifi Rick Baker’a götürdü ancak Baker John Landis imzalı An American Werewolf In London çekimlerinde çok meşguldü. Daha sonra Spielberg  Chris Walas’a teklifi götürdü, ancak Walas da Spielberg’ün teklifini kabul edemedi çünkü David Cronenberg imzalı Scanners filminde yer alıyordu. Spielberg üçüncü kez E.T.’nin yaratılması teklifini Rob Bottin’e götürdü ancak o da John Carpenter’ın unutulmaz bilimkurgu filmi The Thing için kamera arkasında yer alıyordu. Spielberg E.T.’nin yaratılması sürecini gerçekleştiremeyeceğini düşünürken en son olarak teklifi Close Encounters Of The Third Kind filminde beraber çalıştığı Carlo Rambaldi’ye götürdü Spielberg ve E.T.’nin yaratılması gerçekleşti!

E.T.’nin Sinema Tarihinde En İyi Filmler Arasında Yer Alması

e-t-filmloverss-2

Spielberg’ün içindeki çocuğu sinemaya yansıtarak bilimkurgu dünyasında bir çığır açtığı film E.T. hala büyük etki ile sinefillerin çocuksu dünyasını büyüleyen bir yapımdır. Bu büyüleme içerisinde E.T. her zaman sinema tarihinde kendini öne çıkarmıştır. 2006 yılında Amerikan Film Enstitüsü tarafından sıralanan Sinema Tarihinin En İlham Veren 100 filmi sıralamasında 6. sırada, 2007 yılında yine enstitü tarafından yayınlanan Tüm Zamanların En İyi Filmleri listesinde 24. sırada ve 2008 yılında Bilimkurgu Türünde En İyi 10 Film listesinde de 3. sırada yer almıştır. E.T. the Extra-Terrestrial Amerikan Film Enstitüsü’nün sıralamaları yanı sıra Channel 4’ün En İyi Aile Filmleri listesinde ilk sırada yer alırken, Steven Schneider tarafından derlenen ‘Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 1001 Film’ listesinde yer almıştır. Bunlarla beraber Entertainment Weekly tarafından yapılan oylamada sinema tarihindeki en iyi yirminci film seçilmişti.

E.T. İçerisindeki Alligator Göndermesi

e-t-filmloverss-3

Elliot evin arkasındaki kulübede bir şey gördüğünü söyledikten sonra hala korkusunu gözlerinde yaşarken Spielberg aile için kardeş ve çocuk dinamiklerini ortaya çıkarmak istediği için Elliot’ın büyük erkek kardeşini Elliot’a karşı olarak konumlandırmıştır. Bu konumlandırışla beraber Michael, Elliot’a zorbalık yapıp aynı zamanda onu korkutmaya devam etmektedir. Elliot korkmuş bir şekilde evin arkasındaki kulübede bir şey gördüğünü söylediğinde Michael ona bir şehir efsanesi olarak kanalizasyon kanallarında timsahların gezdiğini belki onlardan birini gördüğünü söyler. Bu söylem Spielberg tarafından Alligator filmine bir göndermedir. Çünkü Alligator filminin senaristi ve hikayesinin yazarı John Sayles, yazmış olduğu bir diğer hikaye olan Night Skies’ın ilk taslağını Spielberg’e göndermiştir ancak Spielberg E.T.’nin çekimlerini tercih ederek Sayles’in hikayesini geri çevirmiştir ve bunun üzerine E.T.’nin içerisine Alligator göndermesini işlemiştir.

E.T.’nin Yaratılmasındaki Muazzam Bütçe

e-t-filmloverss-4

10.5 milyon dolarlık bütçeye sahip olan film E.T. the Extra-Terrestrial’da E.T.’nin kuklasının yapılması için harcanan miktar filmin bütçesinin yüzde onundan fazlası yani yaklaşık 1.5 milyon dolar harcanmış. Ayrıca 1993 yılında çıkan Spielberg imzalı Jurassic Park filmine kadar E.T. Spielberg’ün en fazla kar etmiş filmiydi. Bununla beraber eğer enflasyonu dahil ederek düşünürsek E.T. bugüne kadar yapılmış tüm filmler arasında en çok kar etmiş dördüncü film olma özelliğini taşıyor.

Harrison Ford’un E.T.’deki Kısa Rolü

spielberg-harrison-ford-filmloverss

Spielberg E.T. ile Elliot arasındaki bağın kurgusunu izleyici ile buluştururken Elliot’ın okulda olduğu anları Elliot için ve onun çocuk dünyası için unutulmaz anlar yaratmış ve bu yönetmenin içerisindeki çocuk dünyası bu sahnelerin atmosferi ile hiçbir zaman akıldan çıkmayacak bir hale gelmiştir. Elliot okuldayken fen dersinde kurbağaları kesmesi gerektiği ona söylenir. Bunun üzerine Elliot tüm kurbağaları özgür bırakır tıpkı E.T.’ti dünyadaki yetişkin insan caniliğinden özgür bırakmak istediği gibi. Bunun üzerine filmden kesilmiş ancak çekimleri yapılmış sahneler filmin hikayesinde yer alır. Filme alınmamış bu sahnelerde okul müdürünün ofisine yollanır Elliot ve buradaki okul müdürü izleyici karşısına Harrison Ford olarak çıkar. Ford’un yüzü filmde gözükmez çünkü E.T.’de üçüncü perdeye kadar Elliot’ın annesinin yüzü dışında hiçbir yetişkinin yüzü gözükmez. Ford bu iki dakikalık cameo’su ile beraber E.T.’nin oyuncu kadrosunda yerini almıştır ancak izleyici ile buluşamamıştır.

E.T.’nin Yaratılmasındaki Sanat Tarihi Etkileri

carlo-rambaldi-e-t-filmloverss

İllüstratör Ed Verreaux ile beraber çalışan Spielberg, E.T.’nin yaratılış aşamasında özel efektler uzmanı  Carlo Rambaldi ile beraber kurduğu ekibe E.T.’nin izleyici tarafından sevilecek ve empati kurulabilecek bir uzaylı olması istediğini iletmiş. E.T.’nin daha önceki bilimkurgu filmlerinin uzaylıları gibi korkulan ve nefret edilen bir canlı olmasından ziyade insanların empati kurarak onunla bir bağ oluşturacağı bir canlı olması istediğini dile getirdikten sonra, yönetmenin bu isteğini oluşturmaya çabalayan ekip özellikle Rambaldi’nin kendine ait olan tablodan yola çıkmış. Bolonya Güzel Sanatlar Akademisi’nde yer alan Rambaldi imzalı Women of Delta tablosundan yola çıkan ekip E.T.’nin gözlerini, uzayan boynunu ve dikdörtgene yakın kafasını tasarlamış. Aynı zamanda E.T.’nin sempatik bir canlı olması için yapılan araştırmalarda Rambaldi ve Spielberg Büyük Depresyon dönemindeki çizimlere ve özellikle Albert Einstein, Ernest Hemingway, Carl Sandburg gibi isimlerin uzaylı çizimlerine odaklanmış.

Oyuncu Seçimlerinde Henry Thomas’ın Muazzam Performansı

e-t-elliot-filmloverss

Spielberg filminde yetişkinlerin yüzlerini yok sayarak zaten sadece çocuk dünyasına ait bir hikayeyi beyazperdeye taşıdığını kanıtlamış olsa da filmin hazırlık aşamasında da yönetmen bunun için büyük bir zaman harcamış. Özellikle filmdeki çocuk oyuncuları seçerken yönetmen hisleriyle hareket etmiş ve oyuncuların dünyayı yansıtmasındaki tesir üzerinden hareket etmiş. E.T.’nin en yakın arkadaşını oynayacak olan Elliot’ın seçimlerinde Spielberg çok zorlanmış ve bunun üzerine yönetmenin arkadaşı Jack Fisk, Henry Thomas adındaki bir oyuncuyu yönetmene teklif etmiş. Spielberg, Thomas ile görüştüğünde yapılmamış bir oyuncu seçimi yapmış. Thomas’ın senaryodan bir sahneyi canlandırmasını veya bir repliği okumasını istememiş. Onun yerine Thomas’a bir sahne anlatılmış, bu sahnede en yakın arkadaşı olan uzaylının devlet için çalışan ajanlar tarafından ondan alınacağı söylenmiş ve ne olursa olsun bu ajana karşı çıkması istenmiş. Yapılan bu spontane sahnede Thomas muazzam bir performans sergileyerek Spielberg tarafından direkt kadroya alınmış.

https://www.youtube.com/watch?time_continue=36&v=tA5giyG8E7g

Melissa Mathison’ın Senaryodaki Başarısı

e-t-filmloverss-5

Genelde sinama tarihinde her zaman senaryolar birçok kez revizeden geçer ve yönetmenin müdahaleleri ile senaryo ilk taslağı ile başladığı yolculukta başkalaşarak son haline ulaşır. Ancak E.T.’nin senaryosunda bu düzen tamamen bozulmuştur. Melissa Mathison’ın yazmış olduğu ilk taslağı okuyan Spielberg hayatında okuduğu en iyi ilk taslak olduğunu söylemiş ve film ilk taslağa bağlı kalarak çekilmiştir ve bu özelliği ile sinema tarihindeki en iyi yönetmen ve senarist işbirliği olma sıfatına sahip olmuştur.

E.T.’ye Hayat Veren Üç Oyuncu

e-t-filmloverss-6

E.T. kuklası hayata geçirildikten sonra özel efektlerin yardımıyla E.T.’nin gerçekçi yapısı ortaya çıktı. Özellikle E.T.’nin ellerine önem veren Spielberg farklı bir ekip ile bunun üzerine çalışmış. E.T.’nin kuklası yapılırken görünmemesi için uğraşılan bir dikiş yeri yapılarak E.T.’nin içine girebilecek insanların E.T.’ye hayat vermesi planlanmış. Üç kişiden oluşan bu ekipte iki cüce Tamara de Treaux ve Pat Bilon yer alırken üçüncü oyuncu olarak 12 yaşındaki, bacakları olmadan doğmuş olan Matthew DeMeritt ekipte yer almış. E.T.’nin evde yalnız kalıp bira içmekten sarhoş olup yüz üstü düştüğü sahnede E.T.’nin içerisinde E.T.’ye hayat veren DeMeritt olmuş.

E.T.’nin Star Wars’ta Yer Alması

e-t-star-wars-filmloverss

Yakın iki arkadaş olan Spielberg ve Lucas filmlerinden birbirlerinin önceki filmlerine gizliden de olsa bir gönderme yaparak dostluklarını beyazperdeye taşımışlardır. Ancak E.T. the Extra-Terrestrial filminde Spielberg artık göndermesini gizli tutmamıştır ve izleyici ile Lucas’a verdiği değeri direkt paylaşmıştır. E.T.’ti giydirerek Cadılar Bayramı’nda dışarı çıkaran Elliot ve Michael, E.T.’nin dikkat çekmeden ormana gidebilmesini amaçlamışlardır. Tam bu sahnede E.T., Star Wars’un bilge Jedi’yı Yoda kılığına girmiş küçük bir çocuk görür ve bu çocuğun peşinden ‘home,home’ (ev, ev) diye koşmaya başlar. E.T. yolda Yoda’yı gördüğünde onu tanıyormuş gibi bir tepki verir ve uzay evreninden tanıdığı canlıya eve dönmeye çabaladığını dile getirmeye çabalar. Spielberg’ün yapmış olduğu bu dokunuşu daha sonra izleyen Lucas kahkahalar ile bu sahneye tepkisini vermiştir. Ancak 1999 yılında Lucas, Star Wars evreninin birinci filmi olan The Phantom Menace’ı çektiğinde bu şakayı unutmadığını gösterir. Kraliçe Amidala Galaktik Senato’da konuşma yaparken Lucas’ın kamerası senatoya katılmış evrenin canlılarını gösterir. Eğer dikkatli bakarsanız kameranın sol alt köşesinde E.T.’nin halkını görebilirsiniz.

E.T.’nin Devam Filmi: E.T. II: Nocturnal Fears

e-t-filmloverss-7

Spielberg ve Mathison E.T. vizyona girdiği zamanlarda E.T.’nin devam filmi için çalışmalara başlamış ve bir yıl sonra vizyona girmesini planladıkları ikinci filmi ortaya çıkarmışlar. E.T.’nin hikayesinin devam filmi olacak olan E.T. II: Nocturnal Fears filminde Elliot ve arkadaşları mutant geçirmiş başka uzaylılar tarafından kaçırılıyor ve çocukların yardımına E.T. yetişiyor. Filmin daha sonraki sekanslarında ise E.T.’nin ismini öğreniyoruz; Zreck! Mutant geçirmiş uzaylıların lideri olan Korel, Zreck’i ararken Elliot ve arkadaşlarını yem olarak kullanıyor. Devam filmi olan bu filmin hikayesi ortaya çıktıktan sonra Spielberg filmi çekmekten vazgeçmiş çünkü filmin orijinalliğine zarar vereceğini düşünmüş. E.T.’nin devam filmi ve hikayesi beyazperdeye yansıtılmasa da ilk filmin de senaryosunu romanlaştıran William Kotzwinkle bu ikinci yapılmamış filmin hikayesini romanlaştırdı ve kitap E.T.: The Book of the Green Planet ismiyle 1985 yılında basıldı. Aynı zamanda eğer E.T.’nin devam filminin taslağına bakmak isterseniz hikayenin bir kopyasına buradan ulaşabilirsiniz.

E.T.’nin Hikayesi Çalıntı Olabilir İddiası

e-t-filmloverss-11

Spielberg’ün E.T.’si dünya çapında büyük bir başarı elde ettikten ve bilimkurgu severler için yeni bir pencere açtıktan sonra ünlü yönetmen Satyajit Ray tarafından ortaya büyük bir iddia atıldı. Ray’e göre E.T.’nin hikayesi bir intihal örneğiydi ve kendisinin 1967 yılında yazdığı The Alien filminin senaryosuna tesadüf olamayacak şekilde benziyordu. Ray tarafından yazılan ve yönetilecek olan The Alien’ın yapımcılığını zamanında Columbia Pictures üstlenmiş ve filmin başrollerinde Peter Sellers ile Marlon Brando’nun yer alacağı açıklanmış. Ancak daha sonra yapım aşamasında iptal edilen film rafa kaldırılmış. Yaklaşık 15 yıl sonra ortaya çıkan E.T.’nin hikayesi Ray’e göre tesadüf olamayacak benzerlikler içerdiği iddiası ile gündeme gelmiş ancak Spielberg bu iddia üzerine The Alien’ın senaryosunun Hollywood’a geldiği zamanda lisede olduğunu böyle bir intihalin olamayacağını söylemiş.

E.T’yi Tamamlayan Film Poltergeist

e-t-filmloverss-10

Spielberg 1982 yılında iki filmde yer almış ve çalışmıştır. Bu ilk film E.T. olmuştur ve filmde Spielberg yönetmen koltuğunda oturarak aslında banliyöde yaşayan insanın rüyasını ve çocukluğun getirmiş olduğu saflık ile beraber naif dünyanın temsilini izleyici ile buluşturmuştur. Ancak Spielberg 1982 yılında bir başka filmde daha yer almıştır. Tobe Hooper’ın yönetmen koltuğunda oturduğu yine 1982 yapımı film Poltergeist filminde Spielberg senarist ve yapımcı koltuğunda yer almış ve bu filmle de banliyöde yaşayan insanların kabuslarını beyazperde yansıtmıştır. Aynı yıllardaki bu iki Spielberg imzasını taşıyan film insanın yapısında birbirini tamamlamış ve kabus ile hayali bir döngüde buluşturmuştur.

Steven Spielberg ve Ekibi Arasındaki Güçlü Bağ

e-t-filmloverss-8

Steven Spielberg E.T.’nin çekimleri arasında anlatılan anılara ve söylenen anektodlara bakıldığında ekibi ile muazzam güçlü bir bağ kurmuş bir yönetmendir. Anlatılan en dikkat çekici üç noktadan ilki, yönetmen Cadılar Bayramı sahnesinde sahnenin havasını yaratmak ve oyuncuları bu havanın içerisine çekmek için bütün gün süren çekimleri bir yaşlı kadın kılığında gerçekleştirmiş. Bu kostüm ile beraber oyuncuların atmosferi yakalamasını sağlayarak çocuk oyuncuların hayal gücüne güç katmaya çabalamış. Aynı zamanda Elliot’ın kız kardeşi Gertie’yi canlandıran Drew Barrymore sürekli sözlerini unuttuğunda Spielberg bir anlık sinir ile Barrymore’a bağırmış ancak daha sonra buna o kadar üzülmüş ki ağlayan Barrymore’a saatlerce sarılı kalmış ve onu evine yollamış ve ne zaman isterse o zaman dönmesi gerektiğini söyleyerek. Son olarak oyuncular ile böylesine güçlü bir bağ kuran Spielberg E.T.’nin her zaman çok kişisel bir hiakye olduğunu dile getirmiş ve filmde E.T.’nin seslendirmesini ilk kez kendi yapmış. 

 Ünlü Ay Sahnesi Tamamıyla Gerçekti

e-t-filmloverss-9

E.T.’nin en dramatik sahnelerinden biri olan E.T.’nin Elliot’ın bisikletini havalandırarak kaçmalarını sağladıkları sahnede sinema tarihinin en ünlü sahnelerinden biri beyazperdede kendine yer bulur. Bu sahnede Elliot’ın bisikleti kocaman, parlak, umut dolu masmavi ışığıyıla bezenmiş ayın önünden geçer. Bu sahne sinema tarihinin en unutulmaz sahnelerinden biriyken aynı zamanda en gerçeğe yakın sahnelerinden de biridir. Filmin görsel efektler uzmanı Dennis Muren ve ekibi bu sahne için çok uzun zaman çalışmış ve Elliot ile E.T.’nin kuklaları dışında sahnenin bütün detaylarını fotoğraf olarak yakalamışlardır. Yani E.T.’nin o mucizevi sahnesi gerçek bir fotoğraftan oluşmaktadır sadece E.T. ile Elliot’ın kuklaları özel efektler ile eklenmiştir.

https://www.youtube.com/watch?time_continue=58&v=gTVoFCP1BLg


Osman Karakülah

Osman Karakülah

290 yazı · Osman çocuğun ölüm ile imtihanı 92 yılının mayıs ayında Antalya'da başladı. Sonuçta doğduğu anda ölümle son bulacak bir geri sayım saatinin düğmesine basılmıştı. Fakat altı yaşında bir gün ablası sevgilisi ile yalnız kalmak için onu tek başına sinema salonunda bırakınca bu çocuğun hayatı değişti. O an ölümden nasıl kaçacağını öğrendi ve sinemaya olan aşkı başladı. O şu an akademik kariyeriyle cebelleşirken ve hala ölümden korkarken ölümsüzlüğü, aşkı ve huzuru sinemada buluyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →