· 7 dk okuma

Duygusal Hikayeleri ile Dikkat Çeken 12 Bilimkurgu!

Duygusal Hikayeleri ile Dikkat Çeken 12 Bilimkurgu!

Sinema gerçek hayattan beslendiği kadar; hikayesini oluştururken insanların hayal dünyasından, gelecek tasvirlerinden, rüyalardan, metafizikten ve teknolojiden de beslenmeyi ihmal etmez. Hatta belki de alternatif evrenler, farklı distopyalar yansımasını edebiyatta olduğu gibi etkileyici bir şekilde beyazperdede bulurlar. Bilimkurgu; her ne kadar daha mekanik bir dille ve görüntüyle kadrajla buluşsa da; aslında bu filmler de diğer türlerde olduğu gibi birçok duygunun bir araya gelmesiyle bir bütün olarak izleyici karşına çıkar. Mesela aşk ve dramın bir korku veya bir aksiyon filminde kendisine yer bulması gibi; bu iki duygu bilimkurgunun da yapı taşını oluşturabilir. Eternal Sunshine of the Spotless Mind’da Joel ile Clementine’in aşktan kurtulmak uğruna kendilerini bilime bırakmaları veya Perfect Sense’deki gibi dünya hislerini kaybetme salgınına yakılmışken Susan ile Michael’in birbirlerine aşık olması gibi… bilimkurgu, distopya gibi gerçek üstü olarak sunulan her şey aslında bir yerde aşkın ve duyguların kolundan yakalayıverir. İşte biz de bu tanıma uyan filmlerden yola çıkarak; duygusal hikayeleriyle dikkat çeken 12 bilimkurgu filmini derledik.

Duygusal Hikayeleri ile Dikkat Çeken 12 Bilimkurgu

Gattaca – 1997

gattaca-filmloverss

Willard Gaylin’in “Sadece tabiat anaya müdahale edeceğimizi düşünmekle kalmıyor, onun bizden bunu beklediğini de düşünüyorum.” sözüyle başlayan hikaye; en büyük hayali uzay istasyonu Gattaca’ya girmek ve uzaya gitmek olan Vincent’ın mücadelesini anlatır. Çünkü, onun için kusursuz genlere sahip gençleri toplayan bu istasyona girmek hiç kolay değildir, Vincent’a daha doğar doğmaz yapılan testte onun kalp yetmezliğinden 30 yaşında öleceği anlaşılmış, ne yazık ki o da hayata 1-0 geriden başlamıştır. Çok da uzak olmayan bir gelecekte geçtiğini düşündüğümüz Gattaca; distopik bir evrende daha mekanik bir alan yaratsa da Titan gezegenine astronot olarak gitmek için her şeyi yapan Vincent’ın Uma Thurman’ın canlandırdığı Irene Cassini’yle yaşadığı aşkı da izleyiciye başarılı bir şekilde yansıtır.

Vanilla Sky – 2001

vanilla-sky-filmloverss

İspanyol sinemacı Alejandro Amenabar’ın Abre los ojos adlı filminin bir uyarlaması olan ve başrollerinde Tom Cruise, Penelope Cruz ve Cameron Diaz’ı gördüğümüz Vanilla Sky; hayatta istediği her şeye sahip gibi gözüken; zengin ve yakışıklı David Aames’in hikayesini anlatır. Gittiği bir partide Sofia’ya aşık olan ama eski kız arkadaşı Julie’nin onu sürekli izlemesinden kurtulamayan David’in hayatının esas değiştiği nokta ise geçirdiği trafik kazası olacaktır. Hayatının tüm güzelliklerine rağmen bir eksiklik olmasından şikayet eden David’i artık bu saatten sonra geçirdiği ameliyatlardan dolayı maske takarak dolaşmak zorunda kalmıştır. Üstelik David’in gördüğü rüyalar gerçek oluyor; gerçek sandığı şeyler ise kabusa dönüşüyordur…

Eternal Sunshine of the Spotless Mind – 2004

eternal-sunshine-of-the-spotless-mind-filmloverss

Bir aşk veya bir ayrılık tüm anılarınızı sildirmek isteyeceğiniz kadar güçlü olabilir mi? Ya da hafızayı temizlemek gerçekten her şeyin çözümü müdür? Eternal Sunshine of the Spotless Mind, tam da bu sorgulamayı yapmamıza neden olan bir filmdir işte! Birbirinden çok farklı iki karakter olan; İçine kapanık biri olan Joel ile hisleriyle hareket etmeyi seven ve oldukça dışa dönük bir kişiliğe sahip olan Clementine bir kumsalda tanışırlar, birbirlerini çok severler… ama tabii ki ‘sonsuza kadar mutlu yaşadılar’ deyişi sadece masallarda yer bulur kendine. Her aşk hikayesinin mutlu bitmeyeceğinin, her birbirini seven çiftin aynı zamanda birbirleriyle iyi anlaşması gerekmediğinin kanıtı olan film; kurgusuyla ve senaryosuyla hafızalarımıza kazınmıştır!

The Fountain – 2006

the-fountain-filmloverss

Üç farklı zaman diliminde bir adamın sevdiği kadını kurtarmak için çabalamasını ve başından geçen bin yıllık serüveni konu alan The Fountain; aşka dair bir sonsuzluğun peşinde olma hikayesidir aslında. Ölümle yaşam arasında kalan bir döngüyü beyazperdeye yansıtan film; geçmişte, bugünde ve gelecekte yaşayan adamın ortak bir gerçeğini ele alır. 15. yüzyılda İspanya’da yaşayan Tomas ölümsüzlük verdiği sanılan efsanevi bir çeşmenin arayışına çıkar. Günümüzde; Tommy Creo isimli bir bilim adamı, kanser olan eşi İzzy’yi kurtarabilmek için umutsuzca bir tedavi yöntemi keşfetmeye çalışmaktadır. 25. yüzyılda, astronot olan Tom ise uzaydaki gezintisi sırasında kendisini çok uzun sürelerdir rahatsız eden olayların arkasındaki gerçekleri keşfeder. Filmin yönetmenliğini ise Darren Aronofsky üstlenmektedir.

Mr. Nobody – 2009

mr-nobody-filmloverss

Hayatınızda verdiğiniz bir kararın gelecekte birçok olasılık doğurabileceğini düşündünüz mü hiç? Kelebek Etkisi teorisinde bahsedildiği gibi, bir kelebeğin kanat çırpışı başka bir diyarda fırtına kopmasına neden olabilir. Mr. Nobody de aslında bu kavramı izleyiciye başarılı bir kurguyla sunan etkileyici bir yapım. 2092 yılında dünyada kalmış son ölümlü olan, 117 yaşındaki Némo, ölüm döşeğinde çocukluktan kalma bir anısını hatırlar. Kendisini bir peronda hatırlayan Némo; bir karar vermelidir. Tren kalkmak üzereyken; annesiyle mi gitmeli yoksa babasıyla mı kalmalı tercihini belirleyecek olan Némo; sonsuz olasılıklar serisinin kapısını açıverir. Popüler fizik teorilerini felsefi bir şekilde ele alan ve izleyiciye adeta bir zihin oyunu sunan film; Némo’nun tercihlerini, aşkını ve geleceğini gözler önüne serer.

Never Let Me Go – 2010

never-let-me-go-filmloverss

Başka bir distopya ile karşı karşıyayız. Doğmadan önce kaderleri çizilen; kendilerine ait olmayan bir hayatı yaşayan bir okul dolusu çocuk! Hailsham adında yatılı bir okulda başlayan hikaye, sıra dışı bir dünyayla buluşturur bizi. Aşk ve dostluk kavramları arasında sıkışmış olan Kathy, Tommy ve Ruth’un ekseninde; aslında o okulda yaşayan tüm çocukların geleceklerini, umutlarını ve hayal kırıklıklarını izleriz. Mark Romanek imzalı Never Let Me Go; tüm hayatlarını bir donör olarak yetiştirilmeye adayan ve bu durumdan kurtulmaya çalışan hayatların hikayesini anlatır.

Perfect Sense – 2011

perfect-sense-filmloverss

İlişkilerinde bağlanma sorunu yaşayan, usta bir şef olan Michael ile soğuk bir görünüme sahip, doktor Susan; tüm dünyada insanların duygularını bir bir yok eden bir salgın hastalık ortaya çıkmışken birbirlerine aşık olurlar. Uzun zamandır hayatlarına birini dahil etmeyen, sadece işleriyle ilgilenen ikili; diğer insanlar sevme yetilerini kaybederken birbirlerini bulmuşlar ve bu duruma rağmen birlikte var olmaya çalışacaklardır. Sinemanın vazgeçilmez konularından biri olan ‘salgın’; bu kez farklı bir formda beyazperdeyle buluşuyor. Aşkın ve tutkunun başrolde olduğu bir hayatta kalma mücadelesini izlediğimiz Perfect Sense’in başrollerinde ise Eva Green ile Ewan McGregor yer alıyor.

Her – 2013

her-filmloverss

Sanal bir varlık olan Samantha’ya aşık olan Theodore’un yalnız hayatına konuk olduğumuz Her; yakın bir gelecekte, Los Angeles’ta geçiyor. Gelecekte bizi bekleyen bireysel yaşam, teknolojinin insani ilişkilere etkisi gibi birçok konuyu masaya yatıran film;  karısından boşanmış ve bir apartman dairesinde yalnız başına yaşayan Theodore’un yapay zeka programı sunan bir işletim sistemiyle tanışmasıyla hayatının değişmesini anlatıyor. Artık hayatı yaşamaya, renkleri görmeye, daha çok sormaya ve keyif almaya başlayan Theodore’un hayatı ekseninde geçen filmde aşkın rengi olarak bilinen ‘kırmızı’ renginin ağırlığı göze çarparken, gelecek olmasına rağmen retro esintiler dikkatleri çeker. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenen Spike Jonze bu filmiyle bilim kurguyla romantizmi etkileyici bir şekilde birleştirmiştir.

Upstream Color – 2013

upstream-color-filmloverss

Metaforik bir dilin fazlasıyla hissedildiği; bilimkurguyla dram ögelerini muazzam bir şekilde bir araya getiren Upstream Color; evren, doğa, insan ilişkisini farklı bir dille ele alıyor. Kötü durumda olan hayatlarındaki parçaları bir araya getirmeye çalışırken, birbirleriyle tanışmalarıyla her şeyin bir karmaşaya dönüştüğü; Kris ile Jeff’in ilişkisini izlediğimiz Shane Carruth imzalı film; bilimkurguyu, şiddeti ve aşkı, yani en zıt duyguları bir düzlemde bir araya getiriyor. Bir organizmanın yaşam döngüsüne kapılarak bir araya gelmiş bir kadın ve adamın sıra dışı ilişkisini konu alan filmin başrollerinde ise Shane Carruth ile Amy Seimetz yer alıyor.

About Time – 2013

about-time-filmloverss

Ailesindeki tüm erkeklerin zamanda seyahat edebildiklerini öğrenen Tim Lake; bu durumu bir fırsata çevireceğini düşünerek zamanda yolculuk ederek pişman olacağı kararları vermemeye ve olayları değiştirmeye başlar. Kısa bir süre sonra Londra’da hayatının aşkıyla tanışan Tim, bu yeteneğini mükemmel bir ilişki yaşamakta kullanacaktır. Attığı her adımın hatasız olacağından emin olarak bir ilişki yaşamaya başlayan Tim ve aşık olduğu kadın Mary’nin hikayesini oldukça masalsı bir dille ele alan About Time; zamanda yolculuk kavramını bilimkurgu filmlerinden alışık olduğumuz makinalar, kablolar veya deneylerle değil de daha çok fantastik bir ögeyle izleyiciye yansıtmayı tercih eder. Bu nedenle ki; film yarattığı atmosferle insana mutluluk veren filmler arasına adını yazdırır.

In Your Eyes – 2014

in-your-eyes-filmloverss

In Your Eyes; başarılı bir doktorun eşi olan ve yaşadığı hayattan pek de memnun olmayan Rebecca ile ondan çok uzakta bir yerde yaşaya, hapisten yeni çıktığı için kendine yeni bir hayat kurmaya çalışan Dylan’ın hikayesini konu alıyor. Bu ilişkiyi normal kılmayan yanı ise şu; Rebecca ile Dylan çocukluklarından beri birbirlerinin gözlerinden yaşadıkları hayatları görebilmekte ve birbirlerinin hissettikleri şeyleri hissedebilmektedirler. Bu doğa üstü durum gün gelir, ulaşılması en üst noktaya çıkar ve ikili birbiriyle iletişime geçmeyi başarır. Brin Hill’in yönetmenliğini üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda; Zoe Kazan ile Michael Stahl-David karşımıza çıkıyor.

Ex Machina – 2015

ex-machina-filmloverss

Dünyanın da en önemli teknoloji şirketinde yazılım uzmanı olarak çalışmakta olan Caleb; şirketin gizemli CEO’su, hem şirketten hem insanlardan uzakta, özel bir dağ evinde yaşamakta olan Nathan’ın evinde bir hafta yaşamasını sağlayacak olan bir ödül kazanır. Ama aslında bu ödül Caleb’i içine çeken bir deneydir; ve bu ondan habersizdir. O dağ evinde; Ava adında güzel bir robotun bedeninde dünyanın ilk gerçek yapay zekası Caleb’i beklemektedir. Yönetmenliğini ve senaristliğini Alex Garland’ın üstlendiği bilimkurgu filminin başrollerinde Oscar Isaac, Domhnall Gleeson ve Alicia Vikander yer alıyor. Alışık olduğumuz bir konuyu gerilimi bir doz vererek, sakin bir şekilde anlatmayı tercih eden Ex Machina; Ava ile Caleb arasındaki; insan ve yapay zeka arasındaki ilişkiyi başarılı bir şekilde izleyiciye yansıtıyor.


Elif Barış

Elif Barış

586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →