Çok Pişmiş – Burnt
Televizyonlarımı
Film, bir kaybedenin eski parlak günlerine dönüşünün hikayesini anlatıyor basitçe özetlersek. Küçük yaşta Fransa’ya giderek aşçı olma hayalini gerçekleştiren Adam Jones, bu yolda zorlu süreçlerden geçse de başarılı olmuş ve kariyerini çok zor alınan iki Michelin yıldızıyla taçlandırmıştır. Ancak başarı ve ün ona iyi gelmez; uyuşturucu ve alkol batağına düşer. Çalıştığı restorana zarar verir, babası gibi sevdiği ustasının kalbini kırar, arkadaşlarını küstürür. Sonra da ortadan kaybolur. Bazıları öldüğüne inanırken o aslında bir çeşit arınma peşindedir ve kendini cezalandırarak temizlenmek istemiştir. Cezasının dolduğuna karar verdiğinde bu kez Londra’da ortaya çıkar. Eskiden birlikte çalıştığı ekibi toplayıp bir Michelin yıldızı daha almanın peşindedir. Geçmişinden kurtulabileceğin
Bradley Cooper; karizmatik, eski düşkün, tövbekar aşçı rolünde inandırıcı. Ama çok mu iyi performansı? Yeterince iyi diyemem. Sienna Miller çok çalışan bekar anne rolünde iyi. Daniel Brühl içinse ayrı bir parantez açılabilir; Adam Jones’un kadim dostu rolünde ve ilişkilerinin ardında yatan gizli gerçeğin perdeye yansıtılmasında çok başarılı buldum. Abartılı oynanabilecek bir rolü çok sade ama parıldayan bir performansla yansıtmış seyirciye. Yan rollerde birçok sevdiğimiz oyuncuya rastlamak mümkün. Uma Thruman ve Emma Thompson kısa ama sempatik rollerle karşımızdalar.
Cooper’ın oynadığı Adam Jones karakteri için Gordon Ramsey’den esinlenildi mi bilmiyorum; ama ben filmi izlerken sık sık kendisini hatırladım. Leziz yemeklerin, harika tabakların, iştah kabartan sunumların çıktığı o mutfakların aslında bizim hiç bilmediğimiz bir atmosferi olduğunu bize öğreten kişi Ramsey; sinirli tavırlarıyla, tabak çanak fırlatmasıyla, mutfaktaki yardımcılarını azarlamasıyla ünlü. Oysa evinden sunduğu yemek programında gördüğümüz insan yumuşacık, iyi bir eş ve iyi bir baba. İşin stresi, müşteriyi memnun etme zorunluluğu, yemek eleştirmenlerini
Burnt bütününe bakınca iyi bir “kendini iyi hisset” filmi. Harika yemekler var; göz banyosu yapıyoruz, bu yemeklerin hazırlanışındaki hız filme tempo katmış. Senaryo klişe evet, ama bütün romantik komedi senaryoları böyle aşağı yukarı; çok üzerinde durmayın. Filmin kırılma noktasındaki sürpriz öngörülebilir, ama kendinizi akışa kaptırıp buna dikkat etmeyi unutmak yönünde bir tercih yapabilirsiniz. Juliette Binoche’lu Çikolata filminden çıkınca çikolata dolu bir küvete girip bir hafta içinden çıkmak istememiştim. Burnt de size filmden çıkınca benzer bir duygu yaşatacak. İyi bir restoranda güzelce ağırlanmak ve leziz yemekler yemek isteyeceksiniz. Filmin düşündüren tarafı ise şu olacaktır kanımca: Dışarıda, pahalı yemek yemek konusunda hiç de cimri olmayan Avrupa ve Amerikalıları yemek konusunda tatmin etmek ne kadar kolay. Adam Jones filmde şöyle diyor: “Ben müşterilere iyi yemek vermek istemiyorum. Onlara unutamayacakları bir deneyim yaşatmak ve yemeklerim için onları kıvrandırmak istiyorum.” Yemek için kıvranır mıydınız gerçekten? Filmi izlerken bunu düşünün, iyi seyirler.
Gözde Hatunoglu
48 yazı · 38 yaşında, 2 çocuk, 2 kedi ve 1 köpek annesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, eski hoca, eski çevirmen, eski editör. Bir sürü şeyi eskise de sinema ve müziğe ve elbette edebiyata olan aşkı hep yeni. 100 yaşına da gelse sinemaya gidecek. Bir de mümkün olursa uzaya.
Yazarın diğer yazılarını gör →