Ceyda Torun’un Kedi Belgeseli Amerika’da Gösterime Girecek
Ceyda Torun’un İstanbul kedilerine başka bir gözle bakmamızı sağlayan Kedi belgeseli, 2017 yılı içerisinde Kuzey Amerika’da gösterime sunulacak. İşte belgeselin fragmanı ile beraber diğer detayları!
İyi Seneler Londra ve Consuming Love gibi yapımlardan sonra Kedi adlı belgeseli ile gündemdeki varlığını koruyan yönetmen Ceyda Torun, İstanbul’un sahipsiz kedilerine farklı bir açıdan yaklaşarak izleyiciyi çok görülen ama çok düşünülmeyen bir tarafa doğru çekiyor. Belgeseliyle ilgili verdiği bir röportajda “İstanbul’da kedi dünyada örneği olmayan bir şey. İstanbul’da kediler, sanki sizi senelerdir tanıyormuş gibi tavır alıyor” diyerek bu canlılara hissettiği yakınlıktan dem vuran Torun, neden onları seçtiğini de çok açık bir şekilde ortaya koyuyor.
Ceyda Torun’un Kedi Belgeseli Amerika’da!
Oscilloscope Laboratories’in Kedi belgeselinin Kuzey Amerika’daki gösterim haklarını alması ile dünyanın yeni bir yerinde daha izleyiciyi ile buluşacak olan Kedi, ilk önce festivallerde boy gösterdikten sonra 2017 yılı başlarında seyirciyi sinema salonlarında karşılama yolculuğuna çıkacak. İzleyiciyi kedilerin bir şehre, bir tarihe dokunuşlarına tanıklık ettiren belgeselin fragmanı da gizem ve ilginçlik vaat ediyor.
Kedi belgeselinin resmi sitesinde yayınlanan sinopsisi şöyle:
“KEDİ, ev kedileri ya da arka bahçenizde takıldığını gördüğünüz kediler hakkında bir belgesel değil. KEDİ, binlerce yıldır İstanbul şehrini dolaşan, insanların hayatına girip çıkan, ve insanlarda yalnızca vahşilikle evcillik arasında kalmış olanların bırakabileceği bir iz bırakan yüz binlerce kedi hakkında bir film. Kediler ve kedicikleri, seçtikleri kişilere mutluluk ve anlam getirir ve böylecek insanlara hayat ve hayat içindeki yerleri üzerinde düşünme fırsatı tanır. İstanbul’da kediler aynalarımızdır.”
Zeynep Şentürk
179 yazı · 1987 yılında, en sevdiği mevsim olan sonbaharda doğdu. Üç kardeşin en büyüğü. Sokakta oynadı, deli gibi çizgifilm izledi, ilk olarak annesinin hediye ettiği masal kitaplarıyla okuma tutkusu başladı. Hayal kurar, resim yapar, psikolojiden anlar, modayı takip eder, Paulo Coelho ne yazsa okur, Jane Austen’ı takdir eder, sevdiği şiirleri ezberler. Yüksekte başı döner, derinlikten ürker, izlediği her korku filmi rüyasına girer. Boğaziçi Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık mezunu, bol kahve tüketen bir beyaz yakalı olarak hayatına devam eder. Kitaplardan biraz başını kaldırınca devreye girer filmler. Önce uyarlamaların peşinden gider, sonra tavsiyelerden beslenir, en sonunda kıyıda köşede kalmışları ararken bulur kendini. Baktı yetmedi, bir de üretmek ister. “Belki bir gün kendi kısa filmimi çekerim.” diye geçirir içinden.
Yazarın diğer yazılarını gör →