· 8 dk okuma

Çek Yeni Dalgası

Çek Yeni Dalgası

Dünyanın en büyük sinema okullarından biri olan FAMU’nun Prag’ta kurulması, kuruluşun yönetmenlere sağladığı teknik destek ve Çek hükümetinin sanata uyguladığı sansürden vazgeçmesiyle birlikte 1960 ve 1970 yılları arasında ortaya çıkarak Çekoslovakya Sineması’nın önemli ölçüde değer kazanmasını sağlayan Çek Yeni Dalgası akımı, ekranın sosyal gerçekçiliğiyle gündelik hayatın gerçekliği arasındaki farkı ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Dönemin siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmelerinden beslenen teması ve alt metinleriyle filmler, “yasakların” hüküm sürdüğü bir dönemde kendinden önceki manifestoları yıkmak gibi bir başarı yakalamışlardır. Metne dayalı olmayan ve varoluşçuluktan beslenen uzun diyaloglar barındıran dramatik yapılarıyla, birer kara ve absürt mizah örneği olarak niteleyebileceğimiz akımın filmlerini inceleyelim.

Çek Yeni Dalgası

O necem jinem – Something Different – Vera Chytilová (1963)

O nÏËem jinÈm Eva Bos·kov·, Luboö Ogoun

Vera Chytilova’nın ilk uzun metraj filmi olan Something Different erkeklerin hakim olduğu dünyada kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, farklı statülere sahip iki kadının paralel ilerleyen hikayelerine odaklanıyor. Bir tarafta tüm gününü evde çocuk bakarak ve ev işleriyle uğraşarak geçiren ama tüm bu uğraşları için kocasından asla övgü dolu sözler duyamayan bir ev kadını; diğer tarafta emekli olmadan önce son yarışını kazanmak için hazırlıklara başlayan ama antrenörünün aşırı baskısı sebebiyle motivasyonunu kaybeden bir jimnastikçi.

Erkekler tarafından yönlendirilen ve sürekli hakları yenen iki kadın karakterine de sosyal gerçekçi bir duyarlılıkla yaklaşan Chytilova, feminist sinema için oldukça değerli bir yapıma imza atıyor.  Belgesel ile kurmacanın iç içe geçtiği ve Çek Yeni Dalgası için tanımlanan ‘insana dair duyarlılıklarla sosyal hayata bakış’ı iki kadın üzerinden kurgulayarak Çek Sineması’ndaki yerleşik kalıpları yıkan filmin Mannheim Film Festivali’nden Grand Prix ödülüyle döndüğünü de hatırlatalım.

Démanty noci – Diamonds of the Night – Jan Nemec (1964)

diamonds-of-the-night-filmloverss

Çek Yeni Dalgası’nın öncülerinden Jan Nemec; A Report on the Party and the Guests ve Martyrs  of Love gibi filmleriyle sinema tarihine birçok başyapıt kazandırmış. Sinema kariyerine 1950’li yılların sonunda başlayan ve 1960’lı yıllarda fırtına estirerek kariyerini zirveye taşıyan başarılı bir yönetmen. Ünlü Çek edebiyatçı Arnost Lustig’in hikaye ve romanlarından adapte ettiği kısa filmleriyle ödüller kazanan Nemec’in ilk uzun metrajlı filmi olan Diamonds of the Night yine bir Lustig uyarlaması.

Hikaye ve romanlarında Nazi toplama kamplarındaki Yahudiler’in deneyimlerini anlatan Lustig’in bu hikayeleri 1960’lı yıllarda çekilen Çek filmlerine temel olmuştur. Lustig adaptasyonlarıyla büyük başarılara imza atan Nemec’in Diamond of the Night filmi ise Nazi toplama kampına götürülmekte olan iki Yahudi çocuğun trenden kaçışları sonrasında gelişen olayları ele alır. Kafkaesk mizah anlayışından fazlasıyla beslenen Nemec, karanlık ve yakın-plan çekimleri sıklıkla kullandığı Diamonds of the Night filminde sosyal gerçekçi sinema ile büyülü gerçekçiliği başarıyla harmanlayarak iktidar sorunsalını irdeler. Holokost’un Çekoslovak toplumunda yarattığı paranoyaları görmek adına kaçırılmaması gerekenlerden.

Intimní osvetlení – Intimate Lighting – Ivan Passer (1965)

intimate-lighting-filmloverss

Çek Yeni Dalgası’nın en önemli filmlerinden biri olarak kabul edilen Intimate Lighting senarist-yönetmen Ivan Passer’in Çekoslovakya topraklarında geçen tek uzun metraj filmi oluşuyla da öne çıkar. Küçük bir kasabada geçen bu komedi filminde on yıl sonra yeniden bir araya gelen biri profesyonel bir senfoni orkestrasında müzisyenlik yapan; bir diğeri ise küçük bir kasabadaki müzik okulunda öğretmenlik yaparken bir yandan da cenazelerde çalan iki sınıf arkadaşı müzisyenin komik maceralarını ele almaktadır.

Tipik bir Çek komedisi olarak altını çizebileceğimiz filmin türdeşlerinden farkı, günlük hayatın sıradanlığını oldukça gerçekçi bir perspektiften aktarabilmeyi başarmış olmasında. Süresi boyunca seyircisini güldürmeyi başaran bu samimi filmi izlerken kahkahalara doyamayacaksınız.

Lásky jedné plavovlásky – The Loves of a Blonde – Milos Forman (1965)

loves-of-a-blonde-filmloverss

Daha çok Amerika’da çektiği filmleri Guguk Kuşu ve Amadeus gibi filmleriyle sinema dünyasına başyapıtlar bırakan Milos Forman’ın erken dönem filmlerinden olan The Loves of a Blonde Çek Yeni Dalgası’nın en sembolik filmlerinden biri olarak kabul edilir. Hem Çekoslovakya’da hem de katıldığı büyük festivallerde büyük övgüler alan film; Çekoslovakya’nın küçük ve muhafazakar bir kasabasındaki ayakkabı fabrikasında çalışan genç bir kadının hikayesini anlatır.

Bir gün kasabalarına gelen ordu askerleri için fabrikada bir dans organizasyonu tertip edilir ve bu genç kadın oldukça etkileyici genç bir askerle dans ettikten sonra tek gecelik bir ilişki yaşar. Aradan geçen biraz zaman sonra şehre tekrar yolu düşen genç kadın, yaşadıkları bu romantik gecenin devamını getirmek için genç adamı bulur ve ailesiyle tanışır. Fakat kısa bir zaman sonra bu ilişkinin imkansız olduğunun farkına varacaktır. Sosyal statülere oldukça gerçekçi bir perspektiften yaklaşan Forman, dönemine göre oldukça yenilikçi sinematik teknik tercihleriyle de gelecek işlerini müjdelemiştir.

Obchod na korze – The Shop on Main Street – Ján Kadar, Elmar Klos (1965)

the-shop-on-main-street-filmloverss

1965 yılında “En İyi Yabancı Film” kategorisinde Oscar kazanan Çekoslovakya yapımı film yıllar sonra Çekoslovakya dağıldığında Slovakya ve Çek Cumhuriyeti ülkeleri arasında miras sorunu olmuştur. Fakat çekildiği yılı baz alacak olursak; Prag’daki Barrandov Film Stüdyoları’nda çekilen ve Çekoslovak topraklarında geçen filmin Çek Yeni Dalgası’nın tipik özelliklerini taşıdığını görebiliriz. – Ján Kadar ve Elmar Klos’un birlikte yönettiği film İkinci Dünya Savaşı’nın hemen başlarında Holokost’un ayak sesleri henüz duyulmaya başlamışken yaşanan bir hikayeyi odağına alıyor.

Almanlar, Çekoslovakya işgali sırasında Yahudi vatandaşların dükkanlarına yönetime yakın olan müdürleri atamaktadır ve yaşlı bir Yahudi kadının dükkanına müdür olarak atanan bir adam ile bu kadın arasında bir sempati gelişmeye başlar. Fakat aradan geçen biraz zaman sonra otoriteler Yahudiler’in şehri terk etmesine karar verir. Müdür olarak tayin edilen adamı ise bu sempati duymaya başladığı yaşlı kadınla ilgili vermesi gereken kararın stresi sarmıştır. Özellikle atmosferi ve konusu itibariyle birçok gerilim filminden çok daha fazla gerilim duygusu uyandırmayı başaran film başrol oyuncularının performanslarıyla da büyülüyor.

Ostre sledované vlaky – Closely Watched Trains – Jiri Menzel (1966)

closely-watched-trains-filmloverss

Hani kimi filmler vardır ne kadar çok anlatırsanız anlatın yine de filmin gerçek anlamı ve değerinin yanından bile geçemezsiniz. Jiri Menzel imzası taşıyan 1966 yapımı Closely Watched Trains de bu kategoride bir film. Çek Yeni Dalgası denince ilk akla gelen filmlerden biri olan Closely Watched Trains; ideolojik tartışmalarıyla olduğu kadar keskin mizah ögeleriyle de kalplerimizi kazanmış bir yapım. Tıpkı The Shop on Main Street gibi En İyi Yabancı Film Oscar’ını kazanan film, Alman işgali altındaki Çekoslovakya’da geçen bir hikayeyi merkezine alıyor.

Bohumil Hrabal’ın romanından beyazperdeye uyarlanan film savaşa ve savaşın getirdiği sert koşullara tren istasyonunda çalışan ve ilk cinsel ilişki deneyimini yaşamaya çalışan genç bir adamın gözünden bakıyor. Bu oldukça masum genç adamın trajik hikayesini absürt komedi unsurlarıyla birleştirerek cinsellik ve vatanseverlik üzerine ironik bir anlatı yakalayan Menzel, sinema tarihine unutulmaz bir başyapıt armağan ediyor.

Sedmikrásky – Daisies –  Vera Chytilová (1966)

daisies-filmloverss

Belgeselci bir anlayışla başladığı filmlerine gerçeküstücü bir perspektiften devam eden ve sinema dünyasında baskın olan erkek bakışına feminist bir alternatif oluşturan Vera Chytilová’nın başyapıtı olarak kabul edilen Daisies; kadının toplumda var olma yollarını absürt ve sinema tekniklerini zorlayan bir boyuttan ele alır. Anarşizm ve Dadaizm’in hem sanatsal teknik, hem de politik bakış açısından beslenen film; iki kızın kendilerince eğlendikleri olaylara, yaşlı adamları tavlayıp tren garından uğurlamalarına, yemeklerle donatılmış bir masada dans edip taklitler yapmalarına dek birbirinden farklı birçok sahneyi bir araya getiren ve sonucunda sistem eleştirisine dönüşen yapısıyla dikkat çeker.

Çek Yeni Dalgası’nın absürt mizah anlayışını bir tür silaha dönüştürerek kapitalizmin ve erkek egemen toplumun burjuva değerlerinin tam kalbine nişan alan film; alegorik anlatım biçimi ve didaktik olma tuzağına düşmeyen yapısıyla muhteşem bir sistem eleştirisine imza atıyor.

O slavnosti a hostech – A Report on the Party and the Guests – Jan Nemec (1966)

a-report-on-the-party-and-guests---filmloverss

Muazzam bir konformizm eleştirisi olarak niteleyebileceğimiz Jan Nemec imzalı A Report on the Party and the Guests; politik gerilim ve absürt komedi gibi birbirinden bağımsızmış gibi görünen türleri son derece başarılı bir biçimde harmanlayan tadından yenmez bir film. Göl kenarında geçen bir piknik ziyafeti üzerinden iktidarın yaratmış olduğu zenginliğe ve mutluluğa boyun eğmeyenlerin başlarına gelebileceklerini irdeleyen film, finale doğru psikolojik etkileriyle dikkat çeken bir oyuna dönüşür.

Totaliter rejimlerin alegorisi olarak görülen film, 1966 yılından 1968 yılına dek yasaklanır. 1968 yılında Cannes Film Festivali’nde seyircisiyle buluşmayı bekler ama aynı yıl yaşanan Mayıs 68 Olayları nedeniyle festival iptal edilir. Prag Baharı esnasında birkaç yıl gösterim fırsatı yakalayan film, Çekoslovakya’nın bölünmesiyle birlikte yaklaşık bir 20 yıl kadar daha ‘yasaklı’ statüsünden çıkamaz.  1974 yılında ise filmin yönetmeni Jan Nemec ülkeyi terk etmeye zorlanır.

Hori ma panenko – The Fireman’s Ball – Milos Forman (1967)

the-firemens-ball-filmloverss

Milos Forman’ın The Fireman’s Ball filmi, katıksız bir bürokrasi ve baskıcı toplum eleştirisi olan, Chaplin ve Keaton’ın filmlerine benzer güldürü ögeleriyle bezeli, bugünlerde örneğini pek göremediğimiz bir hiciv örneği. Çekildiği dönemde Çek hükümeti tarafından ‘sonsuza dek’ yasaklanan film, François Truffaut’nun araya girmesiyle uluslararası alanda dağıtım şansı bulabilmiş bir toplum-devlet alegorisi olarak dikkat çekiyor.

Küçük bir kasabadaki itfaiye departmanı 86 yaşındaki eski patronlarının doğum gününü kutlamak için büyük bir parti organizasyonu tertip eder. Bu organizasyon için tüm kasaba halkı davetlidir, fakat işler planlandığı gibi gitmez. Çünkü biri düzenlenecek yarışmanın ödülünü çalmıştır ve Miss İtfaiye Departmanı Güzellik Yarışması için gelen adaylar ne güzeldir, ne de yetenekli. The Fireman’s Ball, Milos Forman’ın sürgüne gönderilmeden önce Çekoslovakya topraklarında çektiği son film olma özelliğiyle de dikkatleri çeker. Çek Yeni Dalgası’nın kilometre taşlarından biri sayılan film aynı zamanda Milos Forman’ın çektiği ilk renkli filmdir.

Spalovac mrtvol – The Cremator – Juraj Herz (1969)

the-cremator-filmloverss

İkinci Dünya Savaşı sırasında geçen ve Çek fantastik-grotesk geleneğinden gelen The Cremator, Ladislav Fuks’un romanından beyazperdeye uyarlanmıştır. Kara komedi ve korku ögelerini inanılmaz bir biçimde harmanlayan film, her ne kadar Çek Yeni Dalgası’nın en başarılı örneklerinden biri olsa da Alman Dışavurumcu Sineması’yla da önemli benzerlikler taşır. 1989 yılında komünist sistemin Çekoslovakya’daki çöküş sürecine değin yasaklanan film bugün kült filmler arasındaki yerini alır.

Karl Kopfrkingl Prag’da bir krematoryumda çalışmaktadır. İşine ve görevlerine karşı oldukça saplantılı olan Kopfrking sadece ölüleri yaktığına değil ama onların ruhlarını özgürleştirdiğine de inanmaktadır. Nazi güçlerinin Çek sınırında toplandığı haberini alan adam kafasında kurduğu çılgın ve rahatsız edici fikirleri gerçekleştirebileceği inancıyla büyük bir histeriye kapılır. Fantastik ve grotesk ögelerle oldukça ilgi çekici karanlık bir atmosfer yaratan Juraj Herz, Nazi soykırımını bir tür yavru Hitler alegorisi üzerinden Kafkaesk ve absürt dinamiklerle ekranlara taşır.

Özge Yağmur

Özge Yağmur

130 yazı · Lisans eğitimi devam ederken kazandığı gönüllü deneyimlerle dijital ajans dünyasının bir parçası oldu. Profesyonel hayatından arta kalan zamanda fotoğraf ve sinemayla ilgileniyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →