Cate Blanchett’lı Manifesto’ya İlk Bakış!
Julian Rosefeldt tarafından tasarlanarak hayata geçirilen, Cate Blanchett’ın 13 farklı karaktere hayat verdiği Manifesto; ilham verici monologlar içeren hikayesinin yanı sıra Blanchett’in performansıyla da dikkat çekmeyi başarıyor.
Hem sanatçı hem de yönetmen olarak kariyerine devam eden Julian Rosefeldt‘in yazıp yönettiği, sanatçının toplumdaki rolünü irdeleyen Manifesto, Oscarlı oyuncu Cate Blanchett‘ın 13 farklı karaktere bürünmesiyle de zenginlik kazanan sanatsal bir film olarak dünyaya açılmaya hazırlanıyor. Rosefeldt’in 20. yüzyıl sanatçılarını ve fikir akımlarını kendi süzgecinden geçirerek oluşturduğu metinler, Blanchett’ın yeteneği ile nüfuzunu arttırma yolunda ilerliyor. Oyuncunun bir öğretmenden tutun, evsiz bir adama kadar birçok değişik rolde göründüğü yapım, Jim Jarmusch ve Lars von Trier gibi sinema dünyasından isimlerin de manifestolarına yer veriyor.

Cate Blanchett’lı Manifesto, Sundance Film Festivali’nde Dünya Prömiyerini Gerçekleştirecek
Elizabeth, Blue Jasmine, The Aviator, The Curious Case of Benjamin Button ve Carol filmlerinin arasında olduğu geniş bir filmografiye sahip olan Cate Blanchett, kariyerindeki sınırları geniş tuttuğunu bu proje ile de kanıtlamış oldu. Filippo Tommaso Marinetti, Tristan Tzara, Kazimir Malevich, André Breton, Claes Oldenburg, Yvonne Reiner, Sturtevant, Adrian Piper, Sol LeWitt isimlerinin de yer aldığı birçok sanatçının yönetmen filtresinden geçen manifestolarını görselleştiren Blanchett’ın; tecrübe ve yeteneği ile yoğun içeriğin sanatsallığına zenginlik kattığı söyleniyor. 19-29 Ocak 2017 tarihlerinde gerçekleşecek olan Sundance Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapacak olan Manifesto’nun resmi özeti şöyle:
“Tarihin sanat manifestoları çağdaş topluma uygulanabilir mi? 20. yüzyılın Fütürizm ve Dadaizm’den Popüler Sanat, Fluxus, Lars von Trier ve Jim Jarmusch’a uzanan bir dizi coşkulu sanatsal söylemlerine bir takdir olarak Cate Blanchett oyunculuğu ile hayat bulan bu yeniden sahnelemeler dizisi, bu bildirilerin edimsel ögelerini ve politik önemini inceliyor.”
Zeynep Şentürk
179 yazı · 1987 yılında, en sevdiği mevsim olan sonbaharda doğdu. Üç kardeşin en büyüğü. Sokakta oynadı, deli gibi çizgifilm izledi, ilk olarak annesinin hediye ettiği masal kitaplarıyla okuma tutkusu başladı. Hayal kurar, resim yapar, psikolojiden anlar, modayı takip eder, Paulo Coelho ne yazsa okur, Jane Austen’ı takdir eder, sevdiği şiirleri ezberler. Yüksekte başı döner, derinlikten ürker, izlediği her korku filmi rüyasına girer. Boğaziçi Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık mezunu, bol kahve tüketen bir beyaz yakalı olarak hayatına devam eder. Kitaplardan biraz başını kaldırınca devreye girer filmler. Önce uyarlamaların peşinden gider, sonra tavsiyelerden beslenir, en sonunda kıyıda köşede kalmışları ararken bulur kendini. Baktı yetmedi, bir de üretmek ister. “Belki bir gün kendi kısa filmimi çekerim.” diye geçirir içinden.
Yazarın diğer yazılarını gör →