Cate Blanchett’ın Oyunculuğuyla Damga Vurduğu 7 Film
Avustralyalı ünlü oyuncu Cate Blanchett gözleri ile izleyicisini etkisi altına alma gücüne sahip ve bu güç ile beraber beyazperdenin sınırlarını aşarak filmlerini izleyen izleyiciyi kendisinin peşinde sürükleyip, kendisinin o an hissettiklerini izleyiciye de hissettirme gücüne sahiptir. İnsanın eğer ruhu var ise bir şekilde kendine çıkacak kapı bulması düşüncesi ile gözlerin bu kapılar olduğunu savunursak, ünlü oyuncu için gözlerindeki ışığın sebebi ve sırrı bir nebze de olsa açığa çıkacaktır. Blanchett’ın gözlerindeki her duygunun yansıması ile oyuncu kariyeri boyunca birçok muazzam filmde kendini göstermiştir. Ve özellikle bazı performansları ile filmi meydana getirmiştir. Biz de Cate Blanchett’ın yer aldığı filmleri sıralayarak oyunculuğunu muazzam bir şekilde sergilediği ve gözleri ile izleyenlerin zihinlerini ve bedenlerini esir aldığı unutulmaz 7 performansını sizler için derledik. Sizin için hani Cate unutulmayacak bir sinema hayaleti olmuştu?
Cate Blanchett’ın Oyunculuğuyla Damga Vurduğu 7 Film
Elizabeth (1998)

Michael Hirst tarafından senaryosu yazılmış olan Film Elizabeth’in yönetmen koltuğunda Shekhar Kapur yer alırken; filmde Cate Blanchett’a oyuncu kadrosunda Geoffrey Rush, Joseph Fiennes, Christopher Eccleston, Daniel Craig, Eric Cantona ve Richard Attenborough gibi isimler eşlik etmiştir. İngiltere kraliçesi I. Elizabeth’in hayatını konu alan filmde Blanchett canlandırmış olduğu kraliçe I. Elizabeth ile hem seyriciyi derinden etkilemiş hem de jüriler tarafından büyük bir ilgi görmüştür. Film Cate Blanchett’e En İyi Kadın Oyuncu dalında BAFTA ve Altın Küre ödülü kazandırırken filmdeki rolü ile ünlü oyuncu Akademi Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu dalında adaylık elde etmiştir. 1550’lü yıllarda artık Büyük Britanya için hayat özellikle halkın perspektifinde kara günler geçirmektedir. Kraliçenin kudreti azalırken dinin baskısı ülkede yayılmakta ve ülke büyük bir buhrana girmektedir. Kraliçe Mary’nin ölümü üzerine yeni kraliçe olan Elizabeth ülke için büyük bir güneş ışığı olacaktır.
The Lord of the Rings Üçlemesi (2001-2002-2003)

John Ronald Reuel Tolkien tarafından yazılmış fantastik dünyalar içerisinde bugüne kadar görülmüş en muazzam dünyalara sahip olan ve fantastik edebiyatın en iyisi olan The Lord of the Rings romanından uyarlanan film serisinin yönetmen koltuğunda Peter Jackson yer almıştır. 2001 yılında serinin ilk filmi The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring’i 2002 yılında he Lord of the Rings: The Two Towers ve 2003 yılında The Lord of the Rings: The Return of the King izlemiştir. Jackson imzalı sinema tarihinin en başarılı fantastik serilerinden biri olan filmlerde Galadriel karakterini Cate Blanchett canlandırmış ve Iğın Hanımı olarak ekranlarda kendisinin iyi tarafı ile kötü tarafını harmanlayarak izleyiciyi büyülemiştir. The Lord of the Rings fantastik bir evrende en güçlü güç yüzüğünün yok edilmesi ve Sauron’un kudretinin sona erdirilmesi için Frodo’nun ve yüzük kardeşlerinin yolculuğu anlatılır. Bı yolculukta yanlarında olan Blanchett tarafından canlandırılan Lothlórien leydisi elf Galadriel’dir.
The Aviator (2004)

Martin Scorsese tarafından yönetilmiş olan film The Aviator, Howard Hughes’ın hayatını konu alan ve onun gençlik yıllarına değinerek izleyiciyi tarihsel bir biyografik öykünün içerisine götüren bir filmdir. Filmde Hughes Leonardo DiCaprio tarafından canlandırılır ve gençliğin tazeliği ile beraber gelen isteklerin sınırsızlığı beyazperdeye uyarlanır. Hughes babasından kalan miras ile hayallerini gerçekleştirmek istemektedir ve bu hayal Birinci Dünya Savaşı’ndaki uçakların filmini çekmektir. Uçma tutkusu, film isteği, obsesif kompulsif bozukluğu onu o yapan şeylerdir ve bunlar ile beraber Hughes gençliğinin hikayesini yazmaktadır. Filmde Cate Blanchett ise Hughes’ın yanında yer alan Hollywood’un göz bebeği oyuncusu Katharine Hepburn’ü canlandırmaktadır. Hepburn’a hayat verirken onun özgür ruhu ve asiliği kadar zarifliğini muazzam bir şekilde tekrar yaşatan Blanchett bu rolü ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar’ı ile yine aynı dalda BAFTA Ödülü ile Altın Küre adaylığı elde etmiştir.
Babel (2006)

Guillermo Arriaga tarafından senaryosu yazılmış olan 2006 yılı yapımı Babel filminin yönetmen koltuğunda senarist Arriaga ile birçok filminde de tekrar çalışmış olan Meksikalı ünlü yönetmen Alejandro González Iñárritu yer almaktadır. Film üç ayrı kıtada dört farklı konuyu işlemektedir ve bu konuların ortak noktalarında tesadüf ve zincirleme gelişen olaylar ile birbiri ile anlaşamayan iletişimsiz zamanların çocukları olan insanlar yer almaktadır. Filmin başrollerinde Brad Pitt, Cate Blanchett ve Gael Garcia Bernal yer almaktadır. Filmde babalarının almış olduğu tüfek ile oynayan iki kardeş, tüfeğin menzili hakkında tahmin yürütürken farkında olmadıkları bir zinciri başlatırlar. Menzili denemek için geçen yolcu otobüsüne ateş eden kardeşler vurmadıklarını düşünüp evlerine dönerler ancak otobüsün içinde yer alan ve kocasının yanında oturmuş olan Susan’ı (Cate Blanchett) boynundan vururlar. Onlara kimsenin yardım etmemesiyle Susan Blanchett’ın muazzam performansı ile ölümün sınırına gelir.
I’m Not There. (2007)

Todd Haynes tarafından yönetmenliği yapılmış olan film I’m Not There.’in senarist koltuğunda Haynes ile beraber Oren Moverman yer almaktadır. Film müziğin unutulmaz isimlerinden Bob Dylan’ın hayatını anlatan biyografik bir filmdir ve filmde Dylan’ı toplamda altı oyuncu canlandırmıştır. Bob Dylan’a hayat veren oyuncular arasında yer alan Cate Blanchett’a Marcus Carl Franklin, Ben Whishaw, Heath Ledger, Christian Bale ve Richard Gere eşlik etmiş, Dylan’ı beyazperdeye taşımıştır. Filmin diğer oyuncuları arasında ise David Cross, Charlotte Gainsbourg, Julianne Moore, Michelle Williams ve Richie Havens yer almaktadır. Müzik dünyasında ilahlaşan ve ortaya çıkarmış olduğu işler ile tarihi peşinden sürüklemiş olan Dylan’ın hayatının farklı kesimlerinin anlatıldığı filmde Blanchett canlandırdığı karakter ile Venedik Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü, Altın Küre’de de En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalındaki ödülü almıştır. Bununla beraber oyuncu BAFTA ve Oscar’a aday gösterilmiştir.
Blue Jasmine (2013)

Woody Allen tarafından yazılan ve yönetilen film Blue Jasmine filminin oyuncu kadrosunda Sally Hawkins, Alec Baldwin, Peter Sarsgaard, Louis C.K. ve Andrew Dice Clay yer alırken filmin başrolünde Jasmine rolünde izleyici karşısına Cate Blanchett çıkmıştır. Canlandırmış olduğu Jasmine rolü ile Akademi Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazana Blanchett hem kendi kariyerinde hem de Allen’ın filmografisinde muazzam bir işin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Filmde Jasmine zenginlik ve statü ile kendi hayatını örmüş ve zengin kocası ile bu duvarlar içerisinde yaşamaktadır. Ancak bir gün bu duvarlar yıkılır ve Jasmine önem verdiği, yaşamak için onlara bel bağladığı bütün her şeyini kaybeder. Bu kayıp ile beraber sıfırdan başlamak zorunda olan kadın, onun gözünde bir işçi hayatı yaşayan kız kardeşinin yanına taşınır. Bu taşınma ile beraber artık Jasmine yeniden ayağa kalkmaya çabalasa ve tesadüfler ile şanslar bazen onunla da olsa artık eski sahip olduklarına sahip olamaz ve akıl sağlının sınırında gezinir.
Carol (2015)

Patricia Highsmith’in The Price of Salt isimli kitabından uyarlanan filmin uyarlama senaryosunu Phyllis Nagy kaleme alırken filmin yönetmenliğini Todd Haynes gerçekleştirmiştir. Filme adını veren Carol Aird karakterini Cate Blanchett canlandırırken ünlü oyuncuya filmde Rooney Mara, Sarah Paulson ve Kyle Chandler eşlik etmektedir. Filmde Carol kocası ile kötü bir evliliğe sahip bir kadındır ve boşanma sürecindeki zor zamanlarda kendini ayakta tutmaya çabalamaktadır. Bir taraftan Carol’ın hikayesi ilerlerken bir tarafta da izleyici kalbi fotoğrafçılık yapmakta olan ancak bir kasiyer olarak geçinmeye çabalayan genç kadın Therese’nin hikayesine tanıklık eder. Bir gün Carol çocuğu için bir oyuncak almak için gittiği dükkanda Therese’yi görür ve bu gözlerin kenetlenme anı ile artık iki kadın arasında bir aşk ve bir gizli saklı tutulması gereken, zorlu yollara sahip bir ilişki başlar. Cate Blanchett Carol filmindeki rolü ile Akademi Ödülleri, BAFTA ve Altın Küre’de performansı için ödüllere aday oldu.
Osman Karakülah
290 yazı · Osman çocuğun ölüm ile imtihanı 92 yılının mayıs ayında Antalya'da başladı. Sonuçta doğduğu anda ölümle son bulacak bir geri sayım saatinin düğmesine basılmıştı. Fakat altı yaşında bir gün ablası sevgilisi ile yalnız kalmak için onu tek başına sinema salonunda bırakınca bu çocuğun hayatı değişti. O an ölümden nasıl kaçacağını öğrendi ve sinemaya olan aşkı başladı. O şu an akademik kariyeriyle cebelleşirken ve hala ölümden korkarken ölümsüzlüğü, aşkı ve huzuru sinemada buluyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →