Catch Me If You Can Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay!
2002 yılında izleyici ile buluşan Catch Me If You Can, Frank Abagnale Jr.’ın gerçel hayat hikayesinden yola çıkarak izleyiciye parçalanan aile yapısı içerisinde kendilerine bir yer bulmaya çabalayan insanların; dolandırıcılığın ve anti-kahramanlığın gerçekçi bir portresini çiziyor. Bu gerçeklik, kaçma ve kovalamanın unutulmaz hikayesi Catch Me If You Can hakkında bilmeniz gereken detayları biz de sizler için derledik.
Frank Abagnale Jr.’ın yazmış olduğu ve kendi hayat hikayesini anlatmış olduğu romandan yola çıkarak kurgulanan filmin uyarlama senaryosunun altında imzası olan isim Jeff Nathanson iken filmin yönetmenliğini ve yapımcılığını Steven Spielberg üstlenmiştir. Filmde Frank’i Leonardo DiCaprio canlandırırken, Frank’in peşinde olan FBI ajanı Carl Hanratty’ı Tom Hanks canlandırmış ve iki adam arasındaki kovalamaca ile büyüyen bir hikayenin ve dönüşen duyguların temsili sinemada muazzam bir şekilde aktarılmıştır. Filmin oyuncu kadrosunda yer alan diğer isimler ise Christopher Walken, Amy Adams, Martin Sheen, James Brolin ve Nathalie Baye olmuştur.
Frank annesi ve babası ile yaşadığı hayatın içerisinde mutlu denilebilecek ve toplumun onda yaratmış olduğu algı ile 15 yaşında her şeye sahip olan mutlu bir çocuktur. Ancak babasının yasa dışı işler yapması ve bütün mal varlığını kaybetmesi ile artık aile üzerine kurulu olan temellerin sarsıntısıyla bir çukurun içerisine düşer. Frank’in annesi, kocasının bir arkadaşı ile ilişkiye girmiştir ve bu ilişki giderek büyümektedir. Frank hem annesini hem de babasını ona öğretilen aile yargıları ve zorunlulukları içerisinde kaybedince evden kaçar ve 15 yaşında hiçbir şeye sahip olmayan bir çocuk olarak hayatın içerisine dalar. Hayatın onu bir şekilde kucaklaması ile beraber Frank artık büyük bir dolandırıcı olur ve kendini hem pilot, hem savcı, hem doktor hem de FBI ajanı olarak farklı yerlerde tanıtarak muazzam bir çek kaçakçılığına imza atar. Sahte olduğu asla anlaşılmayan çekler ile beraber büyük bir paranın sahibi olan ve birçok hikaye içerisinde birçok farklı yaşam süren Frank, bir gün peşinde olan FBI ajanı Carl ile karşılaşır. Bu karşılaşma anı ile Carl’ı kandırarak ondan kaçan Frank’in hayatı artık sadece ona karşı bir yakınlık hissettiği Carl ile kurulmaya başlar. Frank’in kaçışları ve dolandırıcılıkları ile Carl’ın usanmadan onun peşinde koşması ve onu yakalamaya çabalaması filmin ilk anlardaki merkezinde yer alsa da daha sonraki sahnelerde bir kırılma yaşanır ve Frank ile Carl’ın kovalamacası büyük bir dostluğa ve tahmin edilemez bir yaşantının hikayesine dönüşür. Gerçek hayattan alınan bu hikaye birçok kişi için hayata dair arkasında soru işareti bırakmış ve izleyiciyi bir yerden yakalamış bir filmdir. Biz de Catch Me If You Can hakkında detayları derleyerek filmin bu özelliği üzerinden bilmeniz gereken detayları sıraladık.
***Yazının bundan sonrası Catch Me If You Can filmine dair keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***
Catch Me If You Can Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay!
Frank Abagnale Jr.’a Göre Filmin Gerçekçiliği

Catch Me If You Can isimli romanı 1980 yılında yayınlanan Frank Abagnale Jr. filmde de görüldüğü gibi kendi çek sahteciliği üzerineki yeteneğini FBI ile birleştirerek onların tarafında yerini almış ve kendine başka bir hayat kurmuştur. Frank’in yazmış olduğu hayat öyküsü filme çekildiğinde ve izleyici ile buluştuğunda akıllarda film, Frank’in hayatını tam anlamıyla aktarıyor mu yoksa bir kurgudan mı ibaret soruları takılmıştı. Bunun üzerine Frank Abagnale Jr. bir açıklamada bulundu ve filmin yüzde sekseninin gerçek olayları yansıttığını söylerken sadece FBI’ın en çok aranan 10 suçlu listesine hiçbir zaman girmediğini çünkü o listenin seri katiller ve azılı suçlulular için olduğunu dile getirdi.
Tom Hanks’in Karakterinin İsim Problemi

Steven Spielberg imzalı filmde Leonardo DiCaprio tarafından canlandırılan Frank Abagnale Jr.’ın peşinde olan FBI ajanı Carl Hanratty’i filmde Tom Hanks canlandırmıştır. Ancak bu karakterin ismine dar birçok problem çıkmıştır. Öncelikle Frank Abagnale Jr. kendi hayat hikayesini kitaba aktarırken ilk sorunla karşılaşmıştır. Gerçek hayatta Frank’in peşinde olan ve daha sonra onunla çok iyi iki dost olan FBI ajanının ismi Joe Shea’dır. Ancak Frank kitabında hikayesini aktarırken Shea hala FBI’da çalıştığı için onun ismini kullanamamıştır ve ona bir mahlas yaratarak karaktere Sean O’Reilly ismini vermiştir. Filmin senaryosu yazılırken de Tom Hanks’in karakteri için Joe Shea ismi kullanılsa da sonra bilinmeyen bir nedenden ötürü Spielberg karakterin ismini ani bir kararla değiştirmiş ve çekimler Hanks’in Carl Hanratty ismini alması ile devam etmiştir.
Filmin Muazzam Hızı ve Temposu

Film uzun bir süredir proje olarak bekletildikten sonra büyük bir hız ile çekimlere başlanmış ve sinema tarihi içerisinde de temposu hem kamera önünde hem de kamera arkasında tarifsiz bir tempo ile ilerlemiş yapımlar arasında yerini almıştır. Amerika’nın Kuzey kısmında ve Kanada içerisinde çekimlerin gerçekleştirildiği filmde tam 157 farklı mekan kullanılmıştır ve bu farklı mekanlar içerisinde gerçekleştirilen çekimler sadece 52 gün sürmüştür. Filmin temposu ile paralel bir şekilde giden yapım aşamasına DiCaprio bir röportajında üç gün sürebilecek çekimlerin sadece bir öğleden sonra çekildiğini dile getirmiştir.
Tom Hanks ve Steven Spielberg’ün Dostluk İmzası

Ünlü oyuncu Tom Hanks ile başarılı yönetmen Steven Spielberg’ün aralarında yaratmış oldukları muazzam uyum ile beraber sinema tarihi uyumun paralelliğinde başarılı yapımlar kazanmıştır. İkilinin beraber çalıştıkları Catch Me If You Can’in sonlarında tahtada küçük bir not gözükür ve bu notta ‘Steven and Tom’s 4th project’ (Steven ve Tom’un dördüncü projeleri) yazmaktadır. Band of Brothers (2001), Saving Private Ryan(1998) ve Joe Versus the Volcano (1990) filmlerinden sonra beraber dördüncü projelerini hayata geçirmiş olan ikili dostluk imzalarını filme atmıştır.
Filmin Değişen Yönetmen ve Oyuncu Kadrosu

1980 yılında yazılmış olan kitap birçok kez projelendirildikten sonra sonunda Steven Spielberg yapımcılığında gerçekçi temeller üzerine inşa edilmiş ve çalışmalar başlamıştır. Spielberg projenin sadece yapımcılık kısmında yer almak istediği için ilk başlarda filmin yönetmenlik teklifi David Fincher, Cameron Crowe ve Lasse Hallström’a götürüldü ancak yönetmen koltuğu hiçbir isim tarafından doldurulamadı. Bu terslikler neticesinde Spielberg projenin hem yapımcı hem de yönetmen koltuğunda yer almayı kabul etti. Çekimlere başlama sırasında ise Leonardo DiCaprio’nun Gangs of New York filmindeki çekimleri uzadı ve bu yüzden projenin çekim tarihlerinin takvimi yeniden elden geçirildi. Bu değişiklik yüzünden devam etmekte olan The Sopranos’un çekimlerine katılması gereken James Gandolfini projeden ayrıldı ve onun yerine Carl Hanratty’a hayat vermesi için Tom Hanks projeye dahil oldu.
1981 Yılının Farnk’i Dustin Hoffman

Film sinema tarihinin en zorlu yapım aşaması geçirmiş olan projelerinden biridir. 1980 yılında yazılmış olan romanın bir sene sonra yapımcılar tarafından haklarının satın alınmasıyla başlayan yolculuğu birçok senaristin elinden geçerek birçok yapım şirketinin proje takvimlerine girmiştir ancak her seferinde başka filmlerin projenin önünü kesmesiyle beraber proje 2002 yılına kadar tozlu rafların içerisinde yer almıştır. Bu rafta yer alan projelerden en ilginç olanı ise 1981 yılında hayata dönüştürülecek olandır çünkü proje kesinlik kazanmıştır ve filmin baş karakteri Frank’i Dustin Hoffman’ın canlandıracağı açıklanmıştır. Ancak yeniden proje hayata geçirilemeyip rafa kaldırılmıştır.
Leonardo DiCaprio Üzerindeki Büyük Baskı

Filmin oyuncuları belli olduktan sonra kendi hayat hikayesi anlatılan Frank Abagnale Jr. Leonardo DiCaprio tarafından emin olmadığını dile getirmiş. Filmi izledikten sonra oyuncunun performansına hayran kaldığını söyleyen Abagnale, kendisini canladıracağını duyduğunda DiCaprio için şüphe etmesinin sebebinin, DiCaprio’nun kendisi kadar tatlı dilli ve aldatıcı görünmediğini düşündüğünü eklemiş. Bununla beraber Spielberg’ün ilk başta Frank rolü için düşündüğü ismin Johnny Depp olması ve filmde DiCaprio’nun 28 yaşında olup 17 yaşında bir karakteri canlandırması oyuncunun üzerinde büyük bir yük haline gelmiş ancak çekimlerden sonra oyuncu herkesi kendine hayran bırakmış.
Filmin Muazzam Başarısı

DreamWorks şirketinin yapımcılığını üstlendiği film Catch Me If You Can’in yapım aşamasındaki maliyeti tam olarak 52 milyon doları buldu ancak film vizyona girdikten sonra 351 milyon dolar gibi bir hasılat elde ederek büyük bir maddi başarıya imza attı. Kendi hayran kitlesini anında oluşturan Spielberg imzalı film aynı zamanda yapım şirketi DreamWorks’ün Box Office verilerine göre altıncı en yüksek gelir elde etmiş olan filmi oldu. Catch Me If You Can’in arka sırasında yer aldığı beş film ise şöyle oldu: Shrek 2 (2004), Shrek (2001), Saving Private Ryan (1998), Madagascar (2005), Gladiator (2000).
Serinin İkinci Filmi: Catch Me If You Can

Steven Spielberg tarafından çekilmiş ve resmi olmayan bir film serisinin ikinci filmi olma özelliği taşımaktadır Catch Me If You Can. Kaçan Adam serisi olarak adlandırılan bu seri bir üçlemedir ve bir seri olarak lanse edilmemiş olsa de yönetmen tarafından bir üçleme olarak dile getirilmektedir. Bu üçlemenin ilk filmi 2001 yılı yapımı A.I. Artificial Intelligence iken Catch Me If You Can filmini takip eden serinin son filmi ise 2002 yapımı Minority Report’dur.
Filmde Frank Abagnale Jr.’ın Cameo’su

Frank Abagnale Jr.’ın kendi hayat hikayesinin anlatıldığı film Catch Me If You Can’de kendisi de kamera karşısında yerini alıp izleyicinin karşısına çıkarak filmdek cameo’sunu gerçekleştirmiştir. Frank Fransa’ya kaçtıktan sonra Carl’ın peşinden gitmesi ve onu yakalaması ile aralarında bir anlaşma gerçekleşir ve bu anlaşmanın şartlarıyla teslim olmayı kabuk eden Frank’i Fransız polisler tutuklar. Bu sahnede Leonardo DiCaprio tarafından canlandırılan Frank’i tutuklayan Fransız polislerden biri de gerçek Frank Abagnale Jr.’ın ta kendisidir.
Filmin The Flash Göndermesi

Filmin başlarında henüz evden kaçmamış olan Frank’i okula gitmesi için uyandırmaya odasına giren babasını takip eden kamera Frank’in odasını gösterir izleyiciye ve bu oda içerisinde Frank’in birçok çizgi romanı göze çarpar. Bu çizgi romanlardan en dikkat çekeni ve en üstte olan The Flash’dir. Bu sahneden sonra Frank ile Frank’in peşindeki Carl otel odasında karşı karşıya gelince Frank Carl’a kendisinin de bir FBI ajanı olduğunu ve adamı yakaladıklarını söyler. İsminin Barry Allen olduğunu söyleyen Frank, Carl’ı kandırır ve ondan kaçar. Carl’ın daha sonra keşfedeceği üzere Barry Allen The Flash çizgi romanında yer alan bir karakterin adıdır.
Frank Abagnale Jr.’ın İtirazları

Frank Abagnale Jr. filmi izledikten sonra yapmış olduğu açıklamarda bir iki noktanın kurgu olduğunu ancak kurgu seviyesinde de olsa hatalı olduklarını dile getirmiş. Bu hataların ve olmayan kurgusal olguların altını çizen yazar, rahatsız olduğunu direkt söylemlerine eklemese de bunların üzerinde duruyor olması onun tavrını anlamlandırmış. Bu itirazlarından ilki babasına yönelik. Filmde mahkemeden sonra babası ile karşılaşan Frank onunla konuşur, ancak Abagnale’in açıklamalarına göre evden kaçtıktan sonra babasıyla bir daha hiç konuşmamış. Yazarın ikinci karşı çıktığı kurgusal nokta ise Noel zamanı Frank’in Carl’ı araması. Bunun üzerine de Abagnale, peşinde olan hiçbir FBI ajanını aramadığını, bunu neden yapmak isteyeceğini yakalanmak istemediğini ve onlara yerini belli etmemek istediğini söylemiştir.
Steven Spielberg’ün Detaylardaki Takıntısı

Steven Spielberg her filminde ince detaylar üzerinde duyduğu takıntı ve özen ile ön plana çıkan bir yönetmenken Catch Me If You Can’de de bu özelliğini göstererek küçük detayların ve ayrıntıların öneminde ne kadar takıntılı olduğunu göstermiş. Filmde yer almasını planladığı araba modeli The Aston Martin DB5’ı bulmak için büyük bir çaba sarf etmiş. Arabanın kaynağı olan şirket ile görüşmeler yapan Spielberg arabayı bulana kadar çekimleri gerçekleştirmemiş ve çekimler sırasında şirketin stoklarında araba yer almadığı için arabaya sahip olan bir müşteri tarafından arabası ödünç alınmış. Daha sonra bu takıntısı sorulduğunda yönetmen favori filmlerinden biri olan Goldfinger’da (1964) da aynı arabanın kullanıldığını söylemiş. Bununla beraber Frank’in sahte diplomasını Spielberg yaratırken tam anlamıyla filmde olduğu gibi gerçekçi gözükmesi için Harvard’daki Tıp Fakültesi dekanlarına özel olarak imzalatmış.
Filmde Yer Alan Forrest Gump Referansı

Filmde Frank ve Amy Adams tarafından canlandırılan Brenda’nın nişan partisine Carl gelir ve Frank yakalanmanın sınırında kol gezmektedir. Bu telaş ile Brenda’yı odalarına çıkarır ve ona kendi gerçekliğini anlatmaya çabalar. Ona onun sevdiğini söyler ve ona da onu sevip sevmediğini sorar. Tüm bu telaş içerisinde Frank Brenda’ya bir şekilde gerçekleri anlatmaya ona yalan söylediğini söylemeye çabalar ancak kaçması gerektiğinin ve vaktinin olmadığının da farkındadır. Bu karmaşa içerisinde Frank Brenda’ya valizlerin içerisinde sakladığı onca parayı gösterir. Bu paralar ile Brenda’ya bir şeyleri anlatmaya çabalayan Frank Brenda’dan onunla buluşma sözü almaya çabalar. Bu sırada pencereden giren rüzgar paraları uçurmaya başlar. Bu uçan paralar Tom Hanks’in ünlü filmi Forrest Gump’taki uçam kuş tüyünün referansıdır ve onun temsili olarak bu detay filme yerleştirilmiştir.
Steven Spielberg’ün Filmdeki İmzaları

Steven Spielberg 2002 yılında yönetmenliğini yapmış olduğu film Catch Me If You Can’de neredeyse her filminde izleyici ile buluşturduğu ögelerini bu filmde de yansıtmıştır. Neredeyse artık Spielberg’e özgün olan ve onun filmlerde imzasını taşıyan sahneler ile yönetmenin varlığının her daim filmin ruhunda hissettiren olgular Catch Me If You Can’de de kendini göstermiştir. Bunlardan ilki filmin müziklerinde yer almaktadır. Filmin müziklerine Spielberg ile sayısız defa çalışmış olan John Williams imzasını atmıştır. Bununla beraber kamera ve ışık detaylarında da yönetmenin ruhu vardır. Filmin başlangıç sahnesinde Frank Abagnale’in yüzünün görüntüsü Carl’ın el feneri ile beraber gözükür ve ayrıca Carl’ı canlandıran Tom Hanks ve Brenda’yı canlandıran Amy Adams’ın Frank ile Brenda’nın nişan partisinde yaptıkları konuşmadaki ayna çekimi yönetmenin filminde bıraktığı ayak izleridir.
Osman Karakülah
290 yazı · Osman çocuğun ölüm ile imtihanı 92 yılının mayıs ayında Antalya'da başladı. Sonuçta doğduğu anda ölümle son bulacak bir geri sayım saatinin düğmesine basılmıştı. Fakat altı yaşında bir gün ablası sevgilisi ile yalnız kalmak için onu tek başına sinema salonunda bırakınca bu çocuğun hayatı değişti. O an ölümden nasıl kaçacağını öğrendi ve sinemaya olan aşkı başladı. O şu an akademik kariyeriyle cebelleşirken ve hala ölümden korkarken ölümsüzlüğü, aşkı ve huzuru sinemada buluyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →