Captain America: Civil War’da Dikkatimizi Çeken 8 Detay
Uzun zamandır merakla beklenen Captain America: Civil War nihayet vizyona girdi. Gelin filmden dikkatimizi çeken detayları madde madde masaya yatıralım.
Son olarak geçtiğimiz Yaz aylarında vizyona girip Marvel Sinematik Evreni’nin ikinci fazını sona erdiren, olması gerektiği gibi kendini pek de ciddiye almayarak oldukça keyifli bir seyirlik sunan Ant-Man‘in üzerinden neredeyse 9 ay geçmişken evrenin üçüncü fazını başlatan Captain America: Civil War nihayet vizyona girdi.
İsmi Captain America olsa da barındırdığı karakter bakımından Avengers filmleriyle yarışacak hatta ilk Avengers filmini geride bırakacak potansiyele sahip filmin Avengers 2.5 olarak adlandırılması boşuna değil. Thor ve Hulk haricinde tüm eski Avenger’ları barındıran üstüne Spider-Man ve Black Panther’i de ekleyen filmin bir Captain America filmi mi yoksa bir Avengers filmi mi olduğunu yazının sonraki kısımlarına saklayalım ancak şunu belirmekte de fayda var ki Captain America: Civil War, Avengers: Age of Ultron’un yarattığı hayal kırıklığını gidererek Marvel Sinematik Evreni’nin üçüncü fazını başarılı şekilde açıyor. Her ne kadar benim en beğendiğim sinematik evren filmi Captain America: Winter Soldier seviyesinde değilse de Civil War’un ilk Avengers filmiyle kapışabilecek düzeyde olduğunu söyleyebiliriz.
Lafı fazla uzatmadan Captain America: Civil War’u madde madde incelemeye başlayalım. Yazının bundaki sonraki kısmının film hakkında spoiler içerdiğini belirterek maddelemeye başlıyoruz.
Captain America: Civil War’da Dikkatimizi Çeken 8 Detay
Civil War Hem Bir Captain America Hem De Avengers Filmi

Yazının başında da dediğimiz gibi Captain America: Civil War’da o kadar fazla karakter yer alıyor ki film, insanlar tarafından ister istemez bir Avengers filmi olarak görülmeye başlandı. Tüm süreç boyunca gerek Chris Evans gerekse Marvel cephesinden Civil War’un bir Captain America filmi olduğunun altı çizilse de izleyicilerin böylesine bir kadrodan ufaktan da olsa Avengers filmi kırıntıları görmeyi beklediği muhakkaktı.
Şunu belirtmekte fayda var ki Civil War, hem bir Captain America hem de Avengers filmi olmayı becerebilmiş. Bunu da genel olarak Kaptan’la derin bağları olan Winter Soldier yani Bucky’yi kullanarak gerçekleştirmiş. Filmin başında Black Rumlow’la kapışma sahnesi ve sonrasında gelen Sokovia Accords’la Avengers filmi olarak karşımıza çıkan Civil War, daha sonra Bucky’nin devreye girmesiyle Captain America filmine evrilirken havaalanı sahnesi ve Winter Soldier’ın Stark ailesini katlettiği gerçeğinin ortaya çıkmasıyla Captain America-Avengers filmi olma yolunda gidip geliyor. Ancak dediğimiz gibi eninde sonunda bu bir Captain America filmi, ilk kez Captain America: First Avenger’da karşımıza çıkıp belki de Kaptan’ın karakterini en iyi özetleyen ‘I can do this all day‘
Homecoming Vurgusu

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz aylarda, Marvel Sinematik Evreni’nde izleyeceğimiz yeni Spider-Man filminin isminin -karakterin Marvel’a geri dönüşünü kutlarcasına- Spider-Man: Homecoming olacağı açıklanmıştı. Filmde Winter Soldier’ın aklına girmek için söylenen Rusça sözcükler arasında yer alıp ‘Eve dönüş’ manasına gelen Homecoming kelimesinin filmde tam üç kez kullanılmış olması hatta ikincisinde özellikle vurgulanması muhakkak ki sinematik evrene bu filmle dahil olan Spider-Man’in önümüzdeki yıl vizyona girecek solo filmine çakılmış bir selam.
Civil War’un Tüm Dünyaya Yayılması

Filmde gördüğümüzün aksine Civil War, çizgi romanlarda yalnızca Amerika sınırları içerisinde kalmıştı. Ancak Age of Ultron’la dolaylı yoldan da olsa Sokovia ve Wakanda’daki yıkıma neden olan Avengers ekibi, bu filmde de Lagos’taki sivil ölümlerinin sorumlusu olarak iç savaşın tamamen uluslararası sulara dahil olmasına ön ayak oldu. 117 ülkenin onayıyla yürürlüğe girecek Sokovia Accords için Viyana’da toplandıkları sırada patlayan bomba da bu durumun tuzu biberi olurken Lagos’tan Londra’ya Bükreş’ten Berlin’e dünyanın birçok farklı yerine konuk olduğumuz filmde Russo kardeşlerin şehirleri uzak plandan aldıktan sonra adeta bizleri içeri davet etmesi filmin uluslararası boyutunu yansıtmaktaki başarılı bir hamlesiydi.
Joe Russo Cameosu

Russo kardeşlerden bahsetmişken Captain America: Winter Soldier’ın ardından Civil War’da da filmin yönetmenlerinden Joe Russo’nun cameosunu görmek oldukça keyifliydi. Winter Soldier’da bir doktor olarak gördüğümüz Joe Russo bu kez de karşımıza Zemo tarafından Bucky’nin karşısına çıkmak amacıyla öldürülmüş psikiyatrist olarak çıktı. Joe Russo iki cameoda da aynı karakteri mi canlandırmaktaydı bilinmez ama karakter öldüğüne göre Russo’yu yönetmenliğini üstleneceği sonraki Avengers filminde bambaşka bir karakteri canlandırırken görebiliriz.
Cameo demişken bu işin ustası Stan Lee’nin filmin son kısımlarına denk gelen cameosunda yine sahne çaldığını söylesek yanlış olmaz. Öte yandan filmde cameodan hallice bir rolü olan Martin Freeman’ı muhtemelen sonraki sinematik evren filmlerinde görmeye devam edeceğiz, belki de karşımıza ilk fazda Agent Coulson’ın yaptığı gibi filmler arasındaki bağlantıyı kuran devlet görevlisi olarak çıkacak.
Filmdeki Aksiyon-Komedi Dozu

Marvel Sinematik Evren filmlerinin alamet-i farikalarından olan komedi soslu aksiyon, evrendeki çoğu filmde gayet başarılı şekilde işlenmiş olsa da Avengers: Age of Ultron’da oldukça bayağı halde kalmıştı. Bayat birkaç esprinin sürekli olarak döndüğü Age of Ultron’un ardından Civil War, Marvel’ın bu konudaki başarılı tarzını yeniden getirmiş gibi görünüyor. İlk yarısındaki birkaç küçük espri haricinde ciddiyetini devam ettirmesinin ardından özellikle Spider-Man’in dahil olmasıyla komedi dozunun yükseldiğini gördüğümüz filmdeki havaalanı sekansı kuşkusuz aksiyon ve komedinin tavan yaptığı bölümdü. Russo kardeşlerin film boyunca gösterdikleri başarılı aksiyon sahne çekimleriyle Spider-Man ve Ant-Man’in başını çektiği komedi unsurlarının birleşmesi sonucunda Captain America: Civil War, aksiyon-komedi dozu başarılı şekilde ayarlanmış bir sinematik evren filmi olarak karşımıza çıkıyor.
Spider-Man/Black Panther’in Sinematik Evrene Katılımı

Bolca önemli karakteri bir arada gördüğümüz filmlerin seyir zevki açısından avantajları olsa da karakterizasyona ayrılacak sürenin azalması bu tarz filmlerin handikabı olarak görülebilir. İlk Avengers filmi bunun üstesinden gelse de Age of Ultron bu konuda sınıfta kalmış, hatta filmin en büyük sıkıntısı olarak karakterizasyon gösterilmişti. Halihazırda evrende bulunan karakterlerin karakterizasyonunda bile sıkıntı yaşanan Age of Ultron’un ardından daha önce karşımıza çıkmamış iki karakterin birden evrene dahil olacağı Civil War’un da aynı sıkıntıdan muzdarip olma ihtimali konuşulsa da Russo kardeşler, karakterizasyonun altından gayet başarılı şekilde kalkmışlar. Özellikle Spider-Man ve Black Panther özelinde oldukça kısıtlı olan sürelerini gayet tasarruflu şekilde kullanarak karakterlerin motivasyonları hakkında bizleri ikna etmeyi başaran Civil War, Age of Ultron’un düştüğü hataya düşmeyerek bu konudan alnının akıyla çıkmayı başarıyor.
Öte yandan Chadwick Boseman’ın Black Panther performansının başarılı olduğunu vurgulamak gerek ancak benim için asıl sürpriz Tom Holland’ın Spider-Man’i oldu. Filmden önce endişelerim olsa da Tom Holland’ın hem Spider-Man hem de Peter Parker olarak performansı gerçekten takdire şayandı. Bizlere tam istediğimiz Peter Parker ve Spider-Man’i sunan Tom Holland’ın başrolde olacağı Spider-Man filmini şimdiden iple çekmemizi sağlayan Civil War, akıllarda şu soruyu bırakıyor: Marisa Tomei’den May hala mı olur Allah aşkına ?
Süper Kötüsü Olmayan Süper Kahraman Filmi

Süper kahraman filmlerinin vazgeçilmezi kuşkusuz onların engel olacağı süper kötülerin varlığıdır. Ancak Captain America: Civil War, bizlere süper kötü olmadan da süper kahraman filmi çekilebileceğini gösteriyor. Filmin kötüsü olarak Daniel Brühl’ün başarılı performansıyla izlediğimiz Zemo’yu görsek de onun karakteristik bir kötü olduğunu söylemek güç. Zemo, yalnızca ailesini kaybettikten sonra bunun nedeni olarak gördüğü Avengers’ı içten fethetmek için harekete geçmiş Sokovia’lı eski bir asker. Ancak motivasyonu tam olarak yansıtılamamasıyla birlikte senaryodaki bazı açıklarla Zemo, filmin yumuşak karnı olarak değerlendirilebilir.
Öte yandan Civil War, bizleri tüm bu yaşananların bir ‘İç Savaş’a neden olması konusunda da ikna etmeyi başarıyor. Bunun için Tony Stark ve Steve Rogers’a şimdiye kadarki duruşlarının yanında Sokovia’da oğlunu kaybetmiş bir annenin acı sözleri ya da Peggy Carter’ın ölümü sonrası onun sözlerinin vurgulanması gibi ekstra motivasyonlar verilerek karakterlerin kutuplaşması daha iyi yansıtılıyor. Karakterlerin başarılı şekilde konumlandırılması süper kötüsü olmayan bir süper kahraman filminin de oldukça etkileyici olabileceğini gösteriyor.
Civil War Sonrası Marvel Sinematik Evreni

İyisiyle kötüsüyle bir iç savaşı geride bıraksak da şu an için Avengers ekibi oldukça dağınık durumda. Bir yanda Sokovia Accords’u imzalayan ‘yasal’ Avengers ekibi, diğer yanda ise Captain America önderliğindeki Avengers ekibi var ve bunlara ek olarak filmin son kısmında görmediğimiz, sırra kadem basan Black Widow.
Kasım 2016’da vizyona girecek Doctor Strange ve Mayıs 2017’de vizyona girecek Guardians of Galaxy bambaşka evrenlerde geçeceği için yüksek ihtimalle iç savaş sonrasını görmek için 7 Temmuz 2017’de vizyona girecek Spider-Man: Homecoming’i beklememiz gerekecek. Keza Civil War’ın ikinci after credit sahnesinde Peter Parker’ı görmemiz de bu durumu destekler nitelikte. Marvel Sinematik Evreni’yle yaşadığımız zamanın paralel olarak ilerlediğini düşünerek Spider-Man: Homecoming’te iç savaşın üzerinden bir yılı aşkın bir sürenin geçtiğini görmemiz olası.
Captain America: Civil War’da dikkatimizi çeken ayrıntıları maddeler halinde sıraladık. Eğer listede olmayıp sizin dikkatinizi çeken bir ayrıntı varsa bunu yorumlara ekleyebilirsiniz.
İbrahim Cem Özsefil
2333 yazı
Yazarın diğer yazılarını gör →