Bir Nesli Yabancı Dizi Kültürüyle Tanıştıran Cnbc-e’de Yayınlanmış 15 Unutulmaz Dizi
Doğuş Yayın Grubu ve NBC Universal iş birliği ile Türkiye’de 2000 yılında yayın hayatına başlayan Cnbc-e bu ay aramızdan ayrılıyor. Kanalın Discovery Channel’a satılması ile kanalda birkaç değişiklik yapılıyor ve artık aramızda Cnbc-e değil TLC Türkiye olacak. Belki bu sefer gelen gideni aratmaz ama ne yalan söyleyelim içimiz kan ağlıyor. Biz yabancı dizileri Cnbc-e sayesinde öğrenmiş koca bir nesiliz. Henüz hayatın bu kadar hızlı olmadığı bir zamanlarda haftanın o gününü, o saatini bekleyip dizilerin yeni bölümlerini takip eden bir jenerasyonuz. Her ay koşa koşa gidip aldığımız Cnbc-e dergi de cabası… Bize kattığı tüm bu güzellikler için biz de Cnbc-e adına bir veda yapalım dedik ve unutulmaz Cnbc-e dizilerini sizin için sıraladık.
Cnbc-e’de Yayınlanmış 15 Unutulmaz Dizi
Six Feet Under

American Beauty’nin yapımcısı ve senaristi olan Alan Ball’un senaryosunu üstlendiğini HBO’nun unutulmaz dizisi Six Feet Under, beş sezonu ile 2001-2005 yılları arasında bir kasırga gibi ortalığı yıktı geçti. Fakat dizi sadece kendi zamanının bir fenomeni olmaktan öte bir hal aldı ve hala bile dizi kendine has o güzelliği ile diziler aleminde çok farklı ve değerli bir yerde duruyor. Türkiye’de Cnbc-e tarafından izleyiciyle buluşturulan Six Feet Under, 2007 yılında ekranlara veda etti. Bir cenaze evi işleten Fisher ailesinin, baba Fisher öldükten ve aile ‘bir araya’ geldikten sonra yaşadıklarını kara bir mizansen içinde ne drama ne de komedi doğrultusunda olmadan çok doğal ve yavaş bir şekilde anlatan dizidir Six Feet Under. Kısacası bize ölümü sevdiren dizidir kendisi. Karakterlerindeki tarif edilemez çekicilik ve gerçeklik herkesin kendisi ile özdeşleştirdiği bir karakter ile nefret ettiği diğer bir karakter bulmasına neden olmuştur. Spoiler vermeden şunu söylemek de fayda var; dizinin finalini bir kez izleyen bir daha unutamamıştır! Böylesine içimize işleyen ve hepimizi fahri birer Fisher olmamızı sağlayan dizi için Cnbc-e seni kucaklıyoruz.
Scrubs

2001 – 2008 yılları arasında NBC ekranlarında ve 2009 – 2010’da da ABC’de izleyici ile buluşan 20 dakikaya hayalleri ve hayatları hala nasıl sığdırdığını anlamadığımız dizi Scrubs. J.D. (Zach Braff) ve Turk’un (Donald Falson) bromance diyebileceğimiz destansı dostluklarını ve hayatlarını 9 sezon boyunca anlatan ve kendini izlettiren dizi klasik bir komedi dizisinin ötesine geçmişti. J.D.’nin hayalleri ve iç sesi ile dizi klasik doktor konulu bir hastane dizisinden öte 20’li – 30’lu yaşların hayallerini, korkularını aktaran bir aracı olmuştu. Diğer stajyerler, farklı yöntemleri ve kişilikleri olan doktorlar daha doğrusu mentorlar, aşklar, ayrılıklar, hademeler, hastalar derken Scrubs, tüm gerçeklikten kaçış noktalarıyla (hastane gerçekte var olmayan Sacred Heart isimli bir yerdir) gerçekliğin ortasına oturan bir dizi olmuştur. Cnbc-e ile bu dizi belki de bir jenerasyonun doktor olma isteğini arttırmış, gelecek planları ile oynamıştır.
How I Met Your Mother

Müzmin bekar Ted Mosby’nin çocuklarına anneleriyle tanışma hikayesini 9 sezon anlattığı sit-com olan How I Met Your Mother’ın ülkemizde bu kadar popüler olma sebebi, hiç kuşkusuz Cnbc-e idi. Orijinal bölüm hikayeleri, sıcak arkadaşlık ortamı, çapkın Barney Stinson, Kanadalı Robin Scherbatsky gibi unutulmaz karakterleriyle How I Met Your Mother, kesinlikle birçok kişiyi altyazılı sit-com kültürüyle tanıştıran dizi olmuştu.
Buffy The Vampire Slayer

Henüz vampirler, kurt adamlar popüler değilken biz Buffy ile büyüdük diyen jenerasyon için Cnbc-e’nin gerçekten farklı bir yeri vardır. Çünkü Cnbc-e sayesinde onlar tarihin en havalı vampir avcısı ile büyümüşlerdir, olgunlaşmışlardır. Joss Whedon imzasını taşıyan The WB (1997 – 2001) ve UPN (2001-2003) ekranlarında yedi sezon boyunca izleyici ile buluşan Buffy, 16 yaşında bir vampir avcılığını öğrenen gencin maceralarına odaklanmıştır. Sarah Michelle Gellar’ı beynimize vampir avcısı olarak kazıyan dizi hepimizi birer Scooby Gang üyesi olduğumuz fantezisi kurmamıza sebep olmuştur. Cnbc-e, Türkiyeli izleyiciler ile Buffy’yi buluşturduktan sonra Buffy’nin spin-off’u olan Angel isimli diziyi de seyiriciyle buluşturmuştu. Sarışın bir vampir avcısından öte olan ve en iyi sonlara sahip diziler arasında yer alan dizi bize doğaüstü olayları öğretmiş ve buna hazırlamıştı. Bu serüven o yıllarda alışık olmadığımız için biraz ürkütücü geçmişti ama sonuçta dizinin ilk cümlesi: ‘Bunun iyi bir fikir olduğundan emin misin?’ olmuştu, yani tüm sorumluluk bizdeydi. Cnbc-e ve Buffy sayesinde korkuya bağışıklığımız arttı bu sayede.
Pushing Daisies

Ekranlara erken veda ettiği için hala gözlerimizin dolmasına neden olan dizi: Pushing Daisies. Lee Pace ve Anna Friel’in başrollerinde oynadığı 2007 – 2009 yılları arasında yayınlanan bu dram-komedi ortaklığındaki dizi 2007 yılında yolculuğa başladı. Fakat o dönemde ortaya çıkan birçok grev ve dizi sektöründeki olaylar büyük bir süzgeç oldu ve çok başarılı olsa da feda edilebilecek dizilerin sonu oldu. İşte bu hazin sona maruz kalan dizilerden biri de Pushing Daisies’ti. Ned (Lee Pace) hem kutsanmış hem de lanetlenmiş bir insandır. Ned ölü bir canlıya dokunduğu an onu diriltme özelliğine sahiptir fakat annesinin ölümü ile şunu öğrenmiştir ki eğer ölü bir insanı diriltirse ve bir dakika içinde ona tekrar dokunup ölüler diyarına geri göndermezse dirilttiği insanın yerine başka biri ölmektedir. Ned bir dedektif ile beraber çalışmaktadır dizide ve kurbanları bir dakikalığına hayata döndürüp katillerini sormaktadır fakat bu kurbanlardan biri Ned’in çocukluk aşkı olunca her şey alt üst olur. Ned Chuck’ı diriltir ve Chuck’ın yerine başka biri ölür ancak artık Ned ve Chuck birbirlerine asla dokunamayacaklardır. Çünkü eğer Ned Chuck’a bir kez daha dokunacak olursa Chuck sonsuza kadar ölü kalacaktır. İşte bu lütuf ve lanet arasında çok ince bir mizah ile gidip gelen dizi maalesef bizlerle uzun bir süre beraber olamadı, fakat en azından dizi hayatta kaldığı kadarıyla Cnbc-e sayesinde bizimle beraber oldu. Ned’in bir dakikalık süresi gibi oldu Pushing Daisies bizim için.
Dawson’s Creek

Her şey böyle başlamıştı diyebiliriz. Tüm gençlik ateşi, tüm o yaşlara duyulan hasret ve ekrana yansıtma arzusu belki de ilk kıvılcımını burada verdi. Dawson’s Creek akıllardan çıkmayan muhteşem gençleri: James Van Der Beek, Katie Holmes, Joshua Jackson, Michelle Williams ve Kerr Smith ile belki de ilk anda gençlerin ve genç kalanların kalbini kazanmıştı. Her jenerasyonun kendi gençlik dizisi olmuştur elbette ve bu jenerasyonlara göre farklı konulara, farklı tarzlara ve farklı enerjilere evrilmiştir, The O.C. ve Gossip Girl’de gördüğümüz gibi. Fakat Dawson’s Creek zamansızlığını işte tam da bu noktada yakalamıştır çünkü farklı bir konusu, tarzı veya enerjisi yoktur. Sadece her gencin bir yerinden yakalayacağı bir büyüme hikayesidir. 1998 – 2003 yılları arasında ekranlarda olan Dawson’s Creek küçük bir kasabadan çıkan ve hayatlarını çizmeye çabalayan gençlerin hikayesini barındırır. Aşk üçgenleri, dörtgenleri, beşgenleri olsa da hiçbir şey abartı veya yapmacık olmamıştır dizide, hatta belki de hepimiz özenmişizdir bu heyecana! Cnbc-e ekranlarında gençlerin aynı gün, aynı saatte olmasını sağlayan ve ertesi gün yeni bölümün üzerine dakikalarca konuşulan bir Cnbc-e klasiği olmuştur.
The O.C.

20li yaşlarına gelmiş ve az çok yabancı dizi izlemiş herkesin gençlik dizisiydi The O.C. Efsane bir jenerik müziği, unutulmaz replikleri (“Welcome to the O.C. bitch” cümlesi hafızamızdan asla silinmeyecek heralde), şahane karakterleri vardı dizinin. Hangimiz Marissa’nın Trey’i vurduğu sahnede yıkılmamıştık? Hangimiz Seth-Summer aşkı için tutuşmamıştık? Şimdilerde Med Cezir’in Amerikan versiyonu olarak hatırlasak da, The O.C. Princess Sparkles ve Captain Oats, Chrismukkah ve Atomic County, en önemlisi ise Sandy Cohen’dir birçoğumuz için. Ayrıca birçok Türk gencinin California hayalleri kurmasına vesile olmuştur dizi. “California here we come” diye haykıran ergen hallerimiz çok da eskide değil.
One Tree Hill

Bir zamanlar The O.C.’nin ezeli rakibiydi One Tree Hill. Hangi dizinin daha iyi olduğunu tartışır, iki diziyi birbiriyle karşılaştırmadan duramazdık. Oysa One Tree Hill çok daha farklıydı The O.C.’den. “Zengin dizisi” değildi öncelikle, oldukça sıradan bir Amerikan banliyö kasabasında geçiyordu olaylar. Gençlik dizisi olduğu kadar bir spor dramasıydı aynı zamanda. Eminim dizi, birçok Türk gencini basketbol oynamaya heveslendirmiştir. Dizinin gizli silahı ise Lucas-Peyton-Brooke aşk üçgeniydi. Bir sonraki jenerasyon nasıl holiganlık derecesinde Edward/Jacob arası taraf tutmuşsa, One Tree Hill izleyicileri de Peyton/Brooke arası taraf tutardı. Beşinci sezonda karakterler 4 yıl büyüdü, dizi de eski popülaritesini kaybetti. Ancak her şeye rağmen One Tree Hill tam 9 sezon yayından kalkmadı.
Nip/Tuck

Glee’den ve American Horror Story’den önce Ryan Murphy denince akla hemen Nip/Tuck gelirdi. Gerek jenerik müziğinden, gerekse Christian Troy’un renkli cinsel hayatından yayınlandığı döneme göre oldukça cesur bir diziydi Nip/Tuck. Dışarıdan oldukça yüzeysel bir konuya sahip gibi gözükse de, dizi yüz yıllar boyunca süregelmiş güzellik standartlarını zeki bir biçimde eleştirirdi. Hatta dizi, 2005 yılında Golden Globe ödülüne layık görülmüştü. İlk bölüm Christian’ın, Kimber’ın vücuduna “düzeltmeler” yaptığı sahne, Amerikan dizi tarihinin en ikonik sahnelerinden olabilir. Hem izleyiciler, hem de eleştirmenler tarafından ilk 4 sezonu oldukça sevilen Nip/Tuck, McNamara/Troy kliniğinin 5.sezon Miami’den Bevelry Hills’e taşınması ile, eski bölümlerinin şanına ulaşamamıştı.
Heroes

Cnbc-e’de yayınlanan ilk promoları unutmak imkansız. Kamera kaydı. Bir amigo kızı, oldukça yüksek bir köprüye tırmanırken görüyoruz. Amigo kız kendisini tepeden aşağıya bırakıyor. 5 saniye sonra kız, birkaç kırığını düzelttikten sonra ayağa kalkıyor. Kameraya bakıp “İsmim Claire Bennet. Bu altıncı denememdi” diyor. Heroes, özellikle ilk sezonu ile bilimkurgu seven/sevmeyen herkesi ekran başına kilitlemişti. “Save the Cheerleader, Save the World” sloganı en unutulmaz dizi sloganı olabilir. Heroes’u Heroes yapan, süper güçleri olan insanların, “aramızdan” olmasıydı. Bir amigo kız, bir hemşire veya sıradan bir plaza işçisi, özel yeteneklere sahipti. Aynı zamanda Sylar karakteri, dizi tarihinin en tüyler ürpertici düşmanıydı.
Smallville

Unutulmaz Cnbc-e dizilerinden bir tanesi de Smallville olmalı elbette. Superman seven herkesin beğeneceği bir yapıda olan dizi, bir yandan genç Clark Kent’in gündelik sorunlarına gençlik dizisi edasıyla yaklaşırken, Superman mitini de bölümlere yavaş yavaş yedirerek, dizinin omurgasını sağlamlaştırıyordu. Filmlerden farklı olarak yapımda, Clark Kent ve ezeli düşmanı Lex Luthor, sıkı birer dost olarak tasvir edilmişti ve bölüm bölüm düşman olmalarını izliyorduk. Bir nesli büyüten çizgi-roman dizisi olarak listemizde Smallville’e yer vermemiz kaçınılmazdı.
Prison Break

Üstün zekalı mimar Michael Scofield’ın, komplo kurularak hapise atılan kardeşi Lincoln Burrows’u kurtarmak için, hapishane planlarını vücuduna dövme olarak işlettiği dizi, aksiyon ve macera severlerin kısa zamanda favori dizisi olmuştu. Altyazılı dizilerden nefret eden babam bile her hafta diziyi iple çekerdi.
2016’ta mini dizi halinde geri dönecek olan yapım, Amerikan dizi tarihinin de başarılı yapımları arasına girmişti. Cnbc-e’nin unutulmaz dizilerinden biri olan Prison Break, gerek karakterleri, gerek yüksek temposu, gerekse komplo teorileriyle Cnbc-e dizileri denilince akla gelen bir yapımdı.
The Simpsons

Şu anda 27. sezonu yayınlanmakta olan efsane animasyon dizi The Simpsons için ne söylesek az. Ülkemizde daha önce Türkçe dublajlı olarak verilmiş ve maalesef birçok espri ve göndermesi güme gitmişti. Cnbc-e diziyi orijinal dili ve altyazı ile vererek büyük bir eksiği kapatmıştı. Cnbc-e sayesinde Dan Castellaneta’nın mükemmel Homer Simpson dublajını duymuş, karakterleri yeniden sevmiştik. Eğer unutulmaz Cnbc-e dizileriyle ilgili bir liste yapıyorsak, The Simpsons kesinlikle o listede olmalıdır.
South Park

Cnbc-e’nin bir nesil ile tanıştırdığı diğer bir efsane animasyon dizisi ise South Park. Neredeyse başka hiçbir yapımın erişemeyeceği, politik doğruculuktan fersah fersah uzak bir sivri dile sahip olan diziyi her ne kadar Cnbc-e’de “yumuşatılmış” bir altyazı ile izlesek de, her bölüm farklı bir maceraya atılan Eric Cartman ve tayfası ile tanışmamız da Cnbc-e sayesinde olmuştu haliyle. Cnbc-e belki yayın hayatına veda ediyor ama bizleri müptelası yaptığı dizi South Park 19. sezonuyla hâlâ bizlerle!
My Name is Earl

Ülkemizde STV’de My Name is Earl’ün “uyarlaması” olan Hakkını Helal Et diye bir dizi yapılmışsa bunda Cnbc-e’nin ufak da olsa payı var diyebiliriz. Amerika’da bile bir türlü potansiyel izleyicisine ulaşamamış olan My Name is Earl’ü yayın akışına ekleyen Cnbc-e, dramatik ögeleri de boş olmayan komedi dizisi arayanların derdine deva olmuştu. Earl, Randy, Joy gibi başka herhangi bir dizide görmemizin epey zor olduğu karakterleri ile My Name is Earl, yabancı dizi kültürünü bizlere adeta öğreten Cnbc-e’nin unutulmaz dizilerinden biriydi.
Listeyi kısıtlamak zorunda olduğumuz için yer veremediğimiz onlarca dizi daha var tabii ki Cnbc-e’de izlediğimiz. Bu listede kesinlikle olmalı dediğiniz dizileri yorum kısmında belirtmekten çekinmeyin!
Seni asla unutmayacağız Cnbc-e 🙁

FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →