Bir Filmin Yapım Sürecini Konu Alan 10 Başarılı Film!
Sinema var olduğu sürece, filmlerin yapım aşamasını ele alan filmler vardır; ki aslında filmlerin yapım aşamasında yönetmenin ve senaristin çektiği zorluklar en önemli filmlerin hikayesini oluşturur. Hayallerindeki filmi çekmek için uzun zaman bekleyen yönetmenler, gözden düşen oyuncular, yazar tıkanması yaşayan senaristler; pek çok türün kahramanı olmayı başarmışlardır. Jean-Luc Godard’dan Werner Herzog’a; Federico Fellini’den Woody Allen’a usta sinemacıların imzasını taşıyan bir filmin yapım sürecinin konu edindiği 10 filmi derledik!
Film Yapım Sürecini Konu Alan 10 Film!
Singin’ in the Rain – 1952

Bir başka müzikalle daha karşı karşıyayız; Top Hat’in aksine daha çok bilinen Singin’ in the Rain; sessiz sinema devrinden sesli sinemaya geçiş periyodunda üç yıldız oyuncunun arasında geçen hikayeyi konu alıyor. Yıllar süren çabasının ardından sessiz sinema filmlerinin en çok sevilen, en önemli yıldızı olan Don Lockwood, bir gün hayranlarından kaçmak için bindiği arabada karşılaştığı güzeller güzeli Kathy Selden ona hiç pas vermemesi ve hatta onu arabadan atmasıyla şaşkına döner. Böyle bir davranışa alışık olmayan Don’un gurur kırılmış; ama aynı zamanda da Kathy’e karşı bir şeyler hissetmeye başlamıştır. Hollywood’u ‘rüyalar şehri’ olarak tasvir eden filmin başrollerinde Gene Kelly, Donald O’Connor ve Debbie Reynolds yer almaktadır.
Le mépris – 1963

Senarist Paul Javal, Fritz Lang’in yeni filmi için bir senaryo yazması sebebiyle işe alınır. Maddi sıkıntılar nedeniyle hayatını düzene oturtmakta zorlanan Paul, genç ve güzel karısı Camilee’i çok sevmektedir. Homeros’un Odysseia eserinden uyarlanacak olan filmin senaryosu için aldığı sipariş bir süre sonra Paul’un hayatını allak bullak eder ve karısı ile olan mutluluğu da bozulmaya başlar. Filmde Alman sinemasının büyük ismi Fritz Lang kendisini canlandırırken; Camille Javal, ismi ise Bardot’un gerçek adıdır. Godard’ın seyircilerle en fazla yakınlık kuran filmlerinden biri olarak lanse edilen Contempt; Godard’ın sinema dili üzerine özgün fikirler taşır.
8 ½ – 1963

Merakla beklenen yeni projesini gerçekleştirmeye çalışırken ‘writer’s block’ (yazar tıkanması) tarzı bir handikapla karşılaşan ünlü bir İtalyan yönetmen olan Guido Anselmi’nin yeni projesi ise biyografik ögeler de barındıran bir bilimkurgu filmidir. Ancak yönetmen bir anda vuku bulan bu durum nedeniyle sanata ve filmine duyduğu tüm ilgisini ve heyecanını kaybetmiş durumdadır. İşi üzerinde yoğunlaşmaya ve bir şekilde bitirmeye çalışan Guido, zamanla bir grup flashback ve rüyalarla anıları ve fantezileri arasında gidip, gerçeklik hissini kaybetmeye başlar. Usta yönetmen Federico Fellini’nin başyapıtları arasında yer alan film yönetmenin hayatından gerçek kesitler barındırıyor. 8 ½ , ele aldığı konu, büyüleyici atmosferi ve psikolojik derinliğiyle hem Fellini filmografisinin hem de sinema tarihinin en önemli filmlerinden biri!
Day for Night – 1973

Gün ışığında çekilmiş bazı sahnelerin özel kamera, filtre ve ışıklandırma teknikleriyle gece çekilmiş gibi görünmesinin sağlandığı işleme Day for Night denir. Fransız Yeni Dalgası’nın temsilcilerinden François Truffaut’un Day for Night’ı adını bu teknikten alır. Filmin çekim sürecini, kamera arkasındaki olayları ve çekim ekibinin sorunlarını, iç dünyalarını anlatan filmin içinde çekilen diğer film, `Je vous presente Pamela`evli bir İngiliz kadının kocasının babasına aşık oluşu ve onunla kaçışını anlatmaktadır
Stardust Memories – 1980

Woody Allen’ın kendisinden en çok iz taşıyan filmi, hatta favorisi Stardust Memories; eğlenceli bir Otto e Mezzo naziresi olarak hafızalarda kalır. Ünlü yönetmen Sandy Bates, artık halkın kendisinden istediği tarzda yüzeysel komedi filmleri çekmek istememektedir. Daha ciddi, felsefe içeren son filminin kötü eleştiriler alması üzerine ise oldukça mutsuz olan Bates, bunu üzerine eski ilişkilerini gözden geçirmeye başlar. Kendi yaşamını artık iyiden iyiye sorgulamaya başlamış olan, hayat/sanat anlayışını gözden geçirmiş ana karakteri ekseninde; Yeni Dalga filmlerine özgü özgün görüntülerle izleyici karşısına çıkıyor!
Burden of Dreams – 1982

Werner Herzog’un zihnine ve tutkularına doğru bu olağanüstü yolculuk, onun destansı filmlerinden birini gerçekleştirmek için, Peru’nun Amazon yağmur ormanlarında, üstesinden gelinmesi çok zor güçlüklerle mücadele etmesini ele alıyor. Herzog’un Amazon ormanlarına operayı getirmek isteyen azgın bir hayalperesti anlatan öyküsü, daha başlangıcından başarısızlığa mahkumdu aslında. İlk başta filmde Jason Robards’ın ve gişe garantisi sağlayacak Mick Jagger’ın rol alması planlanıyordu. Robards dizanteriye yakalanıp projeden ayrıldığında, filmin yarısının çekimi bitmişti. Jagger da üç ay bekledikten sonra, başka yükümlülüklerini yerine getirebilmek için ayrılmak zorunda kaldı. Kaos içindeki yapım süreci boyunca yerlilerle pazarlıklar hiç bitmedi, çekim mahalleri terk edildi, sakatlanmalar oldu, hava şartları nedeniyle gecikmeler ise adeta sıradanlaştı. Blank belgeselinde, çekim mekanlarının ve kamp yerinin civarından ayrılmıyor ve bazı harikûlade görüntüler yakalıyor. Sadece olup biteni kaydediyor: Kinski’nin öfke krizlerini, yerlilerin şüpheci ve genellikle tehdit edici davranışlarını ve Herzog’un isterinin kıyılarına sürüklenişini… Sanatını saplantı haline getirmiş bir sinemacının zihninin incelenmesi olarak gerçekten korkutucu olan belgesel, bizi düşlerin bedelini merak etmeye itiyor
The Player – 1992

Yine bir Hollywood’un perde arkasının irdelendiği bir kara komedi örneği olan The Player’in yönetmen koltuğunda Robert Altman oturuyor. Film yapımcısı Griffin Mill (Tim Robbins), hergün yüzlerce senaryoyu red etmektedir. fakat bir gün bir senaryo yazarından ölüm tehditleri almaya başlar. Senaryo yazarının kimliğini ortaya çıkarmaya çalışan Mill, üstüste yaptığı hatalarla rakibinin eline onun şantaj için kullanabileceği malzemeler verir.
American Movie – 1999
Chris Smith’in yönettiği, düşük bütçeli bir korku filmi yapmaya çalışan kahramanlarını “rüyalarını” tamamlamasını anlatan bir belgesel American Movie’de Mark Borchardt ile Tom Schimmels yer alıyor. ‘American Dream’in yarattığı etkiyi yalın bir dille ele alan belgesel; korku filmi Coven’i bitirmek için amcasından para isteyen Mark Borchardt’ın film yapımında geçirdiği üç yıllık süreyi anlatıyor. American Movie, Borchadt’ı dünyanın görmüş olduğu en inatçı film yapımcılarından biri olarak gösteriyor; ve bize hayalimizdeki projenin her zaman gerçekleşebilmesi için olan bitmemesi gereken umudu hatırlatıyor.

Son filmi ‘Her’ ile Oscar ödülünü evine götüren yönetmen Spike Jonze’un yönetmenliğini yaptığı, Susan Orleon’un ‘The Orchid Thief’ adlı romanından uyarlanan, senaryosunun Charlie Kaufman tarafından kaleme alındığı Adaptation’un başrollerinde iki önemli isimle karşılaşırız. Charlie-Donald Kaufman olarak izlediğimiz Nicholas Cage ile Susan Orleon olarak karşımıza çıkan Meryl Streep. Bir türlü sonlandıramadığı senaryosunu yazmaya çalışan Charlie Kaufman’ın yazamama sebeplerinin başında gelen kişi ikiz kardeşi/alter egosu Donald Kaufman’dır. Film boyunca uzun monologlarla ve Nicholas Cage’in kendisiyle yaptığı diyaloglarıyla bir senaristin, bir sanatçının iç dünyasına yolculuk yaparız. Muhteşem bir kurguyla izleyenlerin karşısına çıkan Adaptation, bir adam hakkında kitap yazan bir kadının hikayesini senaryolaştıran bir adamın karmaşık hikayesini anlatır bize. Kelimelerle bile anlatması güç, iç içe geçen bir hikayeye sahip bu filmi anlamak için izlemek en akıllıca yol gibi gözüküyor.
Hail Caesar! – 2016

Joel ve Ethan Coen‘in yazıp yönettiği Hail, Caesar!, Hollywood’un Altın Çağı’ndan sonra geçen bol yıldızlı bir komedi. Başrollerinde Josh Brolin, George Clooney, Ralph Fiennes, Tilda Swinton, Channing Tatum, Scarlett Johansson ve Jonah Hill‘in yer aldığı Hail, Caesar!, önüne ortadan kaldırması gereken birçok problem konulan bir stüdyo iş bitiricisinin hayatından bir güne odaklanıyor. Coenlerin kendilerine has mizahlarından bir örnek gördüğümüz Hail,Caesar!, ünlü film yıldızı Baird Whitlock’un kaçırılması sonrası yaşananları anlatıyor.
Kaynak: Taste of Cinema
Elif Barış
586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →
