· 7 dk okuma

Bilim-kurgu LGBTİ Bireylere Bakışımızı Değiştirebilir Mi?

Bilim-kurgu LGBTİ Bireylere Bakışımızı Değiştirebilir Mi?

Bilim-kurgu filmleri geleceğimizi oldukça şekillendiriyor, peki bilim-kurgu LGBTİ bireylere yaklaşımımız bakımından da bizlere bu cümleyi kurdurtabilir mi?

Bilim-kurgu tür olarak heteronormatif değerleri bir köşeye fırlatıp, kadın-erkek ikiliğini yok edip de, “heteroseksüellerin dünyası”nda lubunyalara yer açacak bir kudrete sahip olabilir. Hatta süreç çoktan başladı bile. İsterseniz hep beraber bilim-kurgu dünyasında kendine yer edinmiş eşcinsel karakterleri yeniden keşfedelim ve bilim-kurgu LGBTİ bireylere bakışımıza nasıl katkılarda bulunmuş izini sürelim.

Bu yazının içerisinde ayrı ayrı cinsel oryantasyon, biyolojik seks, cinsel ifade ve cinsel kimlik terimlerine denk düşecek farklı farklı örnekler yer alacak. Bunlar yeni öğrendiğimiz zamanlarda karmaşık olabilen kavramlar, o yüzden Cinselli Kurabiye İnsan‘dan yardım alabilirsiniz.

Torchwood (2006 – 2011)

Daha girişten Doctor Who ve Arrow hayranlarının dikkatini, John Barrowman’la çekelim. Galler’de geçen dizide, İngiliz devletinin uzaylılar için kurmuş olduğu Torchwood’un anlatılmayan hikayesini dinliyor ve Jack Harkness’la biraz daha vakit geçirme şansı yakalıyoruz. Buna elbette Ianto Jones ve Jack Harkness’ın büyük aşkına şahit oluşumuz da dahil. Kendileri bilim-kurgu dünyasının televizyon ayağının ilk queer çifti olarak da anılıyor. Ama Torchwood’un en ilginç yanlarından biri, Jack’in kurgu tarihinin gördüğü en büyük panseksüel olması, öyle böyle değil, adam uçana kaçana… Uçana kaçana derken şaka değil, Jack cinsiyetleri, kimlikleri geçin insanları değil şahsiyetleri seven bir karakter, haliyle kendisinin uzaylı farklı türlerle de kayda değer flörtleri oluyor (gerçekten uçan yoktu galiba, ama neden olmasın, sonuçta Jack Doctor Who evreninin en uzun ömürlü karakterlerinden biri). Bu arada John Barrowman, gerçek hayatta da evli bir eşcinsel, ve kocası da en az kendisi kadar yakışıklı.

barbarella-filmloverss

Barbarella (1968)

Dünyayı Kurtaran Kadın diye bir film çekilmiş olsa, birileri de kalkıp porno parodisini yapsa karşımıza Barbarella çıkardı herhalde. Ve bu yorumu kesinlikle olumsuz anlamda yapmıyoruz. Şaka bir yana, 1968 yapımı bu film yapıldığı yıla haksızlık etmeyip de cinsel özgürlüğün dibine vurup bol bol cinselliğin insanı nasıl da kuş gibi hafif kıldığını anlatan metaforlarla dolu. Baş kahramanımız güçlü bir kadın, ve çok absürd bir dünyada yaşıyor olmasına karşın doğal bir “güçlü kadın” imajına sahip, öyle dünyaları altüst etmiyor, tökezlediği noktalarda etrafındaki erkekler ona yardım etmek için doğalında can atıyor. Bu arada filmde niyeyse pek çok kaynakta “lezbiyen” olarak anılan ama aslında biseksüel olan Sogo’nun imparatoriçesi var (bir kadın başka bir kadından hoşlanıyor diye illa lezbiyen olacak diye bir şey yok). Ve hatta Dildano diye devrimci bir karakter var, o kadarını diyelim. Bugünün feminist algısından uzak olsa da, devrinin olduça ilersinde, kendi üslubuna ve cinsellik anlayışına sahip bir bilim-kurgu filmi Barbarella.

V For Vendetta (2006)

Filmin LGBTİ aktivistleri tarafından en eşcinsel-sever filmlerden biri olarak adlandırılmışlığı bile var. V for Vendetta muhafazakar kesimlerin, ideolojilerin ve hükümetlerin şaşırtıcı derecede eşcinsel karşıtı olmasına dair alttan alta ama sindirmesi de kolay olmayan eleştiriler sıralamış vaziyette. Homofobik bir insan V for Vendetta’yı kolay kolay sevemese gerek. Film, devrime olan bakış açımızı da tazeler nitelikte, hiç tanımadığınız görmediğiniz insanları nasıl sevebileceğinizi ve o sevgi için canınızı vermeyi dahi göze alabileceğinizi, böyle bir fedakarlık ve her alanda dayanışma için sadece umuda ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. Bu umut bazen tuvalet kağıdına yazılmış bir lezbiyenin hayat hikayesi de olabilir…

Uzun zamandır V for Vendetta’yı izlememişseniz, bir açıp izleyin deriz. Geziden sonra bambaşka bir filme dönüşmüş gibi geliyor.

Wizards vs Aliens (2012 – )

İngiliz kültürünün güzelliklerine de, Doctor Who’ya da doyamayacağız bu listede. Wizards vs Aliens, Doctor Who’ya unutulmaz güzellikler katmış Russel T Davies tarafından yaratılmış bir film. Aslında Doctor Who’ya dolaylı olarak bağlı bile denebilir, keza Doctor Who’dan çıkmış The Sarah Jane Adventures, başrol oyuncusu Elisabeth Sladen hastalanıp dizi yayından kalkmak zorunda kalınca boşluk doldurmak için ekrana konulan bir dizi Wizards vs Aliens. 2011 yılında da maalesef Elisabeth Sladen’ı kaybettik. Dizi çocuk dizisi olduğu için, ana karakterlerden birinin gay olması televizyon dünyası için önemli, keza 16-17 yaşındaki gay bir karakterin kabul görebilmesi, kendi cinselliğini keşif yolculuğunda günümüze kadar kendi eşcinselliğini kendinden saklaması gereken nesillerden farklı, kendisiyle barışık gençlerin yetişebilmesi için önemli bir temel.

Kaboom (2010)

Cannes Film Festivali’nde, ilk Queer Palmiye ödülü almış bu film, fantezi-cinsellik-cinayet üçgeninde geçiyor. Kaboom, 2010 yılında Filmekimi vesilesiyle Türkiye’yi de ziyaret etmiş bir filmdi. Yine eşcinselliği bildiğimiz klasik sinema algısından çıkartıp, bizi queer denizlere sürüklüyor film.

Born in Flames (1983)

Biz henüz bir lubunya sinemasından bahsedemeyecekken, 1983 yılında çıkmış bir film Born in Flames. 90’larda yeni yeni doğacak olan akımının niteliklerini taşıyan Born in Flames isminde bir bilim-kurgu yapıldığında, sinema izleyicisi buna ne kadar hazırdı bilinmez, ama o zamanlar daha çok “feminist” olarak tanımlanan bu film, önemli bir kırılma noktasının parçası olarak kabul görür (çoğu feminist olarak atfedilen nice şey aslında 90’ların başında Judith Butler’ın eleştirileriyle farklı bir perspektifle değerlendirilir hale geldi). Yalnızca heteronormatif değerlerin değil, erkek egemen dünyanın ve ırkçılığın karşısında da Born in Flames güçlü bir duruş sergilemiştir.

Star Trek: Deep Space Nine (1993 – 1999) / Star Trek: The Next Generation (1987 – 1994)

Bilim-kurgu deyince akla gelen ilk şeylerden biri Star Trek olduğu için, içinde barındırdığı karakterlerin çeşitliliği önemli bir referans. Star Trek: Deep Space Nine’daki Jadzia Dax (Terry Farrell) ise Star Trek evreninde yer alan en ilginç ve en kışkırtıcı karakterlerden biri olarak bu listenin unutulmazlarından. Star Trek evreninin bir başka parçası olan The Next Generation’da yer alan The Outcast bölümünde karşılaştığımız insan-robot uzaylı türünden oluşan bir gemi tayfasını da es geçmek olmaz, keza kendilerini “cinsiyetsiz” olarak tanımlıyorlardı. Bugün önemsiz bir şeymiş gibi gelse de yayınlandığı dönemin algısında kayda değer bir değişiklikti.

Codependent Lesbian Space Alien Seeks Same-filmloverss

Codependent Lesbian Space Alien Seeks Same (2011)

Zaten filmin ismi kendi kendini anlatıyor (Filmin türkçe ismi Uzaylı Lezbiyen Ruh Eşini Arıyor) ama yine de minik bir özet geçelim: Lezbiyen bir uzaylı türünün Dünya’daki maceralarını anlatan filmde, utangaç baş-karakterimiz dünyalı Jane, uzaydan geldiğini bilmediği Zoinx’e aşık olur. Bu arada hükümet de lezbiyen uzaylılarımızı takiptedir. Tamamı, kadınlarla birlikte olan kadınlardan oluşan bir uzaylı türü, normalde filmlerde kullanılan erkekler için yaratılmış lezbiyen karakterler algısından ne kadar da uzak bir durum değil mi?

Cloud Atlas (2012)

Burada saydığımız tüm filmler / diziler aslında ya kendi alanında rüştünü kanıtlamış yapımların bir adım ileri atma çabası ya da bağımsız veya deneysel olmasıyla öne çıkan yapımlar. O yüzden oyuncu kadrosu bu kadar tanınmış isimlerle dolu bir kadroya sahip Cloud Atlas’a da yer verebiliyor olmak keyfimizi yerine getiriyor. Bahsettiğimiz isimler Halle Berry, Tom Hanks ve Jim Sturgess ve daha nicesi. Film farklı yönelimler, kimlikler, oryantasyonlarla dolu. Imdb puanı 7.6, izleyeni bol ve filmde Ben Whishaw’ın Jim Broadbent’e yürümesine şahit olabiliyoruz. Daha ne olsun.

madame-vastra-and-jenny-filmloverss

Doctor Who (1963 – )

Dünyanın en uzun soluklu bilim-kurgu dizisi, her ne kadar “genel izleyici” duruşunu kaybetmese de, bunu devrinin koşullarına göre hep ilerici olarak sürdürdü. Homofobi de bu duruşun içerisinde yer alamazdı. Zaten Torchwood’u izleyenin bundan şüphesi olmaz, ve Doctor Who’ya dair anılabilecek, güçlü kadın karakterlerden tutun da, esnek cinsiyet limitlerine kadar nice şey var, ama son zamanların sevimli çifti, homo reptilius, yani insan-kertenkele, Madame Vastra ve karısı Jenny Flint üzerinde durup yolumuza devam edeceğiz, yoksa kıyıda köşede unuttuğumuz bir kahraman kalmıştır korkusuyla 50 yıllık arşiv taraması yapmaya girişeceğiz ve aylarca araştırmamız gerekecek.

The Rocky Horror Picture Show (1975)

Riff Raff (Richard O’Brien), Magenta (Patricia Quinn) ve Dr Frank N. Furter (Tim Curry) bu kült yapımda Transexuel gezegeninden geliyorlardı. Erkekler Mars’tan, kadınlar Venüs’ten geliyorsa, Trans’ların nereden geldiğini öğrenmiş oluyoruz bu durumda galiba. Lakin interseks’lerin geldiği rotasyon hala belirsiz.

Dandy Dust (1998)

LGBTİ ve queer bir liste hazırlıyoruz şurada, her şey nezih olmasa da olur değil mi? Cinsiyet normlarının ve toplum normlarının çok dışında, hatta normsuz, aramadığınız her şeyin olduğu bu 98 yapımı cyber-punk film, gerçekten çok değişik bir şeyler izleyesiniz varsa aklınıza gelebilecek türden. Saykodelik bir film olması itibariyle, ayık olmayan bir kafayla izlemeniz naçizane tavsiyemiz. Yine de Onur Haftasının teması “normal” iken dayanamayıp izleyebilirsiniz. Ya da saykodelik tarafı size çekici gelen kısımsa, önceden seçtiğimiz en iyi 15 saykodelik film listesine göz atabilirsiniz.

Prey (1981)

Bir Dandy Dust değil tabii, ama Prey’in de bir hayli ilginç kafası var. Kanibal bir uzaylı adam, lezbiyen bir çiftin evine düşerse ve kadın kıyafetleriyle gezdirilirse neler olur dersiniz? Hayalgücünün sınırları yok tabii… Korku sinemasının nadiren değişiklik gösteren konu skalasının, filmdeki detaylar sayesinde bir tık dışına çıkmayı başaran bir film Prey.

Dune (1983)

David Lynch’in Frank Herbert’ın bilim-kurgu serisinden sinemaya uyarladığı Dune’daki Kenneth McMillan tarafından canlandırılan imparator, sinema tarihinin en unutulmaz eşcinsel karakterlerinden biri. Genel kanı eğer ki filmi sevmişseniz mutlaka romanları okumanız gerektiği şeklinde, onu da not edelim.

orphan black -filmloverss

Orphan Black (2013- )

Dizide hem eşcinsel karakterler mevcut, hem de giyim kuşamlarıyla heteronormatif algıları baştan yazan Felix Dawkins gibi karakterler. Bunun dışında Orphan Black eşcinsellik dışında da bugünün etik tartışmalarında yer alan konulara değinmek durumunda kalan bir alt yapıya sahip. Güzel bir senaryoyla harmanlanmış açık fikirlilik bombardımanı için izleyiniz, izletiniz.

SGU Stargate Universe (2009 – 2011)

Agents of SHIELD’ın Agent May’i olarak tanıdığımız Ming-Na Wen, Stargate serisinin ilk LGBTİ karakterine hayat veriyor. Stargate eşcinsel temsili konusunda biraz geç kalmış olsa da, Stargate külliyatında da LGBTİ bir bireyin yer alması sevindirici.

Caprica (2009 – 2010)

Burada anmadığımız bir efsanevi bilim-kurgu serisi daha kaldı: o da Battlestar Galactica. Caprica, Battlestar Galactica’nın spin-off’u olduğundan bu açığı kapatır vaziyette. Dizide yer alan Sam Adama (Sasha Roiz) karakterinin dizideki Larry karakteriyle devam eden bir evliliği var.

Not: Bu liste BFI‘nin dosyası baz alınarak hazırlanmıştır, liste onlara yazılar bize aittir.


Hazan Özturan

Hazan Özturan

231 yazı · Galatasaray Üniversitesi'nde 7 yıl boyunca felsefe okudu. Şu sıralar toplumsal cinsiyet alanındaki yüksek lisansı gereği sinemanın doğduğu şehirde, Paris'te yaşıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →