· 7 dk okuma

Benedict Cumberbatch ‘in Beş Unutulmaz Performansı

Benedict Cumberbatch ‘in Beş Unutulmaz Performansı

Benedict Cumberbatch gönlümüzde nasıl taht kurdu : ‘The Imitation Game’ ve ‘Sherlock’tan önce 5 dönüm noktası performansı.

Benedict Cumberbatch son zamanlarda Hollywood’da fırtına gibi esmeye başladı. Ralph Fiennes’in şöhretinin ilk zamanlarını bir yana koyalım, Cumberbatch 2010 yılında BBC’nin modern Sherlock Holmes’unun ‘Sherlock’u olunca farkettik ki uzun zamandır böyle nazik ve güleryüzlü bir İngiliz beyefendisine pek denk gelemiyorduk.

Hemen ardından “Tinker Taylor Soldier Spy” ve “War Horse” ile akılda kalan rollerle karşımıza çıktı. Bir yıl sonra da Emmy adayı “Parade’s End” ile bütün kafalar ona çevrildi. Sadece iki yıl önce, “Star Trek Into Darkness”ta Trekkielerin gönlünde taht kurmuş kötü adam Khan rolü dahil olmak üzere beş tane filmde ve milyonlarca dolar değerindeki sesiyle bir çok projede yer aldı (Peter Jackson’ın‘Hobbit’ üçlemesinde, Tolkien hayranlarının biriciği ejderha  Smaug’a ses verdi daha ne olsun?). Ve de hepsi bu kadar da değil! Kendisi “Sherlock”un 3.sezonu başta olmak üzere tam 9 projeyle daha meşgul ve Marvel müptelalarının favori cerrahı ”Dr. Strange” olarak da yeni bir maceraya daha dahil olmuş durumda. Tüm bu parlak kısa özgeçmişin yanında şunu da kabul etmeliyiz ki -gözleri hayranlıkla kırpıştıralım- son zamanlarda Hollywood’a bu kadar seksi bir İngiliz uğramıyordu!

Peki ya Benedict Cumberbatch 2010 yılından önce neler yapıyordu? Televizyonda ve birçok filmde yer alırken ve henüz yeterince farkedilmemişken, aranılan bir erkek başrol olma konusunda adım adım ilerliyordu.  Bu sonbaharda dönüşünü hem “The Imitation Game”de Alan Turing olarak hem de  “The Hobbit: The Battle Of The Five Armies” teki ejderhamız Smaug’un korkusuz sesi olarak yaptı. Aktörün bu iki kutuptaki başarısı da yeteneğinin kuşkusuz en iyi göstergesi oldu: dramalardaki harika sunumlarıyla bizi mest ederken, gişe filmlerinin şaşalı dünyasında da kaybolmadı.

Cumberbatch’in yeteneğinin ne zaman ve nasıl şekillenmeye başladığını merak ettik ve biraz geriye gidip endüstrinin radarına girmesine yardımcı olan 5 önemli performansını belirleyelim dedik. Sinemaya gidip onun en iyi performanslarından birini sergilediği bay Turing olarak görmeden önce bu beş performansına da bir göz atın deriz: Benedicth’in henüz tam olarak parmakla gösterilmeyen ama yine de ‘bu adam özel bir şeyler var’ diyeceğiniz karizmatik ve yetenekli 5 hali.

“Hawking” (2004)

Rolü: Stephen Hawking

enigma-the-imitation-game-filmloverss

Neden önemli: Stephen Hawking’i oynamak bir yana, Stephen Hawking’i oynayan ilk aktör olmaya ne demeli? Tamam haklısınız, şimdilerde Eddi Redmayne “The Theory Of Everything”teki dahi kuramcı portresiyle belki tüm Oscar dedikodularının merkezinde olabilir ama parçacıkları koyan ve motor nöron hastalığıyla boğuşurken bir yandan da zamanının başlangıcını araştıran ilk adam, Redmayne’ nin de yakın dostu Benedict Cumberbatch’tı. Eğer Cumberbatch’ın kariyerinde iz süreceksek, en önemli erken dönem performansı olarak bunu almamız gerektiği apaçık ortada. 2004 öncesindeyse en büyük rolü  TV’de yayınlanan “Fortysomething” teki Rory Slippery’di. Sonra BBC Two production bizlere Stephen Hawking’in hayatını ve çalışmalarını anlatan bu yapımı sundu ve bugün tanıdığımız -bayıldığımız- Cumberbatch büyük çıkışını yapmaya böylelikle yavaş yavaş başlamış oldu. Bu hamle kritikler açısından da büyük bir başarıydı, aktör BAFTA TV ödülüne aday oldu ancak daha katedeceği uzun bir yol vardı; ve biraz ironiktir ki Redmayne’nin bu seneki portresi  Cumberbatch’ın önceki performansını da daha popüler yaptı.

“To the Ends of the Earth” (2005)

Rolü: Edmund Talbot

benedictcumber-Filmloverss

Neden önemli: Aslında 2 neden var. İlk defa Cumberbatch TV mini series kategorisinde başrolü göğüslemiş oldu, daha önceki pek de göze çarpmayan  dönem projelerindeki performanslarını dışarıda tutarsak (“To Kill A King” ve “Dunkirk”), “To the Ends of the Earth” ile ilk defa dünya alem Cumberbatch’in rahatlıkla bir dönem projesine uyum sağlayabildiğini görmüş oldu.

Bu yapım aynı isimle William Golding’in üçlemesinin bir uyarlaması, “Rites of Passage,” “Close Quarters” ve “Fire Down Below” olmak üzere üç bölümden oluşuyor ve 19. yüzyılın başlarında geçiyor. Edmund Talbot tarafından hikayeleştirilen bu yapım, Avustralya’ya yapılan bir İngiliz seyahatini anlatıyor ve geminin içindeki genç aristokratlardan biri olan Cumberbatch kadife ve pürüzsüz vokal yeteneklerini sergilemek ve izleyicilerin dikkatini çekmek için en büyük şansını yakalamış oluyor.

Yapım notlarında, yönetmen David Atwood onu rol için neden ideal bulduğunu şöyle anlatmış:  ”.. çünkü bizim aristokrat olabileceğine inanılacak derecede genç birine ihtiyacımız vardı.. neredeyse bir parçada sevilmeyen türden… ekranı 4,5 saat elinde tutabilecek…korkunç derecede gülünç bir zamanlaması olan..”

“Atonement” (2007)

Rolü: Paul Marshall

benedictcumberbatch-Filmloverss

Neden önemli: Çünkü tüyler ürpertici bir adamı muhteşem bir şekilde oynuyor. Evet, Atwood’un Cumberbatch hakkında dediği şey tam olarak bu. Bu bir miktar sevilmeyenlik  Joe Wright’ın Oscar adayı “Atonement”ında  oldukça iyi değerlendirilmiş. Korkunç derecede kibirli aile dostu, çikolata fabrikası sahibi ve aslında ( “Atonement”ı henüz izlememiş olanlar için spoiler içerir) Briony (Saoirse Ronan)’nin 15 yaşındaki kuzeniyle beraber yakaladığı gerçek canavar: Paul Marshall! Bu rol hikayedeki diğer karakterlere oranla aslında çok daha mütevazi, ama yine de can alıcı. Film daha çok, aynı zamanda Benedict’in ‘Imitation Game’de rol arkadaşı olan, Keira Knightley’nin sıçrama tahtası olarak  görülüyor. Genç ve yetenekli Ronan’a en iyi yardımcı kadın oyuncu kategorisinde Oscar adaylığı getirdiğini ve filmin böyle hatırlandığını da unutmayalım. Ama yine de biz, Cumberbatch’in anahtar rollerinden biri olduğunu düşünüyoruz; çünkü  Atonement onun etkileyici bir biçimde pahalıya mal olan büyük bir yapımın arka planına pürüssüzce uyum sağlayabildiğini gösteriyor. Benedict bunu yakın zamanda yine yaptı; “12 Years A Slave” ve “August: Osage County” fimlerinde küçük ama can alıcı yan rollerde yer aldı. Kimseyi gölgede bırakmadı, ve hatta tam tersi gerçek bir bukalemun gibi materyalin bütüne uyum sağladı.

Cumberbatch’in baştan çıkarıcılığından konuşurken değinmemiz gereken esas noktalardan biri de bu zaten: küçük mütevazi bir yan rolde de gösterişli bir başrolü canlandırırkenki kadar iyi. Hatta duyduk ki “Sherlock”un yaratıcıları Steven Moffat ve Mark Gatiss Cumberbatch’ın bu performansından çok etkilenmişler de peşine düşmeye karar vermişler. E, elinden her iş gelir!

“The Last Enemy” (2008)

Rolü: Stephan Ezard

thelastenemy- Filmloverssjpg

Neden önemli: Tamam Moffat ve Gattis’in onu “Atonement”taki rolü ile gözlerine kestirdiklerini biliyoruz ama eğer ona ”Sherlock Holmes”taki rolü teklif etmeye karar verirken daha fazla kanıta ihtiyaç duymuş olsalardı, bu Stephen Ezard performansı olurdu!

Listemizde sondan bir önceki performansa geldik ancak şimdiden -her şey bir yana- tüm bu saydığımız roller, Cumberbatch’ın nasıl becerikli ve çok yönlü bir aktör olduğunun ve ekstensif aralığının neredeyse görünmez -kaynaştırma yetenekleri sağolsun- olduğunun kanıtı.

Fakat her zaman aynı rolleri canlandırma tehdidi en becerikli aktörlerin bile gözünü korkutmuştur. E malum içe dönük-köşesine çekilmiş-dahi rolü  Cumberbatch’ın ekmek parası ve 5 bölümlük BBC draması “The Last Enemy” de yerinde bir örnek. Çok da uzak olmayan Orwell tarzı bir gelecekte geçen “The Last Enemy ” hükümetin örtbas etmelerinin, inzivaya çekilmiş matematik dahisi Stephan Ezard’ın gözünden anlatıldığı bir politik gerilim. Yalnız bir saniye, aslında bu Alan Turing değil mi? dediğinizi duyar gibiyiz. Evet doğrudur, ve ekleyelim Cumberbatch’ın saniyede 20 kelime edebilen ve bundan daha da hızlı bir sürede düşüncelerini yönlendirmeyi becerebilen parlak zekaların portresini çıkarmaktaki olağanüstü hüneri gerçek anlamda ve ilk kez “The Last Enemy”de görülüyor.

Aslında, Ezard Hawking’ten, Sherlock’tan, Assange’den ve Turing’den farklı, bu sefer Benedict tamamiyle orijinal, hayal ürünü, kreasyon. Omuzlarında tarihin ağırlığı olmaksızın ya da daha önceki materyalleri düşünmek zorunda olmadan, genç bon vivant bu ‘her zaman verilen’ türden rolü tamamen kendisine ait hale getirme fırsatına kavuşuyor.

“Small Island” (2009)

Rolü: Bernard Bligh

ıslandbenedict-Filmloverss

Neden önemli: Aralık 2009’da “Small Island” çıktığında, “Sherlock”un pilot bölümü çoktan çekilmiş ve Cumberbatch’ın çok hızlı ve göz kamaştırıcı çıkışı bir süreliğine daha sahne arkasında kalmıştı. İzleyici 2010’a kadar Sherlock Holmes’la alakalı bu yaygaranın ne olduğunu göremeyecekti. Yine de, aktörün bu zamana kadar hala isim yapamadığını söylemek çok da yanlış olmaz. Fakat yine de, BBC’ nin Andrea Levy romanından uyarladığı ”Small Island”ı görenler için tüm işaretler aynı yönü gösteriyordu.

Queenie (Ruth Wilson) ile evlenen varlıklı ve garip genç adam Bernard Bligh’ı canlandıran aktör, 2. Dünya Savaşı’na katılmakla yükümlü hissediyor ve döndüğünde şartların nasıl değiştiğini görüyordu. Bu rolle kariyerindeki büyük çıkışın eşiğine gelmiş oldu. Bu performansı Cumberbatch CV’si için çok önemli çünkü bu yapıma kadar canlandırdığı karakterler arasında ilk defa bu kez seyirci çok daha büyük işlerin ufukta olduğunu anlayamaya başladı. Rol, güvensizlik problemleri, cinsel iktidarsızlık ve PTSD ile boğuşan bir adamın, karısının ihtiyaç duyduğu adam olamayacağını anladığı, oldukça derin ve duygu yüklü geri dönüşünü anlatıyor. Bernard Bligh karakteri bu sevilmeyen adam faktörüne sadece bir değil birkaç fazla yönden dokunuyor (her şey bir yana, ırkçı bir adam söz konusu) ama ancak Cumberbatch gibi biri bu zayıf karakteri böylesine sempatik hale getirebilirdi değil mi?

Gizem Esen

Gizem Esen

3 yazı

Yazarın diğer yazılarını gör →