· 5 dk okuma

Beklenmedik Bir Şekilde Mutlu Edebilen 10 Muazzam Film!

Beklenmedik Bir Şekilde Mutlu Edebilen 10 Muazzam Film!

Gülmenin zor geldiği anlar içerisinde insan ne yapması gerektiğini bilmeden bir şekilde bulunduğu ortama ayak uydurmaya çabalar. İçerisinin kendisini yaktığı insan hiçbir zaman belki de tam olarak birine kendi içinde kopan fırtınaları dile getiremez. Ancak bununla beraber yaklaşık altı milyar gibi bir zamanlık evrenin bir noktasında bulunan insanlar neye üzüldüğünü de tam olarak bilemeyen bir canlı olarak kendi aklıyla övünmeyi başarır. Bu övünmenin ve fırtınaların arasında insanın aklı her zaman karışıktır ve ne hissettiğini bilmeden bir şeylere isimler takmış bu isimler çevresinde kendini tanımlamaya çabalar. Mutludur, hayır üzgündür, belki kırgındır bazen de gergindir ama genel olarak iyidir, iyi olmaya çabalamaktadır. Fakat öyle bir an gelir ki denizlerin içinde kabaran dalgaların hırçınlığında insanın içerisinde diğer insan çığlıklar atmaya başlar. Bir şeyler eksiktir, bir kişi eksiktir, bir durum eksiktir, eksiklik eksiktir. Bu çırpınış içerisinde denizden koparılmış balık gibi yerde kendi kendine dövünen insan belki yukarıdan biri tarafından izlense bile yalnızdır ve bu yalnızlığı içerisinde yapması gerekenlerin bilincinde her şeyin bir illüzyon olduğunun türküsünü tutturur. Bu karmaşa içerisinde nefes alamaz, gülemez, mutlu olamaz ama ağlayamaz da, konuşamaz da susamaz da. İnsan dediğimiz böyle gider gelir işte. Her daim içinde bir hüzün, bir burukluk taşısa da bazen bu yansır ay ışığı gibi bazen de içeride kalarak yavaş yavaş devleşir. Eğer siz de bugünlerde böyle bir haldeyseniz, kısaca ağlamak istiyor ağlayamıyor, bağırmak istiyor bağıramıyor ama ne olursa olsun bir neden bulamadan mutsuz hissediyor, yürümek için birinin ayaklarınıza söz geçirmesini bekliyorsanız sizin için 10 filmi derledim. Bu 10 film sizi belki kahkahalara boğmayacak moralinizi düzeltmek için ya da aşkı size kanıtlayıp sonsuz mutlu olan insanların perili dünyasında üzerinize sim dökmeyecek ancak ne olursa olsun, sonu acı olsa bile sizin içinizde tarif edemediğiniz bir mutluluk hissi yaratacak ve dudağınızın kenarında içten bir gülümse oluşturacak -bir saniyeliğine bile olsa. Karşınızda sizi bir yerden yakalayan ve mutlu edebilen 10 muazzam film!

Beklenmedik Bir Şekilde Mutlu Edebilen 10 Muazzam Film!

Singin’ in the Rain (1952)

singin-in-rain-filmloverss

Gene Kelly ve Stanley Donen tarafından yönetmenliği yapılan tüm zamanların en iyi müzikallerinden biri olarak benimsenmiş olan Singin’ in the Rain’in başrollerinde izleyici karşısına tekrar Gene Kelly ve ona eşlik edenler arasında Donald O’Connor ve Debbie Reynolds çıkar. Filmde üç kişinin Hollywood perspektifi yansıtılırken bu yansıtmanın paralel olgularında sinemanın sessiz filmden sesli döneme geçişi anlatılır. Üç karakterin gamsız bir hayat anlayışı içerisinde olması insana biraz da olsa mutluluk ve cesaret aşılar.

Ferris Bueller’s Day Off (1986)

ferris-fuellers-day-off-filmloverss

John Hughes tarafından yazılan ve yönetilen film Ferris Bueller’s Day Off filminin başrollerinde izleyici ile Matthew Broderick, Alan Ruck, Mia Sara, Jeffrey Jones ve Jennifer Grey buluşur. Filmde Broderick tarafından canlandırılan Ferris okula gitmemek için hasta numarası yapan bir gençtir ve yine böyle günlerden birinde sevgilisi ve en yakın arkadaşı ile okuldan uzak, ailelerden uzak bir gün geçirirler. İzleyici olarak ise bu gün size mutluluk vermesinin yanında genç olmanın ve sınırsız olmanın tadını verecektir.

Arizona Dream (1992)

arizona-dream-filmloverss

Emir Kusturica’nın David Atkins ile senaryosunu kaleme aldığı ve Kusturica’nın yönetmenliğini yaptığı film Arizona Dream filminin başrollerinde Johnny Depp, Jerry Lewis, Faye Dunaway ve Lili Taylor vardır. Yönetmenin ilk İngilizce filmi olan Arizona Dream’de Axel New York’ta yaşayan ve balık sayan bir adamdır. Leo amcasının onu eve, Arizona’ya çağırmasıyla beraber Axel amcasının iki isteğini gerçekleştirmek için Arizona’ya gelir ancak burada rüyalar ve gerçekler birbirine karışır ve izleyici uçmayı bu film ile öğrenir.

Four Weddings and a Funeral (1994)

four-weddings-and-a-funeral-filmloverss

Mike Newell imzalı Four Weddings and a Funeral’ın oyuncu kadrosunda Hugh Grant, Andie MacDowell, Simon Callow ve Mike Newell yer alır. Filmde aklında evlilik düşüncesi olmayan Charles ile karşılaşırız. Charles hayatını bağlanmadan geçirirken bir gün bir düğünde Carrie ile karşılaşır ve hayatının aşkını görmüş olur. Ancak ikisi de birbirlerine olan duygularını dile getirmez ve bu iki ruh ikizi dört düğünde ve bir cenazede karşılaşırlar. Bu karşılaşmalar ile izleyici tesadüfün bilinmezliğiyle umudu hisseder.

The Object of My Affection (1998)

object-of-my-affection-filmloverss

Nicholas Hytner imzalı filmin başrollerinde daha sonra yolları unutamayanlar için Friends dizisinde kesişecek olan Paul Rudd ve Jennifer Aniston yer alır. Filmde George erkek arkadaşı tarafından aldatıldığını öğrendiği anda evi terk eder ve daha yeni tanışmış olduğu Nina ile yaşamaya başlar. Nina’nın istemediği ilişkisi devam ederken aynı evde yaşamaya başlayan bu iki kişi arasında tüm duvarların yıkıldığı bir ilişki başlar. The Object of My Affection ile insanın içerisinde bir ateş yanar, hayatta iki olma ateşi.

Little Miss Sunshine (2006)

little-miss-sunshine-filmloverss

Jonathan Dayton ve Valerie Faris imzalı Amerikan bağımsız yapımı Little Miss Sunshine bir ailenin nasıl aile olduğunu gösterirken dışarıdan gözüken sınırların içeriden bakılınca nasıl değiştiğini izleyiciye aktarıyor. Hoover ailesi çekişmelerin ve anlaşmazlıkların devam ettiği sürede küçük kızın bir güzellik yarışmasına girmek istemesi üzerine eski bir minibüs ile ülkenin diğer ucuna seyahate çıkarlar. Bu seyahat ile çatışmaların içerisinde sakinliği ve aile olmayı bulurlar ve bu duygular izleyiciye doğrudan geçer.

I rymden finns inga känslor – Simple Simon (2010)

simple simon

Andreas Öhman imzalı film I rymden finns inga känslor’ın başrollerinde Bill Skarsgård, Sofie Hamilton, Susanne Thorson ve Martin Wallström yer alır. Film iki erkek kardeş Sam ve Simon’ın hikayesidir. Ancak Simon düzen içerisinde yaşamak gibi bir takıntısı olan kardeştir. Ona hep destek olan Sam bir gün sevgilisinde ayrılınca Simon ona yardım etmek ister ancak her gün ve her saat ne yapması belli olan biri için bu yardım kolay olacak bir iş değildir. Ancak Simon’ın uğraşı izleyici için bir yaşam teşviki gibidir.

Mine vaganti – Loose Cannons (2010)

mine-vaganti-filmloverss

Ferzan Özpetek’in 2010 yapımı filmi Mine vaganti, Türkiye’de bilinen ismiyle Serseri Mayınlar, bir ailenin duvarları içerisinde geçen hikayesinin duvarlarının zamansal olmayan bir düzlemde yıkılmasının filmidir. Tommaso Roma’dan ailesinin yanına döner ve eşcinsel kimliğini ailesine açıklamak ister ancak abisi bunu kendisinden önce yapar. Bu ters köşe ile Tommaso kendini ummadığı bir durumda bulur. Bu hikaye yanında ilerleyen birçok aşkın hikayesi izleyici için hem göz yaşının hem de gülümsemenin kaynağı olur.

Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013)

sen-aydınlatırsın-geceyi-filmloverss-1

Onur Ünlü tarafından yazılmış ve yönetilmiş olan Sen Aydınlatırsın Geceyi siyah beyaz bir dünya tasviri içerisinde herkesin özel gücü olduğu ama bu özel güçlerin hiçbir öneminin olmadığı ve normalleştirilmiş bir hikayenin içerisinde geçiyor. Filmin başrollerinde gördüğümüz Ali Atay, Demet Evgar ve Ahmet Mümtaz Taylan ve birçok ünlü oyuncu ile izleyici bu fantastik ama bir o kadar da samimi ve gerçek dünyaya giriyor; bu dünyada umut ile umutsuzluğu ve aşkı görüp tarifsiz bir duygu-mutluluk yaşıyor.

What We Do in the Shadows (2014)

what-we-do-in-the-shadows-filmloverss

Jemaine Clement ve Taika Waititi tarafından yazılmış, yönetilmiş ve başrollerindeki karakterlere hayat verilmiş olan film What We Do in the Shadows vampirler hakkında yapılmış olan bir belgeseldir. Bu belgeseli çekenler boyunlarına haç taktıkları için vampirler ile yakınlaşabilmektedir ve vampirlerin hayatlarını kamera ile belgelemektedir. Bu belgesel içerisinde yaşananlar ile izleyici bir an için fantezi ürünü olan vampir dünyası içerisine girer ve samimi olan her şeyin etkisiyle dünyadan bir süre kopar.


Osman Karakülah

Osman Karakülah

290 yazı · Osman çocuğun ölüm ile imtihanı 92 yılının mayıs ayında Antalya'da başladı. Sonuçta doğduğu anda ölümle son bulacak bir geri sayım saatinin düğmesine basılmıştı. Fakat altı yaşında bir gün ablası sevgilisi ile yalnız kalmak için onu tek başına sinema salonunda bırakınca bu çocuğun hayatı değişti. O an ölümden nasıl kaçacağını öğrendi ve sinemaya olan aşkı başladı. O şu an akademik kariyeriyle cebelleşirken ve hala ölümden korkarken ölümsüzlüğü, aşkı ve huzuru sinemada buluyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →