Beden ve Maskeleri: Helena Bonham Carter
Yer aldığı her yapımda performansından ödün vermeden karşımıza bin bir biçimde çıkabilen Helena Bonham Carter’ın kendine büyük bir hayran kitlesi yarattığı bir gerçek. Onu böylesine büyük bir oyuncu yapan girdiği her rolün altından kalkmasından öte canlandırdığı karakterleri ikonlaştırmasında gizli.
The Wings of The Dove (1997) – Kate Croy
Helena Bonham Carter kariyeri boyunca birçok adaptasyonda yer aldı; onu dünyaya tanıtan ve En İyi Aktris dalında Oscar adaylığı da getiren film The Wings of The Dove. Henry James uyarlamasında Bonham Carter babasının pasifliği ve teyzesinin otoritesi arasında aşkını yaşamaya çabalayan, sevdiği adamla beraber olabilmek için onu en yakın arkadaşıyla beraberliğe sürükleyen bir kadın. The Wings of The Dove Londra ve Venedik’in görsel güzelliğiyle Helena Bonham Carter’ın övgü dolu performansını bir araya getiren muazzam bir film.
Fight Club (1999) – Marla Singer
Helena Bonham Carter’ın kariyerine yön veren yegâne film diyebiliriz Fight Club için. Önceden yer aldığı filmlerin çoğunda dönem filmi ve dram ağırlıklı bir çizgi izlerken Bonham Carter Marla Singer gibi bir karaktere hayat vererek ‘tek-tür aktristi’ olmadığını kanıtladı. Sıradanlığı ters düz etmiş Marla, şiddetin kültleştiği bir erkek dünyasında var olmaya çabalayan farklı ve tek kadın. Ve Marla izleyen herkesi kendine hayran bırakan biri. O, sigarasından çektiği her nefesle seyircinin içine işlemeyi başarabilmiş bir Helena Bonham Carter başyapıtı.
Sweeney Todd (2007) – Mrs. Lovett
Helena Bonham Carter’ı Tim Burton filmlerinden soyut düşünmek neredeyse olanaksız. Tim Burton, tarzına sadık kalarak çektiği her filmde kendi türüne yenilik getirmeyi başarabilen bir yönetmen. Benzer durum Bonham Carter’ın performansları için de geçerli olunca Burton’ın vazgeçilmez oyuncularından biri olması çok normal. Helena Bonham Carter’ın herhangi bir Burton filmi uyarlaması bu yazıya dahil edilebilir fakat seslendirmeden öteye giden Sweeney Todd’un yeri ayrıdır. Burton ve Johnny Depp’le önceden çalışan –ki sonrasında da devam da eden– Bonham Carter’ın zaten yönetmenine ve rol arkadaşına aşina olması filmde Todd ve Mrs. Lovett’ın uyumundan da anlaşılıyor. Mrs. Lovett ‘ın ‘caniliği’ empatiyle açıklanabilecek biri. Bunu perdede ortaya koyabilen de Bonham Carter’ın ta kendisi.
Harry Potter Serisi (2007-2011)– Bellatrix Lestrange
Harry Potter’ın sinema yolculuğu, özü yani kitap olduğu gibi efsanevi oyuncu kadrosuydu. Bellatrix Lestrange rolüyle beşinci filmde yapıma dahil olan Helena Bonham Carter çizdiği portre ile kitabın karakter betimlemesini bir üst seviyeye taşıdı. Zümrüdüanka Yoldaşlığı dildeki olgunluğu, karanlık atmosferi ile serinin en iyi kitabı. Uyarlaması ise filmlerden en kötüsü. Zayıf uyarlamanın her şeye rağmen izlenebilir kıvamda olmasında başarılı oyunculukların etkisi yadsınamaz. Bellatrix’le seriye yeni bir soluk getiren Helena Bonham Carter’ın sonraki filmlerde de performansı şahaneydi; bu yüzden de aklımıza Bellatrix olarak kazındı. Sirius’un ardından attığı kahkahaları hangimiz unutabildik ki?
King’s Speech (2010) – Kraliçe Elizabeth
Başka bir dönem yapımı ve başka bir Helena Bonham Carter. 2010 Oscar’larında adından en çok söz ettiren filmin başarısının anahtarı oyuncu kadrosunda yatıyor. King’s Speech İkinci Dünya Savaşı öncesinde çalkalanan İngiltere’ye ve sarayın içine ışık tutuyor. Bugünkü Kraliçe Elizabeth’in annesi rolüyle karşımıza çıkan Helena Bonham Carter performansıyla En İyi Yardımcı Aktris kategorisinde Oscar aday olduğu gibi BAFTA’yı aldığını unutmamak gerek.
Alice in Wonderland (2010) – Red Queen
Alice Harikalar Diyarında’nın Tim Burton tarafından yeniden uyarlaması birçoğumuzun merakla beklediği bir yapımdı nitekim hepimizin çocukluğundan kalan hikâye alıştığımız Burton-Depp-Bonham Carter üçlüsüyle birleşti. Filmin eleştirilecek noktaları olsa da oyunculuklara dil uzatamayız; özellikle Kırmızı Kraliçe’ye. Helena Bonham Carter’ı diğer oyunculardan bir adım öne çıkaran ise fiziksel benliğiyle animasyonun birleşimini yakalamış olması. Karakteri ve yüzü dijital ortamda son halini alsa da oyunculuğunu gölgede bırakmayarak yine harika bir karakter yaratmayı başarabilmiş.
Suffragette (2015) – Edith Ellyn
Geçen yıl vizyona giren film İngiltere’de kadınların oy hakkı mücadelesini anlatan başarılı bir yapımdı. Bir kadın olarak haklarının peşinden koşmasından öte aktris için Diren’in başka bir önemi var. Bonham Carter’ın büyük-büyükbabası Herbert Henry Asquith hareketin en şiddetli olduğu yıllarda İngiltere başbakanıydı ve kadınların oy kullanmasına en başından beri karşıydı. Kısaca, Diren’in kadrosunda yer alarak büyük-büyükbabasına başkaldıran başarılı oyuncu hem kadınlık haklarını savunuyor hem de ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor; bunu performansında görmemek elde değil.
Filmin detaylı eleştirisini okumak için tıklayınız.
Oğulcan Kutluğ Kocabaş
31 yazı · 92 yılının karlı bir kış gününde Ankara ayazına tepki olarak doğdu. Televizyondaki gri tavşanın ‘Naber cınım?’ diye sormasıyla başlayan tutkusunu devasa sinema perdesinde tanıdığı ormanlar kralıyla, karıncalarla pekiştirdi. Okumayı öğrenince bir gözünü kitaplara çevirdi ama diğer gözü her zaman sinemadaydı. Kitaplar ve filmlerle tanımadığı insanların yaşamına girdi, onlara güldü, onlarla üzüldü daha da önemlisi onları anlamaya çalıştı. Bir baktı ki karşılaştığı herkes ona hayatlarından birer sekans sunuyor; o ise izliyor, dinliyor, öncesini sonrasını kurguluyor. MEB eğitiminden paçayı kurtarmasıyla perdenin içine girebilmek adına Bilkent İletişim ve Tasarım bölümüne başladı, birincilikle bitirdi. Şuan hala okuyor, izliyor, kağıda döküyor; vazgeçecek gibi de gözükmüyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →






